İngiliz Siyasetinin Yeni Aktörleri Yüzyıllık Statükoyu Tehdit Ediyor
20.12.2024 - 16:16 | Son Güncellenme: 25.08.2025 - 11:11
Musk’ın etkisi, İngiltere’de yalnızca bir siyasi partiye değil, genel olarak siyasi sisteme meydan okuma potansiyeli taşıyor.
İngiltere siyaseti, son yüzyıldır ağırlıklı olarak İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti arasında sıkışmış durumda. Bu iki parti, ülkenin siyasi hayatını büyük ölçüde şekillendiriyor ve alternatif siyasi hareketlerin kalıcı bir başarı yakalaması genellikle koalisyonlara girerek mümkün olabiliyor. Ancak, Brexit sonrası dönemde bu denge değişmeye başlamış ve yeni siyasi aktörler ile hareketler, geleneksel partilere karşı daha fazla meydan okumaya başlamıştır. Bu değişimin en dikkat çeken örneklerinden biri olarak da Reform UK partisi öne çıkıyor.
Reform UK ve lideri Nigel Farage, ulusal egemenlik, göç karşıtlığı ve ekonomik reform gibi temalarla son anketlere göre kimi zaman sağ seçmen arasında çoğunluk gözüküyor. Farage’ın giderek ön plana çıkan popülist söylemleri, Elon Musk’ın şimdi açıktan verdiği destek ile daha geniş bir kitleye ulaşabilir. Özellikle sosyal medya platformu X’in, daha büyük bir organizasyon olan Amerikan seçimlerindeki etkisi düşünüldüğünde, partinin önümüzdeki seçimlerde dijital stratejilerle geleneksel partilere meydan okuma kapasitesi oldukça yüksek gözüküyor. Musk’ın desteği, sadece finansal kaynak sağlamakla kalmayıp aynı zamanda Reform UK’in siyasi mesajlarının daha fazla görünür olmasını da mümkün kılacağa benziyor.
Reform UK’in sürpriz başarısı
2024 genel seçimleri, İngiltere siyasetinde büyük değişimlerin sinyalini verdi. Reform UK, seçim sürecinde dikkatleri üzerine çekerek siyasi arenada etkili bir çıkış yaptı. Bazı anketler, partinin 10’dan fazla sandalye kazanabileceğini ve hatta zaman zaman Muhafazakar Parti’yi geride bırakabileceğini öne sürdü.
Sonuçta, Reform UK yalnızca beş sandalye kazandı ancak elde ettikleri sonuçlar, yeni bir parti için büyük bir başarı olarak değerlendiriliyor. Parti, seçim sonrası dönemde de gündemde kalmayı sürdürdü ve 2025’te yapılacak yerel seçimler ve 2029 genel seçimlerinde daha büyük bir rol oynama potansiyeline sahip.
Gözden Kaçmasın

Elon Musk ve Birleşik Krallık seçimleri
Elon Musk, yalnızca teknolojik yeniliklerin değil, aynı zamanda küresel siyasi tartışmaların merkezinde yer almayı sürdürüyor. Geçtiğimiz aylarda, Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerindeki zaferine verdiği açık destekle gündeme gelen Musk, şimdi ise dikkatini Birleşik Krallık siyasetine çevirmiş durumda. İngiltere'deki aşırı sağcı Reform UK lideri Nigel Farage'a olan desteği ve bu destek çerçevesinde ortaya çıkan spekülasyonlar, Musk’ın siyasi etkisinin sınırlarını yeniden düşündürüyor. İddialara göre Musk, Farage’ın partisine 100 milyon dolarlık bir bağış yapmayı değerlendiriyor. Bu tür bir finansal destek, ülkenin siyasi tarihinin en büyük rakamı olarak sadece Muhafazakar Parti için değil, İşçi Partisi ve tüm diğer oluşumlara yönelik de bir meydan okuma yetkisi verebilecek büyüklükte.
Birçok İngiliz analiste göre Başbakan Starmer, kendisine yönelik bir beğeniden dolayı değil Muhafazakarlara yönelik bir tepki sebebiyle iktidara geldi. Bu ikilikten yararlanmayı bilen İşçi Parti lideri, bugünlerde partisinin sol kanadından gelen eleştirilerle mücadele ederken, Reform UK’in aşırı sağ politikalarının popülerleşmesi, İşçi Partisi’nin merkez sol politikalarını zayıflatabilir diyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Farage, Reform UK ile Brexit sonrasındaki boşluğu doldurmayı ve geleneksel siyasi düzeni sarsmayı hedeflerken, Musk’ın sağladığı finansal ve teknolojik destek bu hedeflere ulaşmayı kolaylaştırabilir. Ancak bu süreç, sadece Reform UK’in yükselişiyle sınırlı kalmayacak; aynı zamanda Birleşik Krallık siyaseti içindeki tüm partilerin stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olacak gibi görünüyor. Musk’ın etkisi, İngiltere’de yalnızca bir siyasi partiye değil, genel olarak siyasi sisteme meydan okuma potansiyeli taşıyor.
Bağımsızların yükselişi
Reform UK kadar dikkat çekmeyen ancak siyasi dengeleri değiştirme potansiyeline sahip bir başka önemli gelişme ise Gazze yanlısı bağımsız adayların parlamentoya girmesi oldu. İsrail’in Gazze’ye karşı açtığı savaşa yönelik eleştirileriyle öne çıkan bu milletvekilleri, İşçi Partisi’nin geleneksel kalelerinden sandalye kazandı. Bu zaferler, İşçi Partisi'nin İsrail yanlısı politikalarına karşı bir tepkinin yansıması olarak değerlendirildi.
Kim bu bağımsız milletvekilleri?
Bağımsız olarak seçilen milletvekilleri, yalnızca seçim bölgelerindeki İşçi adaylarını mağlup etmekle kalmadı, aynı zamanda seçim kampanyalarını Gazze konusundaki güçlü duruşları üzerine inşa ettiler. Shaker Adam, İşçi Partisi’nin önemli isimlerinden Jonathan Ashworth’u mağlup etti. Ayub Khan, Liberal Demokratlar’dan ayrıldıktan sonra seçimleri kazandı. Adnan Hussein, Gazze’ye yönelik adaletsizlikleri kampanyasının merkezine aldı ve güçlü bir destek kazandı. İkbal Muhammed, kampanyasını ateşkes ve iki devletli çözüm çağrısı üzerine kurarak başarıya ulaştı. Jeremy Corbyn ise İşçi Partisi’nden uzaklaştırılmasının ardından bağımsız olarak yarıştı ve parlamentoya dönmeyi başardı.
Bağımsız ittifak
Seçim sonrası süreçte, bu beş milletvekili “Bağımsız İttifak” adı altında bir grup oluşturdu. Bu grup, parlamentoda Reform UK ve Demokratik Birlik Partisi ile aynı büyüklüğe sahipken, Yeşiller Partisi gibi köklü oluşumları geride bıraktı. Ancak, grup resmi bir siyasi parti değil. Teknik bir grup olarak tanımlanıyor ve bu statü, İngiliz parlamentosunda bazı tartışmalara yol açıyor. Parlamento prosedürleri bu tür grupların statüsünü netleştirmek için incelemeler başlattı. İngiliz analistler ise bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde ne olabileceğini konuşmaya başladı bile.
Yeni bir siyasi parti kurulabilir mi?
Bağımsız İttifak’ın geleceği konusunda spekülasyonlar sürüyor. İngiliz medyasında yer alan haberlere göre, Shaker Adam, Ayub Khan ve Adnan Hussein yeni bir siyasi parti kurma fikrine sıcak bakıyor.
Jeremy Corbyn ise bu konuda daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Ancak Corbyn’in de ikna edilmesi durumunda, bu oluşumun İşçi Partisi ve lideri Keir Starmer üzerinde ciddi bir baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Keir Starmer ve İşçi Partisi
Keir Starmer, elbette yaşam maliyetlerinden iç güvenliğe, dış politikadan çevre-iklim hususlarına kadar zaman zaman eleştiri oklarının odağı haline geliyor. Ancak temel olmasa da atlanmaması gereken bir kısım, İsrail-Gazze Savaşı konusundaki politikalarının da kendi seçmenleri tarafından onaylanmadığı.
İşçi Partisi seçmenlerinin önemli bir kısmı, Filistin yanlısı politikaları desteklese de, parti içi dinamikler bu temsiliyeti yansıtamıyor. Geçtiğimiz aylarda yapılan bir ankette, İşçi Parti seçmenlerinin yüzde 49’u Filistin’e daha fazla sempati duyduğunu ifade etmesi gibi etkenler göz önüne alındığında, Starmer’ın İsrail politikalarındaki tutumu ve Gazze konusundaki eleştirileri dikkate almaması, parti içinde sol kanadın desteğini kaybetmesine neden olabilir.
Bağımsız İttifak’ın bir siyasi partiye dönüşmesi halinde, bu oluşum yalnızca İşçi Partisi’nin tabanını zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda sol seçmenlerin yeni bir adrese yönelmesine neden olabilir. Reform UK’in Muhafazakar Parti üzerindeki etkisine benzer bir baskıyı, Bağımsız İttifak, İşçi Partisi üzerinde uygulayabilir. Halihazırda tüm anketlerde son seçimlere nispeten en az %4 oy kaybettiği gözüken Starmer için işler bu ivmede gittiği halde tüm bir dönemi tamamlaması zorlaşabilir.

İngiltere siyasetinde yeni bir dönem mi?
Liberal Demokratların halihazırda etkili seviyede aldığı oy oranının yanı sıra Reform UK ve Bağımsız İttifak’ın yükselişi, İngiltere’de siyasi arenayı yeniden şekillendiriyor. Her iki oluşum da geleneksel partilere meydan okuyarak, seçmenlerin yeni arayışlarına yanıt veriyor. 2025 yerel seçimlerine doğru, bu yeni aktörlerin İngiltere siyasetinde oynayacağı rol, ülkenin gidişatında yeni bir kırılmaya yol açacak gibi gözüküyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.