Fas Seçimlerinde Sandıktan Değişim Çıktı

Fas'ta 23 Eylül 2026 tarihinde yapılan Temsilciler Meclisi seçimlerinde iktidar bloku büyük oy kaybederken, Özgünlük ve Modernite Partisi birinci parti oldu ve Adalet ve Kalkınma Partisi meclise güçlü bir dönüş yaptı. Ancak yüzde 38'in altındaki düşük katılım oranı, genç işsizliği, kronik sağlık sorunları ve "Gen Z 212" protestolarının gölgesinde sandığa yansıyan derin güvensizliği gözler önüne serdi.
Fas Seçimlerinde Sandıktan Değişim Çıktı

25.09.2026 - 10:50  |  Son Güncellenme:  25.09.2026 - 10:50

Fas’ta 23 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen Temsilciler Meclisi seçimleri, ülkenin siyasi dengelerini sarsarken, sandıktan çıkan sonuçlar ile sokağın gerçeği arasındaki derin uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Seçim sonuçlarına göre, Aziz Ahannuş liderliğindeki iktidar ortağı Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) büyük bir oy kaybı yaşayarak iktidardaki liderliğini Özgünlük ve Modernite Partisi’ne (PAM) kaptırdı.

PAM, 97 milletvekiliyle meclisin en büyük grubu olurken, beş yıl önce tarihî bir hezimetle 13 sandalyeye düşen ılımlı İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) 54 milletvekiliyle dikkat çekici bir geri dönüş yaptı.

Ancak bu değişim rüzgârının arkasında, Kral 6. Muhammed döneminin en düşük ikinci katılım oranlarından biri (%38,08) yer aldı.

Seçimler, derinleşen ekonomik kriz, genç işsizliği, sağlık skandalları ve "Gen Z 212" gibi kitlesel protestoların gölgesinde gerçekleşti.

Sokağın öfkesi ve "Gen Z 212" dalgası

Seçim atmosferini şekillendiren en temel dinamik, son yıllarda sokaklarda patlak veren toplumsal öfke oldu.

Eylül 2025’te Agadir’deki Hasan II Devlet Hastanesi’nde rutin sezaryen ameliyatlarının ardından sekiz kadının hayatını kaybetmesi, ülkedeki kronik sağlık ihmallerini gözler önüne sermişti.

Siyasi partilerin ve sendikaların sessiz kaldığı bu süreçte gençler, Discord sunucuları üzerinden organize olarak "Gen Z 212" hareketini kurdu.

Rabat, Kazablanka ve Tanca’ya yayılan protestolar, Portekiz ve İspanya ile ortaklaşa düzenlenecek 2030 Dünya Kupası için ayrılan devasa bütçeler ile halkın temel ihtiyaçları arasındaki uçuruma odaklandı.

Güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri sonucunda 3 genç hayatını kaybederken, binlerce kişi gözaltına alındı ve yüzlerce genç tutuklu yargılandı.

Devletin bu tutumu, gençlerin gözünde siyasi sistemi vatandaşını korumak yerine stadyum inşaatlarını önceleyen bir yapıya dönüştürdü.

Genç kuşaktaki tükenmişlik hissinin en acı dışavurumu ise Temmuz 2026 sonunda Akdeniz sınırında yaşandı; sosyal medyada yayılan çağrılarla yaklaşık 72 bin Faslı genç İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya doğru kitlesel bir geçiş girişiminde bulundu ve yaşanan arbedede en az 96 kişi hayatını kaybetti.

Sandığa yansıyan güvensizlik ve siyasi tablo

Öte yandan RNI hükûmetinin "beş yılda 1 milyon net istihdam" vaadinin gerçekleşmemesi, enflasyon, artan gıda ve kira fiyatları orta ve alt gelir gruplarını tükenme noktasına getirdi.

Hükûmetin altyapı projelerini bir başarı hikâyesi olarak sunması, üniversite mezunu işsiz kitleler nezdinde hiçbir karşılık bulmadı. Seçim sürecine girilirken iktidar ortakları arasındaki koltuk kavgaları da su yüzüne çıktı.

Bütçe Bakanı ve Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı Fouzi Lekjaa’nın bağımsız teknokrat kimliğini bırakıp seçimden hemen önce PAM saflarına katılması, kulislerde bir "Dünya Kupası Hükûmeti" kurgulandığı iddialarını güçlendirdi.

Gençler, saray merkezli bürokrasinin bu hamlelerle kritik pozisyonları önceden dizayn ettiğini ve seçimlerin göstermelik bir ritüelden ibaret olduğunu düşündü. Nitekim İçişleri Bakanlığının 18-24 yaş grubundaki seçmen oranının %3 seviyesinde kalmasına yol açan ağır adaylık koşulları, gençlerin sisteme entegre olmasını imkânsız hale getirdi.

Yeni dönem ve meşruiyet krizi

Seçim sonuçları, meclisteki sandalye dağılımını değiştirmiş olsa da toplumsal meşruiyet krizini çözmekten çok uzakta.

PAM, RNI ve İstiklal Partisi istedikleri takdirde yeni bir koalisyon kurabilecek çoğunluğa (228 sandalye) sahip görünse de kampanya döneminde yaşanan sert çatışmalar ve sokağın dondurucu öfkesi yeni kabinenin işini son derece zorlaştıracak.

PJD’nin meclise güçlü bir şekilde dönmesi muhalefet dinamiklerini hareketlendirse de geçmişteki iktidar yıpranmışlığı nedeniyle geniş kitleler nezdinde tam anlamıyla güven tazeleyebilmiş değil.

Sonuç olarak Fas’ta sandık, sokağın öfkesini ve derinleşen güven bunalımını soğutabilecek bir emniyet supabı olmaktan çıkmış durumda.

Seçimlerin ardından kurulacak yeni hükûmetin karşısında duran asıl sınav, koltuk paylaşımı yapmak değil; milyonlarca gencin geleceksizlik hissine ve ülkenin üzerine çöken meşruiyet krizine kalıcı çözümler üretebilmek olacak.