Ateşkes Anlaşmasının Ardından İsrail ile Hizbullah Arasındaki Gerilim Yeniden Tırmanır Mı?
29.11.2024 - 12:18 | Son Güncellenme: 20.05.2025 - 13:24
Lübnan’daki Hizbullah’ın Gazze Şeridi’ne destek veren “direniş eksenine” girmesinin üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının başlamasından yaklaşık iki ay sonra, ABD ve Fransa’nın himayesinde iki taraf arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldı.
Anlaşmanın önemli noktaları
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2006 tarihli 1701 sayılı kararına dayanan anlaşma, Lübnan’da yaşanan büyük gerilimin ardından durumu yatıştırmayı amaçlıyor.
Söz konusu anlaşma, İsrail işgal ordusunun 60 gün içinde Lübnan’ın güneyinden kademeli olarak çekilmesini, silah taşımasına izin verilen tek güç olarak Lübnan güçlerinin sınıra konuşlandırılmasını içeriyor. Ayrıca, her iki tarafın da meşru müdafaa hakkı saklı kalmak kaydıyla, askeri tesislerin feshedilmesi ve izinsiz silahlara el konulmasını da kapsıyor.
Ateşkes anlaşması İsrail, Lübnan ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nden (UNIFIL) oluşan beş üyeli bir komitenin gözetiminde uygulanacak. Ancak İsrail ile Hizbullah arasında gerilimin yeniden tırmanabileceği yönündeki endişe nedeniyle anlaşmaya şüpheyle yaklaşılıyor.
Taraflar büyük bir baskı altında ateşkes anlaşmasını kabul etmiş olsalar da ateşkesin sürdürülebilirliği büyük bir zorluk olarak görülüyor.
Baskı altında yapılan anlaşma
Lübnanlı askeri uzman Hişam Cabir konuya dair Fokus Plus’a yaptığı açıklamada, İsrail ve Hizbullah’ın ateşkes anlaşmasını büyük bir uluslararası baskı altında kabul ettiğine dikkat çekti.
Cabir, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD ve Avrupa’nın, özellikle de Lübnan’da açık bir siyasi nüfuza sahip olan Fransa’nın baskısının yanı sıra İsrail’in sahada herhangi bir başarı elde edememesi ve ağır kayıplar vermeye devam etmesi sonucunda anlaşmaya zorlandığını söyledi.
ABD Başkanı Joe Biden’ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’in anlaşmaya varılmaması halinde arabuluculuğu durdurma tehdidi nedeniyle, Netanyahu’nun ateşkes konusunun, İsrail’e 1701 sayılı karardan daha fazla zarar verecek bir kararın çıkarabileceği BMGK’ya taşınmasını istemediğini ekledi.
Cabir ayrıca Hizbullah’ın, caydırıcılık gücünü yeniden tesis etme konusundaki çıkarına uymasa da Lübnan’ı korumak amacıyla halk ve hükümet ile uyum içinde ateşkes anlaşmasını kabul etmek zorunda kaldığına dikkat çekti.
Lübnanlı askeri uzman, Hizbulah’ın anlaşmayı kabul etme sebeplerinden birinin de İran’ın müzakere konusunun Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’ye teslim edilmesi yönündeki isteği olduğunun altını çizdi.
Bu anlaşma konusunda rahatlamak için acele edilmemesi konusunda uyaran Cabir, İsrail’in anlaşmayı her an ihlal edebileceğini ve ateşkesin ‘her iki taraf için de bir savaş molası” haline gelebileceğini kaydetti.
Anlaşma yeni bir savaşın yolunu açar mı?
İsrail meseleleri konusunda uzman olan gazeteci İmad Ebu Awad ise, “İsrail bu anlaşmadan özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri nezdinde bazı siyasi kazanımlar elde etti ve bu da anlaşmayı ülke içinde bir başarı olarak sunmasını sağladı” şeklinde bir yorumda bulundu.
Fokus Plus’a konuşan Ebu Awad, yine de İsrail’in Hizbullah’ı ortadan kaldırmak, silahsızlandırmak ya da Lübnan sınır şeridini kontrol etmek gibi stratejik hedeflerine ulaşmadığını ekledi.
Ayrıca İsrail içinde, özellikle de iktidardaki koalisyonun dışından anlaşmaya muhalefet olan bir kesim olduğunu belirten Ebu Awad, “Bu kesim anlaşmanın Lübnan’la gelecekte İsrail’e pahalıya mal olabilecek ve Hizbullah’ın yeniden güç kazanmasını sağlayacak bir savaşa zemin hazırladığına inanıyor” dedi.
İsrail’in kuzeyinde yaşayanların ateşkes sonrası bölgelerine geri dönüşünün, mevcut yıkım ve yeni bir gerilimin artması korkusu nedeniyle İsrail hükümetinin teşvik ettiği kadar sorunsuz olmayacağını söyleyen Ebu Awad, “Bu da sakinlerin bir kısmını geri dönmemeye itebilir” diye konuştu.
Lübnan’da iç savaş korkusu
Hizbullah’ın İsrail’le varılan anlaşmayla ilgili tutumuna değinen Ebu Awad, özellikle Hizbullah da dahil olmak üzere Lübnanlılar, ülkenin “ikinci bir Gazze’ye” dönüşmesi ve siyasi ve mezhepsel eşitsizlikler ışığında bir iç savaş çıkmasından korkarken, bu anlaşmanın mevcut koşullar altında elde edilebilecek en iyi sonuç olduğunun altını çizdi.
Hizbullah’ın gücünü zayıflatan ve liderliğini kaybetmesine neden olan ağır darbeler aldığını hatırlatan Ebu Awad, partinin eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın karizması ve vizyonlarını pazarlama yeteneği göz önüne alındığında, Nasrallah hala hayatta olsaydı böyle bir anlaşmanın geçmesinin mümkün olmayacağını belirtti.
Ebu Awad, bir anlaşmaya varılması gerektiğine dair net bir vizyona dayanarak anlaşmaya gitme kararını verenin, mevcut Genel Sekreter Naim Kasım tarafından temsil edilen yeni liderlik olmadığını, bunun Hizbullah’ın kurumsal kararı olduğunu vurguladı.
Cepheler ayrılıyor, sırada ne var?
İsrail’in Lübnan ve Gazze cephelerini ayırma kabiliyetinin “sahaların birliği” stratejisini bozduğunu vurgulayan Ebu Awad, “İsrail, Gazze ve Batı Şeria’daki yerleşim projesini güçlendirmek için bu bölgelere daha fazla asker gönderecek” dedi.
Aynı zamanda Hizbullah ile ateşkesin çok kırılgan olduğunu ve İsrail’in herhangi bir ihlalde bulunması halinde durumun yeniden alevlenmesinden endişe edildiğini de ifade etti.
Ebu Awad, özellikle Filistin direnişinin elindeki rehinelerin varlığı ve Netanyahu’nun yolsuzlukları gibi iç meseleler ışığında, ateşkesin İsrail halkının Netanyahu üzerindeki baskısını artırabileceğini vurguladı.
Bununla birlikte, İsraillilerin büyük bir bölümünün istemediği Gazze Şeridi’ne doğru ilerleyen yerleşim ivmesinin, İsrail’i Gazze’de bir nevi çözüme ulaşmaya itebileceğini sözlerine ekledi.
Anadolu Ajansı’nın (AA) verilerine göre, İsrail işgal ordusunun 8 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 960’ı kadın ve çocuk, 222’si sağlık çalışanı olmak üzere 3 bin 823 kişi öldü, 15 bin 859 kişi yaralandı ve yaklaşık 1,9 milyon kişi de zorla yerinden edildi.
İstatistikler, mağdurlar ve yerinden edilmiş kişilerin çoğunun 23 Eylül’den sonra kayıt altına alındığını gösteriyor.
Öte yandan İsrail medyasına göre, Eylül ayından bu yana Hizbullah’ın düzenlediği saldırılar sonucunda İsrail’in kuzeyinde 9 binden fazla bina ve 7 bin araç hasar gördü. Bunun yanı sıra İsrail’deki can kaybı, 79’u asker olmak üzere 124’e ulaştı.