Kıbrıs’ta Çözüm Arayışı
31.07.2026 - 12:46 | Son Güncellenme: 04.08.2026 - 14:01
Yarım asrı aşan Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in 27-29 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirdiği Kıbrıs ziyaretiyle yeniden uluslararası gündemin merkezine taşındı. Guterres’in Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman ve Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis ile yaptığı görüşmelerin ardından yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı düzenlenebileceği açıklandı.
Guterres, iki tarafın yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın yeni bir toplantı fikrine onay verdiğini belirtirken, bu görüşmenin yeterli hazırlık yapılmadan gerçekleştirilmeyeceğini vurguladı. BM Genel Sekreteri’nin “Sonuçsuz kalan başka bir 5+1 toplantısı istemiyorum” sözleri, mevcut girişimin yalnızca diplomatik temas üretmek yerine somut sonuç alma amacı taşıdığını gösteriyor.
“Başarılı Bir 5+1 İstiyorum”
5+1 formatı; Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderlikleri, üç garantör ülke ve Birleşmiş Milletler’i aynı masa etrafında topluyor. Ancak daha önce gerçekleştirilen genişletilmiş toplantılardan kapsamlı bir çözüm süreci çıkmadı. Bu nedenle Guterres, yeni toplantının öncesinde güven artırıcı önlemler, müzakerelerin yöntemi ve görüşmelerin esasına ilişkin hazırlık yapılmasını istiyor.
Gözden Kaçmasın
Bu yaklaşım, taraflara somut çözümler üretmek konusunda önemli bir sorumluluk verildiğini öne çıkarıyor. Kıbrıs Türk tarafı, görüşmelerin takvime bağlanmasını, sonuç odaklı yürütülmesini ve başarısız olması hâlinde sürecin nasıl sona ereceğinin önceden belirlenmesini savunuyor. Kıbrıs Rum tarafı ise müzakerelerin 2017’de sona eren Crans-Montana sürecinde kalınan noktadan devam etmesini ve önceki yakınlaşmaların korunmasını talep ediyor.
Dolayısıyla taraflar yeni bir toplantıya karşı çıkmasa da toplantının hangi zeminde gerçekleştirileceği konusunda henüz tam bir ortaklık bulunmuyor.

Toplantıdan bir çözüm çıkacak mı?
Kıbrıs sorunundaki asıl uyuşmazlık, yalnızca görüşme takvimiyle sınırlı değil. Taraflar gelecekte kurulabilecek çözümün niteliği konusunda farklı yaklaşımlara sahip.
Birleşmiş Milletler’in mevcut parametreleri, siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu ve iki bölgeli federal bir çözümü temel alıyor. Türkiye, uzun yıllardır denenen federasyon modelinin tükendiğini savunarak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayalı iki devletli bir çözümü destekliyor. Rum tarafı ise federal çözüm çerçevesinden uzaklaşılmasına karşı çıkıyor.
Bu nedenle yeni bir 5+1 toplantısının yapılması, tarafların çözüm modeli üzerinde anlaştığı anlamına gelmiyor. Toplantının amacı öncelikle taraflar arasında ortak bir müzakere zemini bulunup bulunmadığını belirlemek olacak.
Güven artırıcı önlemlerin alınması talep edildi
Guterres’in açıklamalarında en fazla öne çıkan başlıklardan biri güven artırıcı önlemler oldu. BM Genel Sekreteri, iki liderden Kıbrıslıların günlük yaşamına doğrudan katkı sunacak adımlar geliştirmelerini istedi.
Yeni geçiş noktalarının açılması, teknik komitelerin daha etkin çalışması, kayıp şahıslar konusundaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki toplum arasındaki ekonomik ve sosyal temasların artırılması olası önlemler arasında değerlendiriliyor.
Bu adımlar kapsamlı çözümün yerini tutmasa da tarafların iş birliği yapabilme kapasitesini gösterecek. Aynı zamanda olası bir müzakere sürecinin başarısı açısından siyasi güven ortamının oluşmasına katkı sağlayacak.

Guterres’in ziyareti neden önemli?
Guterres’in ziyareti, bir BM Genel Sekreteri’nin 16 yıl aradan sonra Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Bölgedeki savaşlar, enerji güvenliği sorunları ve artan jeopolitik gerilimler, Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün yalnızca ada açısından değil, Doğu Akdeniz’in istikrarı bakımından da önemli hâle gelmesine neden oluyor.
Ancak ziyaretin ardından somut bir çözüm planı veya takvim açıklanmadı. Ortaya çıkan en önemli sonuç, tarafların yeni bir toplantı ihtimalini reddetmemesi oldu.
Bu doğrultuda Kıbrıs sorununda yeni bir dönemin başladığını söylemek için henüz erken. Buna karşın Guterres’in girişimi, uzun süredir devam eden siyasi tıkanıklığın aşılması için kontrollü ve şartlara bağlı yeni bir diplomatik sürecin kapısını aralıyor.