İsrail’in ABD’ye Yönelik Casusluğu On Yıllardır Bilinen Bir Sır

ABD basınına yansıyan yeni raporlar, İsrail’in İran müzakereleri sürecinde üst düzey Amerikalı yetkilileri dinleme çabalarını artırdığına dair endişeleri gündeme taşıdı. Washington’da “on yıllardır bilinen sır” olarak görülen İsrail casusluğu, Trump-Netanyahu hattında yaşanan gerilim ve kritik müzakere süreciyle yeniden tartışma konusu oldu. 
 İsrail’in ABD’ye Yönelik Casusluğu On Yıllardır Bilinen Bir Sır

12.06.2026 - 12:30  |  Son Güncellenme:  12.06.2026 - 12:41

İsrail’in, aralarında ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın çevresinin de bulunduğu üst düzey Amerikalı yetkilileri hedef aldığı düşünülen casusluk operasyonunda adı geçen isimler, operasyonun boyutunu ve önemini ortaya koyuyor. New York Times gazetesinin de aktardığına göre bu isimlerin başında, İran’la yürütülen müzakerelerde baş müzakereci olan Steve Witkoff geliyor. Tüm bunlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Trump’ın Tahran’la yürüttüğü müzakerelerde devre dışı bırakılmaktan şikayet ettiği bir dönemde yaşanıyor. İsrail ise kendi çıkarlarıyla uyumlu olup olmadığını garanti altına almak için bu müzakerelere dair her ayrıntıyı takip etmeye çalışıyor.

İsrail’in casusluk faaliyetlerine ilişkin dosyanın, Amerikan gazeteleri ve televizyonlarında yeni isimler ve ayrıntıların ortaya çıkmasıyla büyüyebileceği ihtimal dışı değil. Ancak bu meselenin ABD-İsrail ilişkileri üzerinde kısa vadede ciddi bir etki doğurması beklenmiyor. Zira İsrail’in ABD’ye yönelik casusluğu yeni bir durum değil. Aksine, her yıl bu dosyanın yeni bölümleri gün yüzüne çıkıyor. Hatta bazıları bu durumu on yıllardır bilinen sır olarak tanımlıyor. Öte yandan Amerikalı yetkililerin İsrail’in casusluk faaliyetlerine ilişkin bilgileri bu dönemde sızdırması tesadüf olarak görülmüyor. Çünkü bu sızıntı, müzakerelerin kritik bir aşamaya girdiği ve Trump’ın Lübnan dosyası nedeniyle Netanyahu’yu azarladığına dair haberlerin ardından geldi.

İsrail’in öne çıkan casusluk dosyaları

Son yıllarda açığa çıkarılan ve Barack Obama, Joe Biden hatta Donald Trump yönetimleriyle bağlantılı olan İsrail casusluk dosyaları, bu faaliyetlerin hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimleri hedef aldığını gösteriyor. Bu dosyalar, İsrail istihbaratının özellikle ABD’nin son derece hassas ve önemli dosyalarda adım attığı dönemlerde casusluk faaliyetlerini artırma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Amaç yalnızca bilgi toplamak değil, aynı zamanda Amerikan kurumları içinde sahip olduğu baskı ağları üzerinden, İsrail’in çıkarlarını etkileyebilecek süreçlere yön vermeye çalışmak.

Amerikan NBC kanalının, önceki gün cumartesi günü ABD Savaş Bakanlığı yani Pentagon’daki yetkililere dayandırdığı haberden saatler sonra New York Times gazetesi de İsrail’in casusluk operasyonunda hedef alınan Amerikalı isimleri açıkladı. NBC’ye konuşan yetkililer, Pentagon’un İsrail kaynaklı casusluk tehdidini şimdiye kadarki en yüksek seviyeye çıkardığını belirtmişti. 

Steve Witkoff

New York Times’ın cumartesi akşamı yayımladığı habere göre hedef alınan isimlerin başında, İran’la barış anlaşmasına varılması için yürütülen görüşmelerde baş müzakereci olan Steve Witkoff yer aldı.

New York Times: Pentagon raporunda, İsrail’in üst düzey Amerikalı yetkilileri dinleme çabalarını artırdığına dair endişeler yer aldı.

New York Times, Pentagon’un karşı casusluk tehdidine ilişkin değerlendirmeyi en üst seviyeye çıkardığını yazdı. Buna göre İsrail’in, ABD’nin İran’la yürüttüğü müzakereleri dinliyor olabileceği düşünülüyor. Son Amerikan istihbarat raporları, İsrail istihbaratının İran’la barış anlaşması üzerinde çalışan Amerikalı müzakerecileri dinlediğine dair endişeleri artırdı. İsrail ve ABD uzun zamandır birbirlerinin casusluk faaliyetlerinden haberdar. Ancak gazeteye konuşan Amerikalı yetkililere göre İsrail’in, Washington’ın İran görüşmelerindeki tutumunu öğrenmek için yoğunlaştırdığı çabalar kabul edilebilir sınırı aştı.

Gazete, Savunma İstihbarat Ajansı yani DIA ile Pentagon’a bağlı diğer askeri istihbarat birimleri tarafından hazırlanan bir rapora işaret etti. Raporda, İsrail’in aralarında müzakereci Steve Witkoff, Pentagon’un siyasi işlerden sorumlu üst düzey politika yetkilisi Elbridge Colby ve yardımcısı Michael DiMino IV’ün de bulunduğu üst düzey Amerikalı yetkilileri dinleme çabalarını artırdığına dair endişeler yer aldı. 

Colby, savunma ve dış politika konularında Savaş Bakanı’nın başdanışmanı konumunda bulunuyor. Görevleri arasında Ulusal Savunma Stratejisi’nin geliştirilmesine liderlik etmek ve uygulanmasını denetlemek de yer alıyor. Ayrıca müşterek kuvvet planlaması, konuşlanması ve yönetimine odaklanan çeşitli strateji ve incelemelerden de sorumlu. Colby, bakanlığı kurumlar arası platformlarda ve yabancı hükümetler nezdinde de temsil ediyor. ABD Savaş Bakanlığı’nın internet sitesine göre DiMino IV ise Orta Doğu’yla bağlantılı tüm savunma ve güvenlik meselelerinde bakanlığın baş politika danışmanı olarak görev yapıyor.

Gazete, “Savaş İstihbarat Ajansı raporu, Pentagon personelinin İsrail’deki telefonlarına gizlice iletişimlerini dinlemeye yarayan yazılım yüklendiğinin ortaya çıktığı olayların ardından hazırlandı” ifadelerine yer verdi. 

New York Times, ABD Savaş Bakanlığı’nın konuya ilişkin yorum yapmayı reddettiğini, isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisinin ise anlatının yalan olduğunu söylediğini aktardı. Washington’daki İsrail Büyükelçiliği Sözcüsü de İsrail’in tehdit oluşturduğu yönündeki iddiaları reddetti ve İsrail’in Amerikalı yetkililere ya da kurumlara karşı casusluk yapmadığını savundu. Üst düzey bir yetkili ise “İsrail’in, Trump’ın ikinci yönetimi döneminde üst düzey Amerikalı yetkililere yönelik istihbarat toplama saldırganlığının dengesiz olduğunu” söyledi.

Amerikalı yetkililer: İsrail, düşmanlarına ve müttefiklerine karşı uzun zamandır agresif istihbarat toplama faaliyetleri yürütüyor.

İsrail, Amerikalı yetkilileri dinleme çabalarını artırdı

Gazeteye göre istihbarat raporları, İsrail’in aralarında Witkoff’un da bulunduğu Amerikalı yetkilileri dinleme çabalarını artırdığını gösterdi. İki üst düzey Amerikalı askeri yetkili, özellikle İsrail’de görev yapan ya da İsrailli muhataplarıyla çalışan ABD personelinin, yeni rapor yayımlanmadan önce de karşı casusluk risklerinin gayet farkında olduğunu söyledi. İç değerlendirmeleri konuşmak için isimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, “Amerikan personeli, tehditle başa çıkmak ve cep telefonlarını ve diğer elektronik cihazlarını korumak için bir dizi güvenlik önlemi ve protokol kullanıyor. Bu özellikle İsrail’e seyahat sırasında daha da önem kazanıyor” dedi. Ancak güvenlik gerekçesiyle bu önlemlerin ayrıntılarını paylaşmayı reddettiler.

Gazete, Pentagon raporunun birkaç yıl öncesine uzanan önceki olaylara odaklandığını ve İsrail kaynaklı casusluk tehdidi seviyesinin son haftalarda yüksekten kritik seviyeye çıkarıldığını aktardı. Savunma Karşı Casusluk ve Güvenlik Ajansı’nın da katkı sunduğu raporda, İsrail’in Amerikan askerleri ve hükümet yetkililerine yönelik farklı casusluk girişimleri ele alındı.

İsrail’e yönelik casusluk raporları ve ABD tarafındaki endişelerin artması, Tel Aviv ile Washington’ın İran’a karşı yürüttükleri savaşta koordinasyon içinde hareket ettiği bir döneme denk geliyor. İki taraf arasındaki askeri koordinasyonun bugünkü kadar yakın olmadığı belirtilirken, İsrailli askeri yetkililerin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki Amerikalı muhataplarıyla yan yana çalıştığına dikkat çekiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump

Gazete, “ABD ordusu İsraillilerle çok büyük miktarda taktik ve operasyonel bilgi paylaşıyor. Ancak üst düzey Amerikalı yetkililer, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’ın stratejisini ve barış görüşmelerindeki tutumunu öğrenmeye çalıştığını söylüyor” ifadelerini kullandı. 

Haberde ayrıca : “Yeni uyarı, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ile İsrail arasındaki savaş planlarını entegre etme çabalarını zorlaştırabilir. Özellikle Pentagon’un İsrailli subaylarla paylaşılan bilgilere yeni sınırlamalar getirme kararı alması halinde bu durum daha belirgin hale gelebilir.” değerlendirme yer aldı

Gazete, bazı mevcut ve eski Amerikalı yetkililerin, “İsrail casusluğuna yönelik uyarının bazı açılardan şaşırtıcı olmadığını” düşündüğünü aktardı. Çünkü İsrail uzun zamandır düşmanlarına ve müttefiklerine, ayrıca ABD’ye karşı agresif istihbarat toplama operasyonları yürütüyor. Buna rağmen İsrail’e ilişkin karşı casusluk tehdidi seviyesi şu anda diğer tüm müttefiklerden daha yüksek ve bazı düşman ülkelerin de üzerinde. ABD’nin müttefikleri arasında, bazı durumlarda yüksek seviyede sınıflandırılan Güney Kore dışında, İsrail’in casusluk çabalarının yarattığı endişeye yaklaşan başka bir ülke bulunmuyor.

Gazeteye göre Savunma İstihbarat Ajansı ve diğer askeri istihbarat birimleri tarafından hazırlanan ve birkaç yıl öncesine uzanan olaylara odaklanan raporda, İsrail’deki Kiryat Gat’ta ABD öncülüğünde kurulan sivil-askeri koordinasyon merkezi örnek gösterildi. Bu merkezde Amerikalı ve İsrailli askerler ile diplomatlar, Gazze’deki ateşkesi uygulamak ve insani yardım çabalarını kolaylaştırmak için yan yana çalışıyor. Ancak binada yalnızca ABD’ye ayrılmış bir kat ve yalnızca İsrail’e ayrılmış bir başka kat bulunuyor. Böylece her ülkenin personeli, en hassas konuları kendi içinde görüşebiliyor.

Joe Biden

Rapora göre İsrail’le ilgili karşı casusluk olayları, Biden yönetiminin İsrail’e Gazze’ye yönelik saldırılarını azaltması için baskı yaptığı 2024 sonlarında artmaya başladı. Bu olaylar, Trump yönetiminin İran’a saldırı seçeneklerini değerlendirdiği 2025 yılı boyunca da devam etti. 

Gazete, çok sayıda askeri istihbarat kurumunun katkı sunduğu raporda son yıllara ait bazı olayların da yer aldığını yazdı. Buna göre 2021 yılında İsrailli askeri istihbarat görevlileri, Amerikan iç istihbarat ajansının merkezine dinleme cihazları yerleştirirken yakalandı. Geçen yıl ise Şin Bet görevlilerinin, Amerikan iç istihbarat ajansına ait bir araca dinleme cihazı yerleştirmeye çalıştığı ortaya çıkarıldı.

Amerikan istihbarat ajansının raporu barış müzakerelerini açıkça ele almıyor. Ancak son istihbarat raporları, İsraillilerin ABD ile İran arasında uzun vadeli bir barış anlaşmasına varmaya çalışan Witkoff ve diğer üst düzey müzakerecileri dinlediğine dair kaygıları artırdı. İsrail’le uzun süre çalışan eski üst düzey bir Amerikalı yetkili, gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Trump yönetimindeki bazı üst düzey yetkililerin özel uçaklarla seyahat etme eğilimi, ulusal güvenlik işlerini kişisel telefonları üzerinden yürütmeleri ve yurtdışındaki Amerikan büyükelçiliklerinden yardım almayı reddetmeleri, onları hem müttefiklerin hem de rakiplerin casusluk operasyonlarına karşı özellikle savunmasız hale getirdi” dedi. 

Diğer mevcut yetkililer de üst düzey Amerikalı isimlerin kişisel cep telefonlarını kullanmasının, onları dinleme faaliyetleri için kolay hedeflere dönüştürdüğünü kabul etti.

Öte yandan gazeteci Jeff Stein, Substack platformunda yayımladığı yazıda, İsrail’in Trump yönetimi yetkililerini gözetlediğine dair haberler karşısında gerçekten şaşırmamız mı gerekiyor? diye sordu. 

Stein, İsrail istihbaratının 1985 yılında casus Jonathan Pollard’ın tutuklanmasının ardından bu faaliyetleri durdurma sözü vermesine rağmen İsrail casusluk operasyonlarının on yıllar boyunca devam ettiğine işaret etti. SpyTalk.co sitesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olan Stein, emekli Rus dış istihbarat generali ve Rus Dış İstihbarat Servisi’nin eski basın sözcüsü Yuri Kobaladze’nin şu sözünü hatırlattı: “Dost ülkeler vardır ama dost istihbarat teşkilatları yoktur.”

Stein, İsrail’in ABD’ye karşı yürüttüğü casusluk faaliyetleri ve gizli etki operasyonlarının “Washington’da on yıllardır bilinen bir sır” olduğunu belirtti. Bu kapsamda 2014 yılında Newsweek dergisinde kaleme aldığı bir rapora da atıf yaptı. Söz konusu raporda, Edward Snowden’ın Ulusal Güvenlik Ajansı’nda yani NSA’de çalıştığı dönemde elde ettiği belgelerin, İsrail’in 2007 yılında Amerikan hükümetine ve istihbarat kurumlarına yönelik en önemli casusluk tehditlerinden biri olarak özel şekilde sınıflandırıldığını ortaya koyduğu belirtilmişti.

O dönemde belgelerde, İsrail’in ABD hükümeti, ordu, bilim ve teknoloji sektörleri ile istihbarat topluluğuna karşı casusluk, istihbarat toplama, manipülasyon ve etki operasyonlarının önde gelen uygulayıcılarından biri olarak listelendiği aktarılmıştı. Stein ayrıca 2014 yılında Alman Der Spiegel dergisinin, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Filistinliler ve İsraillilerle barış sürecini canlandırmak amacıyla yürüttüğü görüşmeler sırasında İsrail tarafından dinlendiğini ortaya çıkardığını hatırlattı.

Kaynakça : Alaraby Al-jadeed