Abdulati'nin Ankara Ziyaretinde Libya Üzerine Diplomatik Koordinasyon
06.02.2025 - 15:27 | Son Güncellenme: 26.08.2025 - 10:19
Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdulati ile Türk mevkidaşı Hakan Fidan, geçtiğimiz Salı günü Ankara'da bir araya geldi. Görüşmede, Kahire ve Ankara'nın ortak ilgi alanlarından biri olan Libya meselesi ön planda yer aldı.
El Arabi El Cedid gazetesine konuşan Mısırlı diplomatik kaynaklara göre, Abdulati ile Fidan arasındaki kapalı toplantıda, Türkiye'nin Mısır'dan İsrail'e baskı yaparak prefabrik evler ve donanımlı çadırların Gazze'ye geçişini sağlamasını talep ettiği belirtildi.
İmar ve Yardım Operasyonlarının Güçlendirilmesi
Kaynaklara göre, Türkiye daha önce binlerce prefabrik evi gemilerle El-Ariş Limanı'na ulaştırmıştı. Ancak, İsrail'in geçen Mayıs ayında Refah’ı işgal etmesi ve Refah Sınır Kapısı’nın kapanması nedeniyle bu evler limanda depolandı.
İnsani protokol kapsamında, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında 200 bin donanımlı çadır ve 60 bin prefabrik evin bölgeye girişine izin verilmesi planlanıyordu, ancak bu henüz hayata geçirilmedi.
Türk Bakan, Mısırlı mevkidaşıyla yaptığı görüşmede, İsrail'in anlaşmadan kaçınma girişimlerine ve Gazze halkını göç ettirme planlarına karşı en etkili yanıtın, imar ve yardım çalışmalarının hızlandırılması olduğunu ifade etti. Bakan, özellikle daha büyük oranda zarar gören kuzeyde, Gazze sakinlerinin direncini desteklemek için en acil ihtiyacın barınma olduğunu vurguladı.
Türkiye-Mısır İstişarelerinde Libya Gündemi
Kaynaklara göre, Libya konusundaki Türkiye-Mısır istişareleri, Mısır'ın, Halife Hafter'in iç politikalarına yönelik artan eleştiriler ve doğuda olası bir saldırıya uğrama ihtimali nedeniyle duyduğu endişeler çerçevesinde gerçekleşti.
Mevcut bilgilere göre, Hafter'in Kahire'ye son ziyareti ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüşmesi, mutlak bir destek göstergesi değil, aksine Hafter’e askeri ve siyasi rotasını düzeltmesi gerektiğine dair net mesajlar iletmek amacı taşıyordu. Benzer bir mesaj, 29 Aralık’ta Mısır İstihbarat Bakanı Tümgeneral Hasan Reşad tarafından da Hafter'e iletildi. Reşad, Hafter'den oğullarının aşırılıklarını sınırlandırmasını, kabileler üzerindeki baskıyı azaltmasını ve Libya ordusundaki iç anlaşmazlıkları çözmesini istedi.
Mısır ve Türkiye, 2025 yılında aralarındaki iş birliğini artırmayı hedefliyor. Bu yıl, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 100. yıldönümüne denk geliyor. 2026 yılında ise Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu adım, iki tarafın da stratejik ortaklığı güçlendirme yönündeki ortak iradesini ortaya koyuyor.
Mısır ve Türkiye'nin Libya'da istikrar sağlanması gerektiği konusunda hemfikir olduğu görülüyor, ancak iç aktörlerle ilişkiler konusunda görüş ayrılıkları devam ediyor. Kahire’nin Hafter ile geleneksel müttefikliğine rağmen, son gelişmeler bu desteğin kısmen azaldığını gösteriyor. Özellikle uluslararası ve bölgesel baskılar, Hafter’in askeri ve siyasi nüfuzunu yeniden yapılandırmasını zorunlu hale getiriyor.
Mısır'ın, batı sınırlarının istikrarını tehlikeye atabilecek iç çatışmalara sürüklenmekten kaçınmaya çalıştığı belirtiliyor. Son dönemde Hafter kampında, askeri liderler ile oğulları arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle iç gerginliklerin arttığına dair raporlar dikkat çekiyor.
Önemli Bölgesel Konular Üzerine Mutabakat
Libya konusunda Türkiye ile Mısır arasındaki mutabakatın, her iki tarafın da çıkarlarını koruyacak bir istikrarın sağlanması yönünde olumlu ilerlediği görülüyor.
Bu bağlamda, Libya Siyasi Araştırmalar Merkezi Müdürü Şerif Abdullah, Türkiye-Mısır yakınlaşmasının sadece Libya ile sınırlı kalmadığını, Doğu Akdeniz, doğal gaz, deniz sınırlarının belirlenmesi ve ticaret gibi daha geniş bölgesel konuları da kapsadığını belirtti.
Abdullah’a göre, Libya meselesi bu ortak çıkarların bir parçasını oluşturuyor. Türkiye, Libya’nın doğusunu stratejik bir bölge olarak görüyor ve buradaki çıkarlarını batıdaki ekonomik ve ticari faaliyetlerinden farklı bir perspektiften değerlendiriyor. Özellikle Libya ile Türkiye arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesi, büyük jeopolitik öneme sahip Derne bölgesinde yoğunlaşıyor.
Abdullah, Libya’daki istikrarın Mısır ve Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına hizmet ettiğini vurguladı. İki ülke ile Libya arasındaki ticari alışverişin oldukça büyük olduğunu belirten Abdullah, doğu ile batı arasındaki çatışmanın ortadan kalkmasının Mısır açısından kritik olduğunu ve Libya’daki stratejik derinliğinin istikrarını korumak için büyük önem taşıdığını ifade etti.
Kahire’nin Halife Hafter’e yönelik tutumu konusunda Abdullah, son anlaşmazlıkların Mısır ile Hafter arasındaki stratejik ilişkinin doğasını etkilemediğini belirtti. Mısır’ın, Hafter’i Libya’daki çıkarlarının korunmasında kilit bir figür olarak görmeye devam ettiğini vurguladı.
Abdullah, Libya’nın doğusunda artan Rus varlığının da Türkiye-Mısır yakınlaşmasını etkileyen önemli faktörlerden biri olabileceğini söyledi. Libya’daki Rus nüfuzunun genişlemesi ve Akdeniz’den Çad, Sudan ve Nijer sınırlarına kadar uzanan askeri mevziler üzerindeki etkisi, bu yakınlaşmanın hızlanmasına neden olabilir.
Abdullah’a göre, Rusya’nın Hafter’e verdiği destek, Hafter’in Mısır yerine Moskova’yı daha güçlü bir müttefik olarak görmesine yol açabilir. Bu durum, Libya’daki dengeleri daha da karmaşık hale getirebilir ve Suriye’deki gibi denk güçler arasında yeni bir çatışma senaryosunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
El-Arabi Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezi