İsrail Seçime Giderken Partiler Ne Vadediyor?
29.09.2026 - 10:35 | Son Güncellenme: 29.09.2026 - 11:01
Demokratlar, gerçekliği yeniden şekillendirecek ve güvenliği önceliklendirecek bir siyaset vaat ediyor.
Yeşar partisinin programı, Yahudilerin Filistin topraklarına göçünü teşvik etmeye odaklanıyor.
İsrail, önümüzdeki 27 Ekim'de yapılması planlanan Knesset seçimlerinin sonuçlarını beklerken gergin bir bekleyiş içine girdi. Bunun nedeni, seçimin "kaderi belirleyici" olarak nitelendirilen bir karaktere bürünmüş olması; zira seçim tarihi, işgalin Gazze'de üç yılı bulan soykırımını tamamlamasıyla, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te devam eden etnik temizlikle ve İsrail'in bölge ülkelerine karşı yürüttüğü, yeni toprakları işgal ettiği savaşlarla çakışıyor.
İşgal devleti, bugün bu seçim eşiğine, iç muhaliflerinin "yıkım hükümeti" olarak nitelendirdiği hükümetin politikaları yüzünden küresel konumu gerilemiş halde giriyor. Bu hükümet, uluslararası toplumun onlarca yıldır alıştığı imajı paramparça etti; dünya, Binyamin Netanyahu ve ortaklarının herhangi bir kırmızı çizgi ya da sınır tanımayan döneminin farkına ancak sonradan vardı. Netanyahu'nun rakipleri kendilerini onun yol açtığı tahribatı düzeltecek reformcular olarak sunsa da, siyasi programlarını incelemek özün pek değişmediğini gösteriyor; zira bu isimler, çatışmayı yönetme yöntemleri dışında Netanyahu'dan pek de farklı değil. Aşağıda bu partilerin programlarının öne çıkan yönlerini bulacaksınız:
"Likud"
Likud partisi günümüzde seçime giren en köklü parti olarak görülüyor. 1973'te "Herut" hareketi ile liberallerin birleşmesiyle kuruldu, 1977'de Menahem Begin liderliğinde iktidara geldi. Tarihsel olarak Ze'ev Jabotinsky'nin "revizyonist Siyonizm"ine bağlı olan parti, "İsrail toprağının bütünlüğü", "ulusal güvenlik" ve "Yahudi diasporasıyla ilgilenme" ilkelerine en yüksek önceliği veriyor. 2005'ten bu yana parti, 2021-2022 dönemi hariç 2009'dan beri art arda İsrail hükümetlerine başkanlık eden Netanyahu ile özdeşleşmiş durumda.

Seçim programlarını İsrail'in önde gelen düşünce kuruluşlarına (İsrail Demokrasi Enstitüsü, Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, Kohelet Forumu ve diğerleri) dayanarak inceleyen "Hametzvi'a" (Gösterge) sitesine göre, Likud iktidara geldiği 2009'dan bu yana ayrıntılı bir parti programı yayımlamamayı tercih etti. Netanyahu, Likud'un parti programına göre değil, eylemlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti; nitekim Knesset'in ve Likud'un kendi resmi sitelerine bakıldığında, partinin programının 2009'dan önce yazıldığı ve o tarihten bu yana güncellenmediği görülüyor. Mevcut dönemde Likud, benzeri görülmemiş protesto dalgalarına yol açan sözde "yargı darbesi"ni yönetti; ardından Gazze'de soykırımı, Lübnan, Suriye ve İran'a karşı savaşları, aralarında Yemen, Irak ve Katar'ın da bulunduğu diğer ülkelere yönelik saldırgan operasyonları üstlendi.
Netanyahu ve Güvenlik Bakanı Yisrael Katz'ın ağzından Likud, Lübnan, Suriye ve Gazze'den işgal edilen topraklardan çekilmemekte ısrar ediyor; Likud liderliğindeki hükümet Lübnan ile doğrudan müzakereler yürütse de bu, çatışmayı çözme niyetinden çok çatışmayı yönetmenin bir aracı olarak görülüyor. Parti ayrıca, İran'ın nükleer silah edinmesini engelleme bahanesiyle İran'la savaşta ısrar ediyor ve bölge ülkelerine karşı birçok kez benzeri görülmemiş bir düşmanlık sergiliyor; aynı zamanda bağımsız bir Filistin devletini hesaplarının tamamen dışında tutuyor. Programında ayrıca tek taraflı çekilmelere karşı çıktığını vurguluyor.
"Beyahad"
Partiye, "değişim hükümeti" olarak bilinen (2021-2022) koalisyonu yöneten Naftali Bennett ve Yair Lapid liderlik ediyor. Parti, geçtiğimiz Nisan ayında "Bennett 2026" ile "Yeş Atid"in birleşmesiyle kuruldu; ikisi de tek başlarına seçime girmenin Likud'u geçmelerine yetmeyeceğinin farkındaydı. Merkez-sağ olarak nitelendirilen parti, muhalefet blokunun temel dayanaklarından biri konumunda. İdeolojisine göre din-devlet özgürlüğünü, askerlik sistemi ile yönetim sisteminde reformu savunuyor; bunları katı bir güvenlik anlayışıyla harmanlıyor.
Bennett, geldiği dinî Siyonist çevrelerde daha önce Netanyahu'dan "kurtarıcı" olarak nitelendirilmişti; katı bir güvenlik politikasını destekleyen, Filistin devleti kurulmasına karşı çıkan ama aynı zamanda tek taraflı ilhaka da karşı olan pragmatik bir sağ çizgi benimsedi. Seçmenlerini ilgilendiren iç meselelerde eşit askerlik hizmetini savunuyor, din ile devlet arasında ılımlı bir ayrımı öngörüyor. Öte yandan Katar'a özel bir düşmanlıkla bakıyor; iktidara geldiğinde Katar'ı "düşman" ilan edeceğini vaat ediyor ve bunu rakibi Netanyahu'yu "Katar parasının Hamas'a geçmesine izin vermekle" suçlayan propagandasında kullanıyor.
Beyahad, katı bir güvenlik politikasını destekliyor ve Filistin devleti kurulmasına karşı çıkıyor.
Lapid ise güçlü kuvvetler ayrılığını, tam dini özgürlüğü, cumartesi günleri toplu taşımaya izin verilmesini ve liberal demokrasiyi savunan liberal merkezi temsil ediyor. İkisi de 7 Ekim 2023 saldırısı hakkında resmi bir soruşturma komisyonu kurulması; yargı darbesinin iptal edilmesi; katı bir güvenlik politikası; ve normalleşme anlaşmaları olan "İbrahim Anlaşmaları"nın desteklenip genişletilmesi konularında hemfikir.
"Yeşar!"
Bu partiye, kamuoyu yoklamalarına göre başbakanlık için en güçlü aday olarak gösterilen eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot liderlik ediyor. Partinin ilkeleri genel olarak savaş sonrası dönemde İsrail toplumunu yeniden inşa etmeye ve onarmaya, İsrail'in imajını uzun vadede güçlendirmeye dayanıyor; "Yahudi halkının ulusal yurdu" olarak varlığının sürmesini garanti altına almayı savunuyor ve "bağımsızlık bildirgesinin ruhuna uygun şekilde adil, güçlü, gelişmiş, demokratik bir Yahudi devleti" olarak yeniden inşa etme sözü veriyor.
Bunun yanında yeni bir güvenlik vizyonu oluşturmayı, işgal ordusunu güçlendirmeyi, sınırları tahkim etmeyi ve İsrail'i bölgesel bir güç haline getirmeyi vaat ediyor; aynı zamanda partinin resmi sitesinde belirtildiği üzere barış aradığını, sağlam bir Yahudi çoğunluğu garanti altına almayı ve İsrail'in dünyada öncü ve ışık saçan bir devlet olarak konumunu pekiştirmeyi iddia ediyor. Bu iddialara bakılırsa, "Yeşar!"in söylemi, İsrail'in onlarca yıldır uluslararası toplumla ve dünyayla konuştuğu dile en yakın söylem olarak öne çıkıyor; bu kez öldürme ve toptan yıkıma dayanan "Dahiye doktrini"ni tasarlayan bir general, tertemiz bir takım elbise ve yakayla karşımıza çıkıyor ve canavarın yüzüne, Batı dünyası tarafından yeniden kabul görebilmesi için denilebilecek türden bir "siyasi estetik ameliyat" yapacağına söz veriyor.

Yeşar partisi yeni bir güvenlik vizyonu oluşturmayı, işgal ordusunu güçlendirmeyi ve sınırları tahkim etmeyi, İsrail'i bölgesel bir güç haline getirmeyi vaat ediyor.
Programında "Yeşar" ayrıca "İsrail demokrasisi"ni "özgür ve açık bir devlet" olarak pekiştirmeye odaklanıyor; "İsrail halkına ve mirasına, tüm vatandaşlarına" bağlılığı, çoğunluk kararına saygıyı, azınlık haklarını, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, iyi yönetişimi ve basın özgürlüğünü vurguluyor. Bu amaçla parti, kurumlar arası ilişkilerin düzenlenmesini, bir "temel yasama kanunu"nun çıkarılmasını ve İsrail'in 77 yıldır ulaşamadığı bir anayasa konusunda uzlaşma sağlanmasını vaat ediyor. Knesset'in egemen olduğunu, hükümetin yönetme ve uygulama kapasitesine sahip olması gerektiğini, yargının ise güçlü, bağımsız ve hesap verebilir olması gerektiğini vurguluyor. Başbakanlık görev süresinin iki dönemle sınırlandırılacağını, hükümetteki bakan sayısının da belirleneceğini belirtiyor.
Bunlara ek olarak parti programı, "Yahudileri antisemitizme karşı korumak" bahanesiyle Yahudilerin Filistin topraklarına göçünü teşvik etmeye odaklanıyor; Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi önümüzdeki on yıl içinde yurt dışından bir milyon Yahudi getirme sözü veriyor. Ancak ikisi arasındaki fark şu: "Dinî Siyonizm" bunu ilahi bir emir olan yerleşim faaliyeti çerçevesinde ele alırken, "Yeşar" bunu "temel Yahudi ve demokratik değerleri, dünyadaki tüm Yahudiler için bir gurur ve çekim kaynağı haline getirmek" çerçevesinde değerlendiriyor.
"Demokratlar"
Demokratlar partisine, eski işgal ordusu genelkurmay ikinci başkanı Yair Golan liderlik ediyor. Kendisini geleneksel anlamda "merkezci-Siyonist solcu" olarak tanımlıyor ve saflarında Arap Müslüman bir kadın bulunduruyor; siyasi programında "askeri başarıların tek başına yeterli olmadığı" görüşünü savunuyor. Ona göre istikrarlı bir güvenlik için İsrail, "ılımlı güçleri" güçlendiren, "terör güçlerini" zayıflatan, İran'ı izole eden ve askeri kazanımları istikrar ile sükuneti sağlayacak siyasi düzenlemelere dönüştüren geniş çaplı bölgesel bir hareket başlatmalı.
Partinin resmi sitesinde belirtildiğine göre, çatışmayı yönetme politikası, "kesin zafer" hakkındaki boş sloganlar ve sınırsız bir ilhak hamlesi yerine, İsrail Filistinlilerle sorumlu bir siyasi süreç yürütme yönünde kararlı bir tavır almalı; bu, güvenliğinden taviz vermeden yapılmalı. Parti, İsrail'in güvenli, güçlü, müreffeh ve bölgeye liderlik eden bir devlet olabileceğini savunuyor. Bunu başarmak için sorumluluğun, profesyonelliğin ve inisiyatifin karar alıcıların masasına geri getirilmesi gerektiğini söylüyor. Krizleri yöneten ve derinleştiren bir hükümet yerine, gerçekliği yeniden şekillendirecek ve güvenliği öncelikler listesinin başına koyacak bir siyaset vaat ediyor.
Demokratlar: İsrail, güvenliğinden taviz vermeden Filistinlilerle sorumlu bir siyasi süreç yürütme yönünde kararlı olmalı.
Taahhütlerine gelince, bölgesel bir siyasi girişime öncülük edeceğini ve Suudi Arabistan ile normalleşme sürecini ilerleteceğini vaat ediyor. Savaşlar konusunda ise Gazze, Lübnan ve Suriye'deki savaşları sona erdirmeyi, İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellemeyi taahhüt ediyor. Diğer yandan ilhakı durdurmayı, "Yahudi terörüyle" mücadele etmeyi ve işgal altındaki Batı Şeria'da güvenlik durumunun patlak vermesini önlemeyi vaat ediyor. Bu çerçevede, ılımlı güçleri desteklerken Filistin direniş eylemlerine karşı sert bir tutum sözü veriyor. İç politikada 7 Ekim olaylarına ilişkin resmi bir soruşturma komisyonu kurmayı ve güvenlik kurumunu yeniden yapılandırmayı taahhüt ediyor.
"Amekh Yisrael" (Senin Halkın İsrail)
Bu partiye emekli Tuğgeneral Ofer Winter ve İsrail propagandasının aktivistlerinden Yusuf Haddad liderlik ediyor. Parti kendini programına göre yeni bir sağ milliyetçi hareket olarak tanımlıyor. Parti yayınlarına ve İsrail Demokrasi Enstitüsü'ne göre partinin temel ilke ve tutumları arasında en öne çıkanı güvenlik alanında; buna göre güvenlik, önleyici saldırı doktrinine dayanmalı; buna göre İsrail tehdidi beklememeli, ortadan kaldırmalı. Ayrıca "düşman bölgelerdeki" nüfus pahasına işgal ordusu askerlerine mutlak öncelik verilmesi gerektiğini savunuyor.

Gazze konusunda "Senin Halkın İsrail" partisi, "gönüllü göç" olarak nitelendirdiği yaklaşımı destekliyor ve Filistin devleti kurulmasına kesin bir dille karşı çıkıyor.
Askerlik konusunda Haredilerin İsrail ordusuna alınmasını ve yük paylaşımında eşitliği, hükümete girmenin pazarlığa kapalı bir ön koşulu olarak öne sürüyor. Ayrıca yargı sisteminde "köklü bir reform"u destekliyor, Negev'den Celile'ye kadar suçla kararlı mücadeleyi savunuyor ve Jabotinsky'nin vizyonundan ilham alan yeni bir sağ "omurga" oluşturmayı hedefliyor.
"Otzma Yehudit"
Bu partiye, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir liderlik ediyor; parti 2012'de "Kach" ve "Ulusal Birlik" hareketlerinin ardılı olarak kuruldu. Ben Gvir, "Kach"ın kurucusu Rav Meir Kahane'nin öğrencisi olarak İsrail'in Kahaneci sağ çevrelerinden çıktı; Yahudi terörü davalarında sanıkların avukatlığını ve aktivistliğini yaptıktan sonra 2021'de "Dinî Siyonizm" listesinden Knesset'e girdi. O dönemde, 1994'te Halilürrahman'daki İbrahim Camii'nde Baruch Goldstein'ın gerçekleştirdiği katliamın ardından İsrail'de yasaklanan Kahane'nin mirasına siyasi ve ideolojik olarak bağlıydı.
"Otzma Yehudit", İsrail egemenliğinin Batı Şeria'da genişletilmesi, Filistin devleti kurulmasına karşı çıkılması, hukuk uygulama ve ateş açma kurallarının sertleştirilmesi, Filistinli eylemcilere idam cezası verilmesi gibi tutumları benimsiyor. Bölgesel ve güvenlik konularında Ben Gvir ve partisi, Gazze ve Hamas'a karşı sert bir tutum sergiliyor; siyasi çözüm yerine Hamas'ın tasfiyesini, Gazze'den göçün ve Gazze'de yerleşimin teşvik edilmesini savunuyor.
"Otzma Yehudit", İsrail egemenliğinin Batı Şeria'da genişletilmesine dayanan tutumlar benimsiyor.
Mescid-i Aksa, partinin söyleminde temel bir eksen oluşturuyor; Ben Gvir Mayıs 2023'te siteyi bastığı sırada İsraillilerin orada "evin sahibi" olduğunu söylemişti. Bu yılın 30 Mart'ında Knesset, "teröristlere idam cezası" kanununu üçüncü okumada 62'ye karşı 48 oyla kabul etti; bu, "Otzma Yehudit"in himayesinde hazırlanan bir tasarıydı. Hapishaneler İdaresi'nden sorumlu parti lideri sıfatıyla Ben Gvir, işkence, ihlal, açlık, öldürme, korkutma ve tehdidi temel alan tutuklulara yönelik vahşi bir politika yürüttü.
Daha geniş bölgesel düzeyde parti, geçtiğimiz Haziran ayında (kısa süre sonra çöken) ABD-İran anlaşmasına karşı çıktı ve bunun İsrail'i bağlamadığını savundu. Batı Şeria'da parti, yerleşimlerin genişletilmesi ve İsrail egemenliğinin bölgenin tamamına veya bir kısmına uygulanması vizyonunu ortaya koyuyor; bunu "Büyük İsrail toprağı" fikriyle bağlantılandırıyor. Parti ayrıca polis ve "Ulusal Muhafız"ın yetkilerinin güçlendirilmesini güvenlik gündeminin bir parçası haline getirdi; öncelikleri arasında İsraillilerin silah ruhsatı almasının kolaylaştırılması ve güvenlik kurumlarının kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor.
"Yisrael Beiteinu"
1999'da kurulan bu partiye Avigdor Lieberman liderlik ediyor; parti kendini laik milliyetçi bir parti olarak tanımlıyor, genel askerlik hizmetini ve İsrail'in laikleştirilmesini, liberal bir ekonomi yönetimini ve özellikle eski Sovyetler Birliği'nden gelen Yahudi göçmenlerin temsilini savunuyor.
"Hametzvi'a" sitesine göre partinin kendine has özelliği, sağ ile sol arasındaki "kesişme çizgisinde oturan" tek parti olması. Katı bir güvenlik anlayışını, resmi bir soruşturma komisyonu kurulmasını, tüm Haredilerin askere alınmasını, dinî okullara verilen tahsisatların kaldırılmasını, medeni nikahı ve cumartesi günleri toplu taşımayı benimsiyor. Lieberman defalarca Haredi partileriyle bir hükümet koalisyonuna girmeyeceğini açıkladı.

Geçtiğimiz Temmuz ayında "Yisrael Beiteinu", Haredilerin askere alınması konusunda "beş ilke mektubu" olarak nitelendirdiği bir metni yayımladı ve bunu, gelecekteki her türlü koalisyon için açık bir kırmızı çizgi olarak sunarak tüm muhalefet liderlerine gönderdi. Partinin Filistinlilere yönelik tutumu ise "toprak ve nüfus takası"nı desteklemekle özetleniyor. Seçmen tabanını eski Sovyetler Birliği'nden gelen göçmenler, çevre bölgelerdeki laikler ve laik sağ tabanı oluşturuyor.
Dinî Siyonizm
Parti, 2011'de Bezalel Smotrich liderliğinde kuruldu; "bütün İsrail toprağı"na inanan dinî milliyetçi sağ bir parti olarak nitelendiriliyor, ilhakı, dinî muhafazakârlığı ve yargı darbesini benimsiyor. Programı kapsamlı bir ideolojik vizyona dayanıyor; 2017'de ortaya attığı "Kesin Çözüm Planı" Batı Şeria'nın yüzde 82'sinin ilhak edilmesini, Filistin Yönetimi'nin feshedilmesini ve Filistinlilere üç seçenek sunulmasını öngörüyor: göç etmek, oy hakkı olmayan bir "mukim" statüsü almak ya da Yahudi yönetimi altında bir köy veya şehirde "sınırlı bir varlık" sürdürmek.
Savaş süresince parti, Hamas'ın tamamen tasfiye edilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırgan bir askeri politikanın izlenmesi yönünde baskı yaptı. Yargı alanında Smotrich ve parti arkadaşı Simcha Rothman, "darbe"nin en önde gelen liderlerinden sayılıyor; "makuliyet ilkesi"nin kaldırılması, hükümet hukuk müşavirliği makamının ayrılması ve atama komitesinin siyasallaştırılması yönünde çaba gösterdiler.
Savaş süresince Dinî Siyonizm partisi Hamas'ın tamamen tasfiye edilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırgan bir askeri politikanın izlenmesi yönünde baskı yaptı.
Ekonomik olarak "Dinî Siyonizm" kendini muhafazakâr liberal olarak sunuyor, ama aynı zamanda dinî ve yerleşimci kurumlara devasa bütçeler ayrılması yönünde baskı yapıyor. Seçmen tabanı, dinî-milliyetçi kesimi, Batı Şeria'daki yerleşimcileri, dinî kurumlardaki öğrencileri ve "Bnei Akiva"ya bağlı yerleşimci gençlik hareketlerinin bir kısmını kapsıyor.
Smotrich liderliğindeki partinin en dikkat çekici icraatı, özellikle Savunma Bakanlığı'nda ikinci bakan olarak görev alıp Sivil İdare'yi kendi sorumluluğuna aldığı dönemde, işgal altındaki Batı Şeria'daki gerçekliği kökten değiştirmesi, yerleşimleri artırması, toprakları kontrol altına alması ve buna karşılık birçok Filistinli topluluğu yerinden etmesi oldu.
Bölgeyle ilgili olarak parti, "İsrail'in tüm toprağında" yerleşimi ve Litani Nehri'ne kadar Güney Lübnan'ın ilhak edilmesini savunuyor; nitekim Smotrich, geçtiğimiz Mart ayında İran'a karşı savaş sırasında bunu dile getirmişti. Buna ek olarak Güney Suriye'nin kontrol altında tutulmasını ve orada yerleşim kurulmasını da savunuyor; iddiasına göre işgal ettikleri bu bölge tarihsel olarak "Başan Ovası" imiş.
Genel olarak parti, bölge ülkelerine karşı düşmanca ve ırkçı-üstünlükçü bir siyaset benimsiyor; bu durum birçok kez kendini gösterdi, en çarpıcı örneği Smotrich'in Suudi Arabistan'a saldırıp normalleşmenin Filistin devletinin kurulmasına bağlanmasını reddetmesiydi. Smotrich, Suudilerin bu şartta ısrar etmesi halinde "deve binmeye devam etmeleri" gerektiğini söylemiş, bununla İsrail'in normalleşme karşılığında "sunabileceği" "teknolojik ilerleme"den mahrum kalacaklarını ima etmişti.
Kaynak: Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi (Alaraby)