Hamas Yetkilisi: Mekke Anlaşması Bölgesel Güvenliği Güçlendirecek Bir Adım

Hamas liderlerinden Gazi Hamad, Gazze’deki ateşkes süreci, ağır silahlar dosyası, Filistin ve İsrail seçimleri ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
web-ozel-gazi-hamad-gazze-muzakereleri-agir-silahlar-israil-secimleri-ve-bolgesel-dengeleri-anlatti-ali-zalat.jpg

28.08.2026 - 12:02  |  Son Güncellenme:  28.08.2026 - 13:10

Hamas Müzakere Heyeti Üyesi Dr. Gazi Hamad, Filistin Medya Kurumu (FİMED) tarafından düzenlenen geniş kapsamlı basın buluşmasında Türk medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Hamad, görüşmede Gazze’deki ateşkes süreci, ağır silahlar dosyası, Filistin ve İsrail seçimleri ile bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hamad, hareketin temel hedefinin Filistin halkına yönelik soykırımı durdurmak olduğunu belirterek, Filistin davasının bugün tarihindeki en büyük sınavla karşı karşıya bulunduğunu söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki ateşkese bir gün dahi uymadığını ifade eden Hamad, Filistinli direniş liderleri ile sivil polis unsurlarına yönelik suikast politikasının sürdüğünü, sivillerin ve yerinden edilenlerin çadırlarının da gelişigüzel saldırılarla hedef alınmaya devam ettiğini kaydetti.

Ateşkes kritik eşikte

Hamas Siyasi Büro Yetkilisi Hamad, hareketin hedefinin ateşkes anlaşmasını ayakta tutmak ve devamlılığını sağlamak olduğunu belirterek, anlaşmayı çöküşün eşiğine getirenin İsrail’in politikaları olduğunu söyledi.

Hamas Müzakere Heyeti Üyesi Dr. Gazi Hamad

Hamas’ın ağır silahları teslim etmeyi kabul etmesine rağmen İsrail’in bu tavizi tanımaması hâlinde hareketin önündeki seçeneklerin neler olduğuna ilişkin soruya Hamad şu yanıtı verdi:

“Önümüzdeki bütün seçenekler zor. Direniş çizgisinden vazgeçmeyeceğiz. Ancak zorlayıcı koşulların dayattığı istisnai bir dönemden geçiyoruz ve bu dönemin gerekliliklerine karşılık veriyoruz. Buna rağmen direniş yolumuzdan vazgeçmeyeceğiz.”

Ağır silahlar ve arabulucuların sorumluluğu

Silah meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hamad, imzalanan metinlerin ağır silahların belirlenerek Filistinli ulusal bir komitenin gözetiminde depolanması konusunda açık olduğunu vurguladı. İsrail’in bu hükümleri aşarak her tür silahın teslim edilmesini talep etmesinin mevcut denklemi değiştirmeyeceğini kaydetti.

Hamad, anlaşmanın uygulanması ve düzenlemelere ilişkin açık bir takvim oluşturulması konusunda ABD ile arabuluculara sorumluluk düştüğünü söyledi.

İsrail’e karşı yürütülen mücadelede elde edildiğini söylediği kazanımları da sıralayan Hamad, bunları Gazze topraklarının bütünlüğünün korunması, bölge halkının tehcir edilmesine yönelik planların durdurulması, Gazze içerisinde herhangi bir yabancı varlığın reddedilmesi ve uluslararası güçlerin görevlerinin bölge içinde herhangi bir güvenlik rolü üstlenmeden yalnızca Gazze sınırlarını gözlemlemekle sınırlandırılması olarak açıkladı.

Hamad, bunlara ek olarak ortadan kaldırılmaya çalışıldığını söylediği Filistin ulusal kimliğinin korunmasının da önemli kazanımlardan biri olduğunu belirtti.

İsrail seçimlerinin müzakerelere etkisi

İsrail’de yaklaşan seçimlerin müzakere sürecine etkisini değerlendiren Hamad, yaklaşık iki ay sonra yapılması planlanan seçimlerin sonucu ne olursa olsun İsrail’in seçimlere kadar Filistinlileri, özellikle de Gazze’yi hedef almaktan vazgeçmeyeceğini söyledi.

Hamad, İsrail’in aynı zamanda Batı Şeria’nın yapısını, haritasını ve coğrafyasını değiştirmeye, işgal altındaki Kudüs’ün statüsüne müdahale etmeye devam edeceğini ifade etti. İsrail’in önümüzdeki seçimler sonuçlanmadan nihai bir anlaşmaya imza atmayacağını da sözlerine ekledi.

İsrail Parlamentosu Knesset, 17 Temmuz 2026’da kendisini feshetme kararı aldı. Böylece parlamento, 7 Ekim 2023 saldırısı ve ardından başlayan savaştan sonraki ilk genel seçim öncesinde tatile girdi. 

Binyamin Netanyahu

Seçimlerin 27 Ekim’de yapılması kararlaştırılırken, kamuoyu araştırmaları Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi’nin öndeki konumunun zayıfladığını ve muhalefet partilerinin yükselişe geçtiğini gösteriyor.

Yasama seçimlerinde ortak ulusal liste

Hamad, Hamas’ın Filistin yasama seçimlerine ortak bir ulusal listeyle katılmayı planladığını açıkladı. Fetih Hareketi ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın (Ebu Mazen) çevresinin bu girişime onay vermemesi hâlinde dahi Hamas’ın bu yöndeki tutumunu sürdüreceğini belirtti.

Filistinli direniş gruplarının tamamının seçimlere ortak bir listeyle katılma konusunda ortaya koyduğu ulusal uzlaşıyı olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Hamad, Muhammed Dahlan liderliğindeki Fetih Reform Akımı’nın da bu yöndeki çağrıya karşılık vermesini memnuniyetle karşıladı. Hamad ayrıca, söz konusu ulusal mutabakatı güçlendirmek amacıyla Kahire’de toplantılar gerçekleştirildiğini açıkladı.

Filistin siyasi sisteminin reforme edilmesi çağrısında bulunan Hamad, bu sürecin Filistin Yönetimi’ni de kapsaması gerektiğini söyledi. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün de Filistin halkının bütün kesimlerini gerçek anlamda temsil edecek şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

Mervan Barguti

Bu gelişmeler, Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın Temmuz 2026’da yasama seçimlerinin yapılmasına ilişkin kararname yayımlamasının ardından geldi. Kamuoyu araştırmaları seçimlerde birden fazla liste arasında güçlü bir rekabet yaşanacağını gösteriyor. Bunlar arasında Fetih içindeki Reform Akımı ile İsrail hapishanesinde bulunan Mervan Barguti’nin liderliğini yaptığı ya da desteklediği bir liste de bulunuyor.

Kamuoyu yoklamaları, aday olmasına izin verilmesi hâlinde Barguti’nin devlet başkanlığı seçimini kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak Barguti’nin adaylığının mümkün olup olmayacağı henüz kesinleşmiş değil.

Üç stratejik meydan okuma

Hamad, Filistin ulusal mücadelesinin karşı karşıya olduğu daha önce görülmemiş üç stratejik meydan okumayı sıraladı.

Bunlardan ilkinin İsrail ve ABD’nin Arap dünyası ile Orta Doğu’da istikrarsızlık yaratmaya yönelik politikalarını sürdürmesi olduğunu belirten Hamad, ikinci ve kendi ifadesiyle en büyük meydan okumanın ise Filistin varlığının bütünüyle hedef alınması olduğunu söyledi.

Hamad, tehcir, yerleşim faaliyetleri ve Filistin davasının tasfiye edilmesi yoluyla hem Filistin yönetiminin hem de topraklarının hedef alındığını belirterek, bu süreçte yaşananları “utanç verici ve açık bir Arap sessizliği ve uluslararası sessizlik” olarak nitelendirdi.

Üçüncü stratejik meydan okumanın ise önceki iki tehditle mücadele edebilmek için Filistin saflarının birleştirilmesi olduğunu ifade etti.,

Hamad, Filistin seçimlerinin Devlet Başkanı Abbas tarafından “iptal edilme tehdidiyle” karşı karşıya bulunduğu uyarısında da bulundu. 2021’de yasama ve başkanlık seçimlerinin süresiz olarak ertelenmesini hatırlatan Hamad, İsrail’in de seçimlerin önüne sürekli engeller çıkardığını söyledi.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na destek

Bölgesel gelişmelere de değinen Hamad, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladı.

Anlaşmayı, İsrail’in bölgedeki durumu patlama noktasına sürükleme ve bölgeyi kendi istediği şekilde yeniden biçimlendirme çabaları karşısında bölgesel güvenliği güçlendirecek bir adım olarak nitelendiren Hamad, anlaşmanın etkili başka Arap ve İslam ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini umduğunu söyledi.

Hamad, böyle bir genişlemenin bölge ülkelerinin kendi yerel güvenlik stratejilerini oluşturmasına ve karşılıklı güvenlik ilkesine dayalı bölgesel iş birliğini geliştirmesine imkân sağlayacağını belirtti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos 2026’da Mekke’deki Safa Sarayı’nda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşmaya ilişkin ortak bildiride, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağı belirtildi. Bu yönüyle anlaşma, NATO’nun kolektif savunma maddesine benzetildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif 

Anlaşmaya Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif imza attı. Mısır’ın da ilerleyen dönemde anlaşmaya katılabileceğine ilişkin değerlendirmeler gündeme geldi.

Temmuz-Ağustos 2026 müzakere süreci

Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakereler, Temmuz ve Ağustos ayları boyunca yoğun bir diplomasi trafiğine sahne oldu. Kahire’nin ev sahipliğinde yapılan görüşmelere, Dr. Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas müzakere heyetinin yanı sıra Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucular katıldı.

Görüşmelerde ayrıca ABD yönetiminin Gazze’deki geçiş sürecini yönetmek amacıyla oluşturduğu “Barış Konseyi”nin temsilcileri ile konseyin Gazze’deki en üst düzey temsilcisi sıfatıyla Nikolay Mladenov da yer aldı.

Müzakereler, ABD Başkanı Donald Trump’ın planının ikinci aşamasına geçiş için Mladenov tarafından hazırlanan yol haritasının beşinci ve sekizinci maddeleri üzerinde yoğunlaştı.

Gazze’nin yönetiminden sorumlu ulusal teknokrat komitesinin yetkilerine ilişkin beşinci madde konusunda anlaşmaya varılırken, direnişin “ağır silahlarının” ve “altyapısının” sınırlandırılmasına ilişkin sekizinci madde temel anlaşmazlık noktası olmaya devam etti.

Söz konusu maddeye ilişkin önerilen formüller Hamas’ın yanı sıra İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi gibi diğer gruplar tarafından da kabul edilmedi.

Ağustos ayının ortalarında ABD Temsilcisi Jared Kushner, Kahire’de Hamas müzakere heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde “nadiren görülen” düzeyde ilerleme kaydedildiğine ilişkin haberler kamuoyuna yansıdı.

İlan edilen ilerlemeye rağmen İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları devam etti. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin yüzde 60’tan fazlasını kontrol altında tutmayı sürdürürken, Sarı Hat olarak adlandırılan çizgi, Hamas’ın kontrolündeki bölgeler ile İsrail’in kontrolündeki bölgeleri birbirinden ayırmaya devam etti.

Müzakereler, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalandığı bir döneme denk geldi. Böylece bölgesel tabloda bir taraftan Gazze’deki ateşkesi kalıcı hâle getirmeye yönelik girişimler yürütülürken, diğer taraftan Arap ve İslam ülkelerinin öncülük ettiği yeni ittifaklar üzerinden bölgesel güvenlik dengelerinin yeniden şekillendirilmesine yönelik adımlar aynı anda gündeme geldi.