Hamas-İsrail Arasında Tarihi Takas: Kalıcı Barış mı, Siyasi Ara mı?
13.10.2025 - 16:12 | Son Güncellenme: 13.10.2025 - 16:20
Hamas, pazartesi sabahı itibarıyla ilk aşaması tamamlanan ateşkes anlaşması kapsamında hayatta olan 20 İsrailli rehineyi serbest bıraktı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda yürütülen Gazze ateşkes planının bir parçasıydı. Böylece İzzeddin el-Kassam Tugayları, “rehineler dosyasını tamamen kapattıklarını” duyurdu.
Bu gelişme, İsrail’i askeri güçle rehineleri kurtarma seçeneğinin tükendiği yeni bir siyasi tabloyla karşı karşıya bıraktı.
Öte yandan, İsrail yaklaşık 2 bin Filistinliyi serbest bıraktı. Bunların arasında 250 müebbet hapis cezası almış mahkûm da vardı. Bu, onlarca yılın en büyük esir değişimlerinden biri olarak, Filistin-İsrail çatışmasının seyrinde tarihi bir an olarak kayda geçti. Artık saha ile diplomasi, güvenlik ile siyaset birbirine geçmiş durumda.
Hamas: Sahadan masaya, kazanan psikolojisiyle
Hamas, yaptığı açıklamalarda zaferini pekiştiren bir dil kullandı.
İzzeddin el-Kassam Tugayları anlaşmayı, “direnişin kararlılığı ve halkın sabrının meyvesi” olarak nitelendirdi.
Açıklamada, İsrail’in askerİ baskıyla rehineleri kurtarma girişiminde başarısız olduğu, buna karşılık direnişin sözünü tuttuğu ve “esirlerin ancak takas yoluyla serbest kalacağı” vurgulandı.
Gözden Kaçmasın
Bu söylem, Hamas’ın siyasi konumunda yaşanan dönüşümü de gözler önüne seriyor.
Bir dönem askeri olarak kuşatılmış bir hareket olan Hamas, bugün savaş sonrası düzenin müzakere masasında söz sahibi aktörlerinden biri haline geliyor.
Rehinelerin bu kadar düzenli ve şeffaf biçimde teslim edilmesi ise çok katmanlı bir mesaj niteliğinde:
Filistin halkına: Direniş hâlâ sahada etkili ve şartlarını dayatabiliyor.
İsrail’e: 735 gün süren savaş bile hedeflerine ulaşamadı.
Uluslararası arabuluculara: Hamas, artık diplomatik olarak muhatap alınabilecek bir aktör.
İsrail: insani başarı ile stratejik yenilgi arasında
İsrail cephesinde, 20 rehinenin serbest kalması insani bir zafer olarak lanse edilse de, askeri ve istihbari açıdan ağır bir yenilgi olarak değerlendiriliyor.
Tel Aviv yönetimi, askeri baskıyla sonuç alınamayacağını kabullenmek zorunda kaldı ve Trump’ın planına iç kamuoyunun baskısı sonucu onay verdi.
Bu durum, İsrail hükümetini savunmada bıraktı. Zafer söylemlerinin yerini gerekçeler ve savunmalar aldı.
Ayrıca yetkililer, serbest bırakılan Filistinlilerin kutlamalarına karşı açık uyarılarda bulundu.
Trump'ın planı: Savaşı bitirmek mi, Gazze sonrasını yönetmek mi?
Bu esir değişimi, Trump’ın planının ilk aşamasını oluşturuyor. Plan üç temel başlık üzerine kurulu:
Savaşın sona erdirilmesi ve İsrail ordusunun aşamalı çekilmesi,
Karşılıklı esir değişimi ve tutukluların serbest bırakılması,
Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’de bir barış konseyi kurulması.
Trump yönetimi, bu takasın başarıya ulaşması halinde planın siyasi ve halk desteği kazanacağına inanıyor. Böylece hem savaşın sona erdiğini ilan etmek, hem de uluslararası denetim altında yeniden imar sürecini başlatmak istiyor.
Ancak, bu planın geleceği hala belirsiz. Zira taraflar arasındaki güvensizlik sürüyor ve Hamas’ın silahsızlanması konusu, örgüt açısından direnişin ruhuna aykırı bir adım olarak görülüyor.
Bölgesel denge yeniden şekilleniyor
Anlaşma,Türkiye, Mısır ve Katar’ın katılımıyla Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde yapılan dolaylı görüşmelerin ardından sağlandı.
Bu tablo, Filistin dosyasının yönetiminde yeni bir diplomatik denge doğurdu.
Öte yandan Türkiye, siyasi etkisini artırdı, Mısır, güvenlik aracılığıyla geleneksel rolünü yeniden kazandı, Katar ise insani ve mali konularda kilit bir rol oynamayı sürdürdü.
Esir takası sonrası: İyi niyetlerin testi
Gazze ve Batı Şeria’da sevinç hakim olsa da akıllardaki temel soru aynı:
Bu anlaşma kalıcı bir barışın kapısını mı aralıyor, yoksa sadece geçici bir ateşkes mi?
Hamas, bu anlaşmayı güç karşılığında sükunet formülünün bir parçası olarak görüyor. İsrail ise bunu zaman kazanma ve yeniden yapılanma fırsatı olarak değerlendiriyor. ABD de bu ateşkesi siyasi bir sürece dönüştürmeyi ve Trump’ın Orta Doğu barış mimarı olarak öne çıkmasını hedefliyor.