Hamas’ın Rehine Takası Kararı Küresel Dengeleri Nasıl Etkileyecek?
12.02.2025 - 13:46 | Son Güncellenme: 27.08.2025 - 13:44
Hamas'ın askeri kolu İzzeddin El Kassam Tugayları, İsrail'in ateşkes şartlarına uymadığı gerekçesiyle, 15 Şubat'ta yapılması planlanan rehine takasını bir sonraki duyuruya kadar ertelediğini açıkladı.
İzzeddin El Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, yaptığı açıklamada, Filistin direnişinin ateşkes anlaşmasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak İsrail'in ateşkes, insani yardım girişi ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünü içeren anlaşma şartlarına uymadığı için bu kararı aldıklarını belirtti.
Diğer yandan, Gazze Hükümeti Medya Ofisi geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ne giren yardımların, ateşkes anlaşmasında öngörülen insani ihtiyaçların yüzde 10’unu geçmediği bilgisini verdi.
İsrail Hükümetinin Sorumluluğu
İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinde yer alan bir haberde, İsrail hükümetinin anlaşmaya uymaması nedeniyle Hamas'ın takası erteleme kararı aldığı ifade edildi. Haberde, "Anlaşmaya göre ikinci aşamaya ilişkin müzakerelerin geçen pazartesi başlaması gerekiyordu, ancak hiçbir şey olmadı ve hatta kabine bile toplanmadı" denildi.
Anlaşmanın ikinci aşamasına ilişkin Doha'ya giden İsrail heyetine "birinci aşamayla ilgili teknik konuları" görüşmeleri için talimat verildiği ve bunun anlaşmayla çeliştiği vurgulandı. Haberde, İsrail'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze sakinlerini yerinden etme planını açıklaması ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in askeri operasyonların geri dönüşüne ilişkin söylemleri nedeniyle ikinci aşamaya ilişkin müzakereleri geciktirdiğine dikkat çekildi.
Bu durumun da Hamas’ta, “İsrail’in anlaşmanın ilk aşamasını uzatıp daha fazla rehinenin serbest bırakılmasını planladığına” dair bir düşünce oluşturduğu belirtildi.
Diğer taraftan, İsrail’in eski harekat komutanı Yedek Tümgeneral Israel Ziv, Hamas’ın rehinelerin serbest bırakılmasını erteleme kararından, İsrailli hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamaları sorumlu tuttu.
Gözden Kaçmasın
Ziv konuya ilişkin açıklamasında, “Söylemlerimiz Hamas’ı bu kararlara itiyor. Bu sorumsuzluk” dedi.
İsrail insani yardım protokolünü engelliyor
Filistinli siyasi araştırmacı Abdullah Aqrabawi ise konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı özel açıklamada, Filistin direnişinin 15 Şubat’ta yapılması planlanan 6. tur rehine takasını erteleme kararının, anlaşmaya bağlı müzakereler kapsamında alındığını söyledi.
Aqrabawi, ABD bu anlaşmanın uygulanması konusunda garantiler vermiş olsa da, İsrail ve ABD’nin anlaşma şartlarına bağlılığı konusunda belirgin bir gerileme olduğunun altını çizdi.
Filistin direnişinin, ABD, Mısır ve Katar’ın himayesinde imzalanan anlaşma kapsamında, Gazze Şeridi’ne barınma, yakıt ve gıda gibi yardımların girişini içeren insani protokolün uygulanmasının engellenmesi de dahil olmak üzere İsrail’in çeşitli ihlallerini gözlemlediğini de ekledi.
Filistinli araştırmacı, İsrail’in bu ihlalleri ve özellikle Trump’ın Gazze halkının tehcirine ilişkin yaptığı açıklamaların artması ışığında, Hamas’ın İsrail’i durdurmak ve herkesi anlaşmanın şartlarına uymaya zorlamak için doğru bir adım atmayı gerekli gördüğünü de söyledi.
İsrailli rehineler direniş için bir pazarlık aracı
Aqrabawi açıklamasının devamında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 15 aydır İsrailli rehineler konusunun önemini azaltmaya, aynı zamanda İsrailliler ve rehine ailelerinden gelen baskıları kontrol altına almaya çalıştığına dikkat çekti.
Filistin direnişinin ise rehine kartını kilit bir müzakere aracı olarak kullandığını söyleyen Aqrabawi, “Direnişin bu ısrarı, Netanyahu’yu anlaşmayı kabul etmeye zorladı” dedi.
Filistinli araştırmacı, mevcut anlaşmanın devam etmesinin önünde büyük zorluklar olduğunu vurgulayarak açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“İster Trump, ister Netanyahu ya da Ebu Ubeyde tarafından yapılmış olsun, son dönemdeki tüm açıklamalar ve gelişmeler, müzakere süreci ve direnişin elindeki rehinelerle ilgili bir sonraki aşamaya yönelik hazırlıkların bir parçasıdır.”
Aqrabawi, İsrail’in askeri açıdan başarısızlığa uğramasının ardından “savaşın kaderi ve bitiş şekliyle” ilgili siyasi konuları gündeme getirmeye çalıştığının altını çizdi.
Netanyahu’nun savaş hedeflerine yönelik şu ana kadar somut bir sonuç ortaya koyamamasına rağmen, bu aşamadan yararlanarak kendisini başarı elde etmiş gibi göstermeye çalıştığını da ekledi.
Filistinli araştırmacı, Trump’ın tehditleri, Netanyahu’nun insani yardım protokolünü bozma girişimleri ya da direnişin takası erteleme kararı gibi son dönemde atılan tüm adımların, devam eden müzakereler kapsamında olduğunu vurguladı.
Ancak diğer yandan, anlaşmanın başarısı ve savaşın durdurulması yönündeki sorumluluğunun bilincinde olan Filistin direnişinin, Netanyahu’ya askeri operasyonları tırmandırma fırsatı vermek istemediğine de vurgu yaptı.
Aqrabawi açıklamasını, “Bu nedenle takası erteleme kararı, özellikle ABD olmak üzere arabuluculara, İsrail’e taahhütlerini yerine getirmesi ve yardım girişine izin vermesi için baskı yapmaları ve böylece herkesin anlaşmaya bağlı kalmasını sağlamak amacıyla planlanan takas tarihinden beş gün önce alındı” ifadeleriyle noktaladı.
İsrail’e yansımaları
Fokus Plus’a görüş bildiren bir diğer araştırmacı Süleyman Beşarat ise, Hamas’ın takası erteleme kararının, İsrail’in taahhütlerini yerine getirmeden kazanımlar elde etmesini engellemek ve ihlallerini meşrulaştırma çabalarını boşa çıkarmak için alındığını vurguladı.
İsrail-Filistin meselelerinde uzman olan Beşarat, “İsrail kamuoyu, Netanyahu hükümetinin takas sürecini tamamlamak istemediğini düşünerek anlaşmaya bağlı kalınmasını talep edenler ile takası erteleme kararını askeri operasyonların yeniden başlatılması için bir bahane olarak gören aşırı sağcı akımlar arasında bölünmüş durumda” diye konuştu.
İsrail yönetiminin, özellikle de Netanyahu’nun önündeki en büyük zorluğa dikkat çeken Beşarat, “İsrailler, anlaşmanın sürekli engellenmesinin Netanyahu’nun politikalarının bir sonucu olduğuna artık ikna oldu” dedi.
Son kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunan araştırmacı, İsraillilerin yüzde 70’inden fazlasının ateşkesin devamını ve rehine ile tutuklu takasını desteklediğini söyledi.
İsrail toplumunun yüzde 60-70’inin ise Netanyahu’nun savaşı İsrail’in çıkarları için değil, kişisel siyasi amaçları için sürdürmeye çalıştığına inandığını ekledi.
Bir sonraki aşama için senaryolar
Beşarat’a göre anlaşma kapsamında bundan sonra yaşanacaklara ilişkin ilk senaryo, cumartesi gününe kadar olan sürenin arabuluculara, özellikle de Mısır ve Katar’a, anlaşmanın devamını sağlamak için İsrail’e yardım, çadır, mobil ev ve tıbbi malzeme girişi gibi taahhütlerini yerine getirmesi için baskı yapma fırsatı sunması olabilir.
Bu bağlamda, anlaşmanın özellikle insani protokol hükümlerinin uygulanması konusunda Hamas’a güvence verilebilir.
İkinci senaryoda İsrail, gücünü göstermek ve yeni bir denklem dayatmak için hava saldırıları gibi sınırlı askeri operasyonlara başvurabilir veya Gazze Şeridi’ndeki belirli kişi veya bölgeleri hedef alabilir.
Buna karşılık, Filistin direnişi de, rehine konusuna ek olarak başka baskı kartlarının da olduğunu vurgulamak için sınırlı operasyonlar düzenleyerek ve roketler fırlatarak karşılık verebilir.
Bu durum da, arabulucuların anlaşmayı yeniden tesis etmek ve çökmesini önlemek için tekrar devreye girmesine yol açabilir.
Üçüncü senaryonun anlaşmanın çökmesi ve topyekün savaşa geri dönülmesi olduğunu söyleyen Beşarat, İsrail’in Netzarim ekseninden çekilmesi ve Filistinlilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine dönmesinin ardından aynı yoğunlukta operasyonlara devam etmenin zorluğu nedeniyle bu senaryoya ihtimal vermediğini belirtti.
Beşarat, Fokus Plus’a yaptığı açıklamanın sonunda, savaşın yeniden başlamasının büyük bir bölgesel ve uluslararası kriz yaratacağına dikkat çekerek, bu durumun direnişin elindeki İsrailli rehinelerin akıbetiyle ilgili endişeleri arttıracağının altını çizdi.
İsraillilerin hükümete karşı daha öfkeli hale geldiğini vurgulayan Beşarat, anlaşmanın çökmesi halinde Netanyahu’ya karşı geniş çaplı protestoların patlak verebileceğini de sözlerine ekledi.