Ceuta Krizi İspanya Siyasetini İkiye Böldü 

İspanya hükümeti Ceuta’daki göçmen geçişlerini insan kaçakçılığı şebekeleriyle açıklarken, sağ partiler Sanchez yönetimini zayıflıkla suçladı. Sol partiler ise Fas’ın göçü siyasi baskı aracı olarak kullandığını savunarak Avrupa Birliği’nin göç politikasını hedef aldı. 
Ceuta Krizi İspanya Siyasetini İkiye Böldü

04.08.2026 - 18:03  |  Son Güncellenme:  04.08.2026 - 18:16

İspanya, bugün çevrim içi yapılacak Avrupa Birliği İçişleri Bakanları Toplantısı’nda Ceuta kentinde yaşanan krize ilişkin tutumunu savunmaya hazırlanıyor. Madrid yönetimi, krizin yalnızca İspanya’yı değil, Avrupa’nın tamamını ilgilendirdiği görüşünde.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, ülkesinin toplantıda Avrupa Birliği üyesi devletlerden Madrid’le dayanışma içinde olmalarını talep edeceğini söyledi. Albares, yaşananların yalnızca İspanya için değil, Avrupa açısından da bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Albares, basına yaptığı açıklamada bazı Avrupa ülkelerinin yaşanan gelişmeler karşısında gereken tutumu sergilemediğini ifade etti. İspanyol Bakan, bu kapsamda İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin adını özellikle zikretti.

Ceuta krizinin İspanya’daki yankıları

Öte yandan krizin İspanya iç siyasetindeki etkileri, sağ ve sol siyasi hareketler arasındaki tartışmaların en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor.

İspanya hükümeti, krizi 24 saatten kısa bir süre içinde kontrol altına aldığını açıkladı. Fas topraklarından düzensiz yollarla Ceuta’ya geçen göçmenlerin büyük bölümü geri gönderildi.

Madrid yönetimi ayrıca Fas’la yürütülen işbirliği ve koordinasyondan övgüyle söz etti. Ancak İspanyol hükümetinin krize ilişkin sunduğu açıklamalar, hem sağ hem de sol partileri ikna etmedi.

İdeolojik ve siyasi açıdan birbirinden farklı olan bu siyasi oluşumlar, hükümetin bütün sorumluluğu insan kaçakçılığı şebekelerine yüklemesini yeterli bulmadı.

İspanyol hükümetine göre kaçakçılık şebekeleri, İspanya Yüksek Mahkemesinin verdiği bir kararı kullandı. Hükümet, söz konusu kararın Ceuta’ya yüzerek geçen kişilerin derhal geri gönderilemeyeceği yönünde bir algı oluşturduğunu savundu.

Fas İçişleri Bakanlığı da yayımladığı açıklamayla İspanya’nın bu anlatımını doğruladı. Ancak hem sağ hem de sol partiler bu açıklamalara şüpheyle yaklaştı.

Bazı partiler sorumluluğu İspanya hükümetine yüklerken, bazıları Fas’ı suçladı. Diğer bazı siyasi hareketler ise yaşananları jeopolitik mücadelelerle ilişkilendirdi.

İspanya başbakanı Pedro Sanchez

Muhafazakar sağın en büyük temsilcisi olan Halk Partisi, krizin sorumluluğunu Pedro Sanchez liderliğindeki sol hükümete yükledi. Ancak partinin yaptığı açıklamalarda bazı çelişkiler dikkat çekti.

Halk Partisi, Fas hükümetine yönelik açık bir eleştiride bulunmaktan kaçındı. Buna rağmen partinin lideri Alberto Nunez Feijoo, Ceuta’ya yaptığı ziyaret sırasında yaşananları önceden planlanmış bir işgal olarak nitelendirdi.

Feijoo, yerel basına yaptığı açıklamada Sanchez’i doğrudan hedef alarak, “Bir hükümet kendisine saygı duymadığında, diğer devletlerin de ona saygı göstermesi zordur” dedi.

Halk Partisi bununla da yetinmeyerek hükümeti krizi önceden görememekle suçladı. Parti, istihbarat servislerinin sınırdaki hareketliliği daha önceden tespit etmesi gerektiğini savundu.

Ancak bütün bu açıklamalarda Fas’a yönelik doğrudan bir eleştiri yer almadı. Aksine Halk Partisi, önemli bir ekonomik ve güvenlik ortağı olması nedeniyle Rabat yönetimiyle güçlü ilişkilerin korunması gerektiğini vurguladı.

Böylece parti, krizi siyasi açıdan büyük ölçüde Sanchez hükümetine karşı kullanarak bütün eleştirilerini Madrid yönetimine yöneltti.

Bununla birlikte Halk Partisi içinden farklı sesler de yükseldi. Ceuta Özerk Yönetimi Başkanı Juan Jesus Vivas, Fas’ı güvenilir olmayan bir ortak olarak tanımladı. Ancak partinin genel mesajı yine de Sanchez hükümetini hedef aldı.

Halk Partisi, Fas’la doğrudan bir siyasi çatışmaya girmekten kaçınırken, aşırı sağcı Vox Partisi Rabat yönetimine açık biçimde saldırdı. Vox, Fas’ı göçü İspanya’ya karşı bir silah olarak kullanmakla suçladı.

Ancak parti lideri Santiago Abascal’a göre Fas’ın böyle bir adım atabilmesi, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in zayıflığından kaynaklanıyordu.

Abascal, Sanchez’in İspanya’yı Rabat yönetimine boyun eğen bir ülkeye dönüştürdüğünü öne sürdü. Yaşananları istila olarak tanımlayan Vox lideri, sınırın askerileştirilmesini, denetimlerin artırılmasını ve partisine göre bu tür göç dalgalarını teşvik eden yasaların değiştirilmesini istedi.

Muhafazakâr sağ Fas’ı doğrudan hedef almazken, aşırı sağ Rabat yönetimini açıkça suçladı. Bununla birlikte sağ blok genel olarak krizi seçimlerde siyasi kazanç elde etmek için kullanmayı başardı.

Sağ partilerin ortak mesajında, Sanchez hükümetinin zayıflığı öne çıkarıldı. Bu partilere göre hükümet güçlü olsaydı, yaşanan kriz ortaya çıkmayacaktı.

İspanyol siyasetçi ve Temsilciler Meclisindeki Katalan Cumhuriyetçi Sol Grubu Sözcüsü Gabriel Rufian ise sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

ABD ve İsrail’e hizmet eden Fas diktatörlüğü, İspanya ve Avrupa’ya şantaj yapıyor ve kendi halkını insan yakıtına dönüştürüyor.

Rufian’ın bu paylaşımı, İspanyol solunun Ceuta krizine yönelik genel yaklaşımını, görüş ayrılıkları bulunsa da büyük ölçüde özetledi.

Sağ partiler göçmen akınının sorumluluğunu Sanchez hükümetine yüklerken, solun geniş bir kesimi yaşananlardan Fas hükümetini sorumlu tuttu.

Sol partilere göre Rabat yönetimi, Batı Sahra meselesinin hala çözüme kavuşmadığı bir dönemde göçmenleri siyasi baskı aracı olarak kullandı.

Ayrıca sol çevreler açısından Ceuta krizi, Avrupa Birliği ülkelerinin uyguladığı göç politikası modelinin başarısızlığını da gözler önüne serdi.

İspanyol solunda farklılaşan tutumlar

Bununla birlikte İspanyol solundaki partilerin tutumları da kendi içinde farklılık gösterdi.

Sosyalist İşçi Partisinin hükümetteki koalisyon ortağı Sumar, krizde sorumluluğu bulunan kişilerin hesap vermesini istedi ve Fas hükümetini eleştirdi.

Sumar, Fas makamları da dahil olmak üzere bütün tarafların sorumluluklarının soruşturulması gerektiğini vurguladı. Ancak partinin asıl odaklandığı nokta, krizin insani boyutu oldu.

Parti, göçmenlerin siyasi mücadelelerde araç haline getirilmemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca sınırların kontrolü görevinin Fas gibi ülkelere devredilmesinin doğurabileceği sonuçlar konusunda uyarıda bulundu.

Daha radikal bir çizgide yer alan solcu Podemos ise sınırların kapatılmasının ve askerîleştirilmesinin krizi çözmeyeceğini savundu.

Podemos ve Birleşik Sol içindeki bazı çevreler daha da ileri giderek ABD Başkanı Donald Trump ve bazı İsrailli yetkililerin krize ilişkin açıklamalarını hatırlattı.

Bu çevreler, yaşananları İspanya hükümetinin Gazze savaşına, İsrail’e ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşa yönelik tutumuyla ilişkilendirdi.

İspanyol solunun bazı kesimleri ayrıca Ceuta’da yaşananlarla İsrail-Fas koordinasyonu arasında bağlantı kurdu.

Bu kapsamda İspanya Başbakanı’nın İsrail yapımı Pegasus casus yazılımıyla hedef alınması da yeniden gündeme getirildi. İspanyol solundaki bazı çevreler, söz konusu yazılımın Fas tarafından Sanchez’e karşı kullanıldığını hatırlattı.

Bütün bu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, bu çevrelere göre İspanya hükümetinin krizi yalnızca insan kaçakçılığı şebekeleriyle açıklaması gülünç ve mantıksızdı.

Sol çevreler, böylesine büyük bir göçmen akınının Fas makamlarının bilgisi dışında gerçekleşmesinin mümkün olmadığını savundu.

Kaynakça : Al-Araby Al-Jadeed