Güney Kore'de Trump-Şi Zirvesi: Ticaret Savaşı, Ukrayna ve Tayvan
31.10.2025 - 14:47 | Son Güncellenme: 02.11.2025 - 12:52
ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping arasında Güney Kore'de gerçekleşen ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticaret savaşında ateşkes sağlamayı amaçlayan görüşmeler sona erdi.
Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderlerini bir araya getiren bu zirve, Washington ile Pekin arasında son dönemde artan gerilimi yumuşatma çabalarının yeni bir adımı olarak değerlendiriliyor.
Trump, Güney Kore'nin Busan şehrinde bir araya geldiği Şi'ye övgüde bulunarak, “çok güçlü bir müzakereci” olarak tanımladı ve “Çok iyi anlaşacağız. Her zaman harika bir ilişkimiz oldu” ifadelerini kullandı.
Şi Cinping ise, iki ülkenin her zaman aynı fikirde olmasa da ortak ve dost olma yönünde çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.
Çinli lider, “İki büyük güç olarak Çin ve ABD, sorumluluk paylaşabilir ve ülkelerimizin ve dünyanın yararına somut şeyler başarmak için birlikte çalışabilirler" diye konuştu.
Zirvenin sonunda kameralara yansıyan görüntülerde, Trump ve Şi’nin Gimhae Hava Üssü’nden birlikte ayrılırken gülümseyerek el sıkıştıkları görüldü.
Trump, dönüş yolunda başkanlık uçağı Air Force One’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada görüşmeyi “büyük bir başarı” olarak nitelendirdi ve Nisan ayında Çin’i ziyaret ederek görüşmeleri ilerleteceğini duyurdu.
Gözden Kaçmasın
Ayrıca Şi’nin de daha sonra Florida’daki Palm Beach veya Washington’da kendisini ziyaret edeceğini belirtti.
Trump, Şi’ye “çok güçlü bir ülkenin büyük bir lideri” olarak övgüde bulunarak, “Görüşmeyi 10 üzerinden 12 olarak değerlendirebilirim” dedi.
Ukrayna ve Rusya
Liderlerin gündeminde ekonomik ilişkilerin yanı sıra uluslararası güvenlik başlıkları da yer aldı.
Trump, Ukrayna’daki savaş konusunda Çin’le “birlikte çalışma” konusunda anlaştıklarını belirterek, “Ukrayna büyük bir endişe kaynağıydı. Bu konuyu uzun uzun konuştuk ve birlikte bir şeyler başarabilmek için çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Rusya ile nükleer silahsızlanma konusunda görüşmelerin sürdüğünü duyurdu.
Tayvan masada değil
Tayvan meselesine ilişkin soruları da yanıtlayan Trump, “Tayvan konusu hiç gündeme gelmedi” diyerek bu başlığın toplantının gündeminde yer almadığını açıkladı.
Kuzey Kore
Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek için bu hafta “çok meşgul” olduğunu ancak ilerleyen dönemde bu olasılığın tamamen dışlanmadığını söyledi.
Trump, Kim Jong-un’la geçmişte “harika bir ilişki” kurduklarını belirterek, diplomatik kapının kapalı olmadığının sinyalini verdi.
Nadir toprak mineralleri için anlaşma
Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki Busan zirvesinin bir diğer önemli sonucu ise nadir toprak mineralleri konusundaki tedarik anlaşması oldu.
ABD Başkanı, stratejik öneme sahip bu minerallerin temini için iki ülkenin bir yıllık, yenilenebilir bir anlaşmaya vardığını açıkladı.
“Tüm nadir toprak elementleri konusunda bir anlaşmaya vardık ve bu tüm dünya için önemli” diyen Trump, anlaşmanın her yıl yeniden müzakere edileceğini belirtti.
Aynı zamanda, Çin’den gelen fentanil üzerindeki gümrük vergilerini yüzde 20’den yüzde 10’a düşürmeyi planladığını duyurdu.
Bunun yanı sıra, görüşmede Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka çipleri olan “Blackwell” modellerinin gündeme gelmediğini ifade etti.
Trump, daha önce bu konuda ihracat kolaylığı sağlanabileceğini ima eden açıklamalar yapmıştı ancak Busan’da bu yönde bir adım atılmadığını vurguladı.
“Blackwell çiplerinden bahsetmiyoruz” diyerek, teknoloji transferine dair tartışmalara nokta koydu.
Tarım alanında ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
Trump, Çin’in ABD’den “muazzam miktarlarda” soya fasulyesi ve diğer tarım ürünlerini satın alacağını açıkladı.
Çin, ABD'li soya üreticileri için en büyük pazar konumunda bulunuyor ancak iki ülke arasındaki ticaret gerilimi nedeniyle son yıllarda ithalatını önemli ölçüde azaltmıştı.
Busan’daki görüşmeye, ABD tarafında Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bisent ve Ticaret Bakanı Howard Lutenick katılırken; Çin heyetinde Dışişleri Bakanı Wang Yi, Ticaret Bakanı Wang Wentao ve Başbakan Yardımcısı He Lifeng yer aldı.
Nadir toprak minerallerinden soya fasulyesine, liman tarifelerinden yapay zeka teknolojilerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan ABD-Çin ticaret anlaşmazlığı aylardır küresel piyasaları sarsıyor ve tedarik zincirlerini zorluyor.
Busan zirvesi öncesinde iki ülkenin müzakere ekipleri arasında yapılan verimli hazırlık görüşmeleri, beklentileri yükseltti.

Trump, Güney Kore’ye giderken yaptığı açıklamada “birçok sorunun çözüleceğini” söyleyerek, “Ülkemiz ve dünya için çok iyi bir sonuç elde edeceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise, Busan’daki Trump–Şi zirvesine dair daha temkinli bir yaklaşım sergileyerek, görüşmenin içeriğine ilişkin beklentileri sınırlı tuttu.
Bakanlık sözcüsü Guo Jiajun, iki liderin “temel konular” hakkında “derinlemesine” görüşmeler yapacağını belirtti.
Guo, “Bu toplantının olumlu sonuçlar vermesini, yeni bir rehberlik sağlamasını ve Çin-ABD ilişkilerinin istikrarlı gelişimine ivme kazandırmasını umuyoruz. Bunun için ABD tarafıyla birlikte çalışmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Çin medyası: Önemli bir gelişme yok
Zirveye ilişkin ilk değerlendirmeler, Çin basınında da temkinli bir tonla yer buldu.
Devlet televizyonu CCTV, Trump ile Şi arasındaki görüşmenin yaklaşık bir saat 40 dakika sürdüğünü bildirerek, bunun önceki üst düzey zirvelere kıyasla daha kısa bir süre olduğunu vurguladı.
Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ve G20 gibi etkinlikler kapsamındaki geçmiş görüşmeler genellikle iki ila dört saat arası sürmüştü.
Çin medyası, zirvede somut bir ilerleme kaydedilmediği görüşünü öne çıkarırken, uzmanların çoğu toplantının iki ülke arasındaki tansiyonu düşürmeye yönelik kademeli adımların önünü açabileceğini belirtti.
Buna göre, gümrük vergilerinin artırılmasının durdurulması, ABD tarım ürünlerinin Çin tarafından daha fazla satın alınması ve nadir toprak minerallerine ilişkin politikaların esnetilmesi gibi sınırlı alanlarda karşılıklı tavizlerin mümkün olabileceği değerlendiriliyor.
Ancak bazı uzmanlar, iki ülke arasındaki yapısal sorunların çok daha derin olduğuna dikkat çekiyor.
Yüksek teknoloji ürünleri üzerindeki ihracat kontrolleri, nadir mineraller, Tayvan meselesi ve Güney Çin Denizi’ndeki askeri gerilimlerin, Çin-ABD ilişkilerini uzun süredir bir “durgunluk döngüsüne” hapsettiği ifade ediliyor.
Kaynak: Alaraby Aljadeed