İsrail’in İhlalleri Sürerken Ateşkes Anlaşmasının İkinci Aşamasına Geçilebilecek Mi? 

İsrail işgal ordusunun Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde düzenlediği saldırıda, insani yardımların dağıtımında görevli 3 Filistinli polis yaşamını yitirdi. Saldırı, ateşkes anlaşmasının ihlali olarak değerlendiriliyor ve ikinci aşamaya gelip gelinmeyeceği ise merak konusu.
İsrail’in İhlalleri Sürerken Ateşkes Anlaşmasının İkinci Aşamasına Geçilebilecek Mi 

19.02.2025 - 16:32  |  Son Güncellenme:  20.05.2025 - 11:37

İsrail işgal ordusunun geçtiğimiz günlerde ateşkesi ihlal ederek, Refah şehrinde düzenlediği saldırıda, bölgeye ulaştırılan insani yardımların dağıtımında görevli Filistinli 3 polis hayatını kaybetti.   

Öte yandan İsrail, 19 Ocak’ta yürürlüğe giren ateşkes anlaşması kapsamındaki “insani protokolün” uygulanmasını engellemeye de devam ediyor.  

Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre son iki günde Gazze Şeridi’ne giriş yapan yardım tırlarının sayısı, belirlenen rakamın yüzde 30’unu geçmedi.  

İsrail’in, ağır ekipman ve konteyner evlerin Gazze’ye girişini engelleyip, yakıt ve içme suyu tedarikini kısıtlaması insani krizi daha da ağırlaştırıyor.  

Savaşın hedefleri  

Tel Aviv’in tüm bu ihlallerinin, Gazze’deki duruma ilişkin ABD-İsrail uzlaşısının arka planında gerçekleşmesi dikkatlerden kaçmıyor.  

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, Hamas yönetimine son vermek, Gazze’nin gelecekte İsrail için bir tehdit oluşturmamasını sağlamak ve tüm rehineleri geri getirmek gibi savaş hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılıklarını vurguladı.  

Rubio ise ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hamas'ın Gazze Şeridi’nde bir hükümet ya da askeri güç olarak devam edemeyeceği konusunda çok net olduğunu söyledi.  

Trump’ın, Gazze’nin geleceğinin ne olması gerektiği konusunda çok cesur davrandığını dile getiren ABD’li bakan, “İsrail için Trump’tan daha iyi bir müttefik yok” ifadelerini de kullandı.  

ABD Dışişleri Bakanı’nın tüm İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını talep etmesi nedeniyle ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması daha karmaşık görünüyor.  

Ayrıca İsrail Başbakanlık Ofisi, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile koordinasyon halinde, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının devamını görüşmek üzere pazartesi günü Kahire’ye bir müzakere heyeti göndermeye karar verildiğini duyurdu.  

Bununla birlikte İsrail, anlaşmanın ikinci aşamasına ilişkin herhangi bir müzakereden söz etmekten kaçınmaya devam ediyor.  

ABD basınına konuşan Witkoff ise, dün Netanyahu, Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mısır İstihbarat Şefi Hasan Reşad ile “çok verimli ve yapıcı” telefon görüşmeleri yaptığını belirtti.  

Witkoff söz konusu görüşmelerde, anlaşmanın ikinci aşamasının zamanlaması ve tarafların pozisyonları gibi konuları ele aldıklarını da ekledi.  

İsrail ateşkes anlaşmasını baltalıyor  

Filistinli siyasi analist ve araştırmacı Iyad el-Qara, İsrail’in ikinci aşamaya ilişkin müzakerelere hazırlık olarak, ilk aşamada engeller koyarak baskı yapmak istediğinin açık olduğunu söyledi.  

Qara, Al Arabiya televizyonuna verdiği demeçte, İsrail’in anlaşmadan kaçınması nedeniyle İzzeddin El Kassam Tugayları’nın yedinci tur rehine takasını ertelemek zorunda kalabileceğine dikkat çekti.  

Netanyahu anlaşmanın mantığını değiştirmeye çalışıyor  

İsrail’deki Filistinli vatandaşların insani ve siyasi hakları konusunda çalışan Mada Carmel Merkezi’nde araştırmacı olan Muhannad Mustafa da, Netanyahu’nun anlaşmayı mevcut haliyle istemediğini vurguladı.  

Aynı televizyon kanalına konuşan Mustafa, “Mevcut anlaşmanın mantığı, eninde sonunda savaşı durdurup tüm İsrailli rehinelerin dönmesi ve ardından Gazze Şeridi’nin geleceğinin tartışılmasını öngörüyor” dedi.  

Netanyahu’nun ilk aşamada anlaşmaya devam edip mümkün olan en fazla sayıda İsrailli rehineyi sağ olarak kurtarmak istediğini ya da ikinci aşamada stratejik ve siyasi nitelikteki konularda müzakereler yapılması için anlaşmanın mantığını değiştirmeyi düşündüğünü de ekledi.  

Netanyahu’nun müzakereleri erteleme nedenini, kendisine sunacağı şartlar konusunda ABD yönetimiyle bir mutabakat sağlayamamasına bağlayan Mustafa açıklamasını şöyle sürdürdü:  

“Netanyahu görüşmelerin Hizbullah ve Hamas’ın silahsızlandırılması, aynı şekilde Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki siyasi iktidarının sonlandırılması ve yeniden yapılanma konusuyla ilgili olmasını istiyor. Hamas bunu kabul ederse, Netanyahu da anlaşmayı kabul edecek, aksi takdirde savaşı sürdürecek.”  

ABD ve İsrail’in hedefleri aynı değil  

ABD’li akademisyen Lester Munson ise ABD ile İsrail’in hedeflerinin birbirine bağlı olduğunu ancak aynı olmadığını söyledi.  

Munson, Al Arabiya kanalına yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Netanyahu’dan farklı olarak çatışmaları sona erdirmekle ilgilendiğini dile getirdi.  

ABD’nin, İsrail, Hamas ve diğer taraflar arasında devam eden müzakereleri, İran’ın Orta Doğu’daki nüfuzunu sınırlamayı içeren daha geniş bir anlaşmanın ilk adımı olarak kullanmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.  

Gazze’nin silahsızlandırılması için baskı  

Al-Araby Al-Jadeed gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bir haberinde, Hamas hareketi liderliğine, son birkaç gündür silahları bırakmaları ve Gazze Şeridi’ndeki siyasi sahneden çekilmeleri yönünde yoğun baskılar uygulandığı bildirildi.  

Söz konusu haberde bu baskıların, yeniden inşa sürecini de içeren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının başlatılması için hazırlık kapsamında gerçekleştiğine vurgu yapıldı.  

Gazeteye konuşan kaynaklara göre, çeşitli ülkelerdeki diplomatik taraflar, ABD yönetimine sunulmak üzere hazırlanan bir planın kabul edilmesi için taraflara baskı yapıyor.   

Bu plan, Filistinlileri tehcir etme planının durdurulması ve yeniden inşa çalışmalarının başlatılması için bir garanti olarak Gazze’nin silahsızlandırılmasını öngörüyor.  

Kaynaklar, İsrail ile çatışmaları önlemesi beklenen bu planın, Gazze’deki güvenlik durumunun istikrarını sağlayacak gerçekçi bir alternatif sunulması halinde, planın bazı hükümlerinden geri adım atmaya hazır olduğunu dile getiren Trump’a sunulacağını da ekledi.  

Hamas’ın Gazze’de silahları bırakma şartı  

Al-Araby Al-Jadeed gazetesinin aynı haberine göre Hamas liderliği, Mısır da dahil olmak üzere Arap ülkelerindeki yetkililere, Gazze Şeridi’nin idaresini ya da yönetimini desteklemeye hazır olduklarını ve üzerinde anlaşılacak herhangi bir bağımsız Filistin yönetimini destekleyeceklerini iletti.  

Ancak Hamas hareketi aynı zamanda, direnişin silahsızlandırılması konusunun, sınırları tanınmış bir Filistin devleti kurulması için net bir takvim belirleyen ve direniş unsurlarının resmi Filistin güvenlik servislerine entegrasyonunun tartışılabileceği kapsamlı bir çerçeve dışında ele alınmasını kesin olarak reddettiklerini vurguladı.  

Hareket, Arap arabulucularla yaptıkları son görüşmelerde, ateşkes anlaşması nedeniyle Gazze’de yapılması planlanan “zafer kutlamalarının” iptal edilmesinin Filistinliler veya Arap müzakerecilerin çıkarına olmadığını vurguladı.  

Hamas, Netanyahu hükümetinin Gazze’yi, siyasi hedeflerine hizmet eden “teslimiyetçi” bir durumda göstermeye çalıştığını ancak Filistin direnişinin bunu reddettiğini de ekledi.  

Bu bağlamda, ilgili Arap ülkeleri tarafından krizi sona erdirmek için önerilen ilk senaryolar, Körfez ülkelerinin ana finansör olduğu bir Arap finansman fonunun kurulmasını ve yeniden inşa projelerinin doğrudan Suudi Arabistan gözetiminde Mısır, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) şirketlerin katılımıyla uygulanmasını öngörüyor.  

Ancak önerilen bu teklif, Gazze’ye tam egemenlik verilmesini şart koşmuyor.  

Teklif, ABD ve İsrail’e, Hamas’ın gelecekte iktidara dönmeyeceğine ya da direnişi silahlandırmaya devam etmeyeceğine dair verilen garantilerin bir parçası olarak, 7 Ekim 2023’ten önceki statükonun devamını içeriyor.  

Bu da , Gazze Şeridi’ne deniz ve havadan erişime izin verilmemesi, sadece Mısır ile olan kara geçişinin açık olması anlamına geliyor.  

Washington’un şantaj politikası  

Öte yandan Filistinli siyasi analist Tevfik Toameh, Washington’un şu anda yaptığı şeyin, Arap ülkelerini “ABD-İsrail planını” kabul etmeye zorlamayı amaçlayan bir şantaj ve tehdit politikası olduğunu belirtti.  

Konuya ilişkin Al-Araby Al-Jadeed gazetesine açıklama yapan Toameh, “Ancak özellikle Arap ülkeleri ve Mısır’ın tutumunun kararlı olması ve Filistin davası ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkının hakları konusunda taviz vermeyi reddetmesi halinde, bu baskıların başarısız olacağına inanıyorum” diye konuştu.  

Bu çerçevede, özellikle Mısır halkının tepkisinin, söz konusu baskılara karşı koymada en önemli etken olabileceğini vurguladı.  

Mısır’da kitlesel gösteriler düzenlenmesiyle, ABD yönetiminin Filistin sorununa yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmeye zorlanabileceğine dikkat çeken Toameh, “Washington, halkın öfkesinin olayların gidişatını değiştirebileceğinin farkında” dedi.  

Filistinli siyasi analist, Mısırlı yetkililer ile halk arasındaki koordinasyonun, tehcir planını engelleme ve ABD’yi yalnızca İsrail’in çıkarlarına hizmet eden politikaları dayatmaktan geri adım atmaya zorlama konusunda çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.