Fas’ta Siyasi Hiciv: Seçim Sezonunun Öteki Yüzü

Fas’ta seçim dönemlerinde siyasetçilere yönelen hiciv, bir yandan kurumlardan uzaklaşmanın, diğer yandan kamusal meselelere yönelik ilginin sürdüğünün göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Fas’ta Siyasi Hiciv Seçim Sezonunun Öteki Yüzü

24.09.2026 - 15:46  |  Son Güncellenme:  24.09.2026 - 15:51

3 Haziran 2021’de, dönemin Milli Bağımsızlar Birliği Partisi (RNI) lideri Aziz Ahnuş, Fas’ın Agadir kentinde partisinin destekçilerinin karşısına çıkarak seçimlere yönelik beş temel taahhüdünü açıkladı.

Bunların en dikkat çekeni, beş yıl içinde bir milyon istihdam oluşturma sözüydü. Diğer vaatler arasında okula giden çocuğu bulunan ailelere aylık 300 dirhem, yeni doğan bebekler için 2 bin dirhem ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak bir sağlık kartı bulunuyordu. Üç ay sonra RNI seçimlerden birinci çıktı ve Ahnuş hükümetin başına geçti. Söz konusu vaatlerin 3 Haziran 2021’de Agadir’de açıklandığı dönemin haberlerinde de yer alıyor. 

Ahnuş’un başbakanlık döneminde işsizlik oranı yükseldi. Fas Yüksek Planlama Komisyonunun (HCP) yıllık verilerine göre ülke genelindeki işsizlik oranı 2021’de yüzde 12,3 iken 2024’te yüzde 13,3’e çıktı. 

Kaynak yazıda, bu dönemde Ahnuş’un adının rant, yolsuzluk ve yüksek fiyatlarla birlikte anıldığı, ayrıca çıkar çatışması iddialarının gündeme geldiği belirtiliyor. Ahnuş’a ve bazı bakanlara ait şirketlerin kamu ihalelerinden yararlandığına ilişkin dosyaların da tartışıldığı aktarılıyor.

Ahnuş hükümetinin görev süresi ayrıca sağlık ve eğitim sektörlerinde reform talebiyle başlayan “Z Kuşağı” protestolarına sahne oldu. 2025’te ülke geneline yayılan gösterilerde çok sayıda kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Reuters ile İnsan Hakları İzleme Örgütü de protestoların sağlık ve eğitim hizmetlerine yönelik taleplerle başladığını ve yüzlerce kişinin gözaltına alındığını bildirdi. 

2026 seçim kampanyasında Milli Bağımsızlar Birliği Partisi, söylemini kısmen değiştirerek yeniden bir milyon istihdam oluşturma ve asgari ücreti 5 bin dirheme çıkarma vaadini gündeme getirdi. Asgari ücretin 5 bin dirheme yükseltilmesi vaadi, RNI’nin 2026 kampanyasında açık biçimde dile getirildi. 

Asgari ücretin artırılması, Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM) ile İstiklal Partisi gibi rakiplerin vaatlerinde de öne çıktı. Diğer partiler ise vatandaşların satın alma gücünü destekleme sözü verdi.

Kaynak yazıda, Fas toplumunun önemli bir bölümünün bu vaatlerin gerçekleşmeyeceğini düşündüğü ve seçmenin sonuçta “kötü, daha kötü ve en kötü” seçenekler arasında tercih yapmak zorunda kaldığı yönünde bir değerlendirmeye yer veriliyor. 

Siyasi söylemlere aşina hâle gelen Faslıların bir bölümünün bu söylemlerle artık hiciv yoluyla ilişki kurduğu belirtiliyor. Vatandaşların anlattığı fıkralar, siyasetçi taklitleri ve sosyal medya platformlarında dolaşan kısa hiciv videoları, seçim döneminin alternatif siyasi dilini oluşturuyor.

Peki Faslıları siyasetçilerle doğrudan söylem üzerinden yüzleşmek yerine hicve yönelten ne? Seçim vaatlerini bu kadar elverişli bir mizah malzemesine dönüştüren ne?

Güven Krizi

Bu sorunun yanıtı, 2021 seçimlerine ilişkin rakamlarla başlıyor.

O dönemde oy kullanma yaşındaki Faslıların sayısı yaklaşık 25 milyon 226 bindi. Bunların 17 milyon 509 bini seçmen listelerine kaydoldu, fiilen oy kullananların sayısı ise yaklaşık 8 milyon 790 binde kaldı.

Buna göre kayıtlı seçmenler arasındaki katılım oranı yüzde 50,35 olurken, oy kullanma hakkına sahip nüfusun tamamı üzerinden hesaplandığında oran yaklaşık yüzde 34,9’a geriledi. Böylece 16 milyondan fazla Faslı seçim katılımının dışında kaldı. Fas Yüksek Planlama Komisyonunun verileri, 2021’de oy kullanma yaşındaki nüfusun 25,226 milyon, kayıtlı seçmenlerin ise 17,509 milyon olduğunu doğruluyor. 

“Afrika Stratejik Çalışmalar ve Dijitalleşme Merkezi”nin “2035 Ufuklarında Fas’ta Parti ve Siyasi Manzara” başlıklı öngörü raporuna göre seçimlere katılmayanlar, oy kullanma hakkına sahip kitlenin yaklaşık yüzde 65’ini oluşturuyordu.

Uzmanlar seçimlerden uzak durmayı tek bir nedene bağlamıyor. El Arabi el-Cedid’in Faslı araştırmacılardan aktardığı değerlendirmelere göre siyasi partilere duyulan güvenin zayıflığı, siyasi katılımın etkili olduğuna ilişkin sınırlı inanç, seçim söylemleriyle vatandaşların beklentileri arasındaki mesafe ile sosyal, ekonomik ve kültürel etkenler özellikle gençleri geleneksel siyasi araçlardan uzaklaştırıyor.

Raporda ayrıca partilerin toplumu örgütleme ve siyasi katılıma yönlendirme rolünün zayıflığı, parti içi demokrasinin kırılganlığı ve yerel ileri gelenler üzerinden siyaset yürütme anlayışının hâkimiyeti gibi etkenlere işaret ediliyor.

Parti programlarının birbirine giderek daha fazla benzemesi de vatandaşların bir bölümünde seçimlerin kamu politikalarında veya kendi yaşam koşullarında somut bir değişiklik yaratmadığı düşüncesini besliyor. Başka bir kesimin ise ülkeyi esas olarak kralın yönettiği düşüncesinden hareketle seçimlerin bir faydası olmadığına inandığı aktarılıyor. 

Bu göstergeler, seçim hicvinin ortaya çıkışını anlamanın anahtarlarından birini oluşturuyor.

Partiler arasındaki farkı ayırt etmeyi güçleştirecek ölçüde birbirine benzeyen söylemler ve aynı vaatlerin her beş yılda bir küçük değişikliklerle yeniden sunulması, kaynak yazının değerlendirmesine göre siyasi söylemin ciddiyetini seçmenin gözünde aşındırdı.

Bu nedenle Faslı hicivcilerin hedefinde yalnızca seçim programlarının içeriği değil, bunların sunuluş biçimi de bulunuyor. Abartılı hitabet, kalıp ifadeler ve belirli takvimler ile uygulama araçları ortaya konulmadan verilen vaatler mizahın temel malzemelerinden biri hâline geliyor.

“Tahta Dili” Hicvin Hedefinde

Fas Arapçasında kullanılan “tahta dili” ifadesi, bu eleştirinin ülkedeki en yaygın karşılıklarından biri.

İfade, biçim açısından tamamlanmış ve cilalı görünen ancak içeriğinde hesap verilebilir somut bir taahhüt bulunmayan siyasi söylemi tarif ediyor.

Faslı komedyen Muhammed Basu, son dönem çalışmalarının önemli bir bölümünü bu dilin çözümlemesi üzerine kurdu. Basu bunu önce sosyal medyada yayımladığı “Gayriresmî Sözcü” karakteri, ardından milyonlarca izlenen “Si el-Kala” dizisi üzerinden yaptı.

Basu, “Si el-Kala” fikrinin, “her zaman tahta diliyle konuşan” siyasetçileri canlandırdığı önceki siyasi içeriklerinin devamı olduğunu belirtti. 

Siyasete Karşı Hiciv

Muhammed Basu’nun çalışmalarında siyasi söylemi gündelik hayatın ayrıntılarına yaklaştırma çabası öne çıkıyor.

2020’de YouTube’da başlayan “Gayriresmî Sözcü” dizisinde Basu, hükümet sözcüsüne benzeyen bir karakteri canlandırıyor. Gazetecilerin Kovid-19 salgınının yönetiminden seçimlere, fiyat artışlarından kamuoyunda tartışma yaratan hükümet kararlarına kadar güncel siyasi ve toplumsal meseleler hakkındaki sorularını yanıtlıyor.

Dizinin komedi kurgusu, yetkililerin resmî dilini taklit ederek bunu mizahi bir bağlama yerleştirmeye dayanıyor. Böylece siyasi söylemin kendi ifadeleri doğrudan mizah malzemesine dönüşüyor.

Basu, siyasi komediyi tercih etmesinin, bu türün Fas sahnesinde yeterince temsil edilmediğini düşündüğü bir dönemde kamuoyunu ilgilendiren konulara ilişkin mesaj verme isteğinden kaynaklandığını söyledi.

İkinci dizisi “Si el-Kala”da ise idare, seçimler ve kamu hizmetlerinin perde arkasını, telefon ve aracılık yoluyla insanların işlerini yasa dışı biçimde kolaylaştıran bir memur karakteri üzerinden ele alıyor.

Basu daha sonra farklı alanlardan isimleri, aralarında siyasi figürlerin de bulunduğu konuklarla buluşturduğu “Satılık Podcast” dizisini başlattı.

Bir bölümde konuğunu “kimsenin özlemediği bir kişi” ve “hem izleyiciye hem de genel siyasi sahneye ağır gelen bir yüz” olarak tanıttı. Basu, bölümün verilerini yapay zekâya vererek gereksiz ayrıntıları silmesini istediğinde yapay zekânın konuğu sildiğini de espriyle anlattı. 

Basu’nun çalışmalarında dikkat çeken bir başka unsur, izleyicilere televizyon yerine video platformları üzerinden ulaşmayı tercih etmesi.

Basu bunu, resmî televizyon ekranlarının senaryo ve yapım üzerinde oluşturduğu kısıtlamalar ve sansürle açıklıyor. Kaynak yazı, siyasi hicvin dijital alana taşınmasını da geleneksel medyada bulunandan daha geniş bir ifade alanı arayışıyla ilişkilendiriyor.

Siyaset bilimci Muhammed Şakir ise “Fas’ta Siyasi Hiciv” başlıklı makalesinde, “Bziz” adıyla tanınan sanatçı Ahmed Senusi’yi Fas’ta siyasi hicvin öncülerinden biri olarak değerlendiriyor.

Bziz, rüşvet, idari engeller, adaletsizlik ve işsizlik gibi meseleleri, ifade alanının bugüne göre çok daha dar olduğu bir dönemde eserlerinin konusu yaptı.

Bziz, Fas’ta “Kor ve Kurşun Yılları” olarak bilinen dönemde, “Baz” adıyla tanınan sanatçı Hüseyin Benyaz ile birlikte bir ikili oluşturarak sanat hayatına başladı.

Özgürlüklerin kısıtlandığı ve tutuklama dalgalarının yaşandığı bu dönemde, ötekileştirilen kesimlerin yanında durmayı ve yoksulların yaşadığı sorunları dile getirmeyi seçti. Kaynakta, dönemin yönetiminin bunun üzerine gösterilerini sıkı biçimde denetlediği, Bziz’in televizyondan ve kamusal alanlardan men edildiği aktarılıyor. 

Muhammed Basu’nun yanı sıra Fas’ın önde gelen karikatüristlerinden Muhammed el-Hu da 23 Eylül seçimleri öncesinde kamuoyundaki seçim tartışmalarından hareketle hazırladığı hiciv videolarını yayımladı.

“Hudutsuz Alınlar” adını verdiği videolar sosyal medyada geniş biçimde dolaşıma girdi.

El-Hu bu çalışmalarda Faslı siyasetçilerin geçmiş konuşmalarına dönerek söz konusu kayıtları hicivli çizimlerle yeniden kurguladı. Bazı çalışmalar gerçekleşmeyen vaatlere, bazıları ise yükselen fiyatlar, işsizlik ve yolsuzluk tartışmalarının yaşandığı ortamdan kopuk siyasi söylemlere odaklandı. Muhammed el-Hu’nun Fas’ın tanınmış karikatüristlerinden biri olduğu farklı kaynaklarda da doğrulanıyor. 

Faslıların siyasi partilere ilişkin yorumlarında da seçim söylemine paralel gelişen hicivli bir dil görülüyor.

Kaynakta “Kirpiler arasında düzü yok”, “Hepsi birbirinin aynı” ve “Sadece yüzleri değiştiriyorlar” gibi ifadeler örnek gösteriliyor. Yazıda bu sözlerin, seçimlerin herhangi bir sonuç doğurmadığına yönelik hissiyatın hicivli yansımaları olduğu değerlendiriliyor.

Fas Kültüründe Hicvin Boyutları

Şuayb ed-Dükkali Üniversitesi öğretim üyesi Muhammed Mufaddal, 2015’te yayımlanan “Dijital Kültürde Hiciv” adlı kitabında olguyu daha geniş bir teorik çerçevede ele alıyor.

Kitap, Arap Baharı sırasında ve sonrasında dijital hicvin siyasi ve toplumsal eleştiri araçlarından biri olarak ortaya çıkışını inceliyor.

Dört bölümden oluşan eserin ilk iki bölümü gündelik hayat, düzyazı hayal gücü ve diyalojizm gibi temel kavramları açıklayan teorik girişlere ayrılıyor. Üçüncü bölüm Facebook’taki hicivli paylaşımlara, dördüncü bölüm ise hicvin iktidar, toplum ve kültürle ilişkisine odaklanıyor. Kitabın içeriğine ilişkin bu bilgiler, eserin yayımlandığı dönemdeki tanıtımlarda da aynı şekilde aktarılıyor. 

Mufaddal, hicivli ifade araçlarının edebî metinlerde kullanılan araçlardan daha az önemli olmadığını ve incelenmeye değer estetik özelliklere sahip sanatsal bir nitelik taşıdığını vurguluyor.

Hicvin, gülme ile toplumsal ve siyasi eleştiri üretmek için geniş bir sanatsal araç repertuvarına sahip olduğunu ve günümüzde medya ile internette en sık kullanılan ifade araçları arasında bulunduğunu belirtiyor.

Mufaddal ayrıca toplumsal ve siyasi durumları eleştirmedeki etkisinin hicvi tartışma ve itirazların merkezine yerleştirdiğini; siyasi liderler ile çıkar sahiplerinin gazeteciler, karikatüristler ve hiciv programlarının sunucuları açısından başlıca hedefler arasında bulunduğunu ifade ediyor. 

Bu teorik yaklaşım, seçim hicvini siyasetten önce gündelik hayatın bir pratiği olarak değerlendirmeyi mümkün kılıyor.

Bir sanatçı, Muhammed el-Hu’nun çalışmalarında olduğu gibi bir adayın açıklamasını birkaç saniyelik bir videoda yeniden kurguladığında, kendisine yöneltildiğini düşündüğü ancak doğrudan karşılık veremediği söyleme karşı bir eleştiri pratiği geliştiriyor. Söylemi yeniden üretim, yorum ve hicivli taklide tabi tutarak ilk hâlindeki ağırlığından uzaklaştırıyor.

Seçim Döneminde Değişen Görüntüler

Bu eleştiri yalnızca teorik düzeyde kalmıyor. Her seçim döneminde görülebilen somut örneklerle de ortaya çıkıyor.

Faslıların en fazla hicvettiği unsurlardan biri, oy verme tarihi yaklaştığında adayların görünüşlerinde ve davranışlarında meydana gelen ani değişiklik.

Sosyal medyada farklı siyasi görüşlerden parti liderlerinin ve genel sekreterlerin yerel folklor ezgileri eşliğinde dans ettiği, seçmenlere gülümsediği görüntüler dolaşıma giriyor.

Bazı siyasetçiler ise halk kesimlerinin giydiği “kandura”, “cebadur” ve “belga” gibi geleneksel kıyafetleri yeniden giymeye başlıyor.

Kaynak yazı, yalnızca bu dönemde ortaya çıktığı belirtilen bu görüntüyü, Faslı El-Lemma grubunun kısa süre önce yayımladığı hiciv şarkısının adıyla ilişkilendiriyor: “Mevsim el-Hudur”, yani “Boş Laf Mevsimi”.

Şarkı da seçim dönemindeki vaatleri, söylemleri ve davranışları kara mizah yoluyla ele alıyor. 

Hiciv, kullanıcıların siyasetçilerin eski açıklamalarını güncel tutumlarıyla karşılaştırmasıyla başka bir biçim daha kazanıyor.

Bu yöntem, seçimlerden önce sosyal medyada yayılan “Hatırlat” adlı dijital kampanyada daha örgütlü bir hâl aldı. Kampanya, seçmenleri Adalet ve Kalkınma Partisinin (PJD) 2011-2021 arasındaki iki hükümet döneminde aldığı kararları ve benimsediği tutumları yeniden hatırlamaya çağırdı. Kampanyanın bu çerçevesi başka Fas kaynaklarında da yer aldı. 

Kaynak yazıya göre kampanyanın hedefinde mevcut hükümet çoğunluğundaki partiler de vardı.

Bu kapsamda Temsilciler Meclisi Başkanı Raşid et-Talibi el-Alami’nin geçmiş seçim dönemindeki bir açıklaması yeniden dolaşıma sokuldu. Kaynakta, Talibi el-Alami’nin seçmenlere mali artışlar ve reformlar vadettiği, bunların gerçekleşmemesi hâlinde insanların kendisini ve partisi Milli Bağımsızlar Birliğini “taşlamaya hakkı olduğunu” söylediği aktarılıyor.

Sosyal Medya Hicvi Nasıl Değiştirdi?

Sosyal medya, siyasi hicve geleneksel sözlü fıkrada bulunmayan araçlar sağladı.

Eskiden insanlar arasında sözlü olarak aktarılan bir fıkra her aktarımda ayrıntılarının bir bölümünü kaybediyor ve sınırlı bir çevrede kalıyordu.

Dijital mizah görselleri ve kısa videolar ise aynı biçimleriyle birkaç saat içinde binlerce kullanıcıya ulaşabiliyor. Üstelik hedef alınan siyasetçinin orijinal sesini ve görüntüsünü koruduğundan, hiciv doğrudan kendi kaynağıyla ilişkilendirilebiliyor.

Bununla birlikte siyasi hiciv ile seçimlere katılmama arasındaki ilişki, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık.

Bir açıdan hiciv, siyasi güven krizinin belirtilerinden biri olarak değerlendirilebilir. Vatandaş, resmî ifade kanallarının sonuç vereceğine olan inancını kaybettiğinde hicve başvurabiliyor.

Başka bir açıdan ise hiciv, geleneksel olmayan bir siyasi katılım biçimi olarak görülebiliyor. Özellikle gençler, kendilerini temsil etmediğini düşündükleri parti yapılarına katılmak yerine, hâkim oldukları dil ve her gün kullandıkları dijital platformlar üzerinden kamusal tartışmaya dahil olabiliyor. 

Bu iki yaklaşım arasında siyasi hiciv, aynı anda hem kurumlardan uzaklaşmanın hem de kamusal meselelere yönelik ilginin sürmesinin işareti olarak ortaya çıkıyor.

Ancak kaynak yazının vardığı sonuca göre hiciv, ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın eleştirdiği sorunlara bir alternatif veya çözüm sunmuyor. Siyasi söylemi parçalıyor ancak onun yerine başka bir söylem kurmuyor; vaat ile gerçeklik arasındaki geniş mesafeyi açığa çıkarıyor ancak bu mesafeyi kapatmıyor. 

Güncel durum

Kaynak yazı 21 Eylül’de, Fas’taki parlamento seçimlerinden iki gün önce yayımlandı. Seçimler dün, 23 Eylül’de gerçekleştirildi. 24 Eylül’de açıklanan ilk resmî sonuçlara göre Asalet ve Çağdaşlık Partisi 97 milletvekiliyle ilk sırada, Milli Bağımsızlar Birliği 66 milletvekiliyle ikinci, İstiklal Partisi 65 milletvekiliyle üçüncü, Adalet ve Kalkınma Partisi ise 54 milletvekiliyle dördüncü sırada yer aldı. Katılım oranı yüzde 38 olarak açıklandı. 

 

Kaynak: UltraSawt