Hafter'in Kahire Ziyareti: Mısır'ın Libya'ya Yönelik Yeni Yaklaşımının İzleri

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin Halife Hafter ve oğullarını Kahire’de kabul etmesi, Mısır’ın Libya politikasındaki yeni denge arayışını yeniden gündeme taşıdı. Kahire, Doğu ve Batı Libya’yla temaslarını artırırken Türkiye, ABD ve BM girişimleriyle de eş zamanlı hareket ederek siyasi, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını koruyacak daha esnek bir strateji izliyor.
hafter-in-kahire-ziyareti-misir-in-libya-ya-yonelik-yeni-yaklasiminin-izleri.jpg

20.08.2026 - 15:28  |  Son Güncellenme:  27.08.2026 - 15:25

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, 19 Ağustos Çarşamba günü, Libya'nın doğusundaki güçlerin Genel Komutanı emekli General Halife Hafter'i Kahire'de kabul etti. Hafter'e oğlu Halid Hafter (Doğu Libya Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı) ve Libya Yeniden Yapılanma Fonu Direktörü Belkasım Hafter eşlik etti. Görüşmeye Mısır Genel İstihbarat Başkanı Hasan Reşad da katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed eş-Şenavi'nin resmi açıklamasına göre Sisi, Hafter'in ziyaretini memnuniyetle karşılayarak "Mısır ile Libya'yı birbirine bağlayan derin kardeşlik ve tarihsel ilişkilerin" altını çizdi; iki ülke arasındaki bağların güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Şenavi, Sisi'nin Libya krizine ilişkin Mısır'ın temel tutumunu bir kez daha teyit ettiğini belirtti. Bu tutumun başında Libya'nın toprak bütünlüğünün ve birliğinin korunması, Libya kurumlarının tek çatı altında toplanması ile cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması geliyor. Sisi ayrıca Kahire'nin Libya'nın güvenliğine ve istikrarına verdiği desteğin süreceğini, siyasi çözüme yönelik girişimlerin arkasında durulacağını da vurguladı.

Hafter'in Kahire ziyareti ilk değil; ancak zamanlaması, heyetin bileşimi, Mısır'ın Libya'daki farklı aktörlerle hızlanan temasları ve son günlerde Libya'da yaşanan gerilimler bu ziyareti olağandışı bir siyasi ağırlığa taşıyor. Ziyaret, Kahire ile Doğu Libya komutanlığı arasındaki alışılagelmiş ilişkilerin sıradan bir halkası olmaktan öte; Mısır'ın Libya dosyasına yaklaşımını iç, bölgesel ve uluslararası hızlı dönüşümler ışığında yeniden kalibre etme çabasının ve daha kapsamlı bir yeniden konumlanmanın işaretlerini taşıyor.

Karmaşık Bir Bağlamda Ziyaret

Ziyareti yerel ve bölgesel bağlamından soyutlayarak okumak mümkün değil. Libya'da son dönemde Abdülhamid Dbeybe hükümetine karşı halk protestoları yükseliyor; süregelen elektrik kesintileri ve kamu hizmetlerindeki bozulma bu öfkenin fitilini ateşliyor. Öte yandan Zeviye bölgesindeki petrol ve elektrik tesislerine insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılarla güvenlik gerilimleri de tırmanıyor.

Buna ek olarak, Bingazi'de askeri istihbarat başkanının suikaste kurban gitmesi ve Libya Merkez Bankası Başkanı'nın istifaya kalkışması, artan siyasi ve güvenlik kırılganlığının somut göstergeleri olarak öne çıkıyor. Tüm bu gelişmeler, Libya'nın yeniden kaosa ve silahlı çatışmaya sürüklenme riskini beraberinde getiriyor.

ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika İşleri Kıdemli Danışmanı Massad Boulos

Ziyaret aynı zamanda Libya'nın geleceğini yeniden şekillendirmeye yönelik uluslararası girişimlerin yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. BM Misyonu cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerini hedefleyen bir yol haritasını hayata geçirmeye çalışırken, ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika İşleri Kıdemli Danışmanı Massad Boulos da doğu ve batı güç merkezleri arasında mutabakat zemini oluşturmak için sahada aktif biçimde dolaşıyor; petrol, yatırım ve yeniden yapılanma dosyalarını siyasi çözüme zemin hazırlayacak ekonomik teşvik unsurları olarak masaya yatırıyor.

Heyetin Bileşimi Ne Anlatıyor?

Hafter'e eşlik eden heyetin yapısı başlı başına önemli mesajlar içeriyor. Sisi'nin Hafter'in iki oğlunu da kabul etmesi salt protokol gereğinin ötesine geçiyor. Halid, Doğu Libya askeri yapısının en belirleyici isimlerinden biri; Belkasım ise Mısır şirketlerinin de dahil olduğu kapsamlı çıkarların söz konusu olduğu yeniden yapılanma ve kalkınma dosyasının kilit oyuncusu. Dolayısıyla heyet, Doğu Libya'daki nüfuzun iki temel eksenini —güvenlik ve askeri güç ile kalkınma ve ekonomi— bir arada temsil ediyor. Bu tablo, Mısır'ın Libya meselesine salt güvenlik merceğinden bakmayan, daha bütüncül bir perspektif geliştirdiğine işaret ediyor.

Hafter'in oğullarının Libya güç denkleminde —hem askeri hem ekonomik alanda— giderek daha fazla yer kaplaması, Kahire'nin "Halife sonrası dönem" için kademeli hesaplar yapmaya başladığına da işaret edebilir. Bununla birlikte bu kabulü, Mısır'ın Doğu Libya'da siyasi ya da askeri bir veraset senaryosunu benimsediği şeklinde okumak doğru olmaz; daha ziyade, önümüzdeki dönemde Libya denklemini etkilemeye devam edeceği öngörülen yükselen güç merkezleriyle erken ve pragmatik bir temas kurma çabası olarak değerlendirmek gerekir.

Kahire'nin Denge Politikası

Hafter ve oğullarının Kahire ziyareti, Sisi'nin Dbeybe'yi El-Alamein'de kabul etmesinden yalnızca üç hafta sonra gerçekleşti. Bu temas, Kahire ile Ulusal Mutabakat Hükümeti arasındaki yıllardır görülmemiş en üst düzey diyalogu temsil ediyordu. Haziran ayında ise Mısır İstihbarat Başkanı Trablus'u ziyaret ederek Dbeybe ile görüşmüştü.

Bu art arda gelen temaslar, Kahire'nin Doğu Libya'ya tek taraflı bahis oynama politikasını büyük ölçüde terk ettiğini ve çatışmanın bir tarafına fiili olarak yaslanmaktan, farklı güç merkezleri arasında denge gözeten daha esnek bir yaklaşıma geçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Mısır, kalıcı istikrarın ancak karar alma mekanizmalarının yakınlaştırılması ve kurumların —başta askeri ve güvenlik kurumları— birleştirilmesiyle mümkün olduğunu giderek daha net biçimde kavramış görünüyor.

Öte yandan uluslararası girişimlerin ivme kazandığı bu konjonktürde Kahire, Libya'nın geleceğinin kendi yokluğunda yeniden çizilmesine izin vermek istemiyor. ABD, Türkiye ve Rusya'nın kendi dışında şekillendireceği bir uzlaşıyla yüz yüze gelmek yerine, farklı Libya aktörleri ve uluslararası paydaşlarla iletişim ağını genişletmek Mısır için çok daha gerçekçi bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Türkiye Faktörü

Türkiye de bu tablonun arka planından silinemiyor. Hafter'in Kahire ziyareti, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 11-12 Ağustos'ta önce Trablus'u ardından Bingazi'yi ziyaret etmesinin —Dbeybe, Halife Hafter ve oğlu Saddam ile görüşmesinin— ve akabinde Kahire'ye geçmesinin hemen ardından gerçekleşti.

Bu çerçevede Mısır'ın hamlesi, Ankara ile yıllarca süren görüş ayrılıklarının ve Libya'daki karşılıklı kutuplaşmanın ardından filizlenen yakınlaşmanın bir yansıması olarak okunabilir. Artık Mısır'ın önceliği Türkiye'yi Batı Libya'dan çıkarmak değil; Ankara da Doğu Libya cephesini denklemden silmeye çalışmıyor. İki taraf, nüfuz mücadelesi mantığından kademeli olarak uzaklaşarak rekabeti yönetmeye ve Libya'nın yeniden tam bir kaosa sürüklenmesini önlemeye dayalı daha pragmatik bir zemine doğru ilerliyor. Bu açıdan bakıldığında, Fidan'ın Trablus ve Bingazi ziyaretlerinin hemen ardından Hafter'in Kahire'ye gelmesi tesadüfi bir zaman örtüşmesi değil; daha kapsamlı bir koordinasyonun ve bölgesel dengeleri yeniden düzenleme çabasının somut bir yansıması.

Ekonomik Boyut

Belkasım Hafter'in heyette yer alması, Mısır'ın Libya yaklaşımının yalnızca güvenlik ve siyasi boyutlarla sınırlı kalmadığını açıkça gösteriyor. Mısır şirketleri Doğu Libya'daki yeniden yapılanma projelerinde halihazırda yer alıyor; Kahire ise altyapı, konut, ulaşım ve enerji sektörlerinde payını genişletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Mısır, petrol tedarik kaynaklarını çeşitlendirme ve güvence altına alma arayışında; Libya petrolü de bu bağlamda önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla Libya'daki istikrarsızlık ya da yeni bir iç çatışma, Mısır'ın bu hayati kaynağa erişimini doğrudan tehdit edecek. Mısır'ın hareketi bu nedenle yalnızca siyasi istikrarı destekleme amacı taşımıyor; enerji, yatırım ve yeniden yapılanmayla bağlantılı Mısır çıkarlarını koruma güdüsünü de içinde barındırıyor.

Yeni Mısır Yaklaşımının Genel Çerçevesi

Son gelişmeler ışığında Mısır'ın Libya'ya yönelik yeni yaklaşımının ana hatları netleşmeye başlıyor. Bu yaklaşım, tek tarafa yaslanma politikasından ve bunun beraberinde getirdiği bölgesel gerilimlerden belirgin biçimde uzaklaşarak birkaç temel eksen üzerine oturuyor: Doğu Libya ile ilişkiyi sağlamlaştırmak, Batı Libya güçlerine açılmak, Türkiye ile koordinasyonu güçlendirmek, uluslararası ve BM girişimleriyle —başta ABD'nin adımlarıyla— pragmatik ve esnek biçimde ilişki kurmak ve mevcut dengeyi sarsmadan ya da iç çatışmayı yeniden alevlendirmeden Libya'da birleşik bir otorite oluşturulmasını teşvik etmek.

Sonuç olarak Mısır, bölgesel konjonktürün hızla değiştiği bu dönemde Libya'yı kimin yöneteceğiyle birincil olarak ilgilenmiyor. Asıl odak noktası, siyasi ve askeri açıdan bütünleşik, güvenlik ve ekonomi bakımından istikrarlı, geniş bir iç uzlaşıya dayanan; silahlı grupların tahakkümünden ve yabancı güçlere tam bağımlılıktan uzak bir Libya devletinin inşasına katkı sunmak. Bunun temelinde ise Mısır'ın güvenlik ve ekonomik çıkarlarını güvence altına alma hesabı yatıyor.
Kaynakça : Ultrasawt