İsrail’in Nili Birimi: Gazze’de Direnişçilere Yönelik Suikastlar Sürüyor

Ateşkesin birinci yılı yaklaşırken işgal rejimi, 7 Ekim sonrası kurulan Nili birimi aracılığıyla direniş mensuplarını izlemeye ve hedef almaya devam ediyor; suikast operasyonları ise kesintisiz sürüyor.
İsrail’in Nili Birimi Gazze’de Direnişçilere Yönelik Suikastlar Sürüyor

26.09.2026 - 14:40  |  Son Güncellenme:  26.09.2026 - 15:07

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının birinci yıl dönümüne yaklaşılmasına rağmen, İsrail’in Filistinli direniş kadrolarına yönelik suikast operasyonları kesintisiz devam ediyor.

15 Ocak 2025 tarihli Gazze ateşkes anlaşmasının metni hâlâ yürürlükte olsa da, sahadaki gerçeklik bambaşka bir tablo çiziyor. İsrail’in “Nili” birimi, çalışmalarında 7 Ekim 2023’te başlayan “Aksa Tufanı” operasyonuyla birlikte yayımlanan fotoğraf ve video kayıtlarından derlenen bilgi yığınına dayanıyor. Buna ek olarak, İsrail kuvvetlerinin Gazze Şeridi içindeki kara harekâtları sırasında topladığı istihbarat da bu havuza ekleniyor. Bu çalışmalar, başta Hamas’ın askeri kanadı olmak üzere önde gelen Filistinli liderler ve şahsiyetlere ilişkin çok sayıda bilginin ortaya çıkarılmasını sağladı.

Son dönemde işgal rejimi, direniş savaşçılarına ve sahadaki komutanlara yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bunun gerekçesi olarak da hedef alınan kişilerin büyük çoğunluğunun 7 Ekim saldırısına karıştığı ileri sürülüyor. Filistinli örgütlerin kabul ettiğini açıkladığı ikinci aşama anlaşması görüşülürken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu suikast operasyonlarının durdurulmasını kabul etmeyi reddetti. İşgal rejimi, direniş savaşçılarını takip etme işinde Nili birimine dayanıyor; bu birim sürekli olarak bilgi güncellemesi yapıyor, istihbaratı analiz ediyor ve direniş mensuplarına dair güncel liste ve dosyalar oluşturuyor. Bunun izleri, İsrail medyasında zaman zaman sızdırılan bilgilerde de görülebiliyor.

Nili Birimi Direniş Kadrolarını Takip Ediyor

İşgal rejiminin günlük bombardıman operasyonlarını sürdürmesine karşın, Filistin direnişinin askeri kanatları kadrolarına yönelik suikastları kamuoyuna açıklamıyor. 2023’teki soykırım savaşının başından bu yana aynı politikayı izlemeye devam ediyorlar. Buna karşın, açıklanan bazı isimler ve suikast vakaları, hedef alınan direniş mensuplarının ve şehitlerin aileleri aracılığıyla gün yüzüne çıkıyor.

İsrail’in direnişin sahadaki komutanlarını ve kadrolarını takip ve tespit etme politikası, Gazze kentinden Binbaşı Main el-Arabid’in kaçırılmasıyla eş zamanlı yürütülüyor. Bu operasyon, İsrailli istihbarat servisi Şin Bet tarafından işbirlikçi milislerin katılımıyla gerçekleştirilen özel bir eylemdi.

Bu operasyonu bir başka girişim izledi. İşgalle işbirliği yapan milisler, geçtiğimiz cuma sabahı Han Yunus kentinde İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı Kudüs Seriyyelerinin sahadaki kadrolarından birini kaçırmaya teşebbüs etti. Bu son iki girişim, direniş kadrolarına yönelik bombardıman ve suikastların sürmesiyle birlikte, Gazze Şeridi’ndeki yeni güvenlik çatışması halini ve yalnızca intifada dönemlerinde görülen “takip edilenler ve avlananlar” olgusunun geri dönüşünü yansıtıyor.

Helse: Suikastlar İntikam ve Hesap Kapatma Politikasının Devamı

İsrail konusunda araştırmacı Muhammed Helse, suikastlarla ilgilenen İsrail’in Nili biriminin isim ve şekil bakımından yeni ve 7 Ekim 2023 sonrası bağlamlarla ilişkili olmasına rağmen, özünde İsrail’in Filistinli rakiplerine karşı intikam ve “hesap kapatma” temelli davranışının uzun bir zincirinin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Helse, Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada, suikastların İsrail işgalinin gerek siyasi, gerek askeri, gerekse dini liderlikleri hedef alarak Filistin ulusal ve İslami mücadelesine karşı kullandığı araçlardan biri olduğunu belirtti. Bunu doğrulayan tarihsel emsaller olduğuna dikkat çekerek, 1972’deki Kara Eylül olaylarının ardından İsrail’in gerçekleştirdiği “Tanrı’nın Gazabı” operasyonunu örnek gösterdi; hedef alınan grubun takibi ve buna bağlı suikastların geçen yüzyılın seksenli yıllarının başına kadar sürdüğünü hatırlattı.

Nili biriminin davranışının “Filistin ulusal mücadelesinin farklı aşamalarında alışılagelmiş İsrail bağlamından ayrı olmadığını” söyleyen Helse, İsrail’in askeri operasyonların yanı sıra suikastı da “bir intikam aracı ve karşı tarafı kırıp boyun eğdirme girişimi çerçevesinde ulusal ve İslami mücadele liderliğini takip etmek için işgalin araçlarından biri” olarak kullandığını vurguladı.

Suikastların Siyasi ve Psikolojik Boyutu

Helse, mevcut suikastların İsrail’in toplu bilincindeki ihtiyaçları karşılayan güvenlik ve intikam işlevi gördüğüne dikkat çekerken, aynı zamanda bu operasyonların içinde araçsallaştırıldığı “seçim, propaganda ve gösteriş” bağlamının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

İşgal hükümetinin başı Binyamin Netanyahu’nun, İsrail’in rakiplerine ulaşıp onları suikast yoluyla ortadan kaldırma kapasitesini siyasi bir sermayeye dönüştürmeye çalıştığını belirten Helse, bunu İsrail’in çalışma yapmasının zor olduğu bölgelerde bile ritmi kontrol edebilen, İsrail’in düşmanlarını takip edip caydırabilen lider imajını kendine mal ederek yaptığını söyledi.

Helse, İsrail’in son dönemde daha önce aşılması güç görünen kırmızı çizgileri aştığına işaret ederek, Filistin sahnesinin dışındaki İsrail saldırılarını, bu arada Katar’ı hedef alan saldırıyı örnek gösterdi ve bunun yeni İsrail yaklaşımı çerçevesinde güç kullanımı ve suikastın kapsamının genişlediğini yansıttığını değerlendirdi.

Suikast operasyonlarının aynı zamanda İsrail toplumu içindeki güvenlik ve psikolojik durumu, intikam arzusunu tatmin ederek ve bu ruhu besleyerek güçlendirdiğini belirten Helse, bu operasyonların rakipleri caydırmak ve İsrail’in onlara nerede olurlarsa olsunlar ulaşabileceği mesajını iletmek için bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Filistin direnişi de son dönemde kadrolarına ve aktivistlerine yönelik uyarı çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu kapsamda farklı sosyal medya platformları üzerinden neredeyse günlük olarak yayınlar yaparak mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Şehvan: Nili Yüksek Düzeyde Eğitilmiş Unsurlardan Oluşuyor

Güvenlik konusunda araştırmacı İslam Şehvan, İsrail’in Nili biriminin, işgalin Filistin direnişiyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri, özellikle de 7 Ekim olaylarıyla ilişkisi bulunanları takip edip suikast düzenlemede dayandığı araçlardan biri olduğunu söyledi.

Şehvan, Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada, Nili biriminin 7 Ekim 2023’ten sonra kurulduğunu ve İsrail’in direnişle bağlantılı olduğunu ya da işgalin imajını sarsmaya katkıda bulunduğunu düşündüğü herkesi takip etme görevini üstlendiğini belirtti. Birimin yüksek düzeyde eğitilmiş unsurlardan oluştuğuna, bazı üyelerini ayırt eden özelliklerden birinin de Arapçayı akıcı konuşabilme yetenekleri olduğuna dikkat çekti.

Nili biriminin çalışma doğasının doğrudan İsrail suikast dosyasıyla bağlantılı olduğunu değerlendiren Şehvan, işgal rejiminin bu birimler aracılığıyla, modern teknik araçlardan yararlanarak bilgi toplama ve hedef alınan kişileri takip etme yoluyla Gazze Şeridi içindeki hedeflerine ulaşmaya çalıştığını söyledi.

Cep Telefonu, Sosyal Medya ve Yapay Zeka ile Takip

Şehvan, cep telefonları ve sosyal medya araçlarının işgal rejiminin takip ve hedef belirleme operasyonlarında kullandığı en belirgin araçlardan biri olduğuna, buna ek olarak yapay zeka temelli veri analizi teknikleri ve algoritmaların da kullanıldığına işaret etti.

Suikast operasyonlarının yüzde 95’inden fazlasının bir şekilde cep telefonu, sosyal medya araçları veya teknoloji araçlarıyla bağlantılı olduğunu belirten Şehvan, bu araçlara bağımlılığın işgalin hedef alınan kişilere ulaşmak için istismar edebileceği bir “güvenlik zaafı” haline geldiğini vurguladı.

Bu bağlamda Şehvan, Nili biriminin çalışma doğasıyla İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki son güvenlik operasyonu arasında bağlantı kurarak, yaşananların bu birimlerin karmaşık ortamlarda Şerit içinde çalışabilme ve hedeflerine ulaşabilme kapasitesine bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

 

Kaynak: AlArabyAlJadeed