Erdoğan'ın Körfez Turu: Türkiye'nin Bölgesel Gücü Yükseliyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretlerinde 24 anlaşma ve mutabakat imzaladı. Öte yandan, Gazze’nin yeniden inşası ve bölgesel istikrar odaklı temaslar, Ankara’nın Körfez’de yeni diplomatik ve stratejik rolünü ortaya koyuyor. İşte detaylar...
Redhwan Al-khutabi
Erdoğan'ın Körfez Turu: Türkiye'nin Bölgesel Gücü Yükseliyor mu?

24.10.2025 - 17:45  |  Son Güncellenme:  27.10.2025 - 17:52

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 21–23 Ekim tarihleri arasında Kuveyt, Katar ve Umman’a gerçekleştirdiği Körfez turu, Ankara’nın 2025 yılındaki en önemli diplomatik hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bu ziyaretler sadece ekonomik ya da protokol düzeyinde temaslar değildi; çok yönlü siyasi ve stratejik mesajlar taşıyan bir diplomasi trafiği olarak Türkiye’nin hem Körfez’e bakışını hem de Gazze savaşı sonrası şekillenen yeni bölgesel denklemdeki yerini yeniden tanımlıyor.

Kritik bir zamanlama

Erdoğan’ın turu, Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği, bölgesel koordinasyonun her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde geldi.

Tel Aviv’le ticaretini savaş nedeniyle askıya alan Ankara, bu ziyaretlerle hem Gazze’nin yeniden inşası hem de siyasi destek açısından Körfez’den güç toplamayı hedefliyor.

Bununla birlikte Türkiye, bölgede güvenilir bir arabulucu olarak konumunu pekiştirmek istiyor.

Ayrıca bu tur, Türkiye’nin uzun süredir gergin seyrettiği Körfez diplomasisinde yeni bir sayfa açma çabası olarak da görülüyor.

2021’deki El-Ula Anlaşması.

Kuveyt, Katar ve Umman’la ilişkiler artık daha dengeli ve sıcak bir seviyeye ulaştı. Bu değişimde, 2021’deki El-Ula Anlaşması sonrasında bölgesel normalleşme sürecinin başlaması da etkili oldu.

Kuveyt: Dengeli diplomasi, yeni başlangıçlar

Tura ilk olarak Kuveyt’te başlayan Erdoğan, Emir Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile resmi görüşmeler yaptı.

Taraflar deniz taşımacılığı, enerji, yatırım ve denizcilerin yeterlilik belgelerinin karşılıklı tanınması alanlarında dört anlaşmaya imza attı.

Türkiye–Kuveyt liderleri.

Bu ziyaret, geçen yıl Emir’in Ankara’ya yaptığı iade-i ziyaret niteliği taşıyor.

Dolayısıyla iki ülke arasındaki temas, ekonomik işbirliğinin ötesinde karşılıklı siyasi güvenin de derinleştiğini gösteriyor.

Kuveyt’in geleneksel olarak izlediği dengeli dış politika, Türkiye için Körfez’de istikrarlı bir köprü anlamına geliyor.

Katar: Ekonominin ötesinde stratejik ittifak

Türkiye–Katar liderleri.

Doha’daki temaslarda Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile birlikte iki ülke arasındaki Yüksek Stratejik Komite’nin 11. toplantısına başkanlık etti.

Toplantıda savunma, stratejik planlama, ticaret ve enerji alanlarında bir dizi yeni anlaşma imzalandı.

Artık Türkiye–Katar ilişkileri yalnızca ekonomiyle sınırlı değil; askeri ve siyasi alanlarda da derinleşmiş bir ittifaka dönüşmüş durumda.

Bu işbirliğini, Halid bin Velid Üssü ve Gazze, Libya, Afganistan gibi hassas dosyalarda süregelen koordinasyon güçlendiriyor.

Erdoğan’ın Doha’daki açıklamaları da dikkat çekiciydi: Türkiye, Katar’la yürüttüğü bu ortaklığı, Körfez’deki diğer ülkelerle de “Batı'nın pragmatizmine karşı insani diplomasiye dayalı yeni bir model” olarak genişletmek istiyor.

Umman: Sessiz ama etkili ortaklık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turunun son durağı olan Maskat’ta, üç ülkeyi kapsayan toplam 24 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığı görüşmelere katıldı.

Bu anlaşmaların önemli bir kısmı Umman ile savunma, medya, stratejik sanayi, eğitim ve yatırım alanlarını kapsıyor. 

Türkiye–Umman liderleri.

Türkiye–Umman ilişkileri, uzun süredir sakin ve dengeli bir çizgide ilerliyor. Her iki ülke de bölgesel arabuluculukta diyaloğu temel alıyor. 

Bu ziyarette ayrıca vizelerin kaldırılması ve ortak koordinasyon konseyi kurulması kararlaştırıldı.
Bu gelişme, ilişkilerin ekonomik işbirliğinden kurumsal bir ortaklığa evrildiğinin göstergesi.

Gazeteci Hasan İsmail, konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Umman’ın tarafsız ve arabulucu dış politikası, Türkiye’nin bölgesel denge arayışıyla örtüşüyor. Erdoğan’ın ziyareti, Türk Lirasındaki değer kaybı ve enflasyonla mücadele kapsamında da yeni ekonomik işbirliği kanalları açmayı hedefliyor. Ayrıca bu tur, Abraham Anlaşmaları sonrası değişen Körfez dinamiklerinde, Türkiye’nin enerji ve savunma güvenliğini güçlendirecek köprüler kurma çabasını yansıtıyor.”

Bölgedeki askeri gerilimlere dikkat çeken İsmail, Türkiye’nin Umman üzerinden deniz güvenliğini güçlendirmeye çalıştığını, bu sayede bölgesel güç dengesinde yeni bir rol üstlenmek istediğini belirtti.

Ekonomi ve savunma: Turun iki temel unsuru

Erdoğan’ın Körfez turunun en belirgin yönlerinden biri, ekonomik ve askeri diplomasi arasındaki uyumdu.
Türkiye, savunma sanayi ürünleri ve yenilenebilir enerji alanlarında yeni pazarlar oluşturmak isterken, Körfez ülkeleri de Türkiye’yi Batı’ya alternatif, teknolojik açıdan güçlü bir ortak olarak görüyor.

Küresel güvenlik dengelerinin değiştiği bir dönemde, bu işbirlikleri hem ekonomik hem de jeopolitik anlamda yeni bir sayfa açıyor.

Gazze gündemde

Tüm temaslarda Gazze ve Filistin meselesi gündemin merkezindeydi.

Erdoğan, kalıcı ateşkesi sağlamak ve yeniden inşa sürecini koordine etmek için uluslararası bir çalışma grubu kurulmasını önerdi. Bu fikir, hem Doha hem de Maskat tarafından olumlu karşılandı.

Türkiye böylece, savaş sonrası dönemde hem insani hem de siyasi boyutlarda lider bir rol üstlenmeyi, Körfez desteğiyle Filistin’in yeniden inşasında öncü olmayı hedefliyor.

Bölgede yeni güvenlik mimarisi

Uzmanlara göre Erdoğan’ın turu, Ankara’nın Körfez’e bakışında ekonomik işbirliğinden güvenlik ortaklığına doğru bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD’nin bölgedeki etkisinin azalmasıyla birlikte Türkiye ve Körfez ülkeleri, dış güçlere tam bağımlı olmayan bir güvenlik mimarisi kurmaya yöneliyor.

Gazeteci ve siyasi analist Dahim el-Kahtani de Fokus Plus’a şu değerlendirmede bulundu:

“Erdoğan’ın Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretleri, Türkiye’nin stratejik güvenlik kuşağını güçlendirme çabasıyla bağlantılı. Ankara, çevresinde dost ve istikrarlı ülkelerle kuşatılmış bir güvenlik halkası oluşturmak istiyor. Bu anlaşmalar sadece ekonomik değil; güvenlik ve siyasi dayanışma gerekliliklerini de içeriyor.”

Kahtani ayrıca, bölgedeki yeni askeri dengelere dikkat çekerek şunları söyledi: 

“İsrail’in hava operasyonları bölgesel güvenlik doktrinini değiştirdi. Artık sadece kara gücü değil, hava hakimiyeti de belirleyici. Türk yapımı SİHA’lar, Körfez ülkelerinin hava savunmasında denge unsuru olacak. Bu nedenle askeri anlaşmalarda insansız hava sistemleri önemli bir yer tutuyor.”

Yeni dönem: Türkiye’nin Körfez’deki etkisi yeniden şekilleniyor

Erdoğan, turu 24 anlaşma ve mutabakatla tamamladı.

Bu ziyaretler sadece mevcut ittifakların teyidi değil, aynı zamanda Türk–Körfez ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

Güven, siyasi uyum ve ekonomik bütünleşme; yeni dönemin temel taşlarını oluşturuyor.

Gazeteci İsmaila göre :“Erdoğan’ın Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretleri, Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu artırma stratejisinin parçası.Özellikle Gazze’deki son gelişmeler ve Katar’a yönelik İsrail saldırısı sonrası, Ankara Körfez’de hem insani hem siyasi bir merkez olma iddiasını güçlendiriyor.”

Kahtani ise sözlerini şöyle noktaladı: “ABD’nin 2015’te İran’la nükleer anlaşma sürecindeki tutumundan sonra, Körfez ülkeleri alternatif müttefik arayışına girdi. On yılın ardından, özellikle Katar, Kuveyt ve Umman nezdinde Türkiye güvenilir bir ortak olarak görülüyor. Ankara’daki siyasi istikrar da bu güveni pekiştiriyor.”