Hizbullah, Lübnan’ın Güneyinden Tamamen Çekilmeyi Reddeden İsrail’e Nasıl Karşılık Verecek? 

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki stratejik noktalarda askeri varlığını sürdürmeye karar verirken, Lübnan hükümeti bu adımı ateşkes ihlali olarak değerlendiriyor. İsrail'in bu hareketi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiği ve Lübnan'daki gerginliği daha da artıracağı endişelerini beraberinde getiriyor.
Hizbullah, Lübnan’ın Güneyinden Tamamen Çekilmeyi Reddeden İsrail’e Nasıl Karşılık Verecek 

27.02.2025 - 14:48  |  Son Güncellenme:  27.08.2025 - 13:44

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki “beş stratejik noktada” güçlerinin kalacağını duyururken, Beyrut bu hamleyi ateşkes anlaşması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının ihlali olarak nitelendirdi.  

İsrail işgal güçleri aynı zamanda ellerinde tuttukları bölgelerde, uzun vadeli askeri varlıklarını güçlendirme planının bir parçası olarak askeri mevziler kurmaya başladı.  

İsrail, Hizbullah ile varılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek, Lübnan topraklarından tamamen çekilmedi.  

Analistlere göre bu durum, Lübnan hükümeti ve anlaşmaya taraf olan tarafları, İsrail’e baskı yapma ve çekilmeye zorlama konusunda büyük bir zorlukla karşı karşıya bırakıyor.  

İsrail’in bu bölgelere yönelik işgali devam ederse, Hizbullah’ın askeri müdahale seçeneği de hala masada bulunuyor.  

İsrail Lübnan’da 18 yıl sıkışıp kalmıştı  

İsrail’in önde gelen gazetesi Maariv’in savaş muhabiri Avi Aşkenazi, İsrail’in Lübnan’daki varlığını şu ifadelerle yorumladı:  

“Beş yerleşim noktası, sıfır ders. Lübnan’da geçen 18 yıl bize hiçbir şey öğretmedi. İsrail ordusunun 25 yıl önce Lübnan sınır bölgesinde terk ettiği askeri tesislerin yeniden kurulması bir hatadır ve bu hata birçok anne ve babanın ağlamasına neden olacaktır.”  

Aşkenazi, “Kuzeydeki halkın güvenliği ve emniyetini sağlamak, Lübnan topraklarında askeri üsler kurmakla değil, 7 Ekim gibi bir sınava hazırlıklı olmakla olur” ifadelerini kullandı.  

İsrail ordusunun 18 yıl boyunca Lübnan’da sıkışıp kaldığını vurgulayan savaş muhabiri, Tel Aviv’in bölgesel değişimleri ve caydırıcılık dengesini dikkate alan uzun vadeli bir vizyon benimsemek yerine, ister Gazze’de ister kuzey cephesinde olsun, bir kez daha “yangın söndürme” politikasına geri döndüğünü vurguladı. Bunun da yeni bir kontrolsüz gerilim sarmalına yol açabileceği konusunda uyardı.  

İsrail ateşkesi ihlal ediyor  

Lübnanlı siyasi yazar Hasan Dorr ise, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde kalmaya devam etmesini ateşkes anlaşmasının “en büyük ihlali” olarak nitelendirdi.  

İsrail’in geçtiğimiz Kasım ayında imzalandığından bu yana anlaşmaya uymadığına dikkat çeken Dorr, Ateşkes İzleme Komitesi’nin de kabulüne göre, İsrail’in geçtiğimiz Kasım ayında imzalanan anlaşmaya uymadığını ve ihlale devam ettiğini söyledi.  

Washington liderliğindeki komitenin anlaşmanın uygulanması üzerinde çalışması ve tüm tarafların anlaşmaya uymasını sağlaması gerektiğini söyleyen Dorr şunları ekledi:  

“Ancak en büyük ihlal, İsrail’in 60 günlük süreyi aşarak güneydeki varlığını 18 Şubat’a kadar uzatması, daha sonra da geri çekilmeyi tercih ederek, beş noktadaki varlığını süresiz olarak korumasıyla yaşandı.”  

Dorr, İsrail’in Lübnan topraklarında kalmasının birçok analiz ve yoruma yol açtığını vurguladı.  

Bu bağlamda, bazılarının bu kararın İsrailli yerleşimcilerin Mart ayı başında yerleşim yerlerine geri dönmeleriyle ilgili olduğunu düşünürken, diğer bir kesimin de aynı dönemde İsrail’in Mavi Hat ile Lübnan’a bakan bazı yerleşim yerleri arasında askeri mevziler kurulduğuna dikkat çektiğini ekledi.  

Bazı tarafların, bunu askeri baskı yoluyla Lübnan’a siyasi ya da güvenlik anlaşması dayatma girişimiyle ilişkilendirdiğini söyleyen Dorr, bunun pek gerçekçi ve olası olmadığını ekledi.  

Dorr, İsrail’in Lübnan toprakları içinde konuşlanmaya devam etmesinin, saldırgan yaklaşımı ve yayılmacı emellerini yansıttığını, aynı zamanda uluslararası sözleşmeler ve imzalanan anlaşmalara saygı duymadığının bir göstergesi olduğunu söyledi.  

ABD’nin İsrail’e verdiği mutlak desteğin bu yaklaşımın sürdürülmesinde kilit bir unsur olduğunun altını çizen Lübnanlı yazar, “Bazı Lübnanlı partiler, ABD’yi hala ülkelerinin dostu olarak görse de, Washington yanlış bile olsa Tel Aviv’i tüm eylemlerinde destekliyor” diye konuştu.  

Bu konuda Lübnan’da yaşanan siyasi gelişmelere değinen Dorr, cumhurbaşkanının açıklaması, hükümet ve yakın zamanda yayınlanan bakanlar kurulu bildirisinde, Lübnan’ın, diplomatik ya da diğer tüm meşru yollarla topraklarını özgürleştirme hakkına vurgu yapıldığını bildirdi.  

Dorr, Hizbullah’ın devlete, İsrail’i işgal altındaki beş bölgeden çekilmeye zorlamak için diplomatik ve siyasi çabalarını tamamlama fırsatı vereceğini de ekledi.  

Lübnanlı siyasi yazar, aynı zamanda İsrail’in Hizbullah’ı tüm gücüyle hedef almaya devam edeceğini vurgulayan İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın açıklamalarına karşı da uyardı.  

Bunun, önümüzdeki dönemde ateş gücü ve ABD desteğiyle bir “oldubittiyi” dayatmak için Lübnan’ın güneyi ve Bekaa Vadisi’ne yönelik hava saldırıları ve suikastların devam etmesi anlamına gelebileceğini ifade etti.  

Dorr, Fokus Plus’a yaptığı açıklamanın sonunda, 7 Ekim’de düzenlenen Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında ortaya çıkan yeni dengelerin, Lübnan’daki durumu doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti.  

Lübnan devletinin sınırlarını koruma ve topraklarını özgürleştirme sorumluluğu taşıdığını ve bunun on yıllardır ülkenin güneyindeki halkın temel bir talebi olduğunu da sözlerine ekledi.  

Direniş seçeneği açık  

Fokus Plus’a konuya ilişkin görüş bildiren bir diğer Lübnanlı yazar ve siyasi analist Kasım Kassir de, İsrail işgal güçlerinin, yerleşim yerlerini koruma bahanesiyle Lübnan topraklarının bazı noktalarında varlıklarını sürdürdüğünü belirtti.  

Kassir, bu askeri varlığın aslında Lübnan hükümeti ve ordusuna “direnişi silahsızlandırması” için baskı yapma amacı taşıdığını söyledi.  

Lübnan’ın bu işgale karşı koymak için gerekli tüm tedbirleri alacağını vurgulayan Kassir, savaşa dönüşün şu anda bir seçenek olmadığını, ancak durumun gidişatına göre gelecekte tüm senaryoların mümkün olduğunu da belirtti.  

Bu gelişmeler ışığında, İsrail’in varlığına yönelik yansımaları siyasi açıklamalarla sınırlı kalmayıp, ateşkes anlaşmasının sahadaki ihlallerine kadar uzanıyor. Bu da iki ülke arasındaki sınırda yaşanan gerginliği artırıyor.  

İsrail halihazırda, Hizbullah ile ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana anlaşmayı 900’den fazla kez ihlal etti.  

İsrail ayrıca Lübnan’dan geri çekilme süresi dolmadan önce gerilimi artırdı. Hamas’ın Lübnan’daki askeri operasyonlarını yöneten isimlerden biri olan Muhammed Şahin’e suikast düzenledi, Lübnan’ın çeşitli bölgelerine yönelik bombardımanlarını da yoğunlaştırdı.