Etiyopya Nil'i Kontrol Altına Almakla Tehdit Ediyor: Mısır ve Sudan ile Kriz Tırmanır mı?

Etiyopya’nın Nil sularının akışının kendi denetiminde olacağı yönündeki açıklamaları, Hedasi Barajı krizini yeniden tırmandırdı. Yeni baraj projeleri ve sertleşen söylem, Mısır ile Etiyopya arasındaki su anlaşmazlığının bölgesel gerilime dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu gündeme taşıyor.
etiyopya-nil-i-kontrol-altina-almakla-tehdit-ediyor-misir-ve-sudan-ile-kriz-tirmanir-mi.jpg

17.08.2026 - 11:46  |  Son Güncellenme:  17.08.2026 - 12:02

Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa'nın, Nil Nehri'nin aşağı havza ülkelerine akan sularının Etiyopya'nın denetimi altında olacağını açıklamasıyla Hedasi Barajı krizi yeni bir gerilim evresine girdi.

Bu açıklamalar, Addis Ababa'nın Nil su akışları meselesini bu denli sert bir dille gündeme taşımasındaki amacına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Özellikle Mısır'a yönelik ağır eleştiriler içeren söylem, Kahire, Addis Ababa ve Hartum arasında Hedasi Barajı'nın işletimi ve su kaynaklarının yönetimi konusundaki anlaşmazlıkların hâlâ sürdüğü bir döneme denk geldi.

Etiyopyalı bakan, Mısır'ı "yanıltıcı medya kampanyaları" yürütmekle suçlayarak Kahire'nin ülkesini kısıtlamaya ve Hedasi Barajı'nı inşa etmesini ile Nil sularından yararlanmasını engellemeye çalıştığını ileri sürdü.

Abiy Ahmed 

Bakanın açıklamaları yalnızca Hedasi Barajı ile sınırlı kalmadı. Başbakan Abiy Ahmed hükümetinin, "suyun adil kullanımını sağlamak ve Etiyopya'da sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek" amacıyla Nil'in kolları üzerinde yeni baraj projeleri inşa etmeye devam edeceğini de duyurdu.

Bu açıklamalar, Etiyopya'nın yerel medyasında yer alan ve Hedasi Barajı'nın kapasitesini aşabilecek büyüklükte üçten fazla yeni barajın planlandığına dair haberlerle eş zamanlı geldi. Hedasi Barajı'nın depolama kapasitesinin yaklaşık 74 milyar metreküp olduğu ve bu özelliğiyle Afrika kıtasının en büyük hidroelektrik projelerinden biri sayıldığı hatırlatılmalıdır.

Ek barajların gündeme gelmesi, Nil sularının aşağı havza ülkelerine —başta Mısır ve Sudan— akışının geleceğine dair kaygıları derinleştiriyor. Addis Ababa'nın su projeleri aracılığıyla nehrin kaynaklarının daha büyük bir bölümü üzerinde kontrol gücünü pekiştirmeye yönelip yönelmediği sorusu da giderek daha fazla sorulur hale geliyor.

Mısır ise Nil sularını ya da nehrin akışını etkileyebilecek her türlü tek taraflı adıma karşı çıkan tutumundan taviz vermiyor; havza ülkeleri arasındaki su kullanımını düzenleyen kural ve anlaşmalara uyulması gerektiğini vurguluyor.

Mısır'ın resmi haber ajansı MENA, sorumlu bir kaynağa dayanarak Etiyopyalı bakanın açıklamalarının, Addis Ababa'nın ortak bir uluslararası nehir üzerinde tek bir devletin iradesini dayatma hayalini sürdürdüğünü gözler önüne serdiğini aktardı.

Nil suları, içme suyu temini ve tarımsal faaliyetler açısından büyük ölçüde bu nehre bağımlı olan Mısır için hayati bir mesele olmayı sürdürüyor. Bu durum, nehrin akışına ilişkin her gelişmeyi Kahire için birincil öncelik haline getiriyor.

İki Afrika ülkesi, son yıllarda Nil sularının kullanımı konusunda uzun müzakereler yürüttü. Ancak Addis Ababa'nın Hedasi Barajı'nı fiilen devreye alması üzerine Mısır, Aralık 2024'te müzakere sürecinin sona erdiğini ilan etti.

Öte yandan Kahire, olası bir su payı azalmasına karşı hazırlık kapsamında deniz suyu arıtma tesisleri kurulmasını öngören projeleri inceleyerek içme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarını çeşitlendirme çalışmalarına başladı. Mısır'ın mevcut Nil su kotasının 55 milyar metreküpü aştığı bilinmektedir.

Etiyopya'nın son açıklamaları, özellikle yeni baraj projelerine ve Nil su kaynaklarının daha geniş ölçekte kullanılması ihtimaline yapılan vurguyla birlikte, Hedasi Barajı meselesini Kahire ile Addis Ababa arasındaki gerilimin odağına yeniden taşıdı.

Akıllardaki en kritik soru şu: Bu açıklamalar Mısır ile Etiyopya arasında yeni bir tırmanmaya zemin mi hazırlıyor, yoksa sahada somut adımlara dönüşmeksizin karşılıklı siyasi söylem düzeyinde mi kalacak?

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Fevzi el-Uşmavi, Etiyopyalı bakanın son açıklamalarının Mısır'da yalnızca resmi düzeyde değil, halk nezdinde de derin bir öfkeye yol açtığını belirtti. Bunun temel nedeninin, Nil Nehri'nin ülke için tek yaşam damarı ve temel tatlı su kaynağı olması olduğunu vurguladı.

El-Uşmavi, Kahire'den Al Araby TV'ye yaptığı açıklamada Mısır'ın onlarca yıldır Nil havzası ülkeleriyle ortak kalkınma ve işbirliğine dayalı bir politika izlediğini, zira nehrin 11 ülkeden geçen uluslararası bir akarsu olduğunu hatırlattı. Tek bir devletin nehir üzerinde hâkimiyet kurmaya kalkışmasının hem hukuka aykırı olduğunu hem de Mısır ve Sudan'ın ulusal güvenliğine doğrudan tehdit oluşturduğunu da sözlerine ekledi.

Mısır'ın Etiyopya ile yürüttüğü diplomatik sürecin etkinliğine ilişkin ise el-Uşmavi, bu yolun Addis Ababa'yı bağlayıcı bir anlaşmaya henüz ikna edemediğini kabul etti; ancak Mısır'ın tüm kozlarını masada tutmaya devam ettiğini de vurguladı. Mısır'ın şimdiye kadar ciddi bir zarar görmediğini, bunun Etiyopya'nın iyi niyetinden değil, su akışı koşulları, taşkın dönemleri ve yağış miktarlarından kaynaklandığını belirten el-Uşmavi, asıl tehlikenin uzun kuraklık dönemlerinde saklı olduğu uyarısında bulundu. Nil'in de diğer nehirler gibi şiddetli ve orta düzeyli kuraklık ile bol ve orta düzeyli yağış dönemlerini kapsayan doğal döngülerden geçtiğini hatırlattı.

Stratejik Araştırmalar ve Entegrasyon Girişimleri Merkezi'nden kıdemli araştırmacı Abdüşşekur Abdüssamed ise Etiyopyalı bakanın açıklamalarının zamanlaması ve anlamına dair değerlendirmesinde, bu söylemin Etiyopya'nın Kahire'nin uyguladığı baskıdan duyduğu rahatsızlığı yansıttığını ifade etti. Bu baskının Hedasi Barajı ve Nil meselesiyle sınırlı kalmayıp Addis Ababa'nın diplomatik ve barışçıl yollarla denize çıkış arayışını da kapsadığını vurguladı.

Abdüssamed, Addis Ababa'dan Al Araby TV'ye yaptığı açıklamada Etiyopya'nın, Somali, Cibuti, Eritre ve diğer bölge ülkelerindeki Mısır etkisini bir tür kuşatma politikası olarak algıladığını aktardı. Etiyopya'nın söyleminin giderek sertleştiğine dikkat çeken araştırmacı, bunun Etiyopya'nın meşru özlemlerini ve bölgesel rolünü çevrelediğini düşündüğü politikalara karşı kendini savunma hakkını kullandığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Etiyopya'nın, bölgesel rolünün önünde engel saydığı uygulamalara karşı entegrasyon, işbirliği ve ortaklık vizyonunu ön plana çıkarmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
Kaynakça : Alaraby TV