Azmi Bişare: Trump’a Verilecek En İyi Yanıt Gazze’yi Yaşanabilir Hale Getirmek

Arap Düşünür Azmi Bişare, Trump'ın Filistinlileri tehcir etme planına karşı en etkili yanıtın Gazze'yi yaşanabilir kılmak ve bir Arap dünyasından fiili bir hamle gelmedikçe Trump’ın durmayacağına dikkat çekti.
Azmi Bişare Trump’a Verilecek En İyi Yanıt Gazze’yi Yaşanabilir Hale Getirmek

10.02.2025 - 17:48  |  Son Güncellenme:  17.07.2025 - 10:42

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Direktörü Azmi Bişare, ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinlileri yerinden etme planının, kaçınılmaz olmasa da gerçekleşebilir bir tehdit olduğu konusunda uyardı. Bişara, bu tehdide karşı en etkili yanıtın Gazze'yi yaşanabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. 

Trump'ın söylemlerinin ciddiyetinin Arap dünyasının zayıflığından kaynaklandığını belirten Bişara, Arap ülkelerinden somut bir karşılık gelene kadar ABD Başkanı'nın durmayacağını ifade etti. ABD-İsrail ikilisinin Araplara karşı güç gösterisinin, Arap ülkelerinin Gazze Savaşı'na yönelik tutumunun bir sonucu olduğuna dikkat çekti. 

Öte yandan Bişara, Katar'ın Lusail kentinde Al-Araby TV’ye verdiği özel röportajda, Trump'ın açıklamalarının ABD Başkanı olması nedeniyle ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Bişara, Trump'ın entelektüel seviyesi, bilgi birikimi ve kişisel çıkarlarından bağımsız olarak, bu durumun bir gerçeklik olduğunu vurguladı. 

Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin Trump'ın fikirlerini "son derece kışkırtıcı ve kötü" olarak nitelendiren Bişara, bu fikirlerin henüz bir uygulama programına dönüşmediğini, ancak İsrail'in geçmişteki uygulamalarına benzer bir plana dönüşme riski taşıdığına dikkat çekti. 

Ayrıca Bişara, İsraillilerin 1948 ve 1967'de Filistinlilere karşı uyguladıkları "transfer" politikasını hatırlatarak, İsrail kamuoyunun %72'sinin Trump'ın Gazze'deki Filistinlilere yönelik fikrini desteklediğini belirtti. 

“Tepki gelmedikçe Trump durmayacak”

Bişare, İsrail veya Batılı güçlerden izin alınmadan Gazze'nin yeniden inşası ve Filistinlilere gıda, ilaç ve barınak sağlanarak kararlılıklarının güçlendirilmesiyle pratik bir Arap tepkisi gelmedikçe Trump'ın durmayacağı konusunda uyardı.

Gazze Şeridi’nin yeniden inşası için gerekli maliyete değinen Bişare, bunun Trump’ın Arap ülkelerinden talep ettiği askeri yatırımların sadece küçük bir kısmı olduğunu söyledi.  

Bişare, Refah Sınır Kapısı’nın halkın tehciri için değil, yardımlar için açılması gerektiğini belirtti. Mısır’ın, Gazze Şeridi’ne destek sağlamak için İsrail’in iznine ihtiyaç duymadığını vurgulayan Bişare, “İsrail, Gazze’ye insani yardım gönderdiği için Mısır’a savaş ilan edebilir mi?” şeklinde konuştu.

Öte yandan Bişare, Filistinlilerin, İsrail’in yasal sorumluluktan kaçmasını engellemek amacıyla uluslararası mahkemelerde İsrail aleyhine davalar açmaya teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bişare, Trump’ın planının kesin bir durum olmasa da gerçekleşebilir bir tehdit olduğuna dikkat çekerek, Arap dünyasının sadece kınamakla kalmayarak somut bir eylemde bulunmalarının Gazze planında başarısız olunacağına vurgu yaptı. 

Gazze için Arap Marshall Planı  

Bişare, Filistin meselesindeki son gelişmeleri ele almak amacıyla 27 Şubat’ta Kahire’de yapılması planlanan Arap zirvesinin, Arap kamuoyunun bu zirveleri “işe yaramaz” olarak görmesinin önüne geçmek için tarihi bir fırsat olabileceğini belirtti.  

Arap yetkililere çağrıda bulunan Bişare, “Bu Arap zirvesi, daha sonra ortak bir Arap-İslam zirvesine dönüşebilir. Zirvedeki yanıt, Gazze Şeridi’ni yaşanabilir kılmak ve Gazze için bir Arap Marshall Planı geliştirilip uygulanması için alınacak kararlar olmalıdır” dedi.

Bişare, Arap ve İslam zirvelerinin, iki ana Filistin partisi arasında arabuluculuk yapmaktan ziyade, Filistinlileri birleşmeye ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) yeniden örgütlemeye zorlayabileceğini belirtti.  

Bu konudaki görüşünü, bu şartlar altında Filistinli güçlerin birleşmemesi halinde “tünelin sonunda ışık olmadığı” konusunda uyararak tamamladı.  

Arap Girişimine dönüş  

Röportajda Bişare’ye, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, “Trump’ın bu önerisini reddedenlerden alternatif sunmalarını istemesine” ilişkin fikri de soruldu.  

Arapların 2002’de Beyrut’taki Arap Barış Girişimi aracılığıyla projelerini sunduklarını söyleyen Bişare, ancak İsrail ile normalleşme anlaşmasıyla bu projeden vazgeçtiklerini vurguladı.   

Arapların söz konusu projesi, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi karşılığında 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulmasını, mültecilerin geri dönüşünü ve İsrail’in işgal altındaki Golan Tepeleri’nden çekilmesini öngörüyordu.  

Bişare bu konudaki çözümün Arap inisiyatifinden vazgeçmek değil, “normalleşmeyle taviz vermekten vazgeçmek” olduğunu da ekledi.  

Öte yandan Bişare, işgal altındaki Batı Şeria’da son yaşananları, “Batı Şeria’nın parçalanması için büyük provalar” olarak nitelendirdi.  

Bişare, “Batı Şeria’da yaşanan en kötü şey, buradaki yerleşim birimlerini kantonlardan çıkarıp, Filistinlilerin topraklarının kanton haline getirilmesiyle, baskı, yerinden etme ve engellerle hayatlarını cehenneme çevirerek Filistin devletinin kurulmasını imkansız hale getirmektir” şeklinde konuştu.  

Trump’ın, Kudüs’te yaptığı gibi, yerleşim birimlerini de İsrail’e ilhak etmek üzere tanıma planı olduğuna inandığını söyleyen Bişare, ancak Knesset’te bu konuda bir yasa çıkarılması gerektiğini belirtti.   

Bişare devamında, “Batı Şeria’da işlenen suçun devam etmesinin nedeni ilhak ve ardından ABD yönetiminin bunu tanıması için yapılan gizli anlaşmalardır” diye ekledi.  

Bişare, Trump’ın tehcir planının, Gazze’ye yönelik savaşı yeniden başlatmak için bir tür kılıf olup olmadığına ilişkin bir soruya ise, “Bu ihtimal mümkün, ancak şu anda yaptığı şey bir oyalama ve sürekli şantaj yöntemi bağlamında olabilir” diyerek yanıt verdi.  

Ayrıca Trump’ın Gazze’de savaşa geri dönülmesini istemediğini öne süren Bişare, “Gazze’de artık bombalanacak bir şey olmadığını çok iyi biliyor” şekline konuştu. 

Suriye ve geçiş süreci  

Bişare söz konusu röportajında, Suriye ve geçiş süreci konusuna da değindi.  

Devlet istikrara kavuşmadan ve anayasa üzerinde anlaşmaya varılmadan Suriye’de seçimlere gidilmesinin tehlikeli olduğu konusunda uyaran Bişare, önümüzdeki Libya örneğinden ders çıkarılması çağrısında bulundu.   

Geçiş hükümeti ve sonrasında anayasa bildirgesinde özgürlükler ve haklar korunmadığı sürece Suriye’de yaşananların bir anlamı olmadığını vurgulayarak, “Suriyelilerin liberal demokratik bir sisteme doğru ilerlediklerinden emin değilim” dedi.  

Geçiş dönemi prosedürlerine ilişkin beklentilere değinen Bişare, eşit vatandaşlık ve hukukun üstünlüğü fikrinin öne çıkarılacağı çoğulcu bir hükümetin kurulmasını beklediğini söyledi.  

Eşit vatandaşlığın, “azınlıkları koruma” sloganına olan ihtiyacı ortadan kaldıran şey olduğunu söyleyen Bişare, bir yasama organının geçici bir anayasa deklarasyonu hazırlaması gerektiğini de vurguladı.  

Suriye’deki geçiş döneminin, rejimin işlediği büyük suçları cezalandıran, uzlaştırmayı gerçekleştiren ve intikam arzusunu kurumsallaştırmayan bir mahkeme kurulmasına yönelik net bir yasal prosedürle başlaması gerektiğini belirtti.  

Bişare, bu bağlamda bir yanda rejim, diğer yanda kurumların bekası için gerekli olan devlet ve onun bürokrasisi arasında ayrım yapılmasını tavsiye etti.  

Ayrıca ordunun dağıtılmasının sağlıklı bir karar olmadığını söyleyen Bişare, bunun hızla yeni bir ordu kurularak telafi edilmesinin çok önemli olduğunu ekledi.  

Suriyelileri uzun süredir rahatsız eden “kişilik kültü” olgusuna değinen Bişare, fanatizmin bir liderden diğerine geçmesine karşı uyarıda bulundu.  

Geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı IŞİD’le mücadelede, İdlib’i yönetmede ve Şam’a ilerleme kararında kilit rol oynayan karizmatik bir figür olarak tanımladı. Ancak “eleştiriden muaf” olmadığının da altını çizdi.  

Bişare devamında, “Dünya, Suriye’deki geçiş sürecinin istikrarlı bir devlet konusunda başarılı olmasını istiyor” ifadelerine yer verdi. 

Ayrıca İsrail’in, Suriye’yi bölmekle ve belirli grupları destekleyerek nüfuzunu güçlendirmek için çalıştığını da sözlerine ekledi.