Etiyopya’daki Savaş Sınırları Aşıyor

Addis Ababa’daki İHA saldırısı iddiaları, Eritre ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve Mısır’la karşılıklı diplomat sınır dışı kararları, Etiyopya’daki çatışmayı bölgesel bir krize dönüştürüyor.
etiyopya-daki-savas-sinirlari-asiyor.jpg

02.10.2026 - 17:24  |  Son Güncellenme:  02.10.2026 - 17:31

24 saatten kısa bir süre içinde Etiyopya’nın kuzeyinde yeniden başlayan savaş, ülke içindeki bir çatışma olmaktan çıkarak açık bir bölgesel krize dönüştü. Addis Ababa’da gece saatlerinde patlama sesleri duyulurken, muhalefete yakın bir kaynak, ordunun komuta merkezinin insansız hava araçlarıyla vurulduğunu öne sürdü. Ardından Etiyopya, Asmara’daki büyükelçiliğini kapattı ve Eritre de Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kesti. Addis Ababa ile Kahire ise karşılıklı olarak diplomat sınır dışı ederken, Afrika Birliği taraflara itidal çağrısında bulundu.

Addis Ababa’da patlamalarla geçen gece

30 Eylül Çarşamba akşamı dikkat çekici bir güvenlik kararıyla başladı. Etiyopya Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi, güvenlik gerekçesiyle Addis Ababa ve çevresinde tüm insansız hava araçlarının uçuşunu süresiz olarak yasakladığını açıkladı.

Karardan birkaç saat sonra Reuters’a konuşan üç diplomatik kaynak, başkentte patlama sesleri duyulduğunu doğruladı. Muhalefet ittifakıyla bağlantılı bir kaynak ise bazıları ordunun komuta merkezini hedef alan bir dizi İHA saldırısı düzenlediklerini söyledi. Ancak Reuters bu iddiayı bağımsız olarak doğrulayamadı.

Etiyopya hükûmeti patlamalara ilişkin şu ana kadar resmî bir açıklama yapmadı. Bununla birlikte, basına konuşma yetkisi bulunmayan bir istihbarat yetkilisi Associated Press’e, üç farklı noktada üç patlama meydana geldiğini doğruladı. Patlamaların bir saldırıdan mı yoksa Savunma Bakanlığı yerleşkesinde gerçekleştirilen tatbikatlardan mı kaynaklandığı ise henüz netlik kazanmadı.

Bu, yaşanan ilk benzer olay da değildi. Geçen hafta sonu başkente yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Bishoftu Hava Kuvvetleri Üssü’nde kısa menzilli küçük bir İHA patladı. Ardından helikopterler hangarlara taşınırken ikinci bir İHA daha infilak etti.

Ethiopia Observer’ın konuyla ilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre olayda pilot Kasahun Lema hayatını kaybetti, bir teknisyen ise yaralandı. Etiyopyalı yetkililer saldırıyı kamuoyuna açık biçimde doğrulamadı.

Gözlemcilere göre bu gelişmelerin doğrulanması hâlinde ortaya çıkacak tablo, stratejik açıdan büyük önem taşıyor. Verisk Maplecroft şirketinde Afrika meseleleri kıdemli analisti olan Edward Bach, muhalefetin başkenti vurabilecek kapasiteye ulaşmasının siyasi açıdan köklü bir değişim anlamına geleceğini belirtti.

Bach’a göre böyle bir kapasite, hükûmetin başkentin savaştan uzak ve güvenli olduğu yönündeki söylemini zayıflatırken, Addis Ababa’nın hava üstünlüğünü de daraltacak. Nitekim aynı hava üstünlüğü, 2021’de Tigray güçlerinin Addis Ababa’ya doğru ilerleyişinin durdurulmasında belirleyici rol oynamıştı.

Pretoria’dan Hayatta Kalma İttifakı’na

Bu tırmanış bir anda ortaya çıkmadı. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, geçen temmuz ayında Pretoria Anlaşması’nın fiilen öldüğünü açıkladı. 1 Ağustos’ta ise Sudan sınırı yakınlarında orduyla çatışmalar başladı. Bu çatışmalar, 2020-2022 savaşından bu yana yaşanan en ciddi askerî karşılaşma olarak değerlendirildi.

Asıl dönüm noktası ise 20 Eylül’de geldi. Yedi silahlı grup, Etiyopya Halk Güçleri Hayatta Kalma İttifakı’nı kurduklarını açıkladı. Gruplar, Başbakan Abiy Ahmed hükûmetini devirmeyi ve geçici bir hükûmet kurmayı hedeflediklerini duyurdu.

İki gün sonra Alamata’daki iki okul İHA saldırılarıyla vuruldu. Saldırılarda en az 14 sivil hayatını kaybetti. Bunun üzerine Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, savunma savaşı başlattığını açıkladı.

23 Eylül sabahı ise cephe güçleri Aksum, Shire ve Mekelle havaalanlarının kontrolünü ele geçirdi.

Ancak sahadaki güç dengesi kısa sürede tersine döndü. Federal ordu ve müttefikleri 28 Eylül’e gelindiğinde Tigray’ın güneyindeki birçok yerleşimi, özellikle de Alamata’yı yeniden kontrol altına aldı.

Al Jazeera muhabirine göre hükûmet güçleri Mekelle’ye yaklaşık 40 kilometre kadar yaklaştı. Bu sırada cephenin bazı liderleri şehirden ayrılırken, elektrik ve internetin kesildiği bölgede binlerce sivil de Mekelle’den kaçmaya başladı.

Eritre son bağları da kopardı

Sahadaki askerî ilerlemeyle eş zamanlı olarak Addis Ababa diplomatik cephede de yeni bir süreç başlattı.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, 1 Ekim’de Asmara’daki büyükelçiliğini kapattığını açıkladı ve 10 Eritreli diplomata ülkeyi terk etmeleri için 48 saat süre verdi.

Addis Ababa yönetimi Eritre’yi doğrudan ve dolaylı düşmanca faaliyetlerde bulunmakla suçlarken, Eritreli diplomatların faaliyetlerinin Etiyopya’nın ulusal güvenliğini tehdit ettiğini ve Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini savundu.

Eritre’nin yanıtı gecikmedi. Eritre Dışişleri Bakanlığı, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, karşılıklılık ilkesi doğrultusunda hareket etmekten ve Etiyopya ile tüm diplomatik ilişkileri kesmekten başka seçeneğinin kalmadığını duyurdu.

Asmara yönetimi ayrıca Etiyopya’yı, denize egemen bir çıkış elde etme isteği nedeniyle son üç yıldır Eritre’ye karşı sürekli bir düşmanlık kampanyası yürütmekle suçladı.

Eritre, Etiyopya’nın ülkedeki muhalif grupları barındırdığını ve rejim değişikliği amacıyla bu gruplara silah sağladığını da öne sürdü.

İki ülke arasındaki kopuşun kökleri, son Tigray savaşının ardından yaşanan gelişmelere dayanıyor. Etiyopya ile Eritre, Tigray isyancılarına karşı aynı safta savaşmıştı. Ancak Eritre’nin dışında bırakıldığı barış anlaşmasının ardından iki ülkenin yolları ayrıldı.

Eritre, Etiyopya’yı Assab Limanı’nı ele geçirmeye çalışmakla suçluyor.

Gerilim, Etiyopya Genelkurmay Başkanı Mareşal Birhanu Jula’nın açıklamalarıyla daha da arttı. Jula, Eritre ve Tigray Cephesi’nin Sudan, Mısır ve diğer dış güçlerin destek ve ikmali olmadan hiçbir şey başaramayacağını söyledi.

Kahire aynı şekilde karşılık verdi

Aynı gün gerilim Mısır-Etiyopya ilişkilerine de sıçradı.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, Mısır’ın Addis Ababa Büyükelçiliğine diplomat Ahmed Muharrem Ahmed Süleyman’ın istenmeyen kişi ilan edildiğini bildirdi ve ülkeden ayrılması için 48 saat süre verdi. Addis Ababa yönetimi kararın gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Kahire ise aynı şekilde karşılık verdi. Konuya ilişkin bilgi sahibi Mısırlı bir kaynağa göre Mısır yönetimi, Etiyopya Büyükelçiliğinde görevli bir müsteşarı istenmeyen kişi ilan ederek ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre tanıdı.

Mısırlı kaynak, Etiyopya’nın kararını üzücü ve gerekçesiz olarak nitelendirdi.

Bu gelişme, iki ülke arasında Hedasi Barajı nedeniyle uzun süredir devam eden anlaşmazlığın yanı sıra son aylarda giderek güçlenen Mısır-Eritre yakınlaşmasının yaşandığı bir dönemde geldi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed

Öte yandan Addis Ababa yönetimi, Nil tazminatları için ulusal bir komite kurduğunu açıkladı. Komite, Etiyopya’nın Mısır’ın baskıları nedeniyle engellendiğini öne sürdüğü 22’den fazla su projesini kayıt altına alıyor.

Kahire, Asmara ve Hartum ise muhalif ittifaka destek verdikleri yönündeki suçlamaların tamamını reddediyor.

Afrika Birliği: Çağrı var, araç yok

Tırmanan gerilim karşısında Afrika Birliği Komisyonu, Etiyopya, Eritre ve Mısır’a azami itidal çağrısında bulundu.

Birlik, taraflardan gerilimi artırabilecek her türlü eylem ve açıklamadan kaçınmalarını, aralarındaki anlaşmazlıkları diplomatik kanallar ve barışçıl diyalog yoluyla çözmelerini istedi.

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf da çatışmaların başladığı gün yaptığı açıklamada, Pretoria Anlaşması’nın Etiyopya’da barışın temel taşı olmaya devam ettiğini vurgulamıştı.

Yusuf ayrıca komşu ülkelere gerilimi daha da artırabilecek adımlardan uzak durmaları çağrısı yaptı ve eski Nijerya Cumhurbaşkanı Olusegun Obasanjo’yu barış sürecini kurtarmak amacıyla yürütülecek müzakerelere liderlik etmekle görevlendirdi.

Ancak Afrika Birliği’nin süreci etkileme kapasitesinin sınırlı olduğu değerlendiriliyor.

Chatham House araştırmacılarına göre Tigray Cephesi, Afrika Birliği’nin arabuluculuk rolünü defalarca sorguladı. ABD ve Batılı ülkelerin birliğe ciddi bir destek vermemesi de kalıcı bir çözüm ihtimalini uzaklaştırıyor.

Sivillerin ödediği bedel büyüyor

Bu süreçte en ağır bedeli yine siviller ödüyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar, 22-25 Eylül tarihleri arasında Tigray’ın güneyinde 420’den fazla, kuzeybatısında ise 300’den fazla yaralıyı kabul etti.

Afar bölgesinde ise çatışma alanlarında mahsur kalan 80 binden fazla sivilin akıbeti hâlâ bilinmiyor.

Bölgeyi içine çekebilecek senaryolar

Londra merkezli Chatham House’a göre temel soru, Etiyopya hükûmetinin çatışmaları ülkenin kuzeyiyle sınırlı tutup tutamayacağı ya da Assab Limanı’na yönelik hedefleri doğrultusunda Eritre’yi vurmak gibi daha cesur seçeneklere yönelip yönelmeyeceği.

Federal hükûmet kuzey bölgelerinde yeniden kontrol sağlasa bile yakın geçmiş, savaşın kısa sürede sona ereceğine işaret etmiyor.

Nitekim bir önceki savaşın ilk ayında federal güçler Tigray bölgesinin başkenti Mekelle’yi ele geçirmişti. Ancak muhalif Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, yedi ay sonra şehri yeniden kontrol altına aldı.

Tehdit Sudan’a da uzanıyor ve ülkenin çatışmanın ikinci cephesine dönüşme ihtimali bulunuyor.

Addis Ababa yönetimi Sudan ordusunu silahlı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne destek vermekle suçluyor. Etiyopya ayrıca cephenin Hedasi Barajı gibi stratejik noktaların yakınındaki sınır hatları üzerinden ikmal edilmesinden endişe ediyor.

Hartum ise Etiyopya’yı, Sudan hükûmetiyle ağır bir savaş yürüten Hızlı Destek Kuvvetleri’ni desteklemekle suçluyor.

Ekonomik cephede de ciddi bir risk bulunuyor. Tigray Cephesi güçleri ve müttefikleri, Afar bölgesinde Afdera’ya doğru ilerliyor. Hedefleri, Etiyopya’nın Cibuti üzerinden gelen ikmal hattını kesmek.

Bu hat, nüfusu 120 milyonu aşan ve denize kıyısı bulunmayan Etiyopya’nın en önemli ticaret damarı konumunda.

Chatham House araştırmacıları, çatışmanın sürmeye devam edeceği ve diplomatik hareketsizliğin Tigray’daki uzun süreli savaşın Eritre ve Sudan’a yayılmasına yol açabileceği sonucuna varıyor.

Addis Ababa ile Asmara arasında doğrudan herhangi bir iletişim kanalının bulunmadığı, Kahire ve Hartum ile ilişkilerin de giderek gerildiği mevcut tabloda Afrika Boynuzu, tek bir ülkenin sınırları içindeki çatışmanın ötesine geçerek devletler arası bir savaşa hiç olmadığı kadar yaklaşmış görünüyor.