Faşir’in Düşüşü: Sudan Savaşında Dönüm Noktası

Sudan'ın stratejik kenti Faşir, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin kontrolüne geçti. Bu tarihi dönüm noktası, ülkeyi fiilen ikiye bölerken, eşi benzeri görülmemiş bir insani felaketin de kapısını araladı. Gözler şimdi ordunun vereceği karşılıkta. İşte Ayrıntılar...
Redhwan Al-khutabi
Faşir’in Düşüşü: Sudan Savaşında Dönüm Noktası

28.10.2025 - 17:27  |  Son Güncellenme:  28.10.2025 - 17:37

Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Faşir kentini ele geçirmesi, Sudan’daki savaşın seyrini değiştirecek tarihi bir dönüm noktası olarak kayda geçebilir.

Ancak bu aynı zamanda, dünyanın gözleri önünde sessizce çöken bir ülke için tehlike çanlarının da çalması anlamına geliyor.

Askeri olarak elde edilen bu kazanım, kentin ve halkının ödediği insani ve siyasi bedellerden ayrı düşünülemez.
Üstelik ne uluslararası bir müdahale ne de içeriden gelen bir irade savaşı durdurmaya yetiyor.
Bu tabloya bakıldığında Faşir’in düşüşü son değil, “enkazın üzerinde zafer” adı verilen yeni bir kaos ve bölünme döneminin başlangıcı gibi görünüyor.

Kuzey Darfur’un başkenti Faşir’i gösteren haritası.

HDK, Faşir’in kontrolünü ele geçirdi

Aylar süren kuşatma ve kanlı çatışmaların ardından HDK, Sudan ordusunun Darfur’daki son kalesi olan Faşir’i kontrolü altına aldı.

Bu gelişme, 2023’te patlak veren iktidar ve nüfuz mücadelesinde stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Kuzey Darfur’un başkenti Faşir’in düşmesi, Sudan iç savaşında sıradan bir olay değil; tam tersine, çatışmanın başlangıcından bu yana yaşanan en tehlikeli askeri ve siyasi değişimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Faşir’in düşüşü: Bir insanlık trajedisi

Kent, ağır bombardımanlar ve insansız hava araçlarıyla yürütülen şiddetli çatışmaların ardından düştü.
Binlerce savaşçının yer aldığı bu çatışmalar, Faşir’i hayalet bir şehre dönüştürdü.
Yerel kaynaklar, nüfusun büyük bölümünün ya kaçtığını ya da kuşatma altındaki kamplara sığındığını, temel hizmetlerin tamamen çöktüğünü bildiriyor.

Yüzlerce sivil hayatını kaybederken, hastaneler ve yardım depoları yağmalandı.
Dolayısıyla HDK’nin askeri zaferi, Batı Sudan’da eşi benzeri görülmemiş bir insani felaketle el ele geldi.

Ordu Darfur’dan çekiliyor

Faşir, Darfur’un siyasi ve idari merkeziydi. Şehrin düşmesiyle birlikte ordu, fiilen Sudan’ın batı bölgesinden çekilmiş oldu.

Bölge uzun süredir silahlı gruplar arasında paylaşılmış bir nüfuz alanına dönüşmüştü. Ayrıca, HDK’nin son saldırısı şimdiye kadarki en şiddetlisiydi.

Ağır topçu ve SİHA’larla hem ordu mevzilerini hem de sivil mahalleleri hedef aldı. Yüzlerce sivil yaşamını yitirdi, binlerce kişi de çöllere veya Çad sınırına doğru göç etmek zorunda kaldı.

Sudanlı araştırmacı Muhammed Halife, Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Faşir’de yaşananlar, Sudan krizinin derinliğini gösteriyor. Çünkü Faşir, Darfur’da HDK milislerinin ihlallerinden en son etkilenen, hatta uzun süre korunan tek büyük şehirdi. Şimdi bazı milis grupları kente girdi ve belirli bölgeleri ele geçirdi. Hala ordunun kontrolünde kalan mahalleler var ve çatışmalar sokak sokak devam ediyor.”

Siyasi ve stratejik boyutlar

Faşir’in kontrolü, Sudan’daki savaşta büyük sembolik anlam taşıyor.

Kent yalnızca Kuzey Darfur’un idari başkenti değil, aynı zamanda ordunun batı Sudan’da elindeki son büyük merkezdi. Bu ilerleme, HDK’ye Darfur üzerinde neredeyse tam bir hakimiyet sağlıyor.

Ayrıca Libya ve Çad’a uzanan kara yollarını açarak, silah ve yakıt teminini kolaylaştırıyor. Böylece örgüt, hem askeri hem de siyasi müzakerelerde elini güçlendiriyor. Ancak bu zaferin riskleri de büyük.

Öte yandan kontrolün güç ve silah yoluyla yönetim’e dönüşmesinden endişe ediliyor. Bölgedeki etnik fay hatları derinleşirken, HDK’nin yerel halka yönelik ihlallerle suçlanması bölünmeyi artırıyor.

Halife ise konuya ilişkin şöyle diyor: 

“Faşir’in düşmesi, HDK’nin meşruiyet kazandığı anlamına gelmiyor. Niayla’daki sözde hükümetin uluslararası bir tanınırlığı yok ve bu durum Sudan’ın bölünmesine zemin hazırlıyor. Dahası, HDK’nin kontrol ettiği bölgeler zaten yıkılmış durumda ve temel hizmetlerden yoksun. Bu nedenle, bu zafer stratejik değil, daha çok sembolik bir kazanç. Çünkü geçmişte de HDK, Hartum’dan Cezire’ye, Sinnar’dan diğer eyaletlere kadar birçok yeri ele geçirip sonra geri çekilmek zorunda kalmıştı. Faşir’de de aynı senaryo yaşanabilir.”

İnsani kriz derinleşiyor

Birleşmiş Milletler, Faşir’deki durumu felaket düzeyinde ve yaşamı tehdit eden olarak tanımlıyor.
Uzun süren kuşatma ve yardım kesintileri yüzünden yüz binlerce sivil yiyecek ve ilaçsız kaldı.

Faşir’dek bazı mülteci kampları.

Kentteki çöküşün yeni bir mülteci dalgası yaratmasından korkuluyor. Bu göçün büyük kısmının Çad’a yönelmesi, bölgedeki ülkeler için ek bir insani baskı anlamına geliyor.

Ayrıca bu durum, Sudan’da fiili bir bölünmeyi pekiştirebilir; bir yanda HDK kontrolündeki alanlar, diğer yanda ordunun hakim olduğu bölgeler.

Halife şöyle ekliyor: 

“Uluslararası toplum acilen harekete geçmeli. Faşir’de yaşananlara dünyanın ilgisi çok zayıf kaldı. Ortada savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, hatta Gazze’dekine benzer bir toplu kıyım var. Uzun süren kuşatma, halkı hayatta kalabilmek için hayvan yemi artıklarını yemeye mecbur bıraktı. Binlerce çocuk, yetersiz beslenme ve hastalıklar yüzünden öldü. Bu yüzden uluslararası baskı artmalı, yardımlar ulaştırılmalı. Karadan giriş engellenirse, havadan yardım bırakmak bile bir seçenek olmalı.”

Askeri zafer mi?

Askeri açıdan bakıldığında Faşir’in kontrolü, HDK’nin savaşın başından bu yana elde ettiği en büyük saha başarısı.

Kent, Batı ve Orta Sudan arasındaki ulaşım hatlarının kavşağında yer alıyor. Dolayısıyla Faşir’i elinde tutan güç, fiilen Niyala, Ceneina ve Libya-Çad sınır hatlarını kontrol ediyor.

Ayrıca Faşir, Kordofan’a açılan kapı niteliğinde. Bu da HDK’nin tarım ve petrol açısından zengin orta bölgelere yaklaşması anlamına geliyor.

Ancak, askeri kontrol yönetim gücü anlamına gelmiyor. HDK’nin sivil halka yönelik ihlalleri ve insani yardım merkezlerini yağmaladığı iddiaları, örgütün siyasi ve toplumsal meşruiyetini zedeliyor.

Bu nedenle bazı gözlemciler, bu gelişmeyi ahlaki yenilgiyle gölgelenmiş bir zafer olarak nitelendiriyor.

Faşir’in düşüşü Sudanı bölünmeye götürür mü? 

Faşir’in düşüşü, Sudan devletinin fiilen çözülme sürecine girdiğini gösteriyor. Artık merkezi bir otorite ne halkı koruyabiliyor ne de ülke genelinde kontrol sağlayabiliyor.

Ordu batı bölgelerinden çekilirken, HDK sivil bir yönetim yapısı kurmadan fiili bir kontrol uyguluyor.

Ayrıca Hükümet ortadan kaybolmuş durumda; yargı ve idari kurumlar ise çökmüş halde.

Bu tablo, Sudan’ın parçalanmış küçük güç odaklarına bölündüğü, her birinin kendi fiili otoritesini zorla dayattığı bir ülke gerçeğini yansıtıyor.

Bölgesel etkiler ve tehlikeler

Darfur’un etnik yapısının karmaşıklığı ve coğrafi konumunun Çad, Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile iç içe geçmiş olması, Faşir’in düşüşünü bölgesel sonuçlar doğuracak bir gelişme haline getiriyor.

HDK’nin sınır bölgelerindeki varlığı, silah, altın ve insan kaçakçılığı ağlarının genişlemesine kapı aralayabilir.
Bu da örgüte devlet dışı finansman kaynakları sağlayarak, hükümetin denetiminden tamamen çıkmasına neden olabilir.

Komşu ülkeler ise Darfur’un bölgesel istikrarsızlığın merkezi haline gelmesinden endişe ediyor.
Zira dış ülkelerden getirilen paralı askerlerin HDK saflarına katıldığına dair raporlar giderek artıyor.

Öte yandan, bu gelişme siyasi çözüm arayışlarını daha da karmaşık hale getiriyor.

Ordu stratejik bir konumu kaybederken, HDK masada artık daha güçlü hissediyor ve bölgedeki otoritesinin tanınmasını talep ediyor.

Bu durum, Sudan’ın iki rakip otorite arasında fiilen bölünmesine zemin hazırlayabilir.

Savaşın geleceği

Halife’ye göre Faşir’in HDK tarafından ele geçirilmesi, savaşın sonu değil, daha karmaşık bir evrenin başlangıcı.
Ordu, Orta ve Doğu eyaletlerde yeniden toparlanmaya çalışırken, HDK ise Darfur’da kabilesel ittifaklar ve askeri yönetimlerle hakimiyetini pekiştirme çabasında.

Halife, Washington’da yürütülen müzakerelere değinerek şöyle devam ediyor: “Milislerin kontrol alanı genişlerse bu, müzakere pozisyonlarını da etkiler. Ancak bu kalıcı bir zafer anlamına gelmez. Sahadaki dengeler her an değişebilir. Ordu, iç ve dış müttefiklerinin desteğiyle yeniden inisiyatifi ele alabilir. Halk direnişi grupları ve yerel savunma birlikleri de Faşir yönüne hareket ederek savaşın seyrini değiştirebilir.”