Erdoğan’ın Beklenen Şam Ziyareti: Tarihi Adım

Gazeteci Ali Asmar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şam’a yapmayı planladığı ziyaret ve bu ziyaretin olası siyasi, dini ve ekonomik etkilerini Fokus+ için inceledi.
Erdoğan’ın Beklenen Şam Ziyareti Tarihi Adım

28.02.2025 - 16:33  |  Son Güncellenme:  21.05.2025 - 11:30

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şam’a yapacağı ziyaret, gündemin en sıcak konularından biri haline geldi. Ramazan ayının başında gerçekleşme ihtimali üzerine yoğun spekülasyonlar yapılırken, uzun zamandır beklenen ziyaretin siyasi, dini ve ekonomik boyutları olduğu da açık. Ayrıca, on yılı aşkın süredir gergin olan Türkiye-Suriye ilişkileri açısından ise büyük bir anlam taşıyor. 

2012 yılından bu yana Erdoğan, Esad rejiminin düşüşü sonrası Emevi Camii’nde namaz kılacağını dile getirmişti. Bu vaat, Türkiye’nin Suriye krizine yönelik net tutumunun bir yansımasıydı. Ancak olayların giderek karmaşıklaşması ve gelişen dinamikler, bu açıklamayı siyasi bir yük haline getirdi. Türk muhalefeti, hükümetin Suriye politikasını eleştirmek için sık sık bu vaadi gündeme getirdi. Bugün ise, eski rejimin çökmesi ve Ahmed Şaraa’nın Suriye Cumhurbaşkanlığı’na gelmesiyle şartlar tamamen değişmiş durumda. Bu vaat artık gerçekleşebilir gibi görünse de, yıllar öncesinde hayal edilen bağlamdan çok farklı bir çerçevede hayata geçme ihtimali taşıyor. 

Bu ziyaretin gerçekleşme ihtimalini güçlendiren birçok gösterge bulunmaktadır. Bunların başında Suriye’deki köklü liderlik değişimi gelmektedir. Erdoğan’ın Esad iktidardayken Şam’ı ziyaret etmesi mümkün görünmezken, yeni bir yönetimin varlığı, Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden şekillendirilmesini mümkün kılmaktadır. 

Bunun yanı sıra, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne bağlı Gaziantep Belediyesi’nin, eski rejim döneminde yağmalanan Emevi Camii’ne yeni halılar sermek için başlattığı girişim, üst düzey bir ziyaretin hazırlıkları kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca, ziyaretin Ramazan ayının başında gerçekleşmesi bekleniyor ki bu da ona dini ve toplumsal bir boyut kazandırıyor. Erdoğan’ın bu dönemde Emevi Camii'nde kılacağı namaz, yalnızca dini değil, aynı zamanda siyasi açıdan da büyük sembolik anlam taşıyacaktır. 

Öte yandan, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu’ya olası ziyareti, bölgedeki siyasi dengelerin yeniden şekillendirilmekte olduğuna işaret ediyor olabilir. Bu durum, Ankara’yı, özellikle Suriye meselesinde, uluslararası güçlerin sahaya inmesinden önce etkisini artırmaya yönelik adımlar atmaya teşvik edebilir. 

Sınır güvenliği, terörle mücadele ve siyasi dönüşüm

Bu ziyaret gerçekleşirse, Emevi Camii'nde namaz kılmak gibi sembolik bir boyutla sınırlı kalması pek olası değildir. Zira, Türkiye ile Suriye arasında ele alınması gereken birçok kritik dosya bulunmaktadır. 

Bu dosyaların başında sınır güvenliği ve terörle mücadele konusu gelmektedir. Türkiye-Suriye sınır bölgeleri, hala ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Bazı silahlı grupların ve eski rejimin kalıntılarının faaliyetleri sürerken, bu tehditlerin ortadan kaldırılması her iki taraf için de öncelikli bir mesele olacaktır. Askeri ve güvenlik iş birliği, özellikle İsrail’in Suriye topraklarında devam eden ihlalleri göz önüne alındığında, görüşmelerin merkezinde yer alabilir. Bu ihlaller hem Şam hem de Ankara için ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. 

Öte yandan, Suriye’de yeni bir siyasi sürecin başlamasıyla birlikte, devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Türkiye’nin bu süreçte danışmanlık rolü üstlenmesi ihtimali yüksektir; zira, Türkiye’nin sahip olduğu başarılı idari yönetim modeli, yeni Suriye hükümetine yol gösterici olabilir. 

Ekonomik krizlerle boğuşan Suriye için ekonomik iş birliği de öncelikli başlıklar arasında olacaktır. Türkiye, pazarların yeniden açılması, yatırımların teşvik edilmesi ve yeniden imar projelerine destek verilmesi konularında önemli bir rol oynayabilir. Ülkenin istikrarı açısından kritik olan bu projeler, ekonomik toparlanmanın temel taşlarından biri olacaktır. 

Suriye’nin altyapısını yeniden inşa etmek, yeni hükümetin omuzlarında büyük bir sorumluluk olacak, ancak bu süreç dış destek olmadan başarılamaz. Bu noktada, Türkiye bölgesel bir ekonomik güç olarak devreye girebilir. Sahip olduğu tecrübe ve kapasite sayesinde, Suriye içinde kalkınma projelerinin hayata geçirilmesine önemli katkılar sağlayabilir. 

Öte yandan, İran’ın Suriye’deki nüfuzu Ankara açısından ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. İran, eski rejimin bazı unsurlarına destek vererek Beşar Esad rejimini geri getirmeye çalışıyor. Bu durum, Türkiye ve yeni Suriye yönetimi için stratejik bir tehdit oluşturabilir. Bu nedenle, İran’ın etkisinin sınırlandırılması meselesi şüphesiz müzakerelerde ele alınacak konular arasında yer alacaktır. Taraflar, İran’ın Suriye’deki rolünü azaltmaya yönelik ortak bir yol haritası geliştirmeyi hedefleyebilir. 

Buna ek olarak, Suriye ekonomisinin toparlanmasını engelleyen Batı yaptırımları da önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. Eğer Ankara, Şam ile Batı arasında bir arabulucu rolü üstlenmeyi başarırsa, bu yaptırımların hafifletilmesi konusunda önemli bir ilerleme sağlanabilir. Böyle bir gelişme, Suriye’nin uluslararası ekonomik sisteme kademeli olarak geri dönmesini mümkün kılabilir ve ülkenin ekonomik iyileşme sürecine hız kazandırabilir. 

Türkiye'nin Suriye politikası nasıl değişir?

Bu ziyaret gerçekleşirse, sadece sembolik bir adım olmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin Suriye politikasında stratejik bir dönüşümün parçası olacaktır. Eski rejimin çöküşüyle birlikte Ankara, Şam ile ilişkilerini yeni gerçekliklere göre yeniden şekillendirme fırsatı yakalamıştır. Türkiye, Suriye meselesinde her zaman kilit bir aktör olmuştur, ancak artık muhalefeti destekleyen bir pozisyondan çıkıp, Suriye devletinin yeniden inşasında ortak bir rol üstlenme şansına sahiptir. 

Bu durum, Türkiye’nin çıkarlarından vazgeçtiği anlamına gelmez; aksine, çıkarlarını yeni siyasi ve jeopolitik dinamiklere uygun şekilde yeniden tanımlaması gerektiğini gösterir. Aynı zamanda, bu ziyaret Türkiye iç politikasına da güçlü bir mesaj verecektir. Erdoğan, özellikle olası bir erken seçim sürecinde bu ziyareti siyasi olarak kullanabilir. Adalet ve Kalkınma Partisi, kaybettiği bazı siyasi kazanımları geri almak için bu tür hamlelerden faydalanabilir. 

Yıllar önce verilen bu vaadin şimdi gerçekleşmesi, Erdoğan’ın siyasi hanesine olumlu bir gelişme olarak yazılabilir ve hükümetin Suriye politikalarına yönelik eleştirileri bir nebze olsun hafifletebilir. Dolayısıyla, bu ziyaret hem Türkiye’nin bölgesel stratejisi hem de iç siyasi dengeler açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. 

Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunu artırması da bu sürecin temel hedeflerinden biri olacaktır. Ankara, sadece siyasi düzeyde değil, aynı zamanda yeniden imar ve ekonomik iş birliği çerçevesinde de yeni Suriye’de kalıcı bir yer edinmeyi amaçlamaktadır. Örneğin, Emevi Camii’ne yeni halılar serilmesi gibi projeler küçük ölçekli görünebilir, ancak bu tür adımlar, Türkiye’nin Suriye’de güçlü bir şekilde var olma niyetini simgeleyen önemli mesajlar taşımaktadır. 

Ancak asıl kritik soru şu: Bu ziyaret gerçekten gerçekleşecek mi, yoksa sadece medya spekülasyonlarından mı ibaret kalacak? Ziyaretin resmi olarak duyurulmamış olması, belirsizliği koruyor. Bununla birlikte, bu konuya yönelik artan ilgi ve tartışmalar, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerde büyük bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Ankara ile Şam arasındaki ilişkiler artık tamamen yeni bir aşamaya girmiş durumda. 

Ramazan ayında gerçekleşmese bile, mevcut gelişmeler bu ziyaretin artık bir "ihtimal" meselesi olmaktan çıktığını, sadece "zamanlama" meselesine dönüştüğünü gösteriyor. Saha ve diplomasi dinamikleri, Ankara’nın bu adımı atma yönünde kesin bir karar aldığını işaret ediyor. Bu bağlamda, Erdoğan’ın Şam ziyareti artık kaçınılmaz bir gerçeklik haline gelmiş durumda—ister Ramazan’da ister önümüzdeki aylarda gerçekleşsin, bu ziyaretin er ya da geç yapılacağı kesin gibi görünüyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.