Bölünmüşlük Gölgesinde 48 Araplarının Siyasi Temsilcileri
18.07.2025 - 15:03 | Son Güncellenme: 18.07.2025 - 15:06
Nekbe’den sonra yaklaşık 750 bin Filistinli göç etmek zorunda kalmasıyla birlikte 48 Arapları uzun süre kendi haklarını siyasi mecrada savunacak bir temsilci bulamamışlardı. İsrail’in askeri olarak Arapları baskı altında tutarak siyasi girişimlerde bulunmasını kısıtlamış ve bu süreç 1960’lara kadar uzamıştır. Bir başarısız siyasi girişimlerden biri Toprak (el-Ard) anlamına da gelen bir siyasi oluşumdu. Milliyetçi bir hareket olan el-Ard, 1964’te siyasi parti olarak kaydolmaya çalışmıştır. Ancak, Hayfa’daki bölge komiseri, Hareketin İsrail’i yok etmeyi amaçlayan propagandalar yayınladığını iddia ederek bu girişimin kendisini siyasi olarak kaydetmesine engel olmuştur.
İsrail’deki Arapların siyasi temsili, büyük ölçüde Siyonist Partilerin desteğine bağlı kalmıştır. Bu bağlamda, İşçi Partisi’nin selefi olan Mapai, Arap liderler tarafından yönetilen partileri desteklemiştir. İlk etapta bu partiler genel anlamda Siyonist partilerin muadili olarak görülmüş, ancak Yahudiler yerine Arap üyelerden oluşacağı uydu partiler olarak algılanmıştır. Filistinli azınlığın Demokratik Listesi ve İlerleme ve Kalkınma gibi oluşumlar Mapai tarafından desteklenerek, Knesset’te (İsrail Meclisi) koltuk edinmişlerdir. Ancak, bu partiler kısa ömürlü olmuş ve 1981’de faaliyetlerine son vermiştir. Bu partilerin sona ermesinden sonra Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe (Hadash), Değişim İçin Arap Hareketi (Ta’al), Ulusal Demokratik Meclisi (Balad) ve Birleşik Arap Listesi gibi 4 önemli parti ortaya çıkmıştır. Her birisi Araplar arasında farklı ideolojik grupları temsil eden bu partiler, Knesset’te yer bularak varlıklarını korumuşlardır.
Barış ve Eşitlik İçin Demokratik Cephe (Hadash)
Partinin kökeni İsrail’in kuruluşuna kadar gitmektedir. İsrail Komünist Partisi Maki, İsrail’in kuruluşuyla birlikte partiye Arap üyeleri dahi etmeye başlamıştır. Altı Gün Savaşı’nın getirdiği gerginlik ortamı ile birlikte Arap üyelerle İsrail üyeler arasında çekişmeler artmış, bunun neticesinde Araplar Yeni Komünist Partisi (Rakeh) kurulmuştur. 1977’de Rakeh, Mizrahi Yahudilerinin yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlayan siyasi parti Kara Panterler ile Hadash’ı oluşturmuştur. Hadash, politik olarak Arapların haklarıyla birlikte kadın hakları, işçi hakları, çevre politikalarını ve silahsızlanma politikalarını desteklemektedir. Hadash’ın Arap vatandaşların haklarıyla birlikte Mizrahi Yahudilerinin haklarını desteklese de seçmen tabanı genellikle Araplardan oluşmuştur. Bunun temel nedeni ise seçim kampanyalarında Komünist bir kimlikten ziyade Arap milliyetçiliği üzerinde durmuştur. Aynı zamanda, Arap-İsrail sorununun çözülmesinde iki devletli çözümü savunan ilk siyasi oluşum olarak ön plana çıkmıştır. 1980’lerde İsrail’de Komünizm trendinin azalmasıyla birlikte Hadash’da popülaritesini kaybetmeye başlamıştır. Hadash’ın popülaritesinin kaybetmesinde etkili olan bir başka unsur ise dindar kesimle siyasi çekişmelere girmesi ve Arap toplumuna laik ve seküler bir kimlik kazandırmak istemesi olmuştur. Partinin günümüzde liderliğini yürüten Ayman Odeh, Likud’a karşı Meretz, İşçi Partisi (Avoda) gibi sol sınırlı düzeyde ilişki kurmaya çalışmaktadır. Odeh’in bu stratejisi zaman zaman diğer Arap partiler tarafından eleştiriye neden olmuştur.
Değişim İçin Arap Hareketi (Ta’al)
Ta’al, İsrail’de Birinci İntifada yaşanırken İşçi Partisinden istifa eden Abdülvahhab Darauşe tarafından kurulmuştur. Parti, Yahudiler ve 48 Araplarının barış halinde yaşaması gerektiği fikrinden yola çıkarak politika geliştiriyordu. Bu eşitliğin sağlanması için ise bir Arapları temsil eden bir siyasi partinin hükümeti oluşturan koalisyonun içinde olması gerektiği ileri sürülmüştür. Ayrıca, Ta’al sivil eşitlik için Yahudi halkıyla işbirliği yapılması gerektiğini düşünmüştür. Parti’nin sivil eşitlik yanında talepleri iki devletli çözümün devreye girmesi, İsrail Araplarının İsrail’de ulusal azınlık olarak tanınması ve 48 Araplarının İsrail toplumuyla tam entegrasyonuydu. Parti için Filistin milliyetçi kimliği İsrail Arapları kimliğinden sonra gelmiştir. 1999’dan bu yana Yaser Arafat’ın siyasi danışmanlığını yapan Ahmed Tibi parti içerisinde ön plana çıkmış ve günümüzde de partinin siyasi liderliğini yürütmektedir. Tibi önderliğinde Ta’al İsrail’in askeri harcamalarının azaltılmasını savunmaktadır. Ta’al, genellikle Hadash ile güçlü ilişkilere sahip olup, İsrail seçimlerinde de iki parti ittifak yapmaktadır. Hadash ile benzer stratejiyi yürüten Ta’al’da İsrail’de Meretz, Yesh Atid ve Avoda gibi sol partilerle Likud’a karşı sınırlı ilişki geliştirmeye çalıştırmaktadır.
Ulusal Demokratik Meclis Partisi (Balad)
1996’da Azmi Bişara tarafından kurulan Ulusal Demokratik Meclis Partisine aynı zamanda Arapça’da ülke, vatan anlamına da gelen “Balad” denilmektedir. Milliyetçi temele sahip olan parti, İsrail’in bir Yahudi devleti olması yerine tüm vatandaşları kapsayan bir devlet olması gerektiğini savunmaktadır. Aynı zamanda, Arap toplumunun İsrail’de ulusal bir azınlık olarak kabul edilmesi için kampanyalar yürütmüştür. İsrail’in Arap toplumunu kültürel olarak asimile etme ve sindirme politikalarına karşı çıkan parti, Arapları yönetmek için özerk bir meclis ve yürütme organı talep etmiştir. Filistin-İsrail sorununun çözümü için ise İsrail’in Filistin topraklarından çekilmesini, Filistinli mültecilere geri dönüş hakkı verilmesinin ve bir Filistin devletinin kurulması gerekliliğini savunmuştur.
Balad Partisi, İsrail seçimlerine genellikle diğer Arap siyasi partileriyle birlikte katılmıştır. 1996’daki ilk seçiminde Hadash, 1999 seçiminde Arap Değişim Hareketi Partisi ile birleşmiştir. İsrail’in Lübnan’dan çekilmesinden sonra Bişara’nın Hizbullah’ı övmesi ve Suriye’ye yasadışı ziyaretler düzenlemesi üzerine Knesset, Bişara’nın dokunulmazlığını kaldırmıştır. Birinci ve İkinci İntifada’nın ardından İsrail solunun güç kaybetmesi ve İsrail sağının popülaritesinin artması ile birlikte İsrail’in, 48 Araplarına karşı tavrı daha sertleşti. Akabinde Merkez Seçim Komitesi Balad Partisi, Bişara ve Ahmed Tibi’yi seçimden menetmiştir. Ancak, seçime üç hafta kala Merkez Seçim Komitesi bu kararı kaldırmıştır. İsrail hükümetinin artan baskısıyla birlikte Bişara, İsrail’i terk ederek Katar’a yerleşmiştir. 2021’den beri partinin liderliğini yürüten Sami Abu Şehade Balad’ın katı anti-Siyonist çizgisini sürdürmekte olup, bazı Arap partilerin İsrail’deki sol partilerle ilişkilerine tepki göstermektedir.
Gözden Kaçmasın
Birleşik Arap Listesi (Ra’am)
İslami ideolojiye sahip olan Birleşik Arap Listesi, 6 Gün Savaşı’nın oluşturduğu atmosferden faydalanmıştır. İsrail kendi topraklarında İslami bir siyasi partinin oluşmasını engellemeye çalışırken, Batı Şeria ve Gazze’de düzenlenen toplantılarla İslami düşünceler gelişmeye başlamıştı. Filistin’de örgütlenen bu ideolojiye sahip gruplar, İsrail’de de benzer oluşumun örgütlenmesi için faaliyetlerde bulunmuştu. Bu oluşumlarında başında ise 1984’te Belediye seçimlerine katılmaya başlayan ve sosyal faaliyetleriyle örgütlenen İslami Hareket olmuştur. Ancak, İslami Hareket İsrail’i tanımıyordu ve genel seçimlere katılmanın İsrail’i tanımak anlamına geleceğini ileri sürerek seçimlere katılmayı reddetmişti. Hareket içerisinde seçimlere katılımı savunanları oluşturan İslami Hareket’ten ayrılarak 1996’da Birleşik Arap Listesini kurmuştur. Parti, İsrail’in Müslümanların kutsalına saygı gösterilmesini ve bu yerlerin bakımının kontrolünün Müslümanlara verilmesini talep etmiştir. Parti, Filistin-İsrail sorunun İslami bir sorun olarak görmekte ve bunun çözümü için Batı Şeria ve Gazze’de bir Filistin devletinin kurulmasını hedeflemiştir. 2018’den beri partinin liderliğini yürüten Mansur Abbas Bennett-Lapid koalisyonuna girerek 48 Araplarının haklarını daha etkili savunacağını düşünmekte olup, bu stratejisiyle diğer Arap partilerden ayrılmaktadır.
Birlikten kuvvet doğuyor
İsrail’de 2000’li yıllarda gerçekleşen seçimlerde Arap Partilerin başarısı dalgalanmaktadır. İsrail nüfusunun yaklaşık %20’sinin temsil eden bu 4 parti, bazı seçimlerde işbirliği yaparken, bazı seçimlerde ise tek başına girmişlerdir. Bu süreçte, 2000’lerin başında genellikle partiler seçimlere ayrı listeler halinde katılmışlar, ancak bazı partiler listelerini birleştirmişlerdir. 2015 yılında kadar ayrı listelerle girilen seçimlerde Knesset’te 8-11 arasında sandalye elde etmişlerdir. İlk kez ortak liste ile girdikleri 2015 seçiminde Arap partilerin sandalye sayıları 13’e çıkmış ve Arap seçmenler %60-65 civarında seçime katılım göstermiştir. 2019’da gerçekleşen iki seçimden ilkinde tekrar ayrı listelerle seçime giren Arap partilerin sandalye sayısı 10’a düşerken, Eylül ayında yapılan seçimde tekrar ortak listeyle seçime girilmiş ve sandalye sayısı yeniden 13’e yükselmiştir. Nisan 2019’da Arap partiler ayrı listelerle seçime girdiğinde Arap seçmenin katılımı %50’lere kadar düşmüştü.
2020’lerde düzenlen üç seçimin ilkinde Arap partiler ortak liste ile seçime girmiş ve 15 sandalye ile Arap seçmenler rekor sayıda temsil hakkı kazanmıştır. Bu başarının ardından 2021 yılında yapılan seçimle birlikte Ra’am Ortak Liste’nin dışında kalmış ve Arap partiler 10 sandalye elde etmiştir. Ancak bu seçimle birlikte Mansur Abbas liderliğinde Ra’am partisiyle birlikte ilk bir Arap partisi İsrail’de koalisyona ortak olmuştur. Ra’am, Arap partilerin muhalefette kalmasının sonuçsuz olduğunu düşünerek koalisyona katılmayı tercih etmiştir. Ancak, istikrarsız geçen 4 yıllık sürecin sonunda gerçekleşen 2022’de yapılan son seçimde bu partilerin tekrar ayrı listelerle seçime girdiği ve temsil sayılarının 10 sandalyeye düştüğü görülmektedir. Özellikle 2021’den sonra Arap partiler arasındaki stratejik ayrılıklarla birlikte Arap seçmenlerin seçimlere katılımı düşmüştür. Balad lideri Sami Abu Şehade’nin diğer Arap partilerinin İsrail’in siyasi sistemine çok fazla entegre olduğunu savunarak tek başına girmesi hem kendisinin baraj altında kalmasına hem de seçime Arap seçmenlerin seçime katılımının %50’lerden düşmesine neden olmuştur. Aynı zamanda Şehade, Hadash-Ta’al’ın, İsrail’de merkez sol ile işbirliğine karşı olmuştur. Böylelikle 48 Araplarının temsilcileri Ra’am ve Ortak Liste etrafında ikiye bölünmüş oldu.
Sonuç olarak 48 Araplarının siyasi temsilcileri de tıpkı Filistin’deki siyasi partiler gibi ideolojik ve bölünmüşlük etrafında şekillenmiştir. İsrail’in siyasi yapısı nedeniyle koalisyonların ön plana çıkması nedeniyle her siyasi parti bu denklemde önemli bir aktör haline gelme potansiyeline sahip olsa da Arap partiler arasındaki görüş ayrılığı, bu partilerin siyasi sistem içerisinde ön plana çıkmasına engel olmaktadır. Nitekim, İsrail nüfusunun %20’sini 48 Arapları oluştururken, Arap siyasi partilerin Knesset’te temsili ortalama %8 civarında kalmaktadır. Hatta, bazı Araplar seçimlerde İsrail sol partilerini tercih ederken önemli bir kısmı da seçimlere katılmayı düşünmemektedir. Arap seçmenin bu tutumunda Siyonistlere karşı bir olarak yorumlansa da bu durum aynı zamanda Arap siyasi partilere olan inançsızlığı simgelemektedir. Dolayısıyla bu partilerin istikrarlı bir şekilde ortak liste ile seçimlere katılması hem kendilerini İsrail siyasetinde daha kilit bir aktör haline getirirken hem de Arap seçmenlerin sandığa gitme motivasyonunu yukarı çekecektir.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.