Bin Selman Washington’da: Orta Doğu’nun Yeni Dengelerini Belirleyen Ziyaret
19.11.2025 - 17:26 | Son Güncellenme: 19.11.2025 - 18:16
Yedi yıl aradan sonra ABD başkenti Washington’a ayak basan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ilişkiler açısından son yılların en kritik ziyaretine imza atıyor.
Bu ziyaret, sadece bir protokol buluşması ya da sıradan bir ikili temas değil; tam tersine, bölgedeki dalgalanmalar ve küresel güç mücadelesi eşliğinde, Riyad–Washington ortaklığının geleceğini test eden dönüm noktalarından biri.
Ziyaret; normal diplomatik çerçeveyi aşarak, normalleşme dosyasından savunma anlaşmasına, Gazze’nin geleceğinden Suudi nükleer planlarına ve yapay zeka–çip rekabetine kadar uzanan ağır başlıklı konuları masanın tam ortasına koyuyor. Bu konuların her biri karşılıklı riskler barındırıyor ve taraflar biliyor ki çözüm ancak büyük bir siyasi anlaşmayla ya da kontrollü, kademeli adımlarla mümkün.
Washington’dan sıcak karşılama: Suudi Arabistan masanın tam merkezinde
Trump’ın ziyareti Suudi Arabistan ve Veliaht Prens için bir onur diye nitelemesi, ABD’nin Riyad’ın değişen rolünü artık çok net gördüğünü gösteriyor. Zira Suudi Arabistan artık sadece bir petrol ortağı değil; küresel enerji dengelerinde belirleyici, yapay zeka ve çip pazarında yükselen, bölge denklemini istikrara ya da kaosa çevirebilecek merkez bir aktör.
Washington bugün Riyad’dan üç önemli beklenti içinde: İsrail–Filistin hattında artan gerilimleri dengelemek, Çin’in Orta Doğu’daki etkisini sınırlamak, Trump’ın normalleşme planını ilerletmek ve Küresel enerji piyasasının kırılgan döneminde istikrarı korumak
Gözden Kaçmasın
Araştırmacılar, bu yeni Amerikan yaklaşımının ilişkinin rotasında bir dönüşüm anlamına geldiğini söylüyor.
Savunma anlaşması
Savunma dosyası şu anda en kritik konu. Hem ABD’nin bölgedeki yeni askeri düzenlemeleri hem de Riyad’ın yıllardır talep ettiği güvenlik garantileri masada.
Suudi Arabistan’ın öne çıkan güvenlik talepleri şöyle: ABD’den resmi bir savunma anlaşması veya Katar benzeri bir başkanlık kararnamesi, F-35 savaş uçakları, Patriot ve THAAD gibi gelişmiş savunma sistemleri ve İran’a karşı uzun vadeli caydırıcılık mekanizmaları
Ancak ABD iç siyaseti buna hazır değil. O nedenle Trump’ın “tam kapsamlı anlaşma yerine” orta yol niteliğinde bir kararname çıkarabileceği konuşuluyor.
F-35 Krizi: İsrail faktörü
Riyad’ın F-35 talebi yıllarca normalleşmeye bağlanmıştı. Fakat Trump artık satışa onay verdiğini açıkladı. Buna karşılık İsrail şiddetle itiraz ediyor. Çünkü Suudi Arabistan’ın F-35’e sahip olması, İsrail’in onlarca yıldır koruduğu nitelikli askeri üstünlük doktrinini bitirebilir.
Araştırmacı yazar Mutahar Al-Safari, FokusPlus’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın bu ziyarette önemli kazanımlar elde ettiğini belirterek şunları söylüyor:
“Suudi Arabistan, F-35 dosyasını İsrail’le normalleşmeden ayırmayı başardı. Ayrıca bölgede bu uçakların tekelleşmiş İsrail sahipliğini kırdı. Riyad, normalleşme için de iki devletli çözüm ve bir Filistin devletinin kurulmasını mutlak şart olarak masada tuttu.”
Normalleşme: Suudi şartları ve bölgenin açmazı
İbrahim Anlaşmalarının başından beri Washington’ın en büyük hayali Suudi Arabistan’ın imzasını almaktı. Fakat Gazze savaşı sonrası Riyad’ın pozisyonu çok net: Filistin devleti kurulmadan normalleşme yok.
Bu tutum, Suudi Arabistan’a Arap dünyasında siyasi liderlik zemini sağlıyor. Normalleşme dosyası artık sadece güvenlik pazarlığı değil; Filistin haklarının merkezde olduğu yeni bir anlatıya dönüşüyor.
Sivil nükleer program
Riyad, barışçıl amaçlarla nükleer enerji üretmek ve sınırlı ölçekte zenginleştirme hakkı istiyor. Ancak Washington, Arap ülkelerine zenginleştirme izni verme konusunda son derece hassas. Bu nedenle ziyarette tam bir mutabakat beklenmiyor. Büyük ihtimalle: Sivil nükleer işbirliği çerçevesi şeklinde bir ara formül açıklanacak.
Yapay zeka ve çip yarışı: Yeni atardamar
Artık petrol tek başına ilişkinin bel kemiği değil. Riyad, küresel bir yapay zeka ve dijital tedarik zinciri merkezi olmak istiyor. Bunun için de ABD çiplerine ihtiyaç var. Aynı zamanda ABD, Çin ile bu alanda kıyasıya rekabet ediyor ve Orta Doğu’daki çip pazarını elinde tutmak istiyor.
Dolayısıyla, yüksek kapasiteli çip tedariki, ileri seviye yapay zekâ altyapısı ve büyük teknoloji ortaklıkları gibi konular ziyaretin en kritik maddelerinden biri haline geldi.
Bölgenin dosyaları
Trump yönetimi, Gazze planının başarıya ulaşması için Suudi Arabistan’ın doğrudan rol alması gerektiğini düşünüyor. Bu rol: Gazze içinde uluslararası bir gücün kurulmasına destek, yeni bir Filistin iç uzlaşı süreci ve bölgesel gerilimin azaltılması şeklinde tanımlanıyor.
Suriye’de ise Riyad, artık sahayı şekillendiren başlıca aktörlerden biri. Trump, Veliaht Prens’in Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile kurduğu yeni ilişkiyi Şam’ın istikrarı için kullanmak istiyor.
Lübnan’da da Washington, General Joseph Avn hükümetine destek konusunda yine Suudi nüfuzuna güveniyor. Amaç, Hizbullah’ın silahlalarını teslim etmek.
Dev yatırımlar ve iç siyaset baskısı
Ziyaret, ABD’de Trump’ın yoğun baskı altında olduğu bir döneme denk geliyor: Ticaret savaşlarının ekonomik etkileri, artan fiyatlar, Epstein dosyası ve cumhuriyetçiler içindeki etkisinin zayıflaması gibi sorunlar ortda’da. Bu nedenle Riyad’ın ziyareti Trump için iç politikada da büyük bir şans.
Suudi Arabistan daha önce 600 milyar dolarlık yatırım sözü vermişti. Trump bu tutarı 1 trilyon dolara çıkarmalarını istedi.
Al-Safari bu durumu şöyle özetliyor:
“Trump bu ziyareti iç politikada bir zafer olarak sergilemek istiyor. Hem bir trilyon dolarlık yatırım vaadinin kendi başarısı olduğunu göstermek hem de eski başkan Biden’la alay etmek için bunu kullanıyor.”
Riyad ve 2030 vizyonu
Bugün Suudi Arabistan, dengeleyici güç stratejisini uyguluyor: Bölgesel ara buluculuklar, krizlerin büyümesini engellemek, çok yönlü ortaklıklar kurmak ekonomik ve teknolojik merkez haline geldi.
Vizyon 2030 da bu stratejinin ana omurgasını oluşturuyor. Suudi Arabistan artık talimat alan değil masaya eşit oturan bir aktör konumuna geldi.
Ziyaret: Önümüzdeki 10 yılın rotalarını çiziyor
Veliaht Prens’in Washington ziyareti, sıradan bir diplomatik temas değil; bölgenin geleceğini yeniden şekillendirme girişimi. Suudi Arabistan net bir ajandayla geliyor.
ABD ise bölgesel dengeleri tutacak güçlü bir ortak arıyor. Ziyaret tüm dosyaları çözmeyecek ama şunu kesin olarak söylüyor: Riyad artık oyunun izleyicisi değil, yön veren merkezi bir güç.