Hamas’ın Kaleleri: Netanyahu’nun Gazze Yıkımını Meşrulaştırmak İçin Uydurduğu Yalan

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’ın Gazze’deki son kaleleri ve kamplarını ele geçirme bahanesiyle büyük çaplı bir askeri operasyon planladıklarını açıkladı. Gazze’de yaşanan yıkım ve insani kriz sürerken, uluslararası toplumdan somut bir müdahale gelmedi. İsrail ordusunun yeni saldırı hazırlıkları kapsamında yedek kuvvetlerin çağrıldığı ve operasyon takviminin oluşturulduğu bildirildi.
Hamas’ın Kaleleri: Netanyahu’nun Gazze Yıkımını Meşrulaştırmak İçin Uydurduğu Yalan

13.08.2025 - 11:03  |  Son Güncellenme:  27.08.2025 - 17:45

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’deki yıkımın devam etmesini sağlamak için yeni kararlar alarak, İsrail işgal ordusuna, Hamas’ın Gazze Şehri’ndeki son kaleleri ve bölgedeki kampları ele geçirmeye hazırlanmaları yönünde talimat verildiğini açıkladı.

Netanyahu bu açıklamayı, Güvenlik Kabinesi’nin büyük çaplı bir operasyon düzenleme, şehrin kontrolünü ele geçirme, Hamas yönetimini devirme ve silahsızlandırmanın yanı sıra Gazze’de sivil bir hükümet kurmaya karar vermesinden sadece birkaç gün sonra yaptı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında “savaş suçu” işlediği gerekçesiyle tutuklama emri çıkarılan Netanyahu’nun son konuşması, tıpkı Refah, Gazze Şeridi’nin güneyi, şu anda Han Yunus ve hatta daha önce “Generaller Planı” sırasında Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yaşananlar gibi Gazze’ye girip kontrol altına alma ve altyapısını yok etme yönünde açık işaretler taşıyor.

İsrail, birkaç hafta önce Hamas’ın koşullarına boyun eğmeme bahanesiyle Gazze’deki soykırımı durdurma anlaşmasına varmak için yürütülen müzakereleri engellemişti. Oysa müzakereler olumlu geçmişti ve açıklamalar bir anlaşmanın yakın olduğunu gösteriyordu.

Netanyahu’nun Gazze’ye yönelik saldırıları meşrulaştırmak için açık bahaneler sunma konusundaki çabası, uluslararası topluma İngilizce ve İsraillilere İbranice hitap ettiği son konuşmasında açıkça görüldü.

Netanyahu

Diğer yandan, Dini Siyonizm Partisi Başkanı olan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Gazze’de gerçek bir çözüm sağlamayacağına inandığı yeni planı protesto etmek için hükümeti feshetme ve seçime gitme tehdidinde bulundu.

İsrail, 22 ay boyunca 61 binden fazla Filistinliyi öldürdü, on binlercesini yaraladı, binlerce kişi ise kayıp olarak kaydedildi. Bu, Filistin davasının başlangıcından bu yana gördüğü en uzun soykırım savaşı olarak kayıtlara geçti. 

Filistinliler, İsrail işgal ordusunun önümüzdeki haftalarda yaklaşık 800 bin nüfuslu Gazze şehrini boşaltmaya hazırlandığı bir dönemde, yeni askeri operasyonun kendilerini “yerinden etme” amaçlı bir plan olduğundan endişe ediyor.

Gazze’de soykırım devam ediyor

Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi Müdürü Ahmed Atawna, Gazze'deki soykırımın yaklaşık iki yıldır uluslararası toplumun gözü önünde sürdüğünü söyledi.

Ancak uluslararası toplumun siyasi açıklamalar ve sözlü kınamalardan öteye gitmediğini ve İsrail’in suçları durdurabilecek hiçbir pratik adım atmadığını ekledi.

Al Araby Al Jadeed gazetesine konuşan Atawna, bu pratik adımların atılmamasının uluslararası sistemin yetersizliğini ortaya koyduğunu da vurguladı. 

Arap Birliği  ve  İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ortak zirvesi

Arap Birliği zirvelerinde alınan kararlar ile İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) açıklamalarının ablukayı kırma ve Gazze’deki soykırımı durdurma sloganlarına rağmen, sahada fiili olarak hayata geçirilemediğini belirtti.

Atawna, mevcut durumun, çoğu ülke ve uluslararası kuruluşun işgali reddettiği, yakın bir insani felaket konusunda uyardığı Refah işgalini (Mayıs 2024) fazlasıyla hatırlattığını da söyledi.

Hatta ABD’nin o dönemde, İsrail hükümetine operasyona devam etmemesi yönünde çağrıda bulunduğunu hatırlatan Atawna, “Ancak Netanyahu bu uyarıları ve tutumları görmezden gelerek, sahadaki hedeflerine ulaşmada başarılı olduğunu iddia etti ve işgaline devam etti” dedi.

Atawna, Arap ve İslam ülkeleri de dahil olmak üzere bölgesel ve uluslararası iklimin, İsrail’i caydırmak veya Gazze’deki soykırımı engellemek için henüz yeterli bir baskı seviyesine ulaşmadığına dikkat çekti.

El Cezire ekibi de dahil olmak üzere Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki gazetecilerin hedef alınmasının, suç ve ihlallerin medyada yer almasını engelleme amacıyla yeni bir askeri operasyonun yakın zamanda uygulanacağının açık bir göstergesi olabileceğine de dikkat çekti.

Hamas’ın kaleleri Gazze’ye saldırının bahanesi

Atawna gazeteye yaptığı açıklamada, İsrail’in Hamas’ın kalelerini hedef alma bahanesiyle Gazze şehri ve Gazze Şeridi’nin merkezindeki kamplara yönelik saldırı tehditlerine de değindi.

Tüm göstergelerin işgalcilerin bu adımı atma konusundaki ciddiyetini gösterdiğini söyleyen Atawna, “Karar İsrail hükümeti ve kabinesi tarafından onaylandı” dedi.

Ordunun, iki hafta içinde hazır olacak bir takvim içeren operasyon için ayrıntılı bir plan geliştirmekle görevlendirildiğini ve yedek kuvvetlerin çağrılması için hazırlıklara başlandığını da belirtti.

ABD yönetiminin şimdiye kadarki sessiz kalmasının, örtülü bir “yeşil ışık” olarak yorumlanabileceğini dile getirdi.

Netanyahu’nun Washington itiraz etmediği sürece, Avrupa, Arap veya İslam ülkeleri olsun, diğer ülkelerin tutumlarını umursamadığının kanıtladığını da ekledi.

Sahadaki hesaplamaların İsrail’in lehine olduğunu söyleyen Atawna, İsrail’in gelişmiş ABD silahları ve füzeleriyle desteklenen devasa bir askeri güce sahip olduğunu söyleyerek, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde uyguladığı, Filistin şehirlerini ve kamplarını enkaza çeviren “yakıp yıkma politikasının” bunda etkili olduğunu belirtti.

Buna karşılık, Filistinlilerin yalnızca sınırlı yeteneklere ve bireysel direniş girişimlerine sahip olduklarını ve bunun da onları her açıdan orantısız bir mücadeleye soktuğunu söyledi.

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim ise, Netanyahu’nun Gazze şehrinin güvenlik kontrolünden açıkça bahsettiğini ve beş hedef sıraladığını belirtti.

Al Araby Al Jadeed gazetesine konuşan İbrahim, Hamas’ın silahsızlandırılması ve rehinelerin kurtarılmasının nihai maddeler olduğunu dile getirdi.

İsrail Başbakanı'nın “savaşın ertesi günü” konusunda net olduğunun altını çizen İbrahim açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Netanyahu, Gazze’de Filistin Yönetimi ve Hamas olmayacak şekilde, bu sorumluluğu üstlenecek kurumun kimliğini belirtmeden yalnızca bir sivil yönetimden bahsetti.”

İbrahim, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, Gazze Şeridi’ndeki, özellikle de Gazze şehrindeki ablukanın sıkılaştırılmasını, sadece suikast ve hava saldırıları yapılmasını öngören bir plan önerdiğini, ancak Netanyahu'nun bu planı reddettiğini belirtti.

Gazze şehri için istenenlerin, Refah modelinden daha kötü olacağına vurgu yapan İbrahim, “İsrail, yedekler dahil yaklaşık 250 bin askeri harekete geçirecek ve böylece Gazze nüfusunu yerinden edip tamamen yok edecek” dedi.

Netanyahu’nun daha önce Refah’a yönelik yıldırım harekatı yapacağını söylemesine rağmen, uluslararası ve küresel baskının zayıflamasıyla birlikte şehre girip tahrip ettikten sonra orada kaldığını da ekledi.

Tekrarlanan model

Yazar ve siyasi analist İyad el-Kara ise, Netanyahu’nun son zamanlarda yaptığı “Gazze’nin merkezine girme” hakkındaki konuşmasının, soykırımı uzatan ve uluslararası kamuoyuna yanıltıcı bir imaj sunma çabasını yansıtan bir kaçış olduğuna dikkat çekti.

Netanyahu’nun daha önce Refah ve Han Yunus’a girip onları yok etmeden önce işgalini duyurduğu gibi, bugün de aynı senaryoyu Gazze merkezinde tekrarladığını söyledi.

Bu açıklamaların, İsrail işgal ordusunun henüz girmediği “yeni kaleler” olduğunu göstermeyi amaçlayan bir propaganda aracından başka bir şey olmadığının altını çizen Kara, gerçekte ise sistematik yıkım operasyonlarının Han Yunus ve Refah’ta olduğu gibi büyük ölçekte ve yüzde 90’ı aşan bir yıkım oranıyla devam ettiğini belirtti.

Siyasi analist, konuya ilişkin Al Araby Al Jadeed gazetesine yaptığı açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:

“En tehlikeli olan şey, İsrail’in, evleri yıkıp mahalleleri yerle bir ettiği sahne ve görüntülerin belgelenmiş ve kamuoyuna açıklanmış olmasına rağmen, Hamas’la savaşma kisvesi altında Gazze’deki soykırım ve açlık suçlarını meşrulaştırmaya devam etmesidir. Bu durum, eski destekçileri arasında bile, bu savaşın topyekun bir soykırım savaşından başka bir şey olmadığına dair uluslararası bir kanaatin arttığı bir dönemde yaşanıyor.” 

Ayrıca Kara, mevcut durumun, 2024’te Refah’ta yaşananları hatırlattığını vurgulayarak, bugün ortaya çıkacak sonucun Gazze’nin geleceği açısından daha ağır ve tehlikeli olabileceğini de sözlerine ekledi.