ABD’nin Libya’ya Petrol Üzerinden Müdahalesi İç ve Bölgesel Dengeleri Şekillendirir Mi?

Trablus’ta düzenlenen Libya Enerji ve Ekonomi Zirvesi’ne üst düzey ABD’li yetkililerin katılması, Washington’ın Libya’da enerji yatırımları ve güvenlik iş birliği üzerinden yeni bir yaklaşım izlediğini gösterdi.
ABD’nin Libya’ya Petrol Üzerinden Müdahalesi İç ve Bölgesel Dengeleri Şekillendirir Mi

29.01.2026 - 12:45  |  Son Güncellenme:  29.01.2026 - 13:43

Trablus’ta Ulusal Birlik Hükümeti tarafından önceki gün cumartesi düzenlenen Libya Enerji ve Ekonomi Zirvesi’ne üst düzey ABD’li yetkililerin katılımı, ABD’nin Libya’ya yönelik yeni bir yaklaşımı benimsediğine işaret eden, iç içe geçmiş siyasi ve ekonomik mesajlar taşıdı.  

Bu yeni yaklaşım, daha önce defalarca tıkanan siyasi süreçler yerine, rekabet halindeki tarafları uzun vadeli ekonomik çıkarlar üzerinden birbirine bağlamayı hedefleyen bir çerçeveyi yansıtıyor. 

Zirveye katılan ABD heyetine, ABD Başkanı Donald Trump’ın kıdemli başdanışmanı Massad Boulos başkanlık ederken, enerji sektöründe faaliyet gösteren büyük ABD şirketlerinin temsilcileri de yer aldı.  

Zirveye ayrıca Mısır Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Kerim Bedevi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katıldı.

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe

Zirvenin açılışında konuşan Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, zirveyi “Libya’nın bölgesel ve uluslararası enerji sisteminde hak ettiği yere dönüşü” olarak nitelendirdi.  

Hükümetinin son dönemde, ortaklıklar ve yatırımlar için daha net bir ortam hazırlamak üzere çalıştığını da vurguladı. 

Dibeybe, Ulusal Birlik Hükümeti’nin doğrudan gözetiminde ve Massad Boulos’un katılımıyla ABD ile imzalanan anlaşmaların, Libya ile ekonomik ortaklığın genişletilmesine yönelik uluslararası ilgi düzeyini yansıttığını ifade etti. 

Öte yandan Massad Boulos, zirveyi “ABD ile ortaklıkta bir dönüm noktası” ve “Libya’nın dünya enerji güçleri arasına parlak bir dönüşünün başlangıcı” olarak tanımlayarak, iş birliğinin emsalsiz seviyelere genişletileceğini vurguladı. 

Boulos, Libya’ya Trump’tan doğrudan bir mesajla geldiğini belirterek, bu mesajın “ABD’nin Libya ile çalışmaya ve onun başarısını desteklemeye hazır olduğu” yönünde olduğunu söyledi. 

Ülkesinin “tüm Libyalılarla birlikte çalıştığını” ifade eden Boulos, ABD’nin Libya’nın doğu ve batısından güçlerin katılımıyla düzenlemeye hazırlandığı ortak askeri tatbikatları da övdü.  

Boulos, söz konusu tatbikatları “doğu ile batıyı birleştirmeye ve Libya’nın egemenliği ile ekonomisini korumak için gerekli güvenliği inşa etmeye yönelik bir model” olarak değerlendirdi. 

Öte yandan, zirve kapsamında Massad Boulos, Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı Müsteşarı Tümgeneral Abdusselam ez-Zubi ile Başbakanın Ulusal Güvenlik Danışmanı İbrahim Dibeybe’nin de aralarında bulunduğu isimlerle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.  

Görüşmelerde, Libya ile ABD arasında askeri iş birliğinin güçlendirilmesi ve ortak koordinasyonun artırılması ele alındı. 

Boulos ayrıca geçtiğimiz pazar günü Bingazi’yi de ziyaret ederek, kendisini “Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı” olarak tanımlayan Saddam Hafter ile bir araya geldi.  

Hafter’e bağlı liderlik ofisinin basın bürosundan yapılan açıklamaya göre görüşmede, Libya’daki siyasi gelişmeler, bölgesel ve uluslararası gündemdeki son durum ile iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirme yolları masaya yatırıldı. 

Zirveye ABD, Fransa, İtalya, Türkiye ve Mısır’dan uluslararası şirketler katıldı.  

Zirve kapsamında, Vaha Petrol Şirketi ile ABD’li ConocoPhillips ve Fransız TotalEnergies ortaklığında uzun vadeli bir geliştirme anlaşması imzalandı.  

20 milyar doları aşan yatırımı öngören anlaşma, mevcut üretime ek olarak günlük üretim kapasitesinin yaklaşık 850 bin varil artırılmasını hedefliyor.  

Ayrıca ABD şirketi Chevron ile keşif, saha geliştirme ve geri kazanım oranlarının artırılmasına yönelik yatırım fırsatlarının incelenmesi amacıyla bir mutabakat zaptı imzalanırken, Mısır devletiyle de keşif, üretim ve buna eşlik eden lojistik hizmetler alanlarında iş birliğini kapsayan bir mutabakat zaptına imza atıldı. 

Boulos, geçen yıl temmuz ayında Libya’yı ziyaret ederek Trablus’ta Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile görüşmüş, ardından Bingazi’de General Halife Hafter’le bir araya gelmişti.  

Bu temaslar, Boulos’un önceki açıklamalarında ifade ettiği üzere, tüm tarafları kapsayan bir çözüm vizyonu ve tüm aktörleri gerçek bir ortaklık temelinde içeren birleşik bir yönetim projesi çerçevesinde ABD’nin Libya’da zemin oluşturma girişimi olarak değerlendirilmişti.

Saddam Hafter

Boulos aynı zamanda, geçen yıl eylül ayı başında da Roma’da Saddam Hafter ile İbrahim Dibeybe arasında gerçekleşen doğrudan görüşmeye nezaret etmiş, görüşmede siyasi ve güvenlik konuları ele alınmış, Libya kurumlarının birleştirilmesine yönelik yollar tartışılmıştı.

Washington bölgede kartları yeniden karıyor 

Gazeteci Abdullah el-Kebir’e göre Libya’daki zirvede dikkat çeken yoğun ABD varlığı, “siyasi çözümün ötesine geçen bir ABD yaklaşımını” yansıtıyor.

Trablus’ta imzalanan ABD anlaşmalarını “enerji kapısından Libya konusuna yeni bir giriş” olarak nitelendiren Kebir, ABD yönetiminin özellikle Trump ve çevresindeki elitlerin önceliğinin ekonomik kazanımların azami düzeye çıkarılması olduğunu, Libya bağlamında bunun en doğrudan alanının ise enerji sektörü olduğunu vurguladı. 

Kebir, konuya ilişkin Al Araby Al Jadeed gazetesine yaptığı değerlendirmede, Libya’daki artan ABD varlığının, Washington’un bölgede kartları yeniden dizdiğinin göstergesi olduğunu ekledi. 

Trump yönetiminin Libya’da yalnızca “iki ana aktörü” yani Türkiye ve Mısır’ı muhatap aldığını ifade eden Kebir, bu nedenle söz konusu anlaşmalara bu iki ülkenin dahil edildiğini kaydetti. 

Avrupa’nın zirvedeki varlığının ise üst düzey diplomatik temsil olmaksızın şirket temsilcileriyle sınırlı kaldığını belirten Kebir, bunun Beyaz Saray ile Avrupalılar arasındaki gerilimleri yansıttığını dile getirdi. 

Kebir’e göre ABD, Libya'yı, Avrupalıların Washington’ın çıkarlarına karşı eylemlerini tırmandırmaları durumunda, örneğin Çin gibi rakip uluslararası aktörlerle olan bağlarını güçlendirmeleri halinde baskı uygulamak için kullanıyor.  

Libya, özellikle birçok Avrupa ülkesi için hayati önemdeki enerji potansiyeli nedeniyle, Avrupa için savunmasız bir cepheyi temsil ediyor.

Peki Mısır’ın varlığı ne anlama geliyor?

Yeni bölgesel düzenlemeler bağlamında Kebir, Mısır’ın zirvedeki varlığını önemli bir değişim olarak değerlendirdi. 

Türkiye’nin 2019’daki deniz yetki alanları anlaşmasından bu yana Trablus’ta halihazırda mevcut olduğuna işaret eden Kebir, bakanlık düzeyindeki Mısır katılımının ise, Kahire’nin karşı çıktığı Libya-Türkiye deniz anlaşmasıyla ilgili yeni gelişmelere işaret ettiğini belirterek, şunları ekledi: 

“Şimdi Ankara ve Kahire’nin Trablus’taki varlığıyla, bu anlaşmada belki de ABD himayesi altında, yeni anlayışların olduğu görülüyor.” 

Kebir, tüm bu sürecin ABD’li şirketlerin faaliyet gösterebileceği istikrarlı bir güvenlik ortamı gerektirdiğini de dile getirdi. 

Bunu, Washington’ın geçen yıldan beri ülkenin kuzeyindeki Sirte şehrinde, doğu ve batıdaki Libya güçleriyle birlikte düzenlemeyi planladığı askeri tatbikatlar yoluyla gerçekleşecek olan ABD hamlesiyle bağlantılı gördüğünü söyleyen Kebir, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: 

“Tatbikatların amacı birden fazla siyasi ve stratejik mesaj göndermektir. Bunların ilki Rus nüfuzunun sınırlandırılması, ikincisi ise doğu ile batı Libya arasındaki gerilimin düşürülmesi ve her iki tarafın otoritelerinin, ABD’li şirketlerin fayda sağlayacağı tek bir ekonomik ve güvenlik denklemine dahil edilmesidir. Washington, büyük şirketlerinin faaliyet gösterdiği bir bölgede herhangi bir tırmanışı kabul etmeyecektir.” 

Libya, Afrika’daki yüksek kaliteli ve düşük maliyetli petrol rezervlerinin yüzde 50’sinden fazlasına sahip olmasının yanı sıra önemli doğalgaz rezervlerini de barındırıyor. Buna karşın mevcut üretim günlük 1,3 milyon varil seviyesinde bulunuyor.  

Bu tablo, Libya’yı yatırımlarını genişletmek isteyen büyük uluslararası enerji şirketleri için cazip bir merkez haline getiriyor.

 

Kaynak : Al Araby Al Jadeed