Etiyopya’nın Kızıldeniz Özlemi Yeni Bir Savaşa mı Dönüşüyor? 

Kızıldeniz’e ulaşma hayaliyle yeni bir savaşın kabusu arasında sıkışan Etiyopya, kritik bir dönemeçte. Başbakan Abiy Ahmed ya diplomasiyi ve ekonomik iş birliğini tercih edecek ya da ülkesinin kalan istikrarını riske atarak yeni bir cephe açacak. 
Etiyopya’nın Kızıldeniz Özlemi Yeni Bir Savaşa mı Dönüşüyor

06.11.2025 - 16:31  |  Son Güncellenme:  06.11.2025 - 16:34

Afrika Boynuzu yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. Bu kez sebep, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in son açıklamalarıyla tırmanan gerilim. Ahmed, “Kızıldeniz’e erişim Etiyopya için varoluşsal bir haktır” diyerek adeta yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sert ve milliyetçi bir tonla yaptığı bu açıklamalar, 1990’ların sonunda sona eren Etiyopya–Eritre savaşının yeniden alevlenebileceği yönünde endişelere yol açtı. 

Abiy Ahmed’in bu söylemleri, onun bölgesel hırslarının sınırları konusunda da yeni soru işaretleri doğurdu. 

Denize açılma tutkusu 

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin bağımsızlığını ilan etmesiyle denize açılan kapısını kaybetti. O günden bu yana Addis Ababa yönetimi, denize ulaşma isteğini hiç kaybetmedi. 120 milyonu aşkın nüfusuyla tamamen Cibuti limanına bağımlı olan ülke, bu durum nedeniyle hem ekonomik hem de siyasi olarak kırılgan bir konumda. 

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed.

2018’de iktidara gelen Abiy Ahmed, bu dosyayı yeniden açtı. Üstelik bunu, hayat memat meselesi olarak nitelendirdi. Barış yanlısı bir lider imajıyla Nobel Barış Ödülü kazanan Ahmed, bugün aynı komşusu Eritre’yi yeni bir milliyetçi liderlik inşasının merkezine koymuş durumda. 

Etiyopya Parlamentosu üyesi Muhammed Nur el-Harari, FokusPlus’a yaptığı açıklamada, “Etiyopya, Eritre ile çatışma istemiyor. Ancak aynı zamanda sonsuza dek karaya sıkışmış bir ülke olarak kalması da mantıklı değil. Abiy Ahmed tehditten söz etmedi, iki ülkenin ortak çıkarına dayalı bir deniz erişimi istedi” dedi. 

İç krizlerden kaçış mı, ulusal birlik arayışı mı? 

Abiy Ahmed’in bu çıkışı, ülke içindeki derin krizlerle aynı döneme denk geldi. Amhara bölgesinde hükümete karşı silahlı bir isyan sürerken, Tigray Kurtuluş Cephesi hala önemli bir güç odağı olarak varlığını koruyor. Ekonomide ise borç, enflasyon ve işsizlik üçgeni giderek daralıyor. 

Bu koşullarda deniz meselesi, Abiy Ahmed için ulusal gündemi dış düşmana yönlendirmenin bir aracı haline geldi. Son konuşmasında “deniz” yalnızca coğrafi bir mesele değildi; aynı zamanda iç kamuoyuna yönelik güçlü bir siyasi mesajdı. Ahmed, adeta “ülkeniz kuşatıldı, ben sizi kurtaracak liderim” diyordu. 

Ancak bu milliyetçi söylem, kısa vadede halkı etrafında toplayabilirken, uzun vadede ülkeyi yeni bir çatışmaya sürükleme riski taşıyor. Zira Afrika Boynuzu yeni bir savaşı kaldıramaz. 

Eritre sessiz ama tetikte 

Eritre cephesi ise şimdilik sessiz. Fakat Asmara yönetimi gelişmeleri yakından izliyor. Başkan İsayas Afewerki için “Etiyopya’ya deniz çıkışı” tartışması, ulusal egemenliğe doğrudan bir tehdit anlamına geliyor. Özellikle Assab Limanı, ülkenin hem ekonomik hem de askeri can damarı konumunda. 

Eritreli kaynaklara göre, Abiy Ahmed’in “uluslararası arabuluculuk” çağrısı Asmara’da diplomatik bir tuzak olarak görülüyor. Eritre hükümeti, bunun Etiyopya’nın “deniz hakkı” tezini dünyaya kabul ettirme çabası olduğuna inanıyor. 

Öte yandan Eritre, sınır hattındaki askeri varlığını güçlendiriyor; Mısır, Somali ve bölgedeki bazı aktörlerle diplomatik temaslarını sıklaştırıyor. Bu ülkelerin ortak noktası ise Etiyopya’nın artan nüfuzundan duydukları endişe. 

Afrika Boynuzu’nda denge bozuluyor 

Etiyopya’nın adımları yalnızca Eritre’yi değil, tüm bölgeyi tedirgin ediyor. Somali ve Cibuti, Addis Ababa’nın “denize açılma” politikasının bir gün kendi topraklarına da uzanmasından çekiniyor. 

Mısır açısından ise mesele çok daha kritik. Zira Etiyopya’nın güçlenmesi, zaten gergin olan Hedasi Barajı (Rönesans Barajı) krizini daha da karmaşık hale getirebilir. 

Büyük güçler —ABD, Rusya ve Çin— şimdilik temkinli. Hiçbiri Kızıldeniz’de yeni bir savaşın çıkmasını istemiyor. Ortadoğu’daki krizlerin ortasında, bu stratejik geçitte yeni bir çatışma küresel dengeleri de sarsabilir. Bu yüzden uluslararası toplum, taraflara “gerilimi düşürün ve diyalog kurun” çağrısı yapıyor. 

Etiyopya'nın seçenekleri sınırlı 

Abiy Ahmed, sert söylemlerine rağmen, yeni bir savaşın ülkesini felakete sürükleyeceğini biliyor. Tigray savaşından yeni çıkan Etiyopya’nın, askeri ya da ekonomik olarak yeni bir cephe açacak gücü yok. 

Bu nedenle mevcut gerginliği, bir baskı aracı olarak kullanıyor olabilir. Amaç, Eritre limanlarına sınırlı veya ortak kullanım hakkı elde etmek; hem de doğrudan çatışmaya girmeden. 

Ancak tehlike şu ki, milliyetçi söylem kontrolden çıkabilir. Yerel milisler veya bazı ordu unsurları merkezi yönetimden bağımsız hareket ederse, istemeden de olsa yeni bir savaşın fitili ateşlenebilir. 

Etiyopyalı gazeteci Zahid Zeydan da FokusPlus’a konuşarak, “Etiyopya komşularını tehdit etmiyor. Sadece Assab Limanı’nı ortak kullanmak istedi. Eritre, 2018’de Abiy Ahmed’in ziyaretinde buna olumlu yaklaşmıştı. Sonuçta 30 yıl önce, Eritre ayrılmadan önce, Etiyopya Kızıldeniz’in batısında en geniş sahil hattına sahipti. Bu kadar büyük bir ülkenin hala karaya sıkışık kalması mantıklı değil. Ancak Etiyopya bunu barışçıl yollarla, uluslararası hukuka uygun biçimde istiyor” dedi.