BRICS'in İkilemi: Adalet mi, Ticaret mi?
16.09.2025 - 16:11 | Son Güncellenme: 16.09.2025 - 16:13
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS grubu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını ve küresel GSYİH’nın yüzde 25’ini temsil eden yükselen bir ekonomik blok olarak öne çıkıyor.
Bazı ilerici çevreler, Batı’nın ihracat temelli modelini aşmak için gerekli kaynaklara sahip olması nedeniyle, bu grubu uluslararası adalet için alternatif bir ses olarak görse de, bu umutların ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu görülüyor.
2009 yılında kurulan BRICS, gelişmekte olan ekonomilerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde uluslararası sistemi yeniden şekillendirme amacıyla tanıtıldı.
Gözden Kaçmasın
Grup, bu kapsamda yeni bir kalkınma bankası kurdu ve ticarette dolara bağımlılığı azaltmaya yönelik somut adımlar attı.
Ancak Gazze’de süren soykırım karşısındaki tutumu, BRICS’in bağımsız ve etkili politikalar geliştirme konusundaki güvenilirliğini sorgulatıyor.
Söylemlerle sınırlı kolektif bir pozisyon
6 Temmuz’da düzenlenen BRICS zirvesinin nihai bildirisinde İsrail’in “aşırı güç kullanımı” eleştirilse de “soykırım” ve “etnik temizlik” ifadelerinden uzak duruldu.
Tel Aviv’e yönelik yaptırım ya da anlaşmaların askıya alınması gibi herhangi bir yaptırım gündeme getirilmedi.
İran dışında tüm BRICS ülkelerinin İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürmesi, gruba yönelik güven sorunlarını artırıyor.
Güney Afrika bile, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı dava açmasına rağmen, bu ülkeye kömür ihracatını sürdürdü. Bu durum, Pretoria yönetiminin güvenilirliğini tartışmalı hale getirdi.
Çin, Rusya ve Hindistan: Söylemin ötesinde ortaklıklar
İsrail’in en büyük ithalat kaynağı olan Çin’in ihracatı, 2022’de 13 milyar dolar iken 2024’te 19 milyar dolara yükseldi.
Dahası Pekin, Akdeniz’deki iki stratejik İsrail limanı olan Hayfa ve Aşdod’a da yatırım yapıyor.
Askeri alanda Çin, İsrail’e başlangıçta savaş amaçlı tasarlanmamış insansız hava araçları (İHA) satıyor, ancak İsrail ordusu bu araçları askeri bileşenler ekleyerek modifiye ediyor.
Bunları, Gazze Şeridi’ndeki çocuklar da dahil olmak üzere sivillere bir düğmeye basarak atılabilen saldırı bombalarına dönüştürüyor.
Rusya da farklı değil. Moskova’nın zaman zaman Tel Aviv’in bazı politikalarını kamuoyunda eleştirse de, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun birbirlerine karşı olumlu görüşlere sahip oldukları biliniyor.
İsrail, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmadı. Moskova da Gazze’deki saldırılara rağmen İsrail’e kısıtlama getirmedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un BRICS zirvesi öncesinde yaptığı "iki devletli çözüm" açıklaması, Moskova'nın Tel Aviv ile tamamen çıkar odaklı işbirliğini sürdürme isteğini yansıtıyor.
Diğer taraftan, Hindistan ile İsrail arasındaki ticaret hacmi 10 milyar doları aşarken, Yeni Delhi silah ithalatının üçte birini İsrail’den gerçekleştiriyor.
İki ülke arasındaki silah ticaretinin hacmi son on yılda 33 kat artarak 185 milyon dolara ulaştı.
Hindistan ayrıca İsrail’e silah ambargosu çağrısı yapan BM kararlarına karşı oylamada çekimser kaldı.
Brezilya, Güney Afrika ve Mısır: Sembolizm ve normalleşme arasında
Brezilya, devam eden soykırıma rağmen İsrail ile silah ticaretini sürdürdü ve özellikle İsrailli Elbit şirketi aracılığıyla savunma teknolojisi alanında kapsamlı işbirliğini devam ettirdi.
Elbit şirketinin ismi, BM’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları özel raportörü Francesca Albanese’nin raporunda, işlenen suçlara karışan askeri şirketlerden biri olarak açıkça geçiyor.
Güney Afrika ise, İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açmasına rağmen, Tel Aviv ile ticaretinin son beş yılda yüzde 20,6 oranında artmasıyla hukuki söyleminin güvenilirliğini zedeliyor.
Öte yandan Mısır, BRICS’in kurucu üyesi olmamasına rağmen, Refah Sınır Kapısı’ndaki kontrolü sıkılaştırarak, tünelleri yıkarak, Filistin yanlısı gösterileri engelleyerek, ticareti yüzde 50’den fazla artırarak ve Gazze Şeridi’ne abluka uygulayan İsrail ile koordinasyon içinde hareket ederek insan hakları eleştirileriyle karşı karşıya kalıyor
Kahire ile Tel Aviv arasında imzalanan, 15 yıl için yaklaşık 35 milyar dolar değerindeki devasa gaz anlaşması özellikle dikkat çekiyor
Bu anlaşma, Mısır’ın yıllık tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılayarak İsrail gazının en büyük ithalatçılarından biri haline getiriyor ayrıca anlaşmanın toplam değeri, İsrail’in Gazze’deki savaşına harcadığı miktarı aşıyor.
Çıkarlar her şeyden önce mi geliyor?
BRICS’in Gazze’deki soykırıma karşı net bir tavır almaması, hatta İsrail’in yeni üye İran’a saldırısını bile kınamaması, grubun uluslararası adalet konusunda güvenilir bir alternatif olma iddiasını zedeliyor.
Zirveye video konferansla katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi tüzüğüne imza atan Brezilya’yı zor durumda bırakmamak için bu yöntemi seçmesi, blok içindeki hassas dengeleri gözler önüne serdi.
Sonuç olarak BRICS ülkeleri, “daha adil bir dünya düzeni” sloganlarına rağmen çoğunlukla uluslararası adalet ilkelerini geri plana atıyor.
Gazze örneğinde görüldüğü gibi, üye ülkeler nihayetinde kendi jeopolitik, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını önceliklendiriyor.
Bu durum, BRICS’i mevcut uluslararası düzene gerçek bir alternatif olarak görenlerin umutlarını boşa çıkarıyor.