ABD’den Irak’ta Hükümet Krizine Müdahale Sinyali: Tom Barrack Sahada
25.02.2026 - 15:40 | Son Güncellenme: 04.03.2026 - 11:47
Irak’taki siyasi krizin son derece hassas bir aşamaya ulaştığı bir dönemde, ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack Bağdat’a gelerek, geleneksel diplomatik ifadelerin ötesine geçen ve organize siyasi baskı niteliği taşıyan mesajlar iletti.
Ziyaret, yeni hükümetin kurulması sürecinin tıkandığı ve Koordinasyon Çerçevesi içinde eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem için yeniden aday gösterilmesi konusunda derin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir döneme denk geldi.
Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin ofisinden yapılan resmi açıklamalar, gerilimin önlenmesi, Suriye’nin istikrarının desteklenmesi ve ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi gibi genel başlıklara odaklandı. Öte yandan Barrack’ın açıklamaları çok daha net mesajlar içerdi. Barrack’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın vizyonuyla uyumlu şekilde Irak’ın istikrarını güçlendirecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin gerekliliğine yaptığı vurgu, yalnızca genel bir değerlendirme değil, Washington’ın görmek istediği hükümet modeline yönelik doğrudan bir işaret olarak değerlendirildi.
Diplomatik dilin ötesindeki mesajlar
Irak ve ABD tarafından yayımlanan iki ayrı açıklama arasındaki dil farkı, taraflar arasındaki açıklık düzeyindeki farklılığı ortaya koydu. Bağdat yönetimi hükümet kurma krizine doğrudan değinmekten kaçınırken, Barrack’ın açıklamasında egemenlik, istikrar ve etkili liderlik gibi kavramlara özellikle yer verilmesi dikkat çekti. Bu kavramlar, genellikle müttefik bir ülkenin siyasi rotasını yeniden yönlendirme bağlamında kullanılan ifadeler olarak biliniyor.
Siyasi kulislerden sızan bilgilere göre Washington, Maliki’nin yeniden görevlendirilmesi halinde ikili ilişkilerin kapsamlı bir şekilde gözden geçirileceği yönünde açık bir mesaj verdi. Bu gözden geçirmenin güvenlik ve ekonomik işbirliğini kapsayabileceği, hatta daha sert baskı araçlarını da içerebileceği ifade ediliyor. Bu durum, Koordinasyon Çerçevesi’ni zor bir denklemle karşı karşıya bırakıyor: Ya tartışmalı bir isim üzerinde ısrar ederek iç birlik korunacak ya da zaten gergin olan bölgesel ortamda ABD ile doğrudan bir gerilimden kaçınılacak.
Koordinasyon çerçevesi zor bir tercihle karşı karşıya
Koordinasyon Çerçevesi içindeki bölünme artık gizlenemeyecek boyuta ulaştı. Maliki, parlamentodaki ağırlığına ve geçmişteki başbakanlık deneyimine dayanarak adaylık hakkını savunmaya devam ediyor. Ancak öte yandan etkili Şii siyasi güçler arasında, bu tercihte ısrar edilmesinin Irak’ı Washington ile karşı karşıya getirebileceği yönünde ciddi endişeler artıyor. Bu endişeler, özellikle Irak’ın ekonomik ve güvenlik alanında dış desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde daha da önem kazanmış durumda.
İttifak içinde kritik toplantıların ertelenmesi ve Maliki’nin bazı toplantılara katılmayı reddetmesi, anlaşmazlığın derinliğini ortaya koyuyor. Sudani’ye yakın siyasi çevrelerin sürecin hızla sonuçlandırılması çağrısı yapması ise zaman baskısının arttığını ve siyasi tıkanıklığın hem iç hem de dış güveni zedelediğini gösteriyor.
Gözden Kaçmasın
Iraklı araştırmacı Watheq Al-Sadoon, Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Şii siyasi güçler, Maliki’nin adaylığı krizinden nasıl çıkacakları konusunda ciddi bir siyasi karmaşa yaşıyor. Maliki, Koordinasyon Çerçevesi içindeki tüm tarafların desteğini almıyor. Buna rağmen, çerçeve içindeki güçler adaylığın kendileri tarafından iptal edilmesi yerine Maliki’nin kendi isteğiyle çekilmesini istiyor. Çünkü aksi halde bu durum ABD tehditlerine boyun eğme olarak görülebilir. Maliki ise aynı gerekçeyle, yani Amerikan taleplerine boyun eğmemek adına adaylıktan çekilmeyi reddediyor.
Bu tartışmaların ortasında, özellikle İran’a yakın Şii güçlerin krizi bilinçli şekilde uzattığı ve sonucu belirsiz bıraktığı görülüyor. Bu güçler, ABD ile İran arasında beklenen olası çatışmanın sonucunu bekliyor. Eğer bu çatışma İran rejiminin devrilmesiyle sonuçlanmazsa Maliki’nin adaylığını sürdürmeleri ve ABD’ye meydan okumaları muhtemel. Ancak ABD’nin İran rejimini gerçekten zayıflatma konusunda ciddi olduğu anlaşılırsa, bu durumda Washington’ın istediği özelliklere sahip bir hükümetin kurulması yönünde hızlı adımlar atılabilir. Öte yandan olası bir açık savaş durumunda ise Koordinasyon Çerçevesi ve ona bağlı silahlı gruplar hükümet kurma sürecini ikinci plana atarak kendi varlıklarını ve İran’ı savunmaya odaklanacaktır.”
ABD’nin yeni hamlesi: Stratejik yeniden konumlanma mı?
ABD’nin bu hamlesi, bölgedeki önceliklerin yeniden düzenlenmesi çerçevesinde değerlendiriliyor. Washington, İran’a bağlı silahlı grupların Irak devlet kurumları içindeki etkisini azaltmayı ve uzun vadeli ekonomik ortaklıklar kurarak Bağdat’taki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, yeni başbakanın kim olacağı Washington açısından Irak’ın stratejik yönünü belirleyecek kritik bir gösterge olarak görülüyor.
Ancak temel soru şu: Bu mesajlar kalıcı ve değişmez bir Amerikan politikası mı, yoksa müzakere sürecinde kullanılan geçici bir baskı aracı mı? Irak’taki bazı resmi çevreler, iç ve dış dengelerin her zamankinden daha kırılgan hale geldiğini belirterek ABD’nin tutumunu temkinli şekilde değerlendiriyor.
Al-Sadoon bu konuda şunları söyledi:
“Amerikalılar, Koordinasyon Çerçevesi içindeki Şii güçlerin yürüttüğü siyasi manevraların farkına vardı ve bu planların önünü kesmek için Tom Barrack’ı gönderdi. Barrack, ziyaretinde Kürt ve Sünni liderlerle, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı ve geçici Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile görüştü. Barrack’ın, siyasi tarafları cumhurbaşkanlığı oylamasını hızla sonuçlandırmaya teşvik etmesi ve Koordinasyon Çerçevesi’ni Maliki’nin adaylığını iptal ederek ABD tarafından kabul edilebilir bir alternatif bulmaya yönlendirmesi bekleniyor. Bu alternatifin Sudani’nin kendisi olabileceği değerlendiriliyor. Barrack, daha önce birçok kez Sudani’nin performansından övgüyle söz etmişti.”
Irak iç siyasi dengeler ile dış baskı arasında
Mevcut tablo, Irak’ta hükümet kurma sürecinin artık yalnızca iç siyasi bir mesele olmaktan çıktığını açık şekilde ortaya koyuyor. Süreç, karmaşık parlamenter dengeler ile bölgesel ve uluslararası güç mücadelesinin kesiştiği bir noktaya dönüşmüş durumda. Bu kapsamda Koordinasyon Çerçevesi, hem kendi iç bütünlüğünü korumak hem de ülkeyi olası yaptırımlar ve uluslararası izolasyondan korumak zorunda.
Al-Sadoon, hükümet kurma krizine ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu:
“Irak’ta hükümet kurma sürecindeki gelişmeler, artık doğrudan ABD-İran geriliminin seyrine bağlı hale geldi. Teorik olarak gecikmenin nedeni, Kürt partilerinin cumhurbaşkanı adayı üzerinde anlaşamaması. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra parlamentodaki en büyük blok olan Koordinasyon Çerçevesi’ne hükümeti kurma görevi verilecek ve böylece kriz çözülecek. Ancak gerçekte durum farklı. Kürtlerin adaylarını açıklamamasının asıl nedeni, Şii güçlerin başbakan adayı Maliki’yi değiştirmesini beklemeleri. Çünkü ABD, Maliki’nin adaylığına veto koymuş durumda. Trump, Maliki’yi İran’ın çıkarlarına hizmet etmekle ve Irak’ta İran nüfuzunu güçlendirmekle suçlamıştı. Kürtler de ABD ile karşı karşıya gelmek istemiyor. Washington, kabul edilebilir bir Irak hükümeti için bazı şartlar belirledi. Bu şartların başında, hükümetin İran etkisinden uzak olması geliyor.”
Bu karmaşık tablo içinde önümüzdeki günlerin belirleyici olması bekleniyor. Koordinasyon Çerçevesi ya iç uzlaşmaya giderek yeni ve daha uzlaşmacı bir aday üzerinde anlaşacak ya da gerilimi artıracak bir seçenekle Bağdat ile Washington arasındaki ilişkilerin seyrini yeniden şekillendirecek bir süreci başlatacak.
Bu iki senaryo arasında Irak, siyasi sınıfının egemenlik ile siyasi gerçeklik arasında denge kurma becerisinin yeni bir sınavıyla karşı karşıya bulunuyor.