Filistin Seçimlerinde Yeni Denklem: Hamas ile Dahlan Aynı İttifakta
22.08.2026 - 16:36 | Son Güncellenme: 27.08.2026 - 14:59
Filistin’de son yasama seçimlerinin üzerinden 20 yıl geçtikten sonra, Hamas ve İslami Cihad’ın da seçim yarışına katılmasıyla siyasi ittifakların ilk hatları belirmeye başladı. Bu ittifaklar, Filistin siyasi dengesini önemli ölçüde değiştirebilecek sürprizler barındırıyor.
Öne çıkan en çarpıcı gelişme, Hamas ile Muhammed Dihlan liderliğindeki Fetih hareketi'nin Reformcu Akımı arasındaki yakınlaşma. Bu tablo, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sürdüğü, Batı Şeria ve Kudüs’te gerilimin arttığı son derece hassas bir dönemde ortaya çıkıyor.
8 Kasım’da yapılması planlanan seçimlerin Filistin iç siyasetinin yeniden düzenlenmesine ve bölünmüşlüğün sona ermesine katkı sağlayıp sağlamayacağı ya da siyasi ve hukuki anlaşmazlıklarla İsrail’in tutumunun seçimleri yeniden erteleyip ertelemeyeceği tartışılıyor.
Hamas, İslami Cihad ve Dahlan aynı ittifakta
Filistinli kaynaklar, çeşitli Filistin güçlerinin 8 Kasım’da yapılması planlanan yasama seçimleri için ortak bir ittifak kurma konusunda uzlaştığını doğruladı. Kaynaklara göre ittifak; Hamas, İslami Cihad, Nasır Selahaddin Tugayları, Muhammed Dahlan önderliğindeki Reformcu Akım ve Nasır el-Kudve’den oluşacak. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ise ittifaka katılıp katılmayacağını önümüzdeki hafta açıklayacak.
Bu gelişme, Hamas’ın Kahire’deki heyetinin, Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye liderliğinde, Dahlan başkanlığındaki Reformcu Akım heyetiyle bir araya geldiğini duyurmasından yalnızca üç gün sonra geldi. Hamas, söz konusu görüşmelerde ortaklık ve demokrasi temelinde Filistin iç birliğinin sağlanması, ulusal kararlarda tek taraflılığa son verilmesi ve mevcut sorunlarla mücadele ederek Filistin davasını ilerletecek kapsamlı bir ulusal stratejinin oluşturulması gibi başlıkların ele alındığını açıkladı.
Hamas ile Dahlan yakınlaşması neden dikkat çekiyor?
Hamas, İslami Cihad ve Nasır Selahaddin Tugayları arasındaki ittifak, bu üç grubun Gazze’de faaliyet göstermesi ve İsrail’e karşı çeşitli çatışmalara birlikte katıldıkları “Filistin Direniş Grupları Ortak Odası” çatısı altında buluşmaları nedeniyle şaşırtıcı değil.
Asıl sürpriz ise bu grupların, 2007’de Gazze’de yaşanan iç çatışmadan bu yana derin bir husumet içinde oldukları Dahlan’ın Reformcu Akımı ile yakınlaşması. O dönemde yaşanan çatışmalar Hamas’ın Gazze’nin kontrolünü ele alması ve Dahlan’ın bölgeden ayrılmasıyla sonuçlanmıştı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, geçen temmuz ayında 8 Kasım’da yasama seçimlerinin yapılacağını, ardından 2027’nin ilk çeyreğinde cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidileceğini ilan etmişti.
Seçimler zamanında yapılırsa 20 yılın ardından gerçekleştirilecek ilk yasama seçimi olacak. Hamas ve İslami Cihad’ın katılım isteğini açıklamasının yanı sıra diğer güç ve akımların da yarışa hazırlandığına ilişkin bilgiler bulunuyor. Seçim listeleri ve ittifaklar henüz netlik kazanmadığından nihai tablo, adaylık başvurularının kapanmasına kadar belli olmayacak.
Seçimler zamanında yapılacak mı?
Tüm bu gelişmeler, Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’teki hızlı değişimlerin yanı sıra Filistin sahnesini etkileyen karmaşık bölgesel ve uluslararası koşulların bulunduğu kritik bir döneme denk geliyor.
Seçimlerin belirlenen tarihte yapılıp yapılmayacağı, 2021’de olduğu gibi yeniden ertelenip ertelenmeyeceği, İsrail’in seçimlere nasıl yaklaşacağı ve Doğu Kudüs’te seçim yapılmasına izin verip vermeyeceği de tartışılan başlıklar arasında.
Seçim sürecinin teknik, idari ve hukuki boyutları da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Başta Mahmud Abbas’ın genel seçim yasasında yaptığı değişiklikler olmak üzere pek çok husus, çeşitli Filistin gruplarının itirazıyla karşılaşıyor.
En fazla eleştirilen maddelerden biri, aday listelerinin Filistin Kurtuluş Örgütü’nün siyasi programına bağlılığını zorunlu kılan hüküm. Bazı gruplar bu şartı, kendi politika ve yönelimleriyle bağdaşmayan belirli bir siyasi çizgiye dahil edilmeleri olarak değerlendiriyor.
Masarat Politika Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Hani el-Masri, söz konusu seçim ittifakının ani bir gelişme olmadığını vurguluyor. Masri, ittifakın köklerinin yıllara dayandığını ve bu tarafların, Filistin iç çatışmalarında zarar görenlere ilişkin sorunlarla ilgilenmek üzere oluşturulan bir sosyal dayanışma komitesi çerçevesinde bir araya gelmesiyle başladığını belirtiyor.
Masri’ye göre komite, iç çatışmalarda hayatını kaybeden veya zarar gören kişilerin durumundan kaynaklanan sorunları ele almak, yaşananların intikam ve yeni çatışmalar için kullanılmasını önlemek ve toplumsal barışı korumak amacıyla kurulmuştu.
Masri, iş birliğinin 7 Ekim’in ardından Reformcu Akım’ın Gazze’ye doğrudan ya da Birleşik Arap Emirlikleri yardımları aracılığıyla insani destek sağlamasıyla geliştiğini belirtiyor. Kahire’de Gazze’deki savaşın ele alınması amacıyla düzenlenen çok sayıda toplantıyla genişleyen iş birliği, Masri’nin ifadesine göre Reformcu Akım ve özellikle Muhammed Dahlan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın planının uygulanmasına ilişkin son anlaşmaya varılmasında oynadığı rolle daha ileri bir aşamaya taşındı.
Masri, Fetih kongresinin hareket içerisinde birlik sağlanamadan tamamlanmasının ardından Reformcu Akım’ın daha bağımsız bir konuma geçtiğini de sözlerine ekliyor. Edinilen bilgilere göre Filistin liderliği kongre sonrasında Reformcu Akım ile iletişime geçmeye çalıştı ancak Akım bu girişimleri reddetti.
“Seçimlerin ertelenmesi muhtemel”
Yasama seçimlerinin ertelenmesini olası gören Masri, seçimlerin mart ayına kadar ertelenmesi seçeneğinin gündemde olduğunu belirtiyor. Buna gerekçe olarak yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eş zamanlı yapılması ile yeni bir siyasi partiler yasasının hazırlanması gösteriliyor.
Ancak Masri’ye göre erteleme ihtimalinin en önemli nedeni İsrail’in seçimlere karşı çıkması. Masri, İsrail’in Batı Şeria ile Gazze’yi birleştirecek, Filistin ulusal kimliğini somutlaştıracak ve Filistin devleti meselesini gündemde tutacak bir yasama meclisi istemediğini savunuyor.
Masri ayrıca İsrail’in Gazze üzerinde askerî kontrol sahibi olduğunu ve seçimleri doğrudan ya da dolaylı biçimde engelleme kapasitesinin bulunduğunu ifade ediyor.
Masri, ABD yönetiminin de seçimlerin yapılmasına henüz onay vermediğini belirtiyor. Washington’ın Filistin yönetimine ilettiği mesajlarda, Hamas silahsızlandırılmadan örgütün seçimlere katılmasına karşı çıkıldığı ifade ediliyor. Masri, Hamas’ın seçimlere katılması ve bir yasama meclisinin kurulması hâlinde bunun mevcut Barış Konseyi ile yetki ve meşruiyet konusunda ikili bir yapı oluşturabileceği görüşünde.
Grupların katılımına yönelik olası kısıtlamalar
Siyasi partiler yasasının yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Masri, bu yasanın silahlı kanadı bulunan örgütlerin seçimlere katılmasını yasaklayan hükümler içerebileceğini söylüyor.
Teorik olarak bu engelin siyasi parti kurularak aşılabileceğini belirten Masri, Hamas’ın 1990’larda kurduğu Ulusal Kurtuluş Partisi’ni örnek gösteriyor ve böyle bir şart getirilmesi hâlinde Hamas’ın bu yapıya yeniden başvurabileceğini ifade ediyor.
Masri, Filistin liderliğinin seçimleri ilan ederken galip geleceğini varsaydığını ancak o tarihten bu yana tablonun değiştiğine işaret eden birçok göstergenin ortaya çıktığını vurguluyor. Söz konusu ittifakın kurulması, Masri’ye göre Fetih’in resmî listesinin seçimi kaybetme ihtimalini artırıyor.
Masri bu durumu, Filistin Yönetimi’nin maaşları tam olarak ödeyememesi, siyasi projesinin başarısızlığa uğraması, kongre sonrasında Fetih içinde yaşanan çatışmalar ve dışlanan kesimlerin yarattığı hoşnutsuzluk gibi etkenlere bağlıyor.
Filistin yönetimi ittifaka nasıl yaklaşacak?
Başkan Abbas ve Fetih’in resmî liderliğinin bu ittifaka nasıl yaklaşacağı sorusuna Masri, “Bu ittifakı engellemek için ellerinden geleni yapacaklar.” yanıtını veriyor.
Masri, seçim kararlarının ve yasaların Başkan tarafından tek taraflı olarak alındığını savunarak bu politikaların bugünkü tablonun oluşmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor. Fetih’in iç birliğinin sağlanamaması, Filistin ulusal uzlaşısının gerçekleştirilememesi ve Pekin Deklarasyonu ile önceki anlaşmaların uygulanmaması da Masri’ye göre mevcut seçim ortamını şekillendiren başlıca etkenler arasında.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin ittifaka katılım kararını ertelemesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Masri, sol kimliğiyle öne çıkan örgütün siyasi ve seçimsel bağımsızlığını vurgulamaya özen gösterdiğini belirtiyor.
Bununla birlikte Masri, ittifakın kurulması hâlinde Halk Cephesi’nin de katılacağını tahmin ediyor. Özellikle Batı Şeria’da İsrail’in geniş çaplı takibiyle karşı karşıya bulunan Halk Cephesi açısından bu ittifakın seçimlere katılabilmek için uygun bir çatı oluşturabileceğini değerlendiriyor.
Kaynak: Alaraby