BAE, Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni Desteklemeye Devam Ediyor Mu?
19.05.2025 - 14:52 | Son Güncellenme: 05.09.2025 - 10:08
Sudan’ın doğusundaki liman şehri Port Sudan’a günlerdir silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile düzenlenen saldırılar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki iç çatışmanın sonucu ve gerçek güç dengesiyle ilgili soruları bir kez daha gündeme getiren tehlikeli bir gelişme olarak görülüyor.
Bu saldırılar, Korgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki ordunun HDK karşısında başkent Hartum’da kazandığı zaferler ve Başkanlık Sarayı’nı kontrol etmesinin ardından gerçekleşti.
Bu bağlamda, BAE’nin Sudan’daki isyancı güçleri desteklemede oynadığı rol artık bir spekülasyon konusu değil. En azından son saldırıdan sonra, BAE ile diplomatik ilişkileri kalıcı olarak kesme kararı alan Sudan hükümetinin gözünde bu durum kesinleşti.
Bölgesel bir savaş için bir arena
Afrika meseleleri üzerinde çalışan Sudanlı araştırmacı Muhammed Turshin, HDK’nin önceki dönemde özellikle Omdurman ve Kordofan’da verdiği kayıplar sonrasında başlattığı saldırıların beklenen bir şey olduğunu söyledi.
Konuya ilişkin Fokus Plus’a özel açıklama yapan Turshin, isyancı güçler ve arkasındakilerin Sudan bölgesel bir savaş alanı haline gelene kadar durmayacağını vurguladı.
Sudan’ın BAE’ye karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açtığı “soykırıma ortaklık” davanın reddedilmesinin beklenen bir şey söyleyen Turshin, “Ancak diplomatik bağları koparma hamlesi önemli bir adım olabilir” dedi.
UAD, Sudan’ın BAE’yi “HDK’ye silah ve finansman sağlayarak Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal etmekle” suçladığı davayı yetki yetersizliği gerekçesiyle reddetti.
Gözden Kaçmasın
BAE, 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olsa da, sözleşmenin UAD’ye yetki tanıyan 9. maddesine çekince koymuştu.
Bu da, soykırım iddiaları nedeniyle başka ülkeler tarafından dava edilemeyeceği anlamına geliyor.
Açıklamasını sürdüren Turshin ayrıca, Burhan’ın kendisine yönelik desteklerini teyit etmek, bunları garanti altına almak ve yardımlarını istemek için bir dizi ülkeyi ziyaret etmesi gibi bölgesel ortamdaki son hamlelerinin önemine dikkat çekti.
Türkiye, Mısır ve Katar, Sudan’ın iç istikrarını destekleyen ve istikrarı bozmaya yönelik tüm girişimleri reddeden en önemli ülkeler arasında yer alıyor.
Söz konusu ülkeler, HDK’nin son saldırılarının ardından da bu tutumlarını yineledi.
Amaç İslamcıları dışlamak
Afrika meseleleri konusunda uzman olan Dr. İdris Ayat ise, BAE’nin dış politikasının 2011’den bu yana bölgede Siyasal İslam’a karşı olan tüm hükümetler ve güçleri desteklemeye odaklandığını söyledi.
Fokus Plus’a konuşan Dr. Ayat, BAE’nin siyasal İslamcı hareketleri uzaklaştırmak ve onların rolünü mümkün olduğunca en aza indirmeyi hedeflediğini belirterek, şunları ekledi:
“Sadece Sudan’da değil, Libya’da Halife Hafter’in desteklenmesinde, daha önce Yemen’de Islah Partisi ile savaşılmasında ve Mısır’da Müslüman Kardeşler’in desteklenmesinde de bunun örnekleri görüldü.”
Sudan’da İslamcı eğilimde olan eski Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in devrilmesinden sonra ülke içindeki güç dengesi, liberaller ve dönemin Başbakanı Abdullah Hamduk liderliğindeki Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) tarafından temsil edilen sol hareket lehine değişti.
Ekim 2021 kararlarının ardından, Burhan’ın ÖDBG’yi görevden almasıyla denklem değişti ve tüm güç, o zamana kadar müttefik olan Burhan ve HDK lideri Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki askeri konseyin eline geçti.
Dr. Ayat’a göre dönüm noktası, Hamideti ve Burhan arasında çatışmaya yol açan anlaşmazlıktı.
İslami eğilimde olanlar, diğer güçlerle birlikte HDK’yi ortadan kaldırmak için Burhan liderliğindeki ordunun yanında yer alırken, ÖDBG ise HDK ile ittifak kurdu.
Bu nedenle BAE, çatışmayı HDK lehine çözmek için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini düşündü.
Kızıldeniz’de artan nüfuz
Fokus Plus’a yaptığı açıklamasına devam eden Dr. Ayat, BAE’yi Sudan’a müdahale etmeye iten şeyin, ülkenin altınlarına yönelik hırslarının yanı sıra Kızıldeniz bölgesindeki nüfuzuyla ilgili diğer jeopolitik çıkarları olduğunu belirtti.
HDK komutanlığının BAE’ye birçok konuda kolaylıklar sağladığını ve hatta Jebel Amer’den BAE’ye Sudan altını kaçırdığını söyleyen Dr. Ayat, bu durumun BAE merkezli olan HDK’ye yakın Sudanlı şirketlere yaptırım uygulayan ABD Hazine Bakanlığı tarafından da teyit edildiğini vurguladı.
Konuya dair Fokus Plus’a değerlendirmede bulunan bir diğer Sudanlı araştırmacı Ammar el-Arki ise, BAE’nin bölgesel nüfuzunu pekiştirmeye ve Sudan ile Kızıldeniz’deki varlığını genişletmeye çalıştığını söyledi.
Arki’ye göre bu durum, BAE’nin Somaliland’daki Berbera limanı ve Puntland’daki Bosaso’da güçlü bir lojistik varlığa ve askeri üslere sahip olmasıyla destekleniyor.
Bu da, BAE’nin bu tesisleri, ister deniz yoluyla, isterse hava yollarıyla olsun, HDK’ye askeri teçhizat ve mühimmat aktarmak için kullanmasına olanak sağlıyor.
Öte yandan çatışmalar sürerken, Sudan’daki insani durum da kötüleşmeye devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından 7 Mayıs’ta yapılan açıklamada, son iki hafta içinde yaklaşık 20 bin Sudanlı mültecinin Çad’ın doğusuna ulaştığı ve 10 binden fazlasının da şiddetten kaçmak için umutsuzca sınırı geçmeye çalıştığı ifade edildi.
Burhan’ın liderliğindeki Sudan ordusu, HDK’ye karşı sonuna kadar savaşma konusunda kararlı.
Korgeneral Burhan, bir meydan okuma ve kararlılık gösterisi olarak, saldırıya uğrayan karargahın önünde açıklama yaparak, ordunun failleri cezasız bırakmayacağını söyledi.
Burhan, ordunun sivilleri ve hayati tesisleri korumaya devam edeceğini ve saldırılara karıştığı tespit edilen herkesten hesap sorulacağını da sözlerine ekledi.
BM ve yerel yetkililere göre Sudan ordusu ve HDK, Nisan 2023’ün ortalarından bu yana 20 binden fazla insanın ölümüne, yaklaşık 15 milyon kişinin de yerinden edilerek mülteci durumuna düşmesine neden olan bir savaş yürütüyor.
Diğer yandan, ABD üniversiteleri tarafından yapılan araştırmalarda Sudan’daki savaş sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 130 bin olarak tahmin ediliyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.