Cezayir-BAE Gerilimi Diplomatik Kopuşla Sonuçlandı
11.09.2026 - 17:26 | Son Güncellenme: 11.09.2026 - 17:58
Uzun süredir devam eden siyasi gerilim ve iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların ardından Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diplomatik ilişkilerini resmen kesti. Daha önce de bu yönde adım atabileceğinin sinyalini veren Cezayir yönetimi, Abu Dabi’yi ülkenin ulusal güvenliğine zarar veren iç ve bölgesel sorunların körüklenmesinde rol almakla suçluyor.
Mayıs 2023’te Cezayir’in devlet kanalı Ennahar, BAE Büyükelçisi’nin ülkeden sınır dışı edildiği ve istenmeyen kişi ilan edildiği yönünde bir haber yayımladı. Ancak kısa süre sonra haber geri çekildi ve olayın, Yakub Belhassani adlı bir dolandırıcının ve kendisini yetkili gibi tanıtan bir kişinin manipülasyonu sonucu ortaya çıktığı açıklandı. Dönemin İletişim Bakanı Muhammed Bouslimani de bu olay nedeniyle görevden alındı. Bouslimani, son kabine değişikliğinde yeniden görevlendirildi.
Bu olay, Cezayir’in BAE ile ilişkilerini kestiği yönündeki son haber konusunda çok sayıda yerel ve yabancı medya kuruluşunun temkinli davranmasının temel nedenlerinden biri oldu. Medya kuruluşları, haberin yeniden yanlış çıkmasından endişe etti. Buna karşın birçok gösterge, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin artık kaçınılmaz olduğuna işaret ediyordu.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun da 28 Temmuz’da devlet televizyonunda yayımlanan röportajında, BAE ile ilişkilerin kesilmesi kararının Arap dünyasındaki dengeler nedeniyle ertelendiğini açıklamıştı.
Tebbun, “Arap dünyasında çok sayıda çatlak ve bölünme var. Biz de durumu daha da kötüleştirmek istemiyoruz. Aksi halde bu devletçikle ilişkilerimizi uzun zaman önce keserdik” ifadelerini kullanmıştı.
Cezayir’in kararının arka planı
Cezayir Dışişleri Bakanlığı, perşembe günü yayımladığı açıklamayla kararı resmen doğruladı ve Cezayir’in attığı adımın gerekçelerini açıkladı. Bu karar, Cezayir’in Ağustos 2021’de Fas ile diplomatik ilişkilerini kesmesinin ardından bir Arap ülkesiyle ilişkilerini sonlandırdığı ikinci örnek oldu.
Bakanlığın açıklamasında, “İkili ilişkilerin korunmasını sağlayacak bütün yolların tüketilmesinin ardından Cezayir hükümeti, bugün Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik ilişkilerini kesme kararı almıştır” denildi.
Açıklamada ayrıca BAE Büyükelçisi’nin perşembe günü Dışişleri Bakanlığı binasına çağrıldığı ve kararın kendisine resmen bildirildiği kaydedildi. Büyükelçiye, karara uyması için 48 saat süre verildiği de belirtildi.
BAE’den gelen ilk tepki ise ülkenin Devlet Başkanı Danışmanı Enver Gargaş’tan geldi. Gargaş, X hesabından yaptığı paylaşımda Cezayir’in adını doğrudan anmadan, “Diplomatik ilişkiler; akıl, iletişim ve çıkarların açık biçimde ortaya konulmasıyla yönetilir. Şifre çözmeyi gerektiren bilmeceler ve işaretlerle değil” ifadelerini kullandı.
Gargaş, ilişkilerin iç gerilimlerin ya da çıkarları açıklama ve öncelikleri belirleme konusundaki yetersizliğin rehinesi olamayacağını savundu.
“Belirsizlik bir politika değildir. Gürültü, vizyon eksikliğinin yerini tutmaz. Başarılı diplomasi, tutumların açık olmasına ve çıkarlarla anlaşmazlıkların iyi yönetilmesine dayanır” diyen Gargaş, bunun dışındaki yaklaşımların ise vizyon ve yönetim eksikliğinin bir ifadesi olduğunu öne sürdü.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı ise diplomatik ilişkileri kesme kararını, BAE kaynaklı provokatif veya düşmanca davranışların giderek artmasına bağladı.
Açıklamada, “Cezayir büyük bir itidal ve yüksek bir sorumluluk duygusuyla hareket etmiş, devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen ilkelere tam saygı çerçevesinde BAE tarafının dikkatini çekmek ve bu üzücü ve gerekçesiz davranışların doğurabileceği ağır sonuçlar konusunda uyarmak için hiçbir çabadan kaçınmamıştır” ifadelerine yer verildi.
Bakanlık, “Bu çok sayıdaki uyarıya rağmen BAE, artık iki egemen devlet arasındaki ilişkiler çerçevesinde kabul edilebilir veya tahammül edilebilir sayılamayacak, cevapsız bırakılamayacak sınırlara ulaşan bu davranışlarını sürdürmüştür” açıklamasını yaptı.
Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, BAE’nin hangi adımlarının “üzücü davranışlar” olarak değerlendirildiği açık biçimde belirtilmedi. Ancak Cezayirli üst düzey yetkililerin geçmişte yaptığı açıklamalar, iki ülke arasında biriken çok sayıda anlaşmazlık dosyasını ortaya koyuyor.
Cezayir ile BAE arasında ilişkilerin kesilmesine uzanan süreçte bazıları kamuoyuna açık şekilde yaşanan, bazıları ise sessiz kalan veya siyasi ve medya üzerinden yapılan imalarla gündeme gelen birçok gerilim yaşandı. Tüm bu gelişmeler, iki ülkeyi siyasi ve diplomatik kopuşa doğru götüren gerilimi daha da artırdı.
12 Aralık 2019’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Cezayir’de, BAE’nin seçimlere belirli bir aday lehine müdahale etmeye çalıştığı yönünde siyasi ve medya tartışmaları başladı.
Söz konusu aday, dönemin Ulusal Demokratik Birlik Partisi Genel Sekreteri ve eski Kültür Bakanı İzzeddin Mihubi’ydi.
Bu iddia altı yıl sonra resmî düzeyde de dile getirildi. Cumhurbaşkanı Tebbun, Şubat 2026’da Cezayir televizyonunda yayımlanan röportajında, “Bir devlet, hatta ben ona devletçik diyorum —BAE’yi kastediyor— ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerine, ardından da ikincisine müdahale etmek istedi” ifadelerini kullandı.
Tebbun’un sözünü ettiği ikinci seçim, Eylül 2024’te yapılmıştı.
İki ülke arasındaki ilişkilerde en önemli kırılma noktalarından biri ise Eylül 2020’de yaşandı. Tebbun, BAE, Bahreyn ve Fas’ın İsrail ile imzaladığı normalleşme anlaşmalarını, yani İbrahim Anlaşmaları’nı sert şekilde eleştirdi ve bu süreci “koşar adım normalleşme” olarak nitelendirdi.
BAE yönetiminden bu açıklamaya ilişkin resmî bir yanıt gelmedi. Ancak BAE yönetimi adına konuşan isimlerden Devlet Başkanı Danışmanı Enver Gargaş, Tebbun’un sözlerine tepki gösteren açıklamalarda bulundu.
Mart 2022’de ise Cezayir Cumhurbaşkanı, Katar ve Kuveyt’i kapsayan Körfez turu sırasında BAE’yi ziyaret etmekten kaçındı. Tebbun, söz konusu turdan önce Suudi Arabistan’ı da ziyaret etmişti.
Bu gelişmenin ardından BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid, Kasım/Ekim 2022’de Cezayir’de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi’ne katılmadı.
Bölgedeki gerilimlerde bae’nin rolüne ima
Ocak 2024’te Cezayir Ulusal Güvenlik Konseyi bir açıklama yayımladı. Açıklamada Abu Dabi’nin adı doğrudan verilmedi ve “kardeş bir Arap ülkesi” ifadesi kullanıldı. Ancak bu ülke, bölgede gerilimin artmasında rol oynamak ve Cezayir’e karşı düşmanca tutum sergilemekle suçlandı.
Daha sonra atılan iki adım, iki ülke arasındaki gerilimin azaltılabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Mayıs 2024’te Tebbun ile Muhammed bin Zayid, İtalya’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin oturum aralarında önceden planlanmamış bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerildiği bir dönemin ardından geldi.
Ardından Muhammed bin Zayid, Eylül 2024 seçimlerinde ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Tebbun’u telefonla aradı. Görüşmede taraflar “yakın zamanda bir araya gelme” konusunda mutabık kaldı.
Ancak beklenenin aksine bu temaslar ilişkilerin düzelmesini ve anlaşmazlık konularının etkisiz hale getirilmesini sağlamadı. Kriz daha da karmaşık bir hale geldi.
Ocak 2025’te Cezayir yönetimi, cumhurbaşkanlığına yakın bir gazete üzerinden BAE’yi “Cezayir’in istikrarını bozmayı amaçlayan benzeri görülmemiş faaliyetler yürütmek ve düşmanca davranışlarda bulunmakla” suçladı.
İddiada, ulusal birliğe karşı unsurların desteklendiği ve ayrılıkçı bir harekete finansman sağlandığı öne sürüldü. Bunun, Fransa’da yürütülen soruşturmalar ve BAE’nin MAK hareketini finanse ettiğine ilişkin resmî bilgiler üzerinden ortaya çıkarıldığı savunuldu.
Burada söz konusu edilen yapı, Kabiliye Bölgesi’nin bağımsızlığını savunan MAK hareketiydi.
Cezayir makamları bu suçlamalara ilişkin ayrıntılı bilgi açıklamadı. Ancak dosyanın Cezayir açısından taşıdığı hassasiyet, ilişkilerin daha da gerilmesine neden oldu.
Geçen nisan ayında Cezayir hükümeti, Emirates’in Cezayir’e ve Cezayir’den uçuşlarını sonlandırma ve karşılıklı hava hizmetleri anlaşmasını feshetme kararı aldığını duyurdu.
Cezayir yönetimi, bu işlemlerin başlatıldığını Abu Dabi’ye bildirdi. Karar, BAE merkezli havayolu şirketlerinin Cezayir hava sahasında uçmasının yasaklanması anlamına geliyordu ve 29 Ağustos’ta yürürlüğe girdi.
Cezayir’in kararı sürpriz değil
Gözlemciler, geçmişte yaşanan tüm gerilimler dikkate alındığında Cezayir’in kararını siyasi açıdan sürpriz olarak değerlendirmiyor. Nitekim siyasi açıklamalar ve medya haberleri de daha önce bu adıma zemin hazırlamıştı.
Cezayir Cumhurbaşkanlığı’na yakın El Khabar gazetesi, 19 Temmuz’da Cezayir’in BAE ile diplomatik ilişkileri kesmeye hazırlandığını duyurmuştu.
Tebbun da 28 Temmuz’da devlet televizyonunda yayımlanan röportajında, Arap dünyasındaki hassasiyetler nedeniyle BAE ile ilişkileri kesme kararının ertelendiğini açıklamıştı.
Bu süreçte dikkat çeken noktalardan biri BAE’nin sessizliği oldu. Abu Dabi yönetimi, Cezayir ile yaşanan krize ilişkin herhangi bir resmî açıklama veya tutum ortaya koymadı. BAE medyası da Cezayir ile ilişkiler hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Cezayir-BAE krizini takip eden uzmanlara göre, yükselen gerilim süreci dikkate alındığında diplomatik ilişkilerin kesilmesi sürpriz değildi.
Paris Siyasi Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Faysal Azgardarn, Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ekonomik ve diğer ikili anlaşmazlıkların yanı sıra Cezayir’in çevresindeki coğrafi, siyasi ve güvenlik gelişmelerinin de Abu Dabi’ye yönelik tutumun şekillenmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Azgardarn, “Ekonomik meseleler ve iki ülke arasındaki diğer anlaşmazlıkların yanı sıra, Cezayir’in çevresindeki bazı coğrafi, siyasi ve güvenlik dosyalarının rolünü de göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum. Bu faktörler Cezayir’in BAE’ye yönelik tutumunun zaman içerisinde şekillenmesinde, kopuş aşamasına ve ardından diplomatik ilişkilerin kesilmesine gelinmesinde önemli rol oynadı” dedi.
Azgardarn sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cezayir, BAE’nin özellikle Libya’da Halife Hafter’e verdiği destek üzerinden, ayrıca Tunus ve Sahel bölgesinde Cezayir’in komşu coğrafyasındaki siyasi ve güvenlik mimarisini sarsmaya yönelik girişimlerde önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Cezayir’e göre bu durum doğrudan ulusal güvenliğini hedef alıyor ve ulusal çıkarlarına zarar veriyor.”
Araştırmacıya göre bu değerlendirme, Cezayir’in Nijer’e uyarı niteliğinde hava kuvvetleri göndermesinde de etkili oldu.
Özellikle Nijer’deki geçiş yönetiminin, Yüzbaşı Gabriel adlı bir subayın itiraflarına dayandırdığı resmî iddialarda BAE’nin, 29 Ağustos’ta Niamey’de yaşanan son darbe girişimine karıştığını ileri sürmesi Cezayir açısından dikkat çekici bir gelişme oldu.
Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Abdullah Bandar el-Uteybi ise Al-Araby Al-Jadeed’e yaptığı değerlendirmede, krizi dengeli biçimde okuyabilmek için yalnızca Cezayir’in anlatısına dayanılmaması, BAE’nin tutumunun ve bu tutumun arkasındaki gerekçelerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
El-Uteybi, “Ne kadar sert olursa olsun her siyasi kararın kendi bağlamı ve hesapları vardır. Devletler arasındaki ilişkiler de yalnızca tek bir tarafın bakış açısından okunamaz” dedi.
Bu nedenle Abu Dabi’nin son gelişmelere nasıl baktığının ve yaşananları kontrol altına alınabilecek ikili bir anlaşmazlık olarak mı, yoksa Cezayir’in kararının arkasında bölgesel rekabet, Mağrip, Libya ve Sahel dosyalarındaki görüş ayrılıkları gibi daha geniş nedenlerin bulunduğu bir kriz olarak mı değerlendirdiğinin anlaşılmasının önem taşıdığını vurguladı.
El-Uteybi’ye göre BAE’nin anlatısı, yalnızca Abu Dabi’nin Cezayir’in kararına vereceği tepkiyi anlamak açısından değil, aynı zamanda Arap ülkelerinin arabuluculuk girişimleriyle ilişkileri yeniden diyalog zeminine taşıyabilecek bir alan bulunup bulunmadığını belirlemek açısından da kritik önemde.
Böyle bir arabuluculuğun, siyasi görüş ayrılıklarının bölgesel kutuplaşmaya dönüşmesini engelleyebileceğini belirtti.
El-Uteybi sözlerini şöyle sürdürdü:
“BAE’nin resmî tutumunu beklemek önemli. Muhtemelen yanıt sakin ve kısa olacak. Cezayir’in kararının tek taraflı alındığı ve ikili ya da bölgesel bazı konulardaki görüş ve tutum farklılıklarının sonucu olduğu vurgulanabilir.”
Ancak El-Uteybi’ye göre BAE’den gelecek yanıtın niteliğinden bağımsız olarak, Cezayir’in kararı iki ülke arasında daha önce kamuoyuna yansımayan çok daha derin anlaşmazlıkların bulunduğunu ortaya çıkarabilir.
Özellikle birçok bölgesel ve Afrika dosyasının iç içe geçmesi, gerilim ve istikrarsızlık kaynaklarını artırıyor.
Bu kapsamda Cezayir ile Fas arasındaki dengeler, Libya’daki gelişmeler, Sudan krizi, Nijer’de yaşananlar, Kongo’daki iç gelişmeler, Afrika Boynuzu, Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Yemen bağlantılı hareketlilik gibi birçok dosya birbiriyle kesişiyor.
El-Uteybi’ye göre Afrika kıtasında ve çevresindeki bölgelerde yaşanan siyasi ve güvenlik gerilimi, Cezayir’in kendi çıkarları ve bölgesel güvenliğine ilişkin değerlendirmeleri doğrultusunda bu kararı almasında doğrudan veya dolaylı biçimde etkili olmuş olabilir.
BAE’nin Cezayir’in kararına karşı atması beklenen adıma ilişkin de değerlendirmede bulunan El-Uteybi, en olası senaryonun Abu Dabi’nin güçlü bir diplomatik karşılık vermemesi veya kamuoyu önünde büyük bir gerilime yönelmemesi olduğunu söyledi.
El-Uteybi, “BAE’nin yanıtının kısa ve hesaplanmış olması, anlaşmazlığın kontrol altında tutulması ve açık bir diplomatik çatışmaya dönüşmemesi için kapının açık bırakılması daha muhtemel” dedi.
Ancak ona göre bu gelişmeyi değerlendirirken asıl dikkat edilmesi gereken nokta zamanlama.
“Karar, bölgesel ve Afrika düzeyinde son derece hassas bir dönemde, birçok kriz ve çatışmanın kesiştiği bir anda geldi” diyen El-Uteybi, önümüzdeki saatlerde üzerinde durulması gereken temel sorunun “Neden şimdi? Neden tam da bu zamanda?” olduğunu belirtti.
El-Uteybi’ye göre bir süredir biriken gelişmeler veya anlaşmazlıklar kritik bir noktaya ulaşmış olabilir. Ya da Cezayir’i tam bu anda karar almaya iten “bardağı taşıran son damla” niteliğinde yeni bir gelişme yaşanmış olabilir.
Bu nedenle kararın zamanlamasının arka planını anlamak, kararın kendisinden daha önemli hale gelebilir. Çünkü zamanlama, iki ülke arasındaki gerçek anlaşmazlıkların niteliğini ve bunların daha geniş bölgesel ve Afrika dosyalarıyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu ortaya çıkarabilir.
Kaynakça : Al-Araby Al-Jadeed