Avrupa’da İsrail Boykotu Genişliyor
02.10.2026 - 09:10 | Son Güncellenme: 02.10.2026 - 09:22
İsrail gazetesi Haaretz, "İsrail"e yönelik Avrupa boykotunun kapsamının giderek genişlediğini gösteren bir rapor yayımladı. Rapora göre süreç, Hollanda'daki market raflarından yerleşim ürünlerinin kaldırılmasından, birçok Avrupa ülkesinde kültürel ve sportif alanda boykot çağrılarına kadar uzanıyor. Bu gelişmeler, Gazze ve Batı Şeria'ya yönelik savaş sürecinde İsrail hükümetinin politikalarına duyulan tepkinin arttığı bir dönemde yaşanıyor. "İsrail'e yönelik boykot sokağa sızıyor, geri dönüşü zor olacak" başlıklı raporda önemli ayrıntılar yer aldı.
Avrupa Birliği, "İsrail"in en büyük ticaret ortağı konumunda. İki taraf arasındaki ticaret hacmi 2024'te 42 milyar avroyu geçti. Ancak yerleşimlerle doğrudan bağlantılı ticaretin büyüklüğünü gösteren kesin verilerin bulunmadığı belirtiliyor.
Gazeteye göre bu durum, baskının artık sadece yerleşim ürünlerini hedef alan hükümet kararlarından ibaret olmadığını, Avrupa'da günlük hayata sızan uygulama ve tutumlara dönüştüğünü gösteriyor. Bu da geri dönüşü daha da güçleştirebilecek bir eğilim olarak yorumlanıyor.
Gazetenin aktardığına göre Amsterdam'da bir Yahudi gıda mağazası, müşterilerine İsrail yerleşimlerinden gelen bir grup ürünü artık raflarında bulundurmayacağını bildirdi. Bu ürünler arasında "Ahava" şirketinin kek, tahin, helva ve çikolata kremaları, "Ubadi" bisküvileri ile "Yarden", "Hermon", "Gamla", "Kudüs" ve "Zion" fabrikalarında üretilen şaraplar bulunuyor.
Mağaza yönetimi, ürün çeşitliliğini mümkün olduğunca korumak için alternatif tedarikçiler aradıklarını, ancak raflarda boşlukların ortaya çıkmasının bu adımların doğrudan bir sonucu olacağını belirtti.
Mağazanın bu kararı, Hollanda'nın 22 Eylül'de yürürlüğe giren, yerleşimlerden gelen malların ithalatını yasaklayan kararının ardından geldi. Hollanda, bu adımı ticaret politikasını uluslararası hukukla uyumlu hale getirme amacıyla attığını, uluslararası hukuka göre İsrail yerleşimlerinin yasa dışı sayıldığını açıkladı.

Kısıtlamalar; yerleşimlerden gelen malların alım-satımının yasaklanmasını, bu ticarete yardımcı olacak hizmetlerin sunulmasının önlenmesini ve kısıtlamaların herhangi bir şekilde aşılmasının engellenmesini de kapsıyor.
Hollanda'nın uygulamaları ticaretle sınırlı değil; yolcuların kişisel bagajlarını da içeriyor. Yeni talimatlara göre gümrük memurları, Hollanda'ya gelen yolcuların çantalarını yerleşim kökenli ürünler açısından denetleyebilecek ve bu ürünlere el koyabilecek.
İsrail'in 12. Kanalı, El Al şirketine ait bir uçuşta yolculuk eden bazı yolcuların, Filistin topraklarından gelen ürünler açısından denetlendiğini söylediğine dair ifadeler yayımlamıştı. Ancak benzer uygulamaların sistematik biçimde diğer uçuşlarda da yapıldığına dair başka doğrulanmış bir bilgi henüz bulunmuyor.
Haaretz, bu adımların, ekonomik, kültürel ve sportif alanlarda giderek Avrupa sokağına sızan daha kapsamlı bir baskı dalgasının parçası olduğunu değerlendiriyor.
Yalnızca yerleşim ürünlerini hedef alan ticari boykotun yanı sıra, "İsrail"i bütünüyle kapsayan kültür ve spor alanındaki boykot çağrıları da giderek yaygınlaşıyor. Gazeteye göre bu durum, Gazze savaşı ve Batı Şeria'daki gelişmeler karşısında İsrail hükümetinin politikalarına duyulan Avrupa kaynaklı hoşnutsuzluğun arttığını gösteriyor.
Hollanda, yerleşim ürünlerinin ithalatını yasaklayan kararı alan İspanya, İrlanda ve Belçika'nın ardından Avrupa Birliği'nde bu adımı atan dördüncü ülke oldu. Bunlara ek olarak İngiltere ve Fransa'nın da içinde bulunduğu 11 ülke, benzer bir yasağı uygulamaya koyma niyetini açıkladı.
Bu ülkelerin ortak bildirisinde, kararların "yerleşimci şiddetinin ve inşaat faaliyetlerinin görülmemiş düzeyde artması" gerekçesiyle alındığı belirtildi. Bu kapsamda, Maale Adumim ile Kudüs arasında yer alan E1 bölgesinde açılan inşaat ihaleleri de özellikle vurgulandı.
Söz konusu ülkeler, bu bölgedeki inşaat faaliyetlerinin Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğünü tehdit ettiğini savunuyor. Ayrıca İsrail hükümetini, iki devletli çözüm olasılığını zayıflatan adımlar attığı gerekçesiyle eleştiriyor ve bu adımları Filistin topraklarının ilhakına yönelik girişimler olarak değerlendirdiklerini belirtiyorlar.
Bu bağlamda İngiltere, yerleşimlerin genişletilmesi ve finansmanında rol oynayan kişi ve kurumları kapsayacak şekilde yaptırım rejimini genişlettiğini açıkladı.
Bu adımların doğrudan ekonomik sonuçları henüz belirginleşmiş değil. Avrupa Birliği "İsrail"in en büyük ticaret ortağı ve iki taraf arasındaki ticaret hacmi 2024'te 42 milyar avroyu aşmış olsa da, yerleşimlerle doğrudan bağlantılı ticaretin büyüklüğüne dair kesin veriler bulunmuyor.
Buna karşılık "İsrail", bazı Avrupa ülkelerinin son dönemdeki adımlarını yerleşimlerdeki gelişmelerle doğrudan ilişkilendirmeyi kabul etmiyor.
Üst düzey bir İsrailli yetkili, İngiltere'nin yerleşim ürünlerine yönelik ticari yaptırım kararının, E1 bölgesindeki gelişmelerin açıklanmasından önce zaten masada olduğunu söyledi. Yetkili, İngiltere'nin bu adımının aynı zamanda ülke içindeki siyasi hesaplarla ve İsrail'deki seçimleri etkileme girişimleriyle de bağlantılı olduğunu ileri sürdü.
Yetkili, "İsrail" ile Avrupa ülkeleri arasında yerleşimler konusunda köklü bir görüş ayrılığı bulunduğunu belirterek, Avrupalıların tüm yerleşimleri yasa dışı kabul ettiğini, "İsrail" mahkemelerinin tutumunun ise farklı olduğunu söyledi.
Bu gelişmeyle bağlantılı olarak, E1 bölgesindeki inşaat ihalesine teklif verme süresi bir ay uzatıldı ve yeni son tarih İsrail seçimlerinin ardından belirlendi. Bu adımın, ihalenin seçim amaçlı kullanılmasına ilişkin kaygıları azaltmaya yönelik olduğu değerlendiriliyor.
İsrail hükümeti, boykot veya yaptırım uygulayan her ülkeye ayrı ayrı yanıtlar hazırlayarak diğer ülkeleri bu yola girmekten caydırmaya çalışıyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Hollanda'nın kararına şiddetle karşı çıkarak bunu "antisemitik" olarak nitelendirdi ve Hollandalı temsilcilerin Kiryat Gat'taki Gazze Uluslararası Destek Merkezi'nden çıkarılmasını emretti.
"İsrail" ayrıca Ramallah'ta görev yapan Hollandalı temsilcilere tanınan diplomatik statüyü kaldırdığını açıkladı. Bu adım, söz konusu temsilcilerin diplomatik dokunulmazlıklarını kaybetmesi ve Filistin Yönetimi bölgelerine giriş-çıkışlarının İsrail kontrol noktalarında uygulanan prosedürlere bağlı hale gelmesi anlamına geliyor.
Bu durum, Ramallah ve Filistin Yönetimi bölgelerinde görev yapan, özellikle Kudüs veya Tel Aviv'de ikamet eden yabancı diplomatların çalışmalarını zorlaştırabilir.
İngiltere'nin yaptırımlarına karşılık "İsrail", Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluk şubesini kapatma, İngiliz temsilcileri destek merkezinden çıkarma, Filistin Yönetimi güvenlik güçlerine yönelik İngiliz eğitim faaliyetlerini durdurma ve 12 İngiliz vatandaşının "İsrail"e girişini yasaklama gibi başka adımlar da attı.
Sa'ar o dönemde, "İsrail'e karşı çalışan hiç kimsenin bölgede yer bulamayacağı" mesajının açık olduğunu söylemişti.
Ekonomik gerginliğin yanı sıra "İsrail"e yönelik kültürel ve sportif boykot girişimleri de sürüyor. Ancak Avrupa'daki tutum tek bir çizgide değil. Hollanda kamu yayın kuruluşu NPO geçen hafta, Hollanda'nın Mayıs ayında Bulgaristan'ın Burgaz kentinde düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmaya geri döneceğini açıkladı.
Kurumun başkanı, yarışmanın İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa halklarını birbirine yakınlaştırmak amacıyla kurulduğunu belirterek, bu misyonun yeniden canlandırılması için zamanın geldiğini söyledi.
Buna karşılık İrlanda kamu yayın kuruluşu, "İsrail"in katılımını protesto amacıyla 2027 Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayacağını duyurdu.
Boykot İrlanda'da futbola da sıçradı. Muhalefet partileri, İsrail milli takımına karşı Macaristan'da oynanacak Uluslar Ligi maçının iptal edilmesi çağrısında bulundu.
Ancak İrlanda Futbol Federasyonu, oyuncuların yaptığı oylama sonrasında milli takımın maçı planlandığı şekilde oynayacağını açıkladı.
İrlanda basınındaki haberlere göre kaleci Gavin Bazunu, "İsrail"e karşı oynamak istemediğini belirterek kadro dışı bırakılmayı talep etti.
Haaretz, İrlanda milli takımının maçı oynama kararının "İsrail"e yönelik genel kamuoyu tutumunda bir değişimi mutlaka yansıtmadığını değerlendiriyor. Zira A milli takımın maça çıkmaması, büyük para cezalarından başlayıp turnuvadan men edilmeye kadar uzanan ağır yaptırımlara yol açabilir. Ayrıca İrlanda'nın bir bölümünü ev sahipliği yapacağı 2028 Avrupa Futbol Şampiyonası için de olası sonuçları bulunuyor.
Haaretz'in raporunun vardığı sonuç şu: "İsrail"e yönelik Avrupa boykotu artık sadece yerleşim ürünlerini hedef alan hükümet kararlarıyla sınırlı değil; markete, kültürel kurumlara ve spor federasyonlarına kadar yayılmaya başladı. Bu da baskının resmi düzeyden günlük hayata doğru genişlediğini gösteriyor.
Gazete bu bağlamda, "İsrail"in karşı karşıya olduğu asıl zorluğun sadece mevcut yaptırımlar olmadığını, bunların bir kısmının Avrupa toplumunda kurumlar ve bireyler tarafından benimsenen alışkanlıklara dönüşmesi olduğunu belirtiyor. Bu da geri adım atmayı ve durumu eski haline döndürmeyi daha da zorlaştırabilecek bir gelişme olarak görülüyor.