Bosna-Hersek'in Yeni Krizleri ve Mücadeleleri

Bosna-Hersek'te Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik, ayrılıkçı eylemler ve merkezi yönetime karşı gelmek suçlamalarıyla bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı, ülkenin merkezi kurumları için önemli bir kazanım olarak görülse de, yeni bir siyasi kriz ve bölgesel gerilim riskini beraberinde getiriyor.
Bosna-Hersek'in Yeni Krizleri ve Mücadeleleri

05.03.2025 - 16:23  |  Son Güncellenme:  22.08.2025 - 10:53

Bosna-Hersek’te tansiyon bu günlerde yeniden yüksek. Bosna ve Hersek içindeki Sırp Cumhuriyeti’nin lideri Milorad Dodik, ülkenin barış temsilcisine karşı gelmek ve ayrılıkçı eylemler yürütmek suçlamalarıyla bir yıl hapis ve altı yıl kamu görevinden men cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı, Bosna-Hersek’in merkezi kurumları için önemli bir kazanım olarak değerlendirilse de, ülkeyi yeni bir siyasi krizle karşı karşıya bırakma ihtimali yüksek.  

Dodik’in Kremlin ile yakın ilişkileri, bu gelişmenin uluslararası boyuta da sahip olduğunu ve yeni bir Avrupa-Rusya gerilimi noktası yaratma ihtimalini hatırlatıyor. Ancak, Trump’ın yeni dış politika anlayışı ve Avrupa Birliği’nin Bosna ile ikili ilişkilerinin yakın müttefik düzeyinde olmaması sebebiyle, ayrılıkçı Sırpları desteklemeyen Bosna vatandaşlarının mücadelesi devam edeceğe benziyor. 

Bosna-Hersek’in yönetim yapısı ve siyasi dinamikler 

Bosna’nın her siyasi problemi dile getirildiğinde olayın teknik boyutunu anlamak için 1995 Dayton Barış Antlaşması ile şekillenen yönetim yapısını anlamak gerekiyor. Ülke, o günden bu yana Sırp Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek Federasyonu olmak üzere iki ana idari birime ayrılmış durumda. Federasyon, Boşnaklar ve Hırvatlardan oluşan 10 kantondan meydana gelirken, Sırp Cumhuriyeti daha merkezi bir yönetim yapısına sahip. Bunlara ek olarak, Brçko Bölgesi de özel bir statüyle doğrudan merkezi yönetime bağlı.  

Ülkedeki yönetim sistemi oldukça karmaşık. Her iki idari yapı kendi iç işlerinde bağımsız kararlar alsa da, devlet düzeyinde bir araya gelen ortak kurumlar ülkenin yönetiminde söz sahibi. Bunlar arasında Anayasa Mahkemesi, Dönüşümlü Üçlü Başkanlık Sistemi, Temsilciler Meclisi ve Halklar Meclisi yer alıyor. Ancak en güçlü yetki, Birleşmiş Milletler tarafından atanan Yüksek Temsilci makamına ait. Yüksek Temsilci, Dayton Antlaşması’nın uygulanmasını sağlamakla görevli ve geniş yetkilere sahip. 

Christian Schmidt

Yüksek temsilci ve yetkileri 

Yüksek Temsilci makamı, Bosna-Hersek’te en çok tartışılan konular arasında. Mevcut Yüksek Temsilci Christian Schmidt’in göreve atanması, Rusya ve Çin’in itirazları nedeniyle uluslararası alanda da tepki çekmişti. Özellikle 2022 seçimleri sırasında seçim yasalarını tek taraflı olarak değiştirmesi, ülkedeki Sırp ayrılıkçılar tarafından tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu ve Ukrayna benzeri bir kışkırtma girişimi olarak yorumlandı.  

Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik, uzun süredir merkezi hükümetin Sırplara karşı ayrımcılık yaptığını öne sürerek ve bu tarz ifadelerle popülaritesini artırmaya çalışıyor. Bosna-Hersek’i bir “işlevsiz devlet” olarak tanımlayan Dodik, sık sık Sırp Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını savunuyor. Bu söylemleri nedeniyle ABD ve İngiltere tarafından yaptırımlara da maruz kaldı. Ancak bir sonraki hamlesinde Avrupa-Atlantik kurumlarının ne kadar kayıtsız kalıp kalmayacağı artık meçhul. 

Mahkeme süreci 

Dodik’in merkezi yönetimle yaşadığı en büyük krizlerden biri, 2023 yılında Sırp Cumhuriyeti Ulusal Meclisi’nde kabul edilmesini sağladığı yasayla başladı. Yasaya göre, Yüksek Temsilci’nin kararları Sırp Cumhuriyeti sınırları içinde geçersiz sayılacak ve resmi gazetede yayımlanmayacaktı. Schmidt, bu yasayı iptal etti ancak Dodik geri adım atmadı. Bunun üzerine Yüksek Temsilci, Bosna-Hersek Ceza Kanunu’nda değişiklik yaparak Yüksek Temsilci’nin kararlarını uygulamamanın suç sayılmasını sağladı. Dodik, bu düzenlemeye de uymadı ve sonunda hakkında dava açıldı. Mahkeme, Dodik’i bir yıl hapis cezasına çarptırırken, Resmi Gazete Direktörü Miloš Lukić’i ise beraat ettirdi. 

Şimdi bu kararlar, Bosna-Hersek yargı sistemi için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Merkezi hükümetin gücünü pekiştiren gelişme, Dodik’in tehditlerini boşa çıkaracak nitelikte. Ancak Dodik ve taraftarları, kararı siyasi bir komplo olarak nitelendiriyor. Yüksek Temsilci’nin ABD baskısıyla hareket ettiğini öne süren lider, mahkeme kararından bir gün önce yaptığı açıklamada, Sırp Cumhuriyeti’nin Bosna-Hersek’ten ayrılması için referandum düzenleyeceğini ilan etti. Bosna-Hersek mahkemelerinin yetkisini Sırp Cumhuriyeti topraklarından çekeceğini ve devlet kurumlarından tüm Sırp Cumhuriyeti temsilcilerini geri çekeceğini söyledi. 

Bosna-Hersek’in geleceği ve siyasi kriz senaryoları

Bosna-Hersek’in geleceği ve siyasi kriz senaryoları 

Dodik’in bu tehditleri ne kadar ciddi olduğu konusunda soru işaretleri bulunuyor. Birincisi, Yüksek Temsilci Schmidt, Bosna-Hersek anayasasına aykırı tüm girişimleri iptal edebilir. İkincisi, Dodik’in ayrılıkçı bir hareketi askeri ya da siyasi olarak destekleyecek gücü bulunmuyor. NATO’nun bölgedeki güvenlik garantileri hala geçerliliğini koruyor. Üçüncüsü, Sırp Cumhuriyeti içindeki muhalefet partileri, Dodik’in tehditlerini desteklemiyor. Bağımsızlık girişiminin başarısız olacağını belirten muhalifler, acil oturuma katılmayı reddetti. Son olarak, Sırp Cumhuriyeti’ndeki savaş gazileri dernekleri, Dodik’in politikalarına destek vermeyeceklerini açıkladı. 

Ancak bu gelişmeler, Bosna-Hersek için sorunsuz bir dönemin başlayacağı anlamına gelmiyor. Sırp Cumhuriyeti Meclisi, mahkeme kararını tanımadığını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Dodik’e yöneltilen suçlamaların Bosna-Hersek ve tüm bölge için tehlikeli sonuçlar doğuracağını savundu. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, mahkeme kararını savaş sonrası en büyük kriz olarak tanımladı ve Banja Luka’ya giderek Dodik’e destek verdi. Kendi ülkesinde giderek büyüyen hükümet karşıtı protestolardan dikkatleri başka yöne çekmek için Sırbistan’da Vucic’in bu konuyu daha da korlaması mümkün bir senaryo. Üstelik giderek karmaşık hale gelen NATO’nun da sağladığı garantilere ne kadar sahip çıkabileceği bir muamma. 

Şimdi Dodik’in karara itiraz etmek için iki haftalık süresi bulunuyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini korurken, Bosna-Hersek siyasetinde yeni krizlerin patlak vermesi kaçınılmaz görünüyor. 

Tüm bu karmaşa içerisinde Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğü, Boşnak toplumunun güvenliği ve bölgesel istikrar açısından Türkiye için de yumuşak güç projelerinin ötesinde sorumluluk ve fırsatlar gözüküyor.