Husiler Yeniden Savaş Sinyali Veriyor : Bölgesel Dengeleri Değiştirebilir mi?

Husilerin yeni askerî seferberlik hamlesi, Yemen’de ateşkesin geleceğine dair endişeleri artırdı. Marib, Taiz ve Babülmendep hattı olası bir tırmanışın merkezinde görülürken, bu adımın hem iç krizleri bastırma hem de müzakere masasında el güçlendirme amacı taşıdığı değerlendiriliyor. 
ozel-husiler-yeniden-savas-sinyali-veriyor-bolgesel-dengeleri-degistirebilir-mi-redhwan-al-khutabi

25.06.2026 - 17:56  |  Son Güncellenme:  26.06.2026 - 11:06

Husiler, askerî ve siyasi söylemlerini dikkat çekici biçimde yeniden sertleştirdi. Grup, Genel Seferberlik Güçleri olarak bilinen yapının hazır olduğunu duyururken, yüz binlerce unsuru yeni askerî ve halk temelli yapılanmalar içinde topladığını açıkladı. Bu adım, yalnızca medya önünde yapılan bir güç gösterisinin ötesine geçiyor. Aynı zamanda Husilerin, hem Yemen içinde hem de bölgesel düzeyde kullanabileceği yeni güç kartlarına sahip olduğunu gösterme çabası olarak okunuyor.

Bu tırmanış, Yemen’de siyasi çözüm dosyasının aylardır donduğu oldukça hassas bir dönemde geldi. Öte yandan ABD ile İran arasında son dönemde varılan mutabakatlarla bağlantılı bölgesel değişimler de bu süreci daha kritik hâle getiriyor. Bu nedenle birçok gözlemci, Husilerin attığı bu adımı, grubun önümüzdeki süreçte oluşabilecek herhangi bir düzenlemede şartlarını iyileştirmeye dönük siyasi ve askerî bir yeniden konumlanma hamlesi olarak görüyor.

Husiler, seferberlik söylemini hakların alınması ve ablukaya son verilmesi için bir hazırlık olarak sunsa da ilan edilen kitlesel mobilizasyonun büyüklüğü ve inşa edilen örgütsel yapının niteliği başka bir tabloya işaret ediyor. Buna göre grup, savaş yıllarında dayandığı geleneksel askerî yapıların ötesine geçen, daha kalıcı ve daha sağlam paralel bir askerî yapı kurmaya çalışıyor.

İran’daki Besic modelinin Yemen versiyonu

Husilerin seferberlik güçleri, grubun askerî yapısı içinde sıradan ek bir oluşum gibi görünmüyor. Bu yapı, daha çok güvenlik, askerî faaliyet ve ideolojik çalışmayı toplumun içine yerleştiren İran’daki Besic güçlerinin Yemen’deki bir kopyasına benziyor.

Husilerin seferberlik güçleri

Son iki yılda Husiler, mahallelerde, köylerde ve kabileler içinde geniş ağlar kurdu. Bunu yaparken de Gazze’deki savaşla bağlantılı halk seferberliği atmosferinden yararlandı. Aksa Tufanı sloganıyla düzenlenen askerî eğitimler, zamanla daha geniş bir asker toplama, fikrî yönlendirme ve askerî hazırlık sürecinin çatısı hâline geldi.

Bu modelle hedeflenen şey, ihtiyaç duyulduğunda sahaya çağrılabilecek büyük bir insan rezervi oluşturmak. Aynı zamanda bu kitlenin, düzenli askerî yapıların dışında doğrudan grubun ideolojik liderliğiyle bağlı kalması amaçlanıyor. Bu da Husilere kriz ya da savaş dönemlerinde toplumu daha kolay harekete geçirme ve yönlendirme imkânı veriyor. Öte yandan bu yapı, Husilerin kontrol ettikleri bölgelerde güvenlik ve sosyal denetim açısından da etkili bir araç sağlıyor.

İç krizler Husileri tırmanışa zorluyor

Yükselen askerî söylemin arkasında, Husi grubunun hem mali hem de örgütsel düzeyde yaşadığı iç krizlere dair işaretler giderek artıyor.

Maaş ödemelerinin uzun süredir durması, temel hizmetlerdeki gerileme, yoksulluk ve işsizlik oranlarının yükselmesi, Husilerin kontrolündeki bölgelerde halk öfkesinin büyümesine yol açtı. Yerel raporlarda, savaşçılar arasında da mali hakların gecikmesi ve grubun geçmiş yıllarda sağladığı ayrıcalıkların azalması nedeniyle rahatsızlığın arttığı belirtiliyor.

Yemen kamuoyunda dolaşan sızıntılar ve bilgiler, grubun lider kadroları içinde harcama öncelikleri ve önümüzdeki sürecin yönetimi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğuna işaret ediyor. Bunun yanında, geçen yıl bazı askerî liderlerin hedef alınmasının ardından uygulanan sıkı güvenlik önlemlerinin de grup içindeki iletişim kanallarını ve karar alma süreçlerini yavaşlattığı ifade ediliyor.

Bu bağlamda askerî seferberlik, Husiler açısından iç yapıyı yeniden sıkılaştırmanın ve safları savaş projesi etrafında toparlamanın bir yolu olarak öne çıkıyor. Bu, ideolojik grupların iç krizlerle ya da halk desteğinde gerilemeyle karşılaştığında sıkça başvurduğu bir strateji olarak dikkat çekiyor.

Suudi Arabistan ve Yemen hükûmetine baskı mesajı

Husilerin tırmanışı aynı zamanda açık bir müzakere boyutu da taşıyor. Grup, Suudi Arabistan’a ve Yemen hükûmetine doğrudan bir mesaj vermek istiyor: “Cepheleri her an yeniden ateşe verebilecek kapasiteye hâlâ sahibiz.”

Bu adım, maaşlar, petrol ve gaz gelirleri, limanlara ve Sana Havalimanı’na uygulanan kısıtlamaların kaldırılması gibi başlıklarda süren anlaşmazlıkların gölgesinde geliyor. Husiler, savaş seçeneğini gündemde tutmanın, karşı tarafları ekonomik ve siyasi dosyalarda taviz vermeye zorlamak için en önemli baskı araçlarından biri olduğunun farkında.

Ayrıca bu zamanlama, Birleşmiş Milletler ve bölgesel aktörlerin siyasi çözüm sürecini canlandırma çabalarıyla da aynı döneme denk geliyor. Bu nedenle Husi tırmanışı, Yemen’de güç dengelerini yeniden çizebilecek yeni düzenlemeler öncesinde grubun müzakere pozisyonunu güçlendirme girişimi olarak da değerlendiriliyor.

Marib ve Taiz yeni çatışmanın hedefi olabilir

Askerî açıdan bakıldığında, gözlemcilere göre geniş çaplı bir tırmanış yaşanması hâlinde çatışmalar iki ana cepheye yoğunlaşabilir: Marib ve Taiz.

Marib, sahip olduğu petrol ve doğal gaz zenginliği nedeniyle Husiler açısından en önemli hedeflerden biri konumunda. Ayrıca Hadramut ve Şebve gibi kaynak bakımından zengin doğu vilayetlerine açılan stratejik bir kapı olarak da öne çıkıyor.

Taiz ise Yemen’in kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan coğrafi konumu nedeniyle önem taşıyor. Bu şehir, aynı zamanda Aden’e ve batı sahiline uzanan hat üzerinde temel geçiş noktalarından biri olarak görülüyor.

Savaş kararı alınması hâlinde Husilerin, çatışma alanını genişletmeye ve birçok temas hattını aynı anda harekete geçirmeye dayalı bir strateji izlemesi muhtemel görünüyor. Grup, bu süreçte son yıllarda yürüttüğü seferberlik ve asker toplama kampanyalarıyla oluşturduğu insan yoğunluğundan yararlanabilir.

Babülmendep: Tırmanışın en riskli bölgesel boyutu

Ancak Husi tırmanışının en tehlikeli tarafı yalnızca Yemen içindeki cephelerle sınırlı değil. 

Babülmendep Boğazı

Bu risk, Kızıldeniz’e ve dünyanın en önemli deniz geçişlerinden biri olan Babülmendep Boğazı’na kadar uzanıyor.

Son iki yılda Husiler, ticari ve askerî gemileri hedef alarak ve askerî operasyonlarını Gazze’deki savaşla ilişkilendirerek Kızıldeniz’i bölgesel ve uluslararası bir çatışma alanına dönüştürmeyi başardı. Bu operasyonlar, grubun sınırlı sürelerle de olsa uluslararası deniz trafiğini etkileyebildiğini ve küresel ticaret zincirlerinde aksamalara yol açabildiğini gösterdi.

Bu nedenle uluslararası güçler, Husilerden gelebilecek yeni bir tırmanışı Yemen sınırlarını aşan bir tehdit olarak görüyor. Husilerin Babülmendep yakınlarında kontrolünü pekiştirmesi ya da nüfuzunu genişletmesi, İran’a Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine paralel yeni bir baskı kartı kazandırabilir. ABD ve Avrupa’nın Yemen’deki askerî gelişmeleri giderek daha yakından takip etmesinin nedenlerinden biri de bu.

Ayrıca yeni bir çatışma, Husileri deniz saldırılarını yeniden başlatmaya ya da bu saldırıların kapsamını genişletmeye itebilir. Bu senaryo, Kızıldeniz’den geçen ticaret hatlarına bağımlı ülkeler ve deniz taşımacılığı şirketleri açısından ciddi endişe yaratıyor.

İran-ABD mutabakatları ve savaş ihtimali

Husilerin tırmanışını, Tahran ile Washington arasındaki mutabakatların ardından oluşan yeni bölgesel atmosferden bağımsız değerlendirmek zor. Grup, mevcut dönemin kendisine daha geniş bir hareket alanı sunduğuna inanıyor gibi görünüyor. Bu alan hem içeride kazanım elde etmek hem de İran’la bağlantılı bölgesel nüfuz ağı içindeki konumunu güçlendirmek için kullanılabilir.

Buna karşılık topyekûn savaşa dönüş, Husiler açısından da büyük riskler taşıyor.

Ekonomik zorluklar, artan uluslararası baskılar ve geniş çaplı bir tırmanışın kontrol edilmesi güç bölgesel ve uluslararası müdahaleleri yeniden tetikleme ihtimali, grubun karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında yer alıyor.

Bu nedenle Seferberlik Güçleri ilanı, yalnızca örgütsel bir adım ya da geçici bir askerî gösteri olarak görünmüyor. Bu hamle, Yemen’in siyasi ve askerî gerilimde yeni bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Husiler, savaş tehdidini hem müzakere kartlarını güçlendirmek hem de iç düzenlerini yeniden toparlamak için kullanıyor. Ancak asıl soru hâlâ ortada duruyor: Bu tırmanış baskı ve siyasi şantaj sınırları içinde mi kalacak, yoksa Yemen’i ve bölgeyi yeni bir çatışma döngüsüne sokacak kıvılcıma mı dönüşecek?