Addis Ababa Görüşmeleri Sudan’da Siyasi Çözüm Arayışını Yeniden Gündeme Taşıdı
15.06.2026 - 16:31 | Son Güncellenme: 16.06.2026 - 12:55
Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da 3-5 Haziran tarihlerinde düzenlenen siyasi istişareler, Sudan’da siyasi çözüm dosyasını yeniden gündemin ön sıralarına taşıdı. Bu gelişme, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaşta aylardır askerî gelişmelerin belirleyici olduğu bir dönemin ardından geldi.
Nisan 2023’ten bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan ordusuyla savaşıyor. Çatışmanın temelinde, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin orduya entegrasyonu konusunda yaşanan anlaşmazlık bulunuyor. Savaş, dünyadaki en ağır insani krizlerden birine dönüşen kıtlığa yol açarken, on binlerce Sudanlının hayatını kaybetmesine ve yaklaşık 13 milyon kişinin yerinden edilmesine neden oldu.
Savaşın başlamasının üzerinden üç yılı aşkın süre geçtikten sonra Sudan ordusu, ülkenin orta kesimlerinde ve başkent Hartum’da stratejik bölgeleri ve noktaları geri aldı. Bunlar arasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve bazı egemenlik kurumları da yer aldı. Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri, Darfur ve Kordofan bölgelerinin bazı kesimlerinde hâlâ geniş bir etki alanını elinde tutuyor.
Gözden Kaçmasın
Ordu son dönemde önemli kazanımlar elde etse de çatışmayı tamamen bitirmeyi başaramadı. Birçok cephede çatışmalar devam ederken, tarafların her biri askerî ve siyasi pozisyonunu güçlendirmeyi sürdürüyor.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, mayıs ayı sonunda Kurban Bayramı ile eş zamanlı olarak ulusal diyalog çağrısı yaptı.
Burhan, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne paralel bir siyasi meşruiyet kazandıracak herhangi bir düzenlemeyi reddettiğini vurguladı. Öte yandan haziran ayının başında gerçekleşen Addis Ababa istişareleri, ülke içindeki tablonun ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Addis Ababa görüşmeleri
Haziran ayının başında Sudanlı siyasi ve sivil güçler, Addis Ababa’da siyasi istişarelerin başlatıldığını duyurdu. Bu görüşmelerin sonunda, ülkedeki savaşı bitirmeyi hedefleyen siyasi bir sürece kapı aralayacak barış yolunun başlatılması için ortak vizyon ortaya kondu.
Söz konusu açıklama, istişare toplantısının sonunda yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Toplantıya Devrim Güçleri Sivil Demokratik İttifakı “Sumud”, Demokratik Blok / Özgürlük ve Değişim Güçleri, Arap Sosyalist Baas Partisi, Halk Kongresi Partisi ve Ümmet Partisi’nin yanı sıra sivil, kadın ve gençlik kuruluşları ile çeşitli isimler katıldı.
Bildiride, katılımcı güçlerin Sudan’ın birliğini ve egemenliğini koruyacak, krizin köklerini ele alacak ve kalıcı barışçıl çözümün önünü açacak bir hazırlık komitesi üzerinden siyasi süreci başlatma konusunda anlaştığı belirtildi.
Açıklamada, önerilen siyasi sürecin toplumsal uzlaşıya ve yeni bir toplumsal sözleşmeye zemin hazırlaması gerektiği ifade edildi. Bu sözleşmenin sosyal adalet, eşitlik ve insan haklarına saygı temelinde kurulması gerektiği vurgulandı. Ayrıca cezai adaletin sağlanması, savaş suçlarını işleyenlerin hesap vermesi ve geçiş dönemi adaleti ilkelerinin uygulanması gerektiği kaydedildi.
Bildiri, barışı destekleyen bölgesel ve uluslararası güçlere de çağrıda bulundu. Bu aktörlerden savaşı bitirmeye dönük çabalara destek vermeleri ve Sudan’da istikrar ile kalkınmaya giden siyasi süreci desteklemeleri istendi.
Katılan güçler kimler?
Addis Ababa istişarelerine çok sayıda Sudanlı siyasi ve sivil güç katıldı. Bunların başında eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Devrim Güçleri Sivil Demokratik İttifakı “Sumud” geldi. Bu ittifak, savaşın ardından oluşan parti ve sivil güçleri bünyesinde barındırıyor. Sumud, çatışmaların durdurulmasını, savaşı sona erdirecek bir siyasi sürecin başlatılmasını ve sivil yönetime dönüşü savunuyor.
Toplantılara Demokratik Blok da katıldı. Bu blok, 2020 yılında imzalanan Cuba Barış Anlaşması’na taraf olan silahlı hareketleri ve siyasi güçleri kapsayan bir ittifak olarak biliniyor. Demokratik Blok, bazı sivil gruplara kıyasla Sudan ordusuna daha yakın güçlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri’nin desteklediği “Tasis” ittifakı öne çıkıyor. Bu ittifak, Şubat 2025’te Kenya’nın başkenti Nairobi’de ilan edildi.
Hızlı Destek Kuvvetleri’nin yanı sıra Abdülaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey ve bazı siyasi kişi ve yapıları da bünyesinde barındıran Tasis, Sudan’da yönetimin geleceğine ilişkin alternatif bir siyasi vizyon sunmayı hedefliyor.
Addis Ababa toplantılarına öncülük eden Beşli Mekanizma ise Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, IGAD, Arap Birliği ve Avrupa Birliği’nden oluşuyor. Bu taraflar, aylardır Sudanlı sivil ve siyasi güçler arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmak ve Sudanlıların öncülük edeceği bir siyasi süreç için zemin hazırlamak amacıyla çalışıyor.
Siyasi sürecin önündeki engeller
Sudanlı siyasi analist Ammar el-Araki, Fokus+’a yaptığı açıklamada, “Beşli Mekanizma’nın himayesinde düzenlenen son Addis Ababa toplantılarına eşlik eden siyasi ve medya ilgisine rağmen, bu toplantıları ‘gerçek bir siyasi olay’ olarak nitelemek için henüz erken.” dedi.
El-Araki’ye göre bunun nedeni, toplantılarda savaşan askerî tarafların, yani Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nin doğrudan yer almaması. Ayrıca toplantılardan bağlayıcı bir anlaşma ya da açık bir uygulama yol haritası çıkmadı. Görüşmeler, daha çok bazı sivil ve siyasi güçler arasında kapsamlı bir Sudan diyaloğunun başlatılması gerektiğine dair ilk siyasi mutabakatlar ve ortak bildiriyle sonuçlandı.
El-Araki, “Bu süreçte yeni olan şey, siyasi içeriğinden çok sürece öncülük eden yapı ve katılımcıların bileşimidir.” ifadelerini kullandı.
Ona göre Cidde Platformu, esas olarak ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında insani düzenlemeler ve ateşkes konularına odaklanmıştı. Beşli Mekanizma ise Sudanlıların bizzat yöneteceği gelecekteki siyasi sürece hazırlık amacıyla daha geniş bir siyasi platform kurmaya çalışıyor. Bu platforma sivil ve parti temelli güçlerin daha geniş bir yelpazede dâhil edilmesi hedefleniyor.
Suudi Arabistan ve ABD tarafından 2023’te başlatılan Cidde Platformu, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri temsilcilerini bir araya getirmişti. Platformdaki görüşmeler ağırlıklı olarak ateşkes, insani yardımlar ve sivillerin korunması başlıklarına odaklandı. Ancak savaşı bitirecek kapsamlı bir siyasi uzlaşıya varılamadı.
El-Araki’ye göre Addis Ababa süreci, pratikte Berlin görüşmelerinin çıktıları ve Birleşmiş Milletler Sudan Özel Temsilcisi Pekka Haavisto’nun son dönemde yürüttüğü BM girişimleriyle de bağlantılı.
El-Araki, Addis Ababa toplantılarının karşı karşıya olduğu temel zorluğun sınırlı siyasi temsil ve Sudanlı güçler arasındaki sert kutuplaşmanın devam etmesi olduğunu vurguluyor.
Bazı güçler toplantı sonuçlarını diyaloğa doğru atılmış bir adım olarak memnuniyetle karşılarken, bazıları ise bu girişimi dış düzenlemeler yoluyla siyasi sahneyi yeniden şekillendirme çabası olarak gördü ve reddetti. El-Araki’ye göre bu durum, önümüzdeki herhangi bir siyasi süreçte Sudanlılar adına kimin konuşma hakkına sahip olduğu konusundaki anlaşmazlığın sürdüğünü gösteriyor.
Savaşın tarafları konusunda ise göstergeler hâlâ farklı yönlere işaret ediyor. El-Araki, BM ve bölgesel aktörlerin taraflar arasında diyalog ortamı oluşturmak ve güven inşa etmek için çabalarını sürdürdüğünü belirtiyor. Nitekim BM özel temsilcisi de Sudan yönetimiyle yaptığı son görüşmelerde bu çabalara dikkat çekiyor.
Öte yandan sahadaki gelişmeler, askerî hesapların henüz tamamen tüketilmediğini gösteriyor. Hem ordu hem de Hızlı Destek Kuvvetleri, kapsamlı siyasi tavizler vermeden önce sahada pozisyonunu güçlendirerek müzakere gücünü artırabileceğini düşünüyor.
Hiçbir taraf dışarıda bırakılmamalı
Afrika meseleleri uzmanı Muhammed Turşin’e göre sorun yalnızca ittifakların çokluğundan ibaret değil. Asıl mesele, her ittifakın kendi içindeki bölünmelerde yatıyor.
Turşin, Fokus+’a yaptığı açıklamada, “Bu ittifakların sayısı sınırlı görünse de kendi içlerinde çok sayıda çelişki ve bölünme barındırıyor.” dedi. Ona göre bu durum, siyasi sahnenin yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Turşin, Addis Ababa görüşmelerinin “savaş sonrası gün” meselelerini tartışmak için önemli bir giriş kapısı olduğunu söylüyor. Ancak bu görüşmelerin bazı güçlerle sınırlı kalması hâlinde yeterli olmayacağını vurguluyor. Ona göre etkili siyasi tarafların dışarıda bırakılması, sahneyi daha da karmaşık hâle getirecek.
Tüm bu siyasi hareketlilik, ağır bir insani krizin gölgesinde yaşanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan’da 30 milyondan fazla kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor. 2026 İnsani Müdahale Planı’na ilişkin tahminler ise bu sayının 33,7 milyona ulaşabileceğine işaret ediyor.
Bu tablo, Sudanlı taraflar ve uluslararası aktörler üzerindeki siyasi süreci ilerletme baskısını artırıyor. Özellikle Darfur, Kordofan ve savaştan etkilenen diğer bölgelerde yerinden edilme, açlık ve kamu hizmetlerindeki çöküş devam ederken, siyasi çözüm arayışı daha da acil hâle geliyor.