Irak’ta Kader Belirleyici Seçime Doğru 

Gazeteci Muhammet Kurşun, Irak’ın 11 Kasım’da yapılacak kritik seçimleri öncesinde ülkedeki siyasi dengeleri, aktörleri ve olası senaryoları Fokus+ için inceledi.  
Muhammet Kurşun
Irak’ta Kader Belirleyici Seçime Doğru 

07.11.2025 - 18:45  |  Son Güncellenme:  08.11.2025 - 10:18

Irak, kader belirleyici seçimine doğru giderken gelişmeler de bununla orantılı oluyor. Tüm siyasi aktörler ve aktör olmaya aday isimler en güçlü kozlarını oynuyor. 

Öte yandan, tüm kartlarını sahaya sürüyor ve de eteklerindeki taşları döküyor. Çünkü bu seçim hem güç gösterisi olacak hem de oyunda kalacak güce sahip olmayanları eleyecek.  

Öncelikle “kader belirleyici” ifadesini özellikle kullandığımı ve 11 Kasım’da yapılacak tercihler ile ortaya çıkacak tablonun, 2003 sonrası oluşan dengeleri değiştirme potansiyeli taşıdığını belirtmek isterim. O nedenle Irak’ta otorite konumunda bulunan dini ve siyasi merkezlerin nihai kararları hayati önemi haizdir. Bu merkezlerin başında da Sistani, Sadr, Maliki, Barzani ve KYB geliyor. Sünniler arasında geçmişten bu yana konumunu koruyup da bu günlere gelebilen ve merkezi güç haline gelen bir odak oluşmadı.   

Irak’ta 2003 sonrası oluşan dengelerde Sadr ve Maliki oyun kurucu oldu 

Bir asırdan fazladır, savaşlar, darbeler, işgaller, mezhep kavgaları, iç çatışmalar, iç göçler, dahili anlaşmazlıklar ve bölgesel-küresel rekabetin pençesinde kıvranan Irak, yeni bir yol ayrımında. Sandıktan çıkacak sonuçlar ülkenin kaderini etkileyecek ve İran ile ABD’nin de bundan sonra buraya dair izleyeceği politikaları belirleyecek.  

Ülkede siyasi yelpaze 2003’ten bu yana birçok değişikliğe uğradı ancak Maliki-Sadr gibi isimler inişli çıkışlı süreçler yaşamalarına rağmen ağırlıklarını ve toplumdaki desteklerini büyük ölçüde korumaya devam etti. Zira Sadr, Iraklılık temelinde daha yerel bir çizgiyi temsil ederken Maliki İrani hattın temsilcisi olarak öne çıkıyor. Esasında bu iki farklı çizgi çok eskiye, Humeyni ile Sadr arasındaki ihtilafa dayanır.  

Hâlihazırda da Sadr ve onun karşısındaki isim/grup/hareket Irak siyasetinin temel dinamiğini oluşturuyor. Sadr Irak’ın kendine özgü bir konumu, Irak halkının çıkarlarını önceleyen bir dış politikası ve yerel dinamiklerin belirleyici olduğu bir çizgiyi savunurken, onun karşısında yer alan blok “Şiiliğin hakimiyeti” ülküsünden hareketle Şii dünyanın lideri kabul ettikleri İran’ın öncülüğünde şekillenen “direniş ekseni” veya “Şii hilali”nin bir parçası olması gerektiğine inanıyorlar.  

Bu seçimlerde de halk bu hatları temsil eden bloklardan birini tercih edecek. Sadr’ın sandıkları boykot tavrı, siyasete kayıtsız ve ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor, tersine sandıklardan ve seçim mekanizmasından umduğunu bulamadığı için toplumsal desteği farklı yollarla kazanma arayışının olduğunu gösteriyor.  

İran ve ABD rekabeti seçimlere damgasını vuruyor 

Propaganda sürecinde hem Bağdat hem Erbil’de yükselen tansiyon ve Irak özelinde gelişen olaylar, seçimler sonrası yaşanacakların da habercisi gibi okunabilir.   

Sünnilerin ılımlı ve uzlaşmacı siyasetiyle bilinen Hamis Hancer liderliğindeki Egemenlik Koalisyonu adayı Sefa Meşhedani, 15 Ekim’de Bağdat’ta uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti. Bu Sünni siyasetçinin bu şekilde öldürülmesi tesadüf olarak görülmemelidir, çünkü Meşhedani Haşdi Şabi’ye karşı radikal eleştirileriyle şimşekleri üzerine çekiyordu.  

Yine Haşdi Şabi gruplarından, ABD’nin terör listesine aldığı İmam Ali Tugayları Komutanı Şibli Zeydi, Sünni siyasetçi Mişan Cuburi’yi “Osmanlı’nın köpeği” diyerek hakaret ettikten sonra “onun gibilerin sesinin kesilmesi gerektiği” yönünde tehditlerde bulundu. Bu tehditlerin önünün ve arkasının boş olmadığını Meşhedani suikastı yeterince ispatlamaktadır.  

2022’de KDP ve Sadr ile koalisyon kuran Sünnilerin en büyük gücü Takaddum Partisi lideri Halbusi de oklarını Barzani’ye yönelterek İran hattına geçtiğinin mesajını veriyor. Halbusi’nin Meclis Başkanı iken İran’ın etkisiyle Federal Mahkeme tarafından görevden alındığını unutmamak lazım. Yine Halbusi’nin Kerkük’te KYB’li adayın vali seçilmesi için Bağdat’taki bir otelde gizli yapılan oylamada İrani cepheye geçerek KDP’nin karşısında durduğunu vurgulamak lazım.  

Şii milislerin en rijit isimlerinden Ebu Azrail de yayınladığı video kaydında Sünnilerin Hancer yerine Halbusi’ye oy vermeleri gerektiğini söylüyor.  
 
Öte yandan ise ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail-İran arasındaki 12 günlük savaşta Irak Savunma Bakanı Sabit Abbasi Haşdi Şabi uyarısı yaptı. Trump’ın Irak Özel Temsilcisi olarak atamasını yaptığı Mark Savaya da, 31 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamada Irak’ın geleceğinde Şii milis güçlere yer olmadığını açıkça belirtti. Geçtiğimiz aylarda da Meclis’ten geçirilmek istenen Haşdi Şabi yasa tasarısının hükümet tarafından geri çekilmesini bu bağlamda değerlendirmek lazım. 


Tam olarak bu noktada İrani hattın temsilcisi konumunda bulunan Nuri Maliki, son seçim konuşmalarından birinde Haşdi Şabi yasasını Meclis’e geri getirerek çıkaracakları vaadinde bulunarak hem ABD’ye gözdağı veriyor hem de durduğu yerin neresi olduğunu hatırlatıyor.  

Yeni dönem senaryoları: Sudani mi Maliki mi? 

Seçimlere İmar ve Kalkınma Koalisyonu adıyla giren mevcut Başbakan Muhammed Şiya Sudani, yarışın favorisi olarak öne çıkarken, ülke siyasetinin tecrübeli ve önemli isimlerinden biri olan Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri Maliki, en iddialı rakibi görülüyor. 

Sudani, Başbakan olduğu 27 Ekim 2022'den bu yana karşı karşıya kaldığı iç ve dış krizleri itidalli ve uzlaşmacı duruşuyla aşmayı başardı. Sudani, hayata geçirdiği altyapı ve üstyapı projeleriyle kamuoyunda geniş takdir topladı. Özellikle 8 Ekim Suriye Devrimi, 12-25 Haziran İsrail-İran savaşı ve Haşdi Şabi yasa tasarısı gibi konularda Irak'ı ABD ile İran arasındaki gerginliğin sahası olmaktan uzak tutarak halk arasındaki popülaritesini artırdı. Sudani, bu sayede iddialı yeni bir koalisyon oluşturarak iktidar hedefiyle seçimlere giriyor.  

Ülkede 2006-2014 arasında 8 yıl Başbakanlık yaparak Irak'ın en etkili isimleri arasında yer alan Maliki, gerek Irak içinde gerekse de bölgede sahip olduğu ilişki ağı sayesinde 2003 sonrası Irak'ında siyaset sahnesinde etkili bir şekilde kalmayı başaran tek isim. Maliki, Başbakanlığının ilk döneminde hem Kürtlerin hem de Sünnilerin geniş desteğini alarak yerini sağlamlaştırdı ancak ikinci dönemde bu iki kesimle de ters düştü ve veto edildi.  

Bölgede özellikle son bir yılda yaşanan gelişmelerin ardından İran'ın Irak'ta "kingmaker" rolünü ABD'ye kaptırdığı yönünde güçlü bir kanaat hakim. Bu nedenle yeni dönemde yeni hükümetin oluşumu ve kurulmasında ABD'nin "daha belirleyici olacağı" yorumları yapılıyor. Sudani de bu bağlamda öne çıkan birinci isim. 

Sudani, ABD'ye yakın ve bölgedeki politikalarıyla uyumlu aday olarak kabul edilirken, Maliki "İran'ın Irak'ta en çok güvendiği ve destek verdiği siyasetçi" imajıyla kabul görmeye devam ediyor.  

Sudani ve Maliki dışında, Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Areci ve eski Necef Valisi Adnan Zürfi de Şii bloğun Başbakan adayları arasında. Adnan Zürfi İran'a ve Haşdi Şabi'ye karşı şahin tavrıyla tanınırken Kasım Areci, İran'a yakın Hadi Amiri liderliğindeki Bedir Hareketi kökenli ancak tüm kesimlerle iyi anlaşan birisi. Areci, gerek İçişleri Bakanlığı gerekse de mevcut görevde hem Sünniler hem de Kürtlerin desteğini alabilecek ilişkiler geliştirdi.  

Sudani seçimlerin favorisi olsa da Maliki'nin sahip olduğu avantajlardan uzak. Her şeyden önce kurumsal yapılar, mobilize olabilen taban ve mali kaynaklara sahip değil. Haşdi Şabi başta olmak üzere güvenlik güçleri arasında kendisine bağlı unsurlardan yoksun.  Maliki ise tüm bunlara fazlasıyla sahip ve bu ona seçimlerde büyük avantaj sağlayabilir.  

Maliki'nin sahip olduğu avantajlara karşılık, gerçekleşmesi halinde Sudani'nin de çok önemli ve belirleyici bir avantajı var: Sadr'ın sempatisi.  Vaziyeti şu aşamada Sadr'ın sempatisi ile izah etmek mümkün. Esasında Sadr'ın Sudani'ye olan sempatisinden ziyade Maliki'ye olan antipatisi ve düşmanlığı seçimin kaderini belirleme potansiyeline sahip en önemli faktör.  Sadr, Maliki'nin kazanmaya yakın olduğunu görür ve buna müdahale etme gereği duyarsa taraftarlarını yönlendirmesi halinde Sudani ezici bir farkla seçimin galibi olur.  

Sudani, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilen Başbakan olarak hem Cami’den hem de Kilise’den olan bir siyaseti olarak da tarihe karışabilir. Bu da akıldan ırak tutulmaması gereken bir ihtimal.  
 
Eski Necef Valisi Adnan Zürfi, Haşdi Şabi ve İran’a bağlı Şii milis gruplara karşı şahin bir isim olarak öne çıktığı için her seçimde ve hükümet senaryolarında olduğu gibi bu kez de sahnede. Zürfi, 2020’de dönemin Cumhurbaşkanı Berhem Salih tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmişti ancak başaramamıştı. Çünkü İran’ın ve ona bağlı grupların tavrı da ona karşı şahindi.  

Komşu ülkelerle ilişkilere etkisi 

Sudani seçimlerden galip çıkar ve Şiilerin oluşturduğu Koordinasyon Çerçevesi'nden de onay alabilirse Irak mevcut politikalarına devam eder ve gerek komşu ülkelerle gerekse de uluslararası alanda uzlaşmacı tavrını korumaya devam edebilir. Sudani bu sayede ayakta kalabildiği için bu tutumunda ısrarcı olacaktır.  

Maliki seçimlerde umduğunu bulur ve Koordinasyon Çerçevesi'nin de desteğini arkasına alırsa Irak için gergin bir dönemin başlangıcı olabilir. Maliki'nin alacağı yüksek oylar Iraklıların İran yanlısı politikalardan yana olduğu şeklinde bir kanaate yol açabilir. Bu bağlamda Maliki'nin şahıs olarak kendisi Başbakanlık koltuğuna oturmaktansa yerine bir vekil tayin etmeyi de tercih edebilir. Bölgedeki gelişmelerle bağlantılı olarak İran-ABD/İsrail hattı çok gerilmezse Maliki 2006-2010 dönemindeki gibi çok daha uzlaşmacı bir tablo da çizerse şaşırtıcı olmayacaktır. 

Sudani’nin yarıştan galip çıkması ve kabineyi oluşturmayı başarması halinde Türkiye ile ilişkilerin de olumlu seyirde devam edeceğini öngörebiliriz. Şii lider Maliki’nin Başbakanlığı döneminde Türkiye ile ilişkilerin tarihin “en kötü dönemini” yaşadığını ve Bağdat-Ankara hattında neredeyse kuş uçmadığını belirtmekte yarar var.  

Ankara ile Bağdat arasında uzun yıllardır konuşulan, tartışılan ve zaman zaman karşılıklı eleştirilere yol açan su meselesinin de Sudani’nin kurduğu güçlü ilişkilerin neticesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 2 Kasım tarihindeki Bağdat ziyaretinde çözüme kavuştuğunu ifade etmekte yarar var.  

Bu arada Türkiye’de yürümekte olan “süreç” için de Irak’ta yeni başa gelecek yönetimin tavrı önemlidir. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi Türkiye ile iyi ilişkiler kuran, buna değer veren ve öneminin farkında olan Sudani’nin görevde kalması halinde bu sürecin de olumlu etkileneceğini söylemek mümkündür.  

Kürtler ile Sünnilerin yeni senaryolardaki konumu ve rolü 

Kürtlerin seçimlerde alacağı milletvekili sayısı minimun 60, maksimum 65 iken Sünnilerin de 70 ila 75 arası tahmin ediliyor. Fakat bu iki toplumsal dinamik de kendi aralarında birlik oluşturamadıkları ve parçalı hareket ettikleri için şu aşamada her birini bir blok olarak değerlendirmek hatalı olabilir. 

Kürt partiler KDP ve KYB, tarihsel anlaşmazlıkları nihai bir çözüme kavuşturamadı ve 22 Ekim 2024’te yapılan seçimlerden bu yana hükümeti kurmayı başaramadı. Sünnilerde ise 2021’den sonra koalisyon ortakları olan Hancer ve Halbusi derin ihtilafa düştü, Azim Koalisyonu ise tüm politikalarda onların karşısında durdu. Yani Kürtler 2 kutuplu bir yapıya sahipken Sünniler 3-4 gruba bölünerek çok dağınık bir görüntü arzediyor.  

Bu nedenle Kürtlerden Barzani liderliğindeki KDP, eğer 31 olan sandalye saysını 34-35’e çıkarmayı başarırsa IKB’de daha güçlü bir konuma ulaşacağı için hükümet pazarlıklarında da daha fazla dikkate alınması gerekecektir. KYB ise 17 olan sayısını korur ve üstüne eklerse hem KDP’ye karşı güçlenir hem de Bağdat’ta İrani hattaki ortaklarının elini güçlendirir. Cumhurbaşkanlığı makamı da ona ait olduğu tartışması kapanır. Bölgede ise KDP’ye karşı direttiği Başkanlık ya da Başbakanlık makamlarından biri için el yükseltir.  

Kürtler de KDP 2017’de bağımsızlıkçı bir politika izleyerek referandumun öncülüğünü yaptı, şimdi ise seçimlerde tüm Iraklıların haklarını savunan bir söylem kullanıyor ve Barzani adaylara hitap ederken “Bağdat’ta dini ve etnik tüm Iraklıların hakları için mücadele etmelisiniz” mesajı ile Irak ile yeni bir sayfa açmak istediklerine dair niyetini gösterdi.  

Sünnilerde ise Halbusi 35 olan sandalye sayısını korur ve artırırsa İrani hattaki Koordinasyon Çerçevesi ile masaya daha rahat oturur ve istediğini alma şansına sahip olur. Hamis Hancer ise sandalye sayısını 20’nin üstüne çıkarırsa ve Azim Koalisyonunun da 15-20 milletvekili alması halinde ikisi bir blok oluşturursa Sünnilerde güç merkezi değişebilir.  

Irak’ta hükümet tüm tarafların konsensüsüyle kurulduğu için ne olursa olsun hepsinin ikna edilmesi gerekiyor. Ancak Şiiler, Kürtler ve Sünnilerden her birisi kendi arasında uzlaşmak zorunda olduğu için alacakları sandalye sayısı Bağdat’ta hayata geçirmek istedikleri ve izleyecekleri politikalar için büyük önem arz ediyor.  


Mevcut tablo ve büyük partiler  

Seçimlerde toplam 7 bin 768 aday, 136 listeden 18 vilayette 329 sandalye için 21 milyon 404 bin seçmenin oyuna talip. Bu sandalyelerin 320’si normal seçimlerle belirlenirken 9’u da dini azınlıklar için kotalara ayrılmış durumda.  

Şii Partiler:

Kanun Devleti Koalisyonu, Nuri Maliki’nin 35 olan milletvekili sayısını 40-45’e çıkarması ihtimal dahilindeyken, diğer partiler için öngörülen rakamlar şöyle: Bedir Partisi, Hadi Amiri: 15 (aynı sayıyı koruyabilir), Asaib Ehli Hak, Kays Haz Ali: 9 (aynı sayıyı koruyabilir), Sudani/Sadr Hareketi, Mukteda Sadr: 73 (Meclis'ten çekildiği için onların yerine başka adaylar geçti), (Sudani'nin 40-50 arası vekil çıkarması bekleniyor ancak Sadr'ın müdahil olması halinde bu iki katına da çıkabilir), Bağımsız: 20 

Sünni Partiler: 

Takaddum Partisi, Muhammed Halbusi: 37 (35-40 alabilir), Egemenlik Koalisyonu, Hamis Hancer: 13 (15-20 arası alabilir), Azm Koalisyonu, Musenna Samarrayi: 12 (8-10 alabilir), Hasim Koalisyonu, Sabit Abbasi: 3 (10-15 alabilir) 

Kürt Partiler: 

KDP, Mesud Barzani: 31 (33-35 alabilir), KYB, Bafel Talabani: 17 (15-16 alabilir), Yeni Nesil, Şasuvar Abdulvahid: 9 (5-6 alabilir), Yekgirtu, Selahaddin Bahaddin: 4 (5-6 alabilir) 

Türkmenlerde ise Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) başını çektiği Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi’nin Kerkük’te 2 sandalye alması bekleniyor.   

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.