Azerbaycan ve Ermenistan Barışın Eşiğinde

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış süreci, otuz yılı aşkın çatışma döneminin ardından yeni ve kritik bir aşamaya girdi. Karabağ meselesinin askerî ve siyasi zemini büyük ölçüde kapanırken, iki ülke arasındaki gündem artık nihai barış anlaşmasının imzalanması, sınırların çizilmesi, ulaşım hatlarının açılması ve karşılıklı iş birliği alanlarının geliştirilmesine taşındı.
azerbaycan-ve-ermenistan-barisin-esiginde.jpg

26.06.2026 - 17:32  |  Son Güncellenme:  16.07.2026 - 15:15

Bugün Güney Kafkasya’da ortaya çıkan tablo, klasik anlamda savaş ya da barış ikileminden daha karmaşık. Sahada fiilî sakinlik var. Taraflar doğrudan temas kuruyor, sınır komisyonları teknik çalışmalar yürütüyor, ticaret, ulaşım ve dijital altyapı alanlarında somut adımlar atılıyor. Ancak hukuki kapsamda barış henüz tamamlanmış değil. Barış metni hazır olsa da nihai imza, özellikle Ermenistan’ın anayasal süreci ve iç siyasi dengeleri nedeniyle kırılganlığını koruyor. 

Washington’da tarihî anlaşma 

Sürecin en önemli dönüm noktalarından biri 8 Ağustos 2025’te Washington’da yaşandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın katıldığı zirvede iki ülke dışişleri bakanları, “Barışın ve Devletlerarası İlişkilerin Kurulması Hakkında Anlaşma” metnini imzaladı. Bu metin egemenlik, toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı, güç kullanmama, diplomatik ilişkilerin kurulması ve sınır belirleme sürecinin yürütülmesi gibi temel başlıkları içeriyor. Ancak paraf, nihai imza anlamına gelmedi. Washington zirvesi, süreci bitiren değil, barışın kurumsallaşması için yeni bir aşama başlatan hamle oldu. 

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, ABD Başkanı Donald Trump ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan

Bu yeni dönemde Karabağ’ın statüsü artık ana müzakere konusu olmaktan çıktı. Azerbaycan’ın 2020 ve 2023’te sahada elde ettiği askerî-siyasi üstünlük, eski müzakere zeminini değiştirdi. Karabağ üzerinde Azerbaycan’ın tam kontrol sağlaması ve bölgedeki Ermeni nüfusun büyük ölçüde Ermenistan’a göç etmesiyle birlikte, statü tartışmaları gündem dışına itildi. AGİT Minsk Grubu sürecinin kapanması da bu değişimin diplomatik karşılığı oldu. Artık temel mesele, iki ülkenin birbirlerinin sınırlarını tanıdığı ve diplomatik ilişkiler kurduğu yeni bir devletlerarası düzenin inşası. 

Sınır çizimi normalleşmeyi etkileyebilir 

Barışın sahadaki en kritik dosyalarından biri sınır çizimi. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki yaklaşık 1.007 kilometrelik sınır hattının belirlenmesi, yalnızca teknik bir harita çalışması değil, kalıcı güvenliğin temel unsurlarından biri olarak görülüyor. 29 Nisan 2026’da Ermenistan’ın Ağveran kentinde yapılan sınır komisyonlarının 13. toplantısında taraflar, sınır belirleme uzman gruplarının çalışma usulleri, delimitasyon haritasının hazırlanması ve sınır belgelerinin yayımlanmasına ilişkin taslaklar üzerinde mutabakata vardı. Bu teknik ilerleme, yerel sınır anlaşmazlıklarının yeniden askerî gerilime dönüşmesini önlemek açısından büyük önem taşıyor. 

Buna rağmen barışın önündeki en büyük engel artık cephe hattında değil, Ermenistan’ın iç siyasetinde bulunuyor. Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi, 7 Haziran 2026 seçimlerinde çoğunluğu elde etti. Bu sonuç, Ermenistan kamuoyunda Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşme çizgisinin tamamen reddedilmediğini gösterdi. Ancak Paşinyan’ın çoğunluğu, Azerbaycan’ın nihai barış için şart koştuğu anayasal değişiklikleri tek başına hayata geçirmek için yeterli değil. Bakü, Ermenistan Anayasası’ndaki bazı tarihsel referansların Karabağ üzerinde dolaylı toprak iddiası içerdiğini savunuyor. Bu nedenle anayasa meselesi, nihai barış anlaşmasının ana kilit noktası hâline geldi. 

Sürecin en stratejik başlıklarından biri de Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan arasında Ermenistan üzerinden bağlantı kurulmasını öngören TRIPP projesi. “Trump Route for International Peace and Prosperity” adıyla öne çıkan bu hat, yalnızca bir ulaşım projesi değil, Güney Kafkasya’nın yeni jeoekonomik mimarisinin merkezine yerleşen bir koridor girişimi. Proje demiryolu, karayolu, enerji hatları, fiber optik altyapı ve elektrik bağlantılarını kapsayabilecek geniş bir çerçeveye sahip. Azerbaycan için bu hat Nahçıvan’a kesintisiz erişim, Türkiye için Orta Koridor’un güçlenmesi, Ermenistan için ise izolasyondan çıkış anlamına geliyor. Ancak Erivan açısından en hassas konu egemenlik. Hattın Ermenistan’ın gümrük, sınır ve yargı yetkileri korunarak işletilmesi, projenin kriz değil, iş birliği zemini üretmesi açısından belirleyici olacak. 

Ermenistan ve Azerbaycan’dan internet anlaşması 

Barış sürecinin yalnızca diplomatik metinlerle sınırlı kalmaması da dikkat çekiyor. Son dönemde iki ülke arasında fiilî iş birliği alanları oluşmaya başladı. Bunun en somut örneklerinden biri, Ermenistan’ın önde gelen telekomünikasyon operatörü Telecom Armenia ile Azerbaycan’ın toptan telekom operatörü Azertelecom arasında imzalanan internet trafiği transit anlaşması oldu. Anlaşma kapsamında taraflar, mevcut fiber optik altyapılarını karşılıklı olarak kullanıma açacak. Telecom Armenia, Azerbaycan yönüne transit hizmet sunarken, Azertelecom da Ermeni operatörün internet trafiğinin üçüncü ülkelere ve küresel ağlara taşınmasına imkân sağlayacak. 

Bu adım ilk bakışta teknik ve ticari bir anlaşma gibi görünse de siyasi anlamı daha geniş. Uzun yıllar boyunca askerî gerilim ve diplomatik kopuklukla anılan iki ülkenin, kritik dijital altyapı alanında karşılıklı faydaya dayalı iş birliği geliştirmesi, normalleşme sürecinin sahada da ilerlediğini gösteriyor. İnternet rotalarının çeşitlendirilmesi, veri hatlarının dayanıklılığının artırılması ve bölgesel dijital altyapının güçlendirilmesi, Güney Kafkasya’da barışın yalnızca kara yolu, demir yolu ve enerji hatlarıyla değil, dijital bağlantılarla da şekillendiğini ortaya koyuyor. 

Bölge dengeleri değişiyor 

Bu gelişmeler, Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgesel hesaplarını da etkiliyor. Türkiye, süreci Orta Koridor ve Ermenistan’la normalleşme perspektifiyle desteklerken; Rusya, Güney Kafkasya’daki nüfuz kaybını sınırlamaya çalışıyor. İran ise Sünik bölgesinde Türkiye-Azerbaycan bağlantısının güçlenmesini kendi kuzey sınırları açısından hassas bir gelişme olarak görüyor. 

Sonuç olarak Azerbaycan-Ermenistan barış süreci, son otuz yılın en ileri noktasına ulaşmış durumda. Nihai anlaşma hâlâ Ermenistan’ın anayasal süreci, iç siyasi gerilimler ve bölgesel aktörlerin rekabeti nedeniyle kırılganlığını koruyor. Buna rağmen sınır komisyonlarının çalışmaları, TRIPP hazırlıkları, ticari temaslar ve telekomünikasyon alanındaki iş birliği, iki ülke arasında fiilî normalleşmenin başladığını gösteriyor. Güney Kafkasya’da barış henüz hukuken tamamlanmadı ancak sahada karşılıklı faydaya dayalı yeni bir düzenin temelleri atılıyor.