İsrail Ordusunda Derin Kriz: Eğitimsiz Askerler Cepheye Gönderiliyor
25.04.2025 - 16:12 | Son Güncellenme: 02.07.2025 - 16:46
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları devam ederken, İsrail medyası ordu içerisindeki “endişe verici” olarak nitelendirilen bazı gelişmelere dikkat çekti.
Bu gelişmeler arasında, ordunun karşı karşıya olduğu krizin derinliğini yansıtan bir adımla, yeterli eğitim almayan askerlerin savaş cephelerine gönderilmesi de yer alıyor.
Söz konusu durum, İsrail işgal ordusunda giderek artan yorgunluk ve moral bozukluğunu yansıtırken, aynı zamanda savaş hedeflerine ulaşılamaması ve içerideki baskıların büyümesi durumunda askeri operasyonların sürdürülüp sürdürülemeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Askerlik hizmetinden kaçış
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’da pazar akşamı yer alan bir habere göre İsrail işgal ordusu, asker sayısındaki yetersizlik nedeniyle eğitimlerini tamamlamayan Golani ve Givati Tugayları’ndan askerleri Gazze’ye gönderdi.
Söz konusu haberde, sadece 4 ay önce orduya katılan askerlerin geçtiğimiz aralık ayından itibaren Gazze’ye gönderildiği bilgisi de verildi.
Gözden Kaçmasın
KAN TV’de yer alan bir diğer haberde ise, eğitimlerini tamamlamamış olmaları nedeniyle ordunun daha sonra bu askerlerden bazılarını Gazze Şeridi’nden geri çekme kararı aldığı ifade edildi.
TV kanalının askeri işler analisti olan Ro’i Sharon, eğitimsiz askerleri savaşa gönderme kararının, yedek kuvvetlerdeki eksikliğin boyutunu ortaya koyduğunu vurguladı.
Haaretz gazetesi de, “askerlik hizmetinden kaçmanın” ordunun Gazze’de genişletilmiş operasyonlara devam etme planlarının önünde büyük bir engel haline geldiğini bildirdi.
Gazetenin haberinde, yedek asker çağrılarına yanıt verme konusunda giderek artan bir isteksizlik olduğunu gösteren endişe verici göstergelere işaret edildi.
Son zamanlarda bazı birliklerden askerler askerlik hizmeti çağrısına cevap vermezken, ordu büyüyen bu krizi örtbas etmeye çalışmakla suçlanıyor.
Ordu’daki güven eksikliği büyüyor
İsrail meseleleri konusunda uzman olan Filistinli Süleyman Bişarat, ordu içinde yaşanan son gelişmelerin askeri alanın ötesine uzanan, savaşın ilan edilen hedeflerine ulaşmadaki başarısızlığa işaret eden derin bir krizi yansıttığını söyledi.

Konuya ilişkin Fokus Plus’a konuşan Bişarat, aralarında hava kuvvetleri mensuplarının da bulunduğu yüzlerce yedek asker ve subay tarafından imzalanan itiraz mektuplarının da gösterdiği üzere, savaşın net bir sonuç alınamadan uzun süre devam etmesinin ordu saflarında gerçek bir “tükenmişliğe” yol açmış olduğunun altını çizdi.
Bişarat, söz konusu askerlerden gelen bu itirazların, savaşın mevcut gidişatı ile başlangıçtaki hedefleri arasındaki çelişkiyi ortaya koyduğunu ve giderek tırmanan bir iç krize dikkat çektiğini belirtti.
Bu bağlamda ordu ve güvenlik teşkilatının, savaşın devam etmesinin güvenlik hedeflerine değil, aksine Binyamin Netanyahu ve aşırı sağ partilerin liderliğindeki İsrail hükümetinin siyasi hesaplarına hizmet ettiği kanaatine vardığını söyledi.
Filistinli uzman, İsrail’de kamusal bir nitelik kazanmaya başlayan iç tartışmaların, özellikle muharip birliklerde yer alan askerlerin psikolojik durumu üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, geri çekilme ya da askeri hedeflerin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan görüşler ortaya çıkmaya başladığını ve bu gelişmelerin siyasi ve askeri çevrelerinde savaşın gidişatına yönelik potansiyel bir tehdit olarak okunduğunu ifade etti.
Bu durumun İsrail hükümetini, aylardır cephede olan güçler üzerindeki baskıyı hafifletmek ve askeri kurum içinde daha fazla itirazı önlemek için, Gazze’ye bazıları eğitimsiz ya da hiç savaş deneyimi olmayan yeni askerler konuşlandırmaya sevk ettiğine dikkat çekti.
Bu kararın hazırlıklı olmaktan ziyade içerideki hoşnutsuzluğu bastırmak için atılmış bir adım olduğunun altını çizen Bişarat, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Gazze’ye yönelik savaşı siyasi bir mücadeleden ziyade dini bir mücadele olarak sunmaya çalışan Netanyahu’nun savunduğu ideolojik söyleme yakın, aşırı sağcı dini hareketlerden silah altına alma yönünde bilinçli bir eğilim var.”
Bu durumun ordu içinde, özellikle de yeni askerler arasında bir araç olarak kullanılan ideolojik itaatin yaratılmasına katkıda bulunduğunu ekledi.
Bişarat, askeri ve siyasi düzeyde yaşanan tüm bu gerilimin, İsrail toplumuna da açıkça yansımaya başladığını söyledi.
Bu bağlamda, İsraillilerin yüzde 60 ila 70’inin savaşın sona ermesini istediğini gösteren son kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi savaşa yönelik halk desteğinin azaldığını vurguladı.
Bişarat yine de tüm bu gelişmelerin, henüz savaşı durdurabilecek ya da Netanyahu’ya karşı durabilecek gerçek bir harekete ya da örgütlü bir muhalefete dönüşmediğine dikkat çekti.
Ülkede yaşananların hala Netanyahu’ya yönelik savaşı durdurmak için bir baskı gücü olarak değil, savaşı yönetme şekli olarak ele alınan eleştiri sınırları içinde kaldığını vurguladı.
Askerlerde moral bozukluğu
Askeri ve strateji uzmanı Lübnanlı emekli General Hişam Cabir ise, İsrail işgal ordusunun personel eksikliğiyle sınırlı olmayan, askeri kurum içindeki moral ve disiplin eksikliğine kadar uzanan karmaşık bir krizle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Cabir, bu krizin başta artan sayıda gencin zorunlu askerlik programına katılmayı reddetmesi olmak üzere birkaç nedenden kaynaklandığını dile getirdi.
Bir diğer sorunun ise savaş cephelerine gönderilen askerlerin çoğunda görülen moral bozukluğu ve savaşma isteksizliği olduğunu söyleyen Cabir, bu nedenle askeri liderliğin savaş alanında doğrudan operasyonlarda onlara güvenmekten kaçındığını söyledi.

Diğer yandan, ultra-Ortodoks Haredilerin askerlik yapmak istememesinin bu krizde ek bir etken olduğunu belirten Cabir, “Tahminler, her yıl bu grubun 25 bin ila 30 bin üyesinin zorunlu hizmeti yapmayı reddettiğini gösteriyor” dedi.
Aynı zamanda, devam eden savaş nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar yaşayan asker ve subay sayısındaki artışa değinen Cabir, 7 Ekim’den bu yana antidepresan kullanan ve psikolojik tedavi alan asker sayısının on bini geçtiğini belirtti.
Tüm bunlar nedeniyle, ordunun Gazze Şeridi’ne niteliksiz veya deneyimsiz askerler göndermek zorunda kaldığını söyleyen Cabir, bunun da ordudaki yapısal bir kusuru yansıttığını ekledi.
Cabir açıklamasının sonunda, savaşlarda kararlılığın sadece sayıya veya silahlara değil, aynı zamanda moral ve disipline dayandığının altını çizerek, bu iki faktörün de İsrail ordusu içinde ciddi şekilde erozyona uğradığını sözlerine ekledi.