Berlin-Washington Hattında Gerilim: Merz Neden Trump’ın Hedefinde?

İran savaşı nedeniyle Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasında başlayan gerilim, ABD’nin Almanya’daki askeri varlığını azaltma ihtimaliyle yeni boyut kazandı. Anlaşmazlık, Berlin-Washington hattının yanı sıra Avrupa ile ABD arasındaki güvenlik ve dış politika ayrışmasını da görünür kılıyor.
Berlin-Washington Hattında Gerilim Merz Neden Trump’ın Hedefinde

09.05.2026 - 12:36  |  Son Güncellenme:  09.05.2026 - 13:41

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasında İran savaşı nedeniyle ortaya çıkan anlaşmazlık, geçici bir siyasi tartışmanın ötesine geçti. Merz’in, ABD’nin net bir stratejiye sahip olmadığı yönündeki eleştirileri Washington ile Berlin arasındaki gerilimin boyutunu ortaya koyarken, bunun yalnızca Almanya ile ABD arasında değil, Avrupa ile ABD arasında da daha geniş bir görüş ayrılığına işaret ettiği değerlendiriliyor.

Trump yönetiminin İran’a karşı yürütülen savaşa daha fazla dahil olduğu ve müttefiklerinden Washington yönetimine destek vermelerini istediği bir dönemde, Almanya’nın daha temkinli bir tutum sergilediği görüldü. Berlin yönetiminin yalnızca savaşın hedeflerinden değil, aynı zamanda süreçten çıkışa ilişkin net bir plan bulunmamasından da rahatsız olduğu belirtildi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump

Başlangıçta Washington ile ortak noktada görünmeye çalışan Merz’in, daha sonra Trump’ın doğrudan hedef aldığı liderlerden biri haline geldiği görüldü. Tartışmaların, ABD’nin Almanya’daki askeri varlığını azaltabileceği yönündeki açıklamalara kadar uzandığı ifade edildi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 28 Şubat’ta başlayan İran savaşının ardından Trump ile görüşen ilk Batılı lider oldu.

Trump’ın o dönemde, özellikle Atlantik ötesindeki müttefikleriyle ilişkilerinde gergin bir süreç yaşadığı görüldü. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, savaşa katılmayı reddederken, 3 Nisan’da hükümetinin Kıbrıs’taki İngiliz askeri üslerinin İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise bu karara sert tepki gösterdi. Trump, İngiliz gazetesi The Sun’a yaptığı açıklamada, “Bunun yaşanacağını hiç düşünmemiştim. Birleşik Krallık’ın böyle davranacağını tahmin etmiyordum.” ifadelerini kullandı.

Trump, aynı gün Almanya Başbakanı Merz ile görüştü. Beyaz Saray’a üçüncü ziyaretini gerçekleştiren Merz’in tutumundan memnun göründüğü belirtilen Trump, buna rağmen Starmer’ı yeniden hedef aldı. Trump’ın, İngiltere Başbakanı için “Winston Churchill değil.” ifadelerini kullandığı ve bunun Washington’ın en yakın müttefiklerinden biri olan İngiltere’ye yönelik hayal kırıklığını yansıttığı ifade edildi.

Trump’ın Starmer ve Sánchez’e tepkisi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Washington’ın ülkesindeki üsleri kullanmasına karşı çıkan tek lider olmadı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez de benzer bir tutum aldı.

Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın İspanya’yı “çok kötü” olarak nitelendirmesine neden oldu. Trump, İspanya ile ticari ilişkileri kesmekle tehdit ederek, “İspanya çok kötüydü. İspanya ile tüm ticareti keseceğiz. İspanya ile herhangi bir ilişkimiz olmasını istemiyoruz.” dedi.

Ancak Almanya’ya yönelik tutum farklı oldu

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Beyaz Saray’ı ziyaret ederek savaşın ABD ve İsrail hedeflerini desteklediğini açıkladı.

Merz, Trump ile “Tahran’daki bu korkunç rejimden kurtulma” konusunda aynı çizgide olduklarını söyledi.

Merz, İsrail ve ABD ordularının bu durumu sona erdirmek için doğru adımları atmasını ve ülkeyi yeniden barış ve özgürlük yoluna döndürecek yeni bir hükümetin kurulmasını umut ettiğini ifade etti.

Buna karşılık Merz, savaşın küresel ekonomi ile petrol ve doğal gaz fiyatları üzerindeki etkileri nedeniyle çatışmaların mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Trump ise fiyatların sonunda düşeceği yönünde güvence verdi.

Merz değişmedi, Trump değişti

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in, İran rejiminin devrilmesini destekleyen tutumunda savaş boyunca önemli bir değişiklik olmadığı ifade edildi.

Buna rağmen Trump’ın daha sonra Merz’i hedef aldığı ve tepkisini açık şekilde ortaya koyduğu görüldü. ABD’nin Almanya’daki askerlerini çekme kararının ise açık güvenlik stratejilerinden çok siyasi mesaj niteliği taşıdığı değerlendirildi.

Savaşın ilk günlerinden itibaren Almanya Başbakanı Friedrich Merz, çatışmaların kısa sürede sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve savaşın uluslararası ekonomi ile güvenlik üzerindeki etkilerine karşı uyarılarda bulundu.

Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın hedeflerine ilişkin yaklaşımında sürekli değişiklik yaşandı. Bu durum, iki lider arasındaki görüş ayrılığının giderek büyümesine yol açtı. Anlaşmazlığın, Trump ile İngiltere Başbakanı arasındaki görüş ayrılıklarında olduğu gibi açık şekilde ortaya çıktığı görüldü.

27 Nisan’da Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkenin batısındaki Marsberg kentinde bir okulu ziyaret etti. Merz, İran savaşıyla ilgili yöneltilen soru üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ı rahatsız eden açıklamalarda bulundu.

Merz: İran, Amerikalıları aşağıladı

Friedrich Merz, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta strateji eksikliği bulunduğunu söyledi. Bunu Afganistan ve Irak savaşları ile ilişkilendiren Almanya Başbakanı, “Amerikalıların bir stratejiye sahip olmadığı açık. Bu tür savaşlarda mesele yalnızca savaşa girmek değildir, aynı zamanda oradan çıkabilmektir. Bunu Afganistan’da 20 yıl boyunca çok acı şekilde gördük. Irak’ta da gördük.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu açıklamaların, geçmiş savaşlar nedeniyle sık sık önceki ABD yönetimlerini suçlayan ABD Başkanı Donald Trump’ı rahatsız ettiği görüldü. Ancak asıl tepkinin, İranlıların Amerikalıları aşağıladığı yönündeki sözlerden kaynaklandığı belirtildi.

Almanya Başbakanı, “Amerikalıların hangi stratejik çıkış yolunu tercih edeceğini göremiyorum. Özellikle İranlıların müzakereleri büyük ustalıkla yürüttüğü ya da aynı ustalıkla müzakereden kaçındığı açık.” dedi. Merz ayrıca, “Orada bütün bir ulus, İran yönetimi ve özellikle Devrim Muhafızları tarafından aşağılanıyor.” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamaların ardından Trump, ertesi gün Truth Social platformundan sert tepki gösterdi. Trump, “Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünüyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor.” dedi.

Trump, 29 Nisan’da yaptığı açıklamada, ülkesinin Almanya’daki asker sayısını azaltmayı değerlendirdiğini ve kararın kısa süre içinde alınacağını söyledi.

ABD Başkanı, bir gün sonra Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i yeniden hedef aldı. Merz’e, İran konusunda müdahil olmak yerine Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine odaklanması çağrısında bulundu.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, “Almanya Başbakanı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmeye ve özellikle göç ile enerji alanlarında kötü durumdaki ülkesini düzeltmeye daha fazla zaman ayırmalı.” dedi.

Trump, Merz’in İran’ın nükleer tehdidini ortadan kaldırmaya çalışanlara müdahale etmeye daha az zaman ayırması gerektiğini savunarak, bunun Almanya dahil dünyayı daha güvenli hale getireceğini ileri sürdü.

ABD Başkanı, 1 Mayıs’ta ise Avrupa’daki Amerikan askerlerinin sayısını azaltma yönündeki tehditlerini genişletti. Almanya’daki asker sayısını azaltma tehdidinin ardından, savaşa karşı çıktıkları gerekçesiyle İtalya ve İspanya’dan da asker çekebileceğini söyledi.

İtalya’nın hiçbir yardım sağlamadığını belirten Trump, İspanya’nın ise “çok kötü, gerçekten çok kötü” olduğunu ifade etti.

ABD askerlerinin Almanya’daki varlığı 1945’e dayanıyor

ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı, Avrupa ülkelerinin güvenliğini tek başına sağlamasa da özellikle Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından sembolik ve stratejik önemini koruyor. Bu durum, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945’ten bu yana uzun yıllardır ABD’nin güvenlik şemsiyesine bağımlı olduğunu da yeniden ortaya koydu.

Aralık 2025 itibarıyla ABD’nin İtalya’da 12 bin 662, İspanya’da 3 bin 814, Almanya’da ise 36 bin 436 askeri bulunuyor. Bu sayıların, Soğuk Savaş dönemindeki seviyelere kıyasla oldukça düşük kaldığı belirtiliyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'daki ABD askerleri
İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'daki ABD askerleri

ABD askerlerinin Almanya’daki varlığı, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa tarafından ortak işgal edildiği 1945-1949 dönemine dayanıyor. Bu süreçte milyonlarca asker Alman topraklarında konuşlandırıldı.

Bu güçlerin statüsü, 1949’da Batı Almanya tarafından imzalanan anlaşmayla düzenlendi. Anlaşma, ABD, İngiltere ve Fransa’ya Almanya’da işgal gücü bulundurma ve Batı Almanya’nın silahsızlandırılması üzerinde tam kontrol hakkı tanırken, Doğu Almanya Sovyetler Birliği’nin kontrolü altında kaldı.

Batı Almanya’daki Batılı işgalin 1955’te resmen sona ermesinin ardından, Almanya’nın NATO ortaklarıyla 1954’te imzaladığı yeni anlaşma yürürlüğe girdi. Anlaşma, aralarında ABD’nin de bulunduğu sekiz NATO ülkesine Almanya’da kalıcı askeri varlık bulundurma hakkı tanırken, hükümleri bugün de NATO güçlerinin Almanya’daki varlığını düzenlemeyi sürdürüyor.

200 bin Amerikan askerinden 36 bine

Anlaşma kapsamında ABD ve diğer NATO ülkeleri, Soğuk Savaş’ın sona ermesine ve Sovyetler Birliği’nin 1990’lı yılların başında dağılmasına kadar Batı Almanya’da yaklaşık 400 bin asker bulundurdu. Bunların yaklaşık yarısını Amerikan askerleri oluşturdu.

Daha sonra asker sayısı kademeli olarak azalırken, Almanya’daki Amerikan askerlerinin sayısı 36 binin biraz üzerine geriledi. ABD üslerinde görev yapan sivil ve idari personelle birlikte bu sayı yaklaşık 50 bine ulaşıyor.

ABD’nin Almanya’daki askeri varlığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki başkanlık döneminde de gündeme geldi. Trump daha önce asker sayısını azaltma tehdidinde bulunsa da bunu hayata geçirmedi. Ancak İran savaşı nedeniyle Trump ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında yaşanan karşılıklı açıklamaların ardından dengelerin değişmeye başladığı görüldü.

Pentagon, birkaç gün önce Savunma Bakanı Pete Hegseth’in yaklaşık 5 bin Amerikan askerinin bir yıl içinde Almanya’dan çekilmesi talimatı verdiğini açıkladı. Bu sayının, Almanya’daki Amerikan askerlerinin yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geldiği belirtildi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, çekilme sürecinin önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Parnell, kararı “Bakanlığa bağlı güçlerin Avrupa’daki durumuna ilişkin kapsamlı değerlendirme ile bölgedeki ihtiyaçlar ve sahadaki koşulların göz önünde bulundurulmasıyla” ilişkilendirdi.

Alınan karar, Berlin’de sürpriz olarak değerlendirilmedi. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, kararın “beklenen” bir adım olduğunu belirterek Avrupa’ya güvenliğini güçlendirmek için daha fazla çaba gösterme çağrısında bulundu.

Berlin’den Washington’a: “Bu bizim savaşımız değil”

Almanya, NATO üyesi diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte ittifakın İran savaşına dahil olmasına karşı çıkıyor. Berlin yönetimi, NATO’nun yalnızca üye ülkelerin topraklarını savunmaya yönelik bir ittifak olduğunu savunurken, bu yaklaşımın ABD Başkanı Donald Trump’ı rahatsız ettiği belirtiliyor.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Trump’ın Hürmüz Boğazı’yla ilgili açıklamalarına tepki göstererek, “Bu bizim savaşımız değil ve biz başlatmadık.” dedi. Pistorius ayrıca, yalnızca askeri güç ve tek taraflı adımlarla çatışmaların çözülemeyeceğini söyledi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise ülkesinin ABD ve İsrail’e İran’a karşı savaş başlatmamalarını tavsiye edeceğini belirtti. Washington’ın savaş konusunda Berlin’e danışmadığını ifade eden Merz, “Bu savaş ne kadar sürerse sürsün, içinde yer almayacağız.” dedi.

28 Nisan’da Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Ortada bir strateji olup olmadığı ve bu stratejinin başarıyla uygulanıp uygulanmadığı konusunda ciddi şüphelerim var.” ifadelerini kullandı.

Frankfurter Allgemeine Zeitung tarafından düzenlenen panelde, İran savaşının rejim değişikliğine yol açacağını düşünmediğini söyledi.

“Gerçekten hedef rejim değişikliği mi?” sorusunu yönelten Almanya Başbakanı, “Eğer hedef buysa, bunun başarılacağını sanmıyorum. Çoğu zaman bu tür girişimler kötü sonuçlandı.” dedi ve Afganistan savaşını örnek gösterdi.

Avrupa, Amerikan izolasyonculuğuyla karşı karşıya

Almanya’nın İran savaşına yönelik eleştirilerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan binlerce askeri çekme kararının tek nedeni olmadığı değerlendiriliyor. Bunun arkasında, günlük siyasi anlaşmazlıklardan çok daha geniş stratejik nedenlerin bulunduğu belirtiliyor.

Bu nedenlerin başında ise Trump’ın ikinci döneminde daha belirgin hale gelen izolasyonist yaklaşım geliyor. “Önce Amerika” anlayışını benimseyen çevrelerin, Avrupa ile ilişkilerin ABD için yük haline geldiğini ve Washington’ın Soğuk Savaş döneminden kalan sorumluluklarını azaltması gerektiğini savunduğu ifade ediliyor.

Ukrayna konusundaki yaklaşımın da bu eğilimin önemli göstergelerinden biri olduğu belirtilirken, Washington ile Batı ittifakının geri kalanı arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği değerlendiriliyor. Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma çağrıları, gümrük tarifeleri ve NATO’dan çekilme tehditlerinin ise Almanya’da, ülkenin yeni Amerikan yaklaşımının hedeflerinden biri olduğu yönündeki kaygıları artırdığı ifade ediliyor.

Atlantik’in iki yakasında çözülme sinyali

Ocak ayında Almanya Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil, Washington ile ilişkilerin çözülme sürecine girdiğini ve Avrupa’nın temel kabullerinin sorgulandığı bir dönemden geçtiğini söyledi. Berlin’deki Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsünde konuşan Klingbeil, “Transatlantik ittifak, şimdiye kadar kabul etmek istediğimizden çok daha derin bir dönüşüm geçiriyor.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiren Klingbeil, bunun alarm zillerini çaldırması gerektiğini belirtti. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya, Meksika, Küba ve Grönland’a yönelik tehditlerine de değindi.

ABD yönetimi ise Aralık ayında yayımladığı yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde Avrupa’da “medeniyetin çöküşü” olarak tanımlanan bir sürece işaret etti, kitlesel göçle mücadele ve Avrupa içinde direncin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Belgede ayrıca NATO’nun daha fazla genişlemeyeceği taahhüdüne yer verildi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, söz konusu belgenin Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın siyasi ve güvenlik alanlarında ABD’den daha bağımsız hale gelmesi gerektiği yönündeki görüşünü güçlendirdiğini söyledi.

NATO Bayrağı
NATO Bayrağı

Böylece Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yaşanan kriz, yalnızca İran savaşı ya da NATO’nun bu savaştaki rolüne ilişkin bir görüş ayrılığının ötesine geçti.

Atlantik’in iki yakası arasındaki ilişkilerde daha geniş çaplı bir gerilimin yaşandığı değerlendirilirken, Avrupa’nın ABD’nin güvenlik şemsiyesi altında kalmayı sürdürüp sürdürmeyeceği ve Trump’ın ikinci dönemindeki yaklaşımın Almanya ile Avrupa’yı daha bağımsız bir siyasi ve güvenlik çizgisine yöneltip yöneltmeyeceği sorusu öne çıkıyor.

 

 

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi  (Alaraby)