BM'den Tarihi Gazze Kararı: ABD Planı Onaylandı!

BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin Gazze planını onayladı. Karar, Filistin Yönetimi ile Hamas’ı karşı karşıya getirirken, İsrail’i kaygılandırıyor ve Gazze’de yeni bir uluslararası denetim döneminin kapısını aralıyor.
Redhwan Al-khutabi
BM'den Tarihi Gazze Kararı: ABD Planı Onaylandı

19.11.2025 - 15:07  |  Son Güncellenme:  19.11.2025 - 15:16

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Pazartesi akşamı New York saatiyle, İsrail-Gazze savaşını sonlandırmaya yönelik ABD planını onayladı.

Genel kurul oturumunda konseyin 13 üyesi plana evet derken, Rusya ve Çin oylamadan çekildi. 

2803 numaralı karar, ABD Başkanı Donald Trump’ın 29 Eylül 2025’te açıkladığı 20 maddelik Gazze savaşını sonlandırma planını destekliyor ve planın tam olarak uygulanması ile ateşkesin korunmasını talep ediyor.

ABD planının BM’de kabul edilmesi, Gazze’yi son derece hassas bir siyasi döneme sokuyor. İki yıl süren yıkıcı bir savaş ve karmaşık müzakere süreçlerinin ardından gelen bu karar, Trump planına uluslararası meşruiyet sağlıyor ve savaş sonrası dönemde uluslararası toplumu doğrudan sorumluluk altına sokuyor. Ancak, ateşkes ve yeniden imar fırsatları sunsa da, karar Filistinliler ile İsrailliler arasında geniş tartışmalara yol açtı; Filistin Yönetimi ile Hamas arasında keskin bir ayrım oluştu ve Rusya ile Çin’in çekimser tutumu, senaryoyu belirsiz bırakıyor.

Washington yeni bir sürece zorluyor

ABD planı, BM içinde haftalar süren yoğun müzakerelerin ve Washington’un bazı Arap ve İslam ülkeleriyle yaptığı anlaşmaların sonucu olarak ortaya çıktı. ABD, planı uygulanabilir tek çerçeve olarak sundu ve Gazze’ye doğrudan askeri müdahaleden kaçınma niyetini net biçimde ortaya koydu.

Trump, Gazze planını imzalarken.

Trump planı, Gazze’deki yeniden imar, yönetim ve ekonomi alanlarını denetleyecek geçici uluslararası bir organ olan “Barış Konseyi”nin kurulmasını öngörüyor. Amaç, Filistin Yönetimi’nin güç ve kapasitesini yeniden yapılandırana kadar uluslararası denetimle süreci yürütmek.

Bu yaklaşım, Washington’un uzun savaşın ardından yaşadığı siyasi krizin bir parçası. ABD, İsrail’in uluslararası izolasyondan çıkmasını sağlamak, Gazze’deki güvenlik boşluğunu sınırlamak ve tarafları teorik olarak gelecekte olası bir Filistin devleti sürecine bağlayacak bir politik yol çizmek istiyor. Ancak bu vaatler hala belirsiz ve koşullara bağlı; kim, hangi koşulların olgunlaştığını belirleyecek, net değil.

Filistin yönetimi kararı memnuniyetle karşıladı

Hamas’ın aksine, Filistin Yönetimi kararı olumlu karşıladı. Kararın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını teyit ettiğini ve Filistin Yönetimi’nin toprak, halk ve kurum birliği çerçevesinde Gazze’ye geri dönmesinin yolunu açtığını belirtti.

Ramallah merkezli yönetim, kararın uluslararası bir zemin yarattığını ve uzun süredir beklenen siyasi sürecin başlamasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Özellikle Arap ve İslam dünyasından gelen destekle ABD planının güçlendiği görülüyor.

Ancak, Filistin Yönetimi’nin memnuniyeti, Barış Konseyi yönetiminin doğasıyla ilgili çelişkileri gizlemiyor. Karar, Gazzenin yeniden imar faaliyetlerine bağışçı ülkeler ve ABD’ye merkezi bir rol verirken, yönetimin kendi rolünü azaltıyor. Bu da Gazze’ye dönüşün, Filistin ulusal uzlaşması yerine dış kriterlere bağlı olacağı anlamına geliyor.

Hamas: Karar uluslararası vesayet ve hak ihlali

Hamas’tan sert bir tepki geldi. Hamas, kararı Gazze’ye uluslararası vesayet dayatması ve Filistin davasını ulusal irade dışında yeniden şekillendirme girişimi olarak gördü.

Hamas’a göre uluslararası güç, özellikle direnişin silahsızlandırılması ve askeri altyapının yok edilmesi maddesiyle çatışmanın tarafı haline gelecek. Karar, Filistinlilerin temel sorunlarını çözmüyor ve siyasi haklarını geri kazandırmıyor; aksine Hamas’a göre, İsrail’in askeri olarak başaramadığını tamamlamayı amaçlıyor.

Hamas, silahlarının çözülmesini veya yabancı bir güç gözetiminde olmasını kesinlikle reddediyor. Direnişi meşru hak olarak görüyor ve bu yönde atılacak adımların ancak işgalin sona erdirilmesi ve bağımsız Filistin devletinin kurulması yönünde bir siyasi süreç içinde kabul edilebileceğini vurguluyor.

İsrail kaygılı

İsrail’de karar, Washington’un gösterdiği memnuniyetle aynı şekilde karşılanmadı. İsrail güvenlik kurumları, kararın getirdiği sınırlamalardan dolayı kaygılı; çünkü karar, İsrail’in istediği zaman Gazze’de askeri operasyon başlatmasını engelliyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu.

Kararda İsrail’i suçlayan ya da yıkımdan sorumlu tutan bir madde bulunmasa da, güvenlik müdahalesine getirilen sınırlar Başbakan Netanyahu’yu rahatsız ediyor. Netanyahu, Gazze’nin tamamen silahsızlandırılması talebinden vazgeçmeyeceğini ve Filistin devleti kurulmasına karşı olduğunu yineledi.

İsrailli uzmanlara göre, karar İsrail’i yeni bir siyasi mücadeleye çekiyor; bu, planın uygulanması, uluslararası güçle koordinasyon ve Gazze’de artan uluslararası rol ile nasıl hareket edileceği ile ilgili bir süreç olacak.

Barış konseyi ve uluslararası güç: Gazze’nin yeni haritası

Barış Konseyi ve uluslararası silahsızlandırma gücü, kararın en hassas unsurları. Bu yeni yapı, ulusal üstü geçici bir yürütme otoritesi olarak Gazze’de yeniden imar, hizmet koordinasyonu ve ekonomi yönetimini üstlenecek; iç güvenliği ise uluslararası güçle birlikte denetleyecek.

Uluslararası güç, sivilleri koruyacak, silahsızlandırmayı sağlayacak, insani koridorları güvence altına alacak ve Filistin polisini eğitecek. Ayrıca, İsrail ordusunun çekilmesinden önce fiili yetkiye sahip olacak. Karar, yetkinin 2027 sonuna kadar açık kalmasına izin veriyor ve bu sürenin uzatılabilir olması, Gazze’de uzun vadeli bir uluslararası varlık ve yönetim yapısı oluşturma potansiyeli taşıyor.

Filistin içinde bölünme

ABD girişimi, Filistin içindeki bölünmeyi açığa çıkardı. Filistin Yönetimi kararı meşruiyetini artırmak ve Gazze’ye uluslararası kapıdan dönmek için kullanmak isterken, Hamas, İslami Cihad ve diğer direniş grupları, önerilen uluslararası konseyi Filistin egemenliğine ciddi bir müdahale olarak görüyor.

Filistinli araştırmacı yazar Majed Al-Zeer, Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: 

“BM Güvenlik Konseyi’nin Trump’ın planına siyasi bir kalkan sağlaması, Filistin meselesinin özüne dokunuyor. Egemenliğin ortadan kaldırılmasından tutun, kendi kaderini tayin hakkına ve direniş hakkına kadar her alanda ciddi bir müdahale söz konusu. Bu karar, işgal altındaki Filistin halkının en temel haklarını dahi gasp ediyor. Aynı zamanda uluslararası hukuk ve ilgili tüm sözleşmelerin açık bir ihlalidir.”

Arap dünyasında bazı ülkeler projeyi desteklese de temkin devam ediyor. Uluslararası bir güç, Gazze’nin geleceği, Filistin Yönetimi’nin rolü ve Filistin-İsrail ilişkilerinin nasıl şekilleneceği sorularını tekrar gündeme getirebilir.

istikrar yolu hala uzun

BM Güvenlik Konseyi’nin ABD planını kabul etmesi, siyasi açıdan dönüm noktası niteliğinde. Karar, uluslararası topluma doğrudan rol veriyor, savaş sonrası döneme dair bir yol haritası çiziyor ve Filistin devleti konusundaki tıkanıklığı aşabilecek bir pencere açıyor.

Ancak karar, egemenlik, temsil, güç dengesi ve Filistin iç dengeleriyle ilgili hassas sorular ortaya çıkarıyor. 

Uluslararası güç, Gazze’de yerel halkın iradesi yerine büyük aktörlerin çıkarları doğrultusunda müdahale edebilir.

Filistin Yönetimi’nin heyecanla karşıladığı, direnişin kararlı biçimde reddettiği, İsrail’in hareket özgürlüğü konusunda kaygılı olduğu ve yol haritasının belirsiz olduğu bir tabloda, Gazze tamamen yeni bir döneme giriyor: zorluklarla dolu bir geçiş süreci, Bu süreç ya istikrara açılan bir kapı olacak ya da garanti sağlanamazsa yeni bir uluslararası vesayet biçimine dönüşecek.

Al-Zeer şöyle ekledi : “Bu tablo karşısında, ilk olarak, dünyanın neresinde olursa olsun tüm Filistin halkının, elinden geldiği her yolla yüksek sesle tepki göstermesi ve yürürlükteki yasal çerçeveler içinde tüm imkanları kullanarak bu kararı reddettiğini ifade etmesi gerekiyor. Öte yandan, Filistinlilerin bir diğer önemli görevi ise mevcut siyasi tabloyu değiştirmek için barışçıl ve medeni yollarla harekete geçmek. Bunun için de mümkün olan her yerde seçimlere gidilerek, halkın gerçek iradesini temsil eden yeni bir liderlik oluşturulması şart. Bu liderlik, tüm Filistin halkının hak ve sabitelerine bağlı kalarak özgürlük ve dönüş yolunda ilerlemeli; aynı zamanda dünyanın neresinde olursa olsun Filistinlilerin tüm çıkarlarını gözetmeli, onların dertleriyle ilgilenmeli. Ve elbette, en başta da soykırım ve etnik temizlikle yüz yüze kalan Gazze’deki halkımızın acılarını ve ihtiyaçlarını öncelemelidir.”