İran Kamuoyu Tahran-Washington Anlaşmasını Nasıl Görüyor?
17.06.2026 - 16:02 | Son Güncellenme: 17.06.2026 - 16:15
İran kamuoyu, savaşın etkileri ve ekonomik altyapının hedef alınmasıyla daha da derinleşen ekonomik krizin gölgesinde, Tahran ile Washington arasında varılan anlaşmaya temkinli bir rahatlama ile derin bir endişe arasında tepki veriyor. Öte yandan baskıların sürmesi halinde, önümüzdeki aylarda İran sokaklarında yeni protesto dalgalarının başlayabileceği uyarıları yapılıyor. Aylar süren çatışmalar, gerilim ve benzeri görülmemiş deniz ablukasının ardından İranlılar, kendilerini savaşı sona erdirmeyi ve yeni bir siyasi süreç başlatmayı hedefleyen bir mutabakat zaptının karşısında buldu.
Ancak Tahran-Washington anlaşmasının İran’daki etkisi tek yönlü değil. Anlaşma ne belirsizlik halini sona erdirdi ne de ülkedeki tartışmaları bitirdi. İran’da anlaşmaya bakış, bunu bir zafer ve ekonomik baskıların hafiflemesi için nefes alma fırsatı olarak görenlerle, anlaşmanın sürdürülebilirliğinden şüphe eden ya da ilkesel olarak buna karşı çıkanlar arasında değişiyor. Bu karşıtlık, hem İslam Devrimi yanlıları hem de muhalifler içinde farklı biçimlerde kendini gösteriyor. Öte yandan birçok kişi, anlaşmaya dair nihai değerlendirmeyi önümüzdeki iki ay içinde nükleer anlaşmayla bağlantılı müzakerelerin nasıl sonuçlanacağına göre yapmayı tercih ediyor.
Zafer duygusu ile hayal kırıklığı arasında
Bu kapsamda İranlı uzman Salahaddin Hıdiv, Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada, İran kamuoyunun en az üç ana eğilime ayrıldığını söyledi. Hıdiv’e göre, bir bölümü devrim yanlısı gece gösterilerine de katılan ilk kesim, savaşın İran’a güneyde ve Körfez düzeyinde yeni bir jeopolitik konum kazandırdığı görüşünde. Bu kesim, ABD’nin İran’daki siyasi sistemi devirmekte başarısız olmasını bir zafer göstergesi olarak değerlendiriyor.
Hıdiv, bu duygunun söz konusu kesimdeki bazı grupları savaşı sürdürme ya da mevcut politikalara hiçbir değişiklik yapmadan devam etme çağrısına ittiğini belirtti. Ayrıca bu çevreler, Washington ve Tel Aviv’e duyulan güvensizlik nedeniyle herhangi bir tavizi de kabul edilemez görüyor.
Hıdiv’e göre ikinci kesim ise muhaliflerden oluşuyor. Bu grup, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’da anlamlı bir değişim oluşturma beklentilerini boşa çıkardığını düşünüyor ve hayal kırıklığı yaşıyor. Hıdiv, ekonomik krizi sona erdirecek kapsamlı ve nihai bir anlaşmaya varılamaması halinde ülkede yeniden huzursuzlukların yaşanabileceği ihtimalini de dile getirdi.
Üçüncü kesim ise gelişmeleri kaygı ve umut arasında izleyen geniş bir toplumsal tabakadan oluşuyor. Bu kesim ne açık biçimde destekçiler safında ne de muhalifler arasında yer alıyor. Ancak kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle ciddi bir hoşnutsuzluk taşıyor. Bu grup savaştan korkuyor, fakat aynı zamanda Tahran-Washington anlaşmasının ülkedeki duruma büyük bir rahatlama getireceği konusunda da çok iyimser değil.
Bilgi teknolojileri alanında çalışan İranlı Cevad Kasimi, geçici anlaşmanın özellikle ablukadan sonra kısa vadeli bir etki bırakabileceğini, ancak uzun vadede büyük sonuçlar doğurmasını beklemediğini söylüyor. Doğu Tahran’dan Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Kasimi, ABD ile önceki deneyimlerin, Washington’un defalarca taahhütlerini yerine getirmediğini gösterdiğini ve bu nedenle herhangi bir mutabakatın devamlılığına güvenmenin zor olduğunu belirtiyor. Ona göre şimdiye kadar açıklananlar, savaş tehlikesinin tamamen ortadan kalktığını söylemek için yeterli değil; belki de savaş sadece geçici olarak ertelendi.
Savaşı kim kazandı? sorusuna yanıt veren Kasimi, savaşların doğası gereği hiçbir taraf için tam bir zafer anlamı taşımadığını, aksine karşılıklı kayıplar içerdiğini söylüyor. Bununla birlikte İran’ın daha önce söylem düzeyinde dile getirilen, ancak pratikte tam olarak ispatlanmamış görünen bir güç ve kapasite sergilediğini belirtiyor. Kasimi’ye göre Tahran-Washington anlaşmasının ilk aşaması büyük bir değişim oluşturmayacak. Asıl etkinin ise ikinci aşamanın, özellikle de yaptırımların kaldırılması başlığında ne sonuç vereceğine bağlı olacağını ifade ediyor.
Tahran-Washington anlaşmasının etkisi
İranlı medya aktivisti Sonya Serlek ise Tahran-Washington anlaşmasının geçici olarak olumlu bir etki oluşturabileceği görüşünde. Ancak anlaşma hakkında hüküm vermek için insanların gündelik hayatında somut ekonomik sonuçlarının görülmesi gerektiğini söylüyor. Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Serlek, bazı iç sorunların doğrudan bu mutabakatla bağlantılı olmadığını da vurguluyor.
Serlek’e göre savaş, en azından geçici olarak, ABD’nin yeniden çatışmaya dönme iradesinin zayıflaması sonucunda durdu. Ancak anlaşmanın daha sonraki bir hamleye hazırlık amacıyla zaman kazanma aracı olabileceğini de dışlamıyor. Ona göre temel sorun, İsrail ve onun saldırgan politikaları olmaya devam ediyor.
Serlek, İran’ın savaş sahasında baskılara ve askeri zorluklara rağmen ayakta kalma kapasitesi göstererek daha güçlü taraf olduğunu düşünüyor. Ancak anlaşmadan kimin kazançlı çıktığına dair bir hüküm vermek için tüm maddelerin görülmesi gerektiğini belirtiyor. Ülkede hakim olan belirsizlik halinin “hala sürdüğünü” söyleyen Serlek, bunun Washington’un taahhütlerine bağlı kalacağına dair şüphelerden kaynaklandığını ifade ediyor.
Tahran’ın batısında mağaza sahibi olan Ali Hüsni ise konuya tamamen ekonomik açıdan yaklaşıyor. Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Hüsni, İran’ın bu anlaşmaya ihtiyaç duyduğunu, çünkü yaşam koşullarının dayanılmaz seviyelere ulaştığını söylüyor. Aşırı fiyat artışları ve alım gücündeki düşüşün toplumu zorladığını belirten Hüsni, belirsizlik ve kararsızlık halinin toplum için yorucu olduğunu ifade ediyor. Ona göre bu durum, ekonomik krizin daha da derinleşmesiyle birlikte devam ederse, önümüzdeki aylarda yeni ekonomik protestolara yol açabilir.
Tahran’ın merkezinde lise öğretmeni olan İhsan Zahidi ise anlaşmayı aynı anda hem fırsatlar hem de riskler taşıyan bir gelişme olarak görüyor. Zahidi, İran’a ait dondurulmuş varlıkların geri alınmasının insanların hayatına olumlu yansıyabileceğini belirtiyor. Ancak taahhütlerin uygulanmaması ihtimalini de göz ardı etmiyor. Ona göre ABD Başkanı, çatışmayı sürdürmenin sonuç getirmeyeceği kanaatine varmış olabilir. Bununla birlikte hesaplarının daha sonra değişmesi de ihtimal dışı değil.
Buna karşılık Tahran’ın güneyinden, Devrim Muhafızları’na bağlı Besic saflarında aktivist olan genç Emir Hüseyin Rızavi, müzakere fikrine baştan karşı çıkıyor.
Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Rızavi, Komutanımızı, şehit liderimizi, yani Dini Lider Ali Hamaney’i öldürenlerle nasıl anlaşma yapılabilir? diye soruyor. Ateşkesi kabul etmenin hata olduğunu savunan Rızavi, yaptırımların tamamen kaldırılması ve Amerikan güçlerinin bölgeden çekilmesi dahil olmak üzere İran’ın tüm şartları gerçekleşene kadar savaşın sürmesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre hayatını kaybeden dini liderin kanının intikamı, “ancak Amerikan güçlerinin bütün bölgeden çıkarılmasıyla” alınabilir.
Farklı bir eleştirel noktadan bakan Erdeşir ise Tahran’ın kuzeyindeki Vanak Meydanı’ndan yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı’nın İran halkına yardım sözü verdiğini ancak bunu yerine getirmediğini söylüyor. Ona göre Trump, aksine İran’daki yönetim sistemini güçlendiren bir anlaşma yaptı. Savaşın sonucunu hayal kırıklığı olarak nitelendiren Erdeşir, Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada İran’ın yıkılmasını ya da altyapısının hedef alınmasını desteklemediğini de özellikle vurguluyor. Ancak geçen ocak ayında yaşanan kanlı protestolardan sonra savaşın iktidarın konumunu güçlendireceğini beklemediğini söylüyor. Erdeşir, Yalancı vaatleriyle insanları ölüme gönderen Trump, bugün söylendiğine göre İran’ın iç işlerine karışmama taahhüdü veriyor. İnanılır gibi değil. ifadelerini kullanıyor.
Öğretmen Mahmud Abdullahî ise anlaşmanın yaptırımları kaldıracak nihai bir anlaşmayla taçlanması halinde bunun vatandaşların hayatına olumlu yansıyacağını ya da en azından enflasyonun hızını yavaşlatacağını düşünüyor. Ancak Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Abdullahî, Amerikan tarafının sicilinin savaşın durmasının kalıcı olup olmayacağı konusunda şüphe yarattığını da belirtiyor. Ona göre savaşın yeniden askeri çatışma şeklinde dönmesi daha düşük bir ihtimal. Buna karşın abluka ve yaptırımlar yoluyla devam etmesi daha olası görünüyor. Abdullahî, İran’ın savaştan iç bütünlüğünü koruyarak çıktığını ve düşmanlarının hedeflerine ulaşamadığını belirterek, “İran gerçekten kazandı.” diyor.
İnşaat işçisi Ahmed ise Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada, çatışmaların durmasının kendisine ve başkalarına nefes alma imkanı verdiğini söylüyor. Çünkü son aylarda çok sayıda kişi işini kaybetti. Tahran’ın batısındaki Settarhan bölgesinden konuşan Ahmed, savaşların en büyük kaybedenlerinin işçiler ve sıradan insanlar olduğunu belirtiyor. Ona göre işlerin durmasının ve fiyat artışlarının yükünü bu kesimler taşıyor. Ahmed, tek isteğinin onurlu bir yaşam sürmek olduğunu, yönetimlerin yapısının ise kendisini ilgilendirmediğini ifade ediyor.
Vatandaş Ferid Ahmediyani ise gelişmelere daha iyimser bakıyor. Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Ahmediyani, savaşın yaptırımların talep ederek değil, güç göstererek kaldırılabileceğini ortaya koyduğunu söylüyor. Tahran’ın merkezindeki İnkılap Caddesi’nden değerlendirmede bulunan Ahmediyani’ye göre Tahran-Washington anlaşması geçici olsa bile taraflara nefes alma fırsatı veriyor. İran toplumu da savaşın tamamen sona ermesi ve yaptırımların kalıcı olarak kaldırılması umuduyla biraz sükunete ihtiyaç duyuyor.
Tahranlı genç Artin ise mevcut koşullardan bıktığını söylüyor. Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Artin, 27 yaşında olduğunu ve evlenip düzenli bir hayat kurmak istemesine rağmen bugüne kadar uygun bir iş bulamadığını anlatıyor. Normal ve onurlu koşullarda yaşamak istediğini belirten Artin, İran’daki yetkililerin felaket olarak nitelendirdiği bu duruma son vermesini umuyor. Ona göre Tahran, ABD ile düşmanlığını bitirip ilişki kurmalı; böylece insanlar yaptırımların ve savaşların baskısından uzak, daha rahat bir hayat sürebilmeli.
Aynı bağlamda memur Zehra Vekili de anlaşmanın ülkeyi belirsizlik ve sürekli bekleyiş halinden kısmen çıkardığını söylüyor. Ancak bu sürecin uzun süre devam etmesini beklemiyor. Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan Vekili, ABD’nin bazı taahhütlerinin büyük ihtimalle uygulanmayacağını düşünüyor. Ona göre bu durum hem yaptırımların kaldırılması hem de dondurulmuş varlıkların geri verilmesi başlıkları için geçerli. Vekili, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının bu aşamada İran için somut bir kazanımdan çok ABD Başkanı açısından bir başarı anlamına gelebileceğini değerlendiriyor.
Kaynakça: Al-Araby Al-Jadeed