ABD'den Husilere Ekonomik Darbe: Yemen ve BAE'deki Finans Ağlarına Yaptırım!
24.07.2025 - 15:46 | Son Güncellenme: 29.01.2026 - 10:12
ABD Hazine Bakanlığı, Salı günü 22/07/2025 tarihinde Yemen'deki Husilerle bağlantılı a kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladığını açıkladı.
Bu yaptırımlar, 13886 sayılı Başkanlık Kararnamesi ile revize edilen 13224 sayılı Başkanlık Kararnamesi'nin 1(b) maddesi kapsamında yürürlüğe girdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bu adımın terör örgütlerinin finansman kaynaklarını kesme ve destek ağlarını çökertme hedefinin bir parçası olduğu belirtildi.
ABD’nin kararı ne anlama geliyor?
Bu yaptırımlar, özellikle Kızıldeniz'de uluslararası deniz taşımacılığına yönelik saldırılarını genişleten Husi grubuna karşı ABD'nin artan baskısı çerçevesinde geliyor.
ABD, Husilerin operasyonlarını kara borsalar ve ithalat ağları üzerinden finanse ettiğini belirtiyor. En önemli kaynak ise petrol ve türevleri. Bu alan, artık Husiler için kilit bir gelir kapısı. Son yaptırımlar da bu finans hattını doğrudan hedef aldı.
Gözden Kaçmasın
Hatırlanacağı üzere, benzer nitelikteki bir önceki yaptırım dalgası 20 Haziran’da açıklanmıştı. O pakette 4 kişi, 12 şirket ve 2 gemi hedef alınmıştı. Gerekçe ise: Husilere para sağlamak amacıyla kurulan uluslararası kaçakçılık ağıydı.
Ancak bu kez dikkat çeken ayrıntı, hedef alınan ağın Yemen ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında uzanıyor olması. Bu durum, “uluslararası denetimlere rağmen bu ağlar nasıl büyüyebiliyor?” sorusunu beraberinde getirdi.
Ağın Çözülmesi: Hedefte kimler var?
Kilit isimler: Yaptırımların odaklandığı iki isim öne çıkıyor: Yahya Muhammed el-Vezir ve Muhammed es-Suneydar. İki ismin de Husilerle güçlü bağları var. İddialara göre, bu kişiler farklı yollar ve bölgeler üzerinden para transferi ve aklama faaliyetlerini yürütüyor.

Ticaret ve sanayi şirketleri:Bu şirketler arasında "Es-Saidah Ticaret Şirketi" ve Husilerin kontrolüne geçen "Amran Çimento Fabrikası" yer alıyor. Fabrika şu an doğrudan örgüte ekonomik destek sağlamak amacıyla kullanılıyor.
BAE bağlantılı petrol şirketleri: En dikkat çekici şirket ise Dubai ve Acman'da ticari kayıtları bulunan "Arkan Mars Petroleum Grubu". Bu da, Husilerin Körfez ekonomisine nasıl sızdığını gözler önüne seriyor. Üstelik bu durum, BAE’nin resmi olarak Husi karşıtı pozisyonuna rağmen gerçekleşti.
Zamanlamanın ve konumun anlamı: Neden BAE?
Husilerle ilişkili şirketlerin BAE içinde faaliyet göstermesi dikkat çekici bir gelişme. Zira BAE, Husi karşıtı Arap Koalisyonu’nun en aktif üyelerinden biri. Bu da, “Jumeirah Lakes Towers” gibi serbest bölgelerdeki mali denetimin etkinliği konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu şirketlerin bazılarının, yasal görünümlü “paravan firmalar” olabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Husi yanlısı bazı iş insanlarının, bölgesel bankacılık sistemindeki boşlukları kullanarak bu yapıyı beslediği öne sürülüyor.
Yakıt üzerinden finansman: Kar ve milis oyunu
ABD Hazine Bakanlığı'na göre Husiler, yakıt ithalatına vergi koyarak karlı mali faaliyetler yürütüyor. Bu onlara yıllık "yüz milyonlarca dolar" getiriyor. Bu paralar, insansız hava araçları ve füze üretimi dahil olmak üzere savaşın finansmanında ve savaşçılara maaş ödemelerinde kullanılıyor.
Bu işlemler, grubun yönettiği kapalı bir savaş ekonomisi içinde, ABD Hazine Bakan Yardımcısı Michael Faulkender'ın tanımıyla "fırsatçı" iş adamlarından yararlanarak gerçekleştiriliyor.
Bakanlık, yaptırımların Yemen ve BAE'den faaliyet gösteren ve bölgede para aklama ile Husi faaliyetlerinin finansmanından sorumlu başlıca aktörler arasında yer alan bir ana destek ağını çökertmeyi amaçladığını doğruladı.
Hazine Bakanlığı, hedef alınan ağların "Husi terörünün temel mali damarını" temsil ettiğini belirterek, Washington'un "grubun finansmanını engellemek ve askeri kabiliyetlerini güçlendirenleri hesaba çekmek için mevcut tüm araçları kullanmaya devam edeceğini" vurguladı.
Bundan sonrasında ne olur?
ABD'nin bu adımı, Washington'un Husilere karşı sadece silah değil, finansman ağını da vurarak baskıyı artırma isteğini gösteriyor.
Öte yandan yaptırımların etkili olup olmayacağı, BAE gibi bölgesel ülkelerin kararı uygulama konusundaki işbirliği, Husilerin Umman Sultanlığı veya İran gibi başka ülkelerde mali alternatifler oluşturma kapasitesine ve uluslararası
toplumun gayrıresmi petrol ticareti üzerinde sıkı denetim uygulama yeteneğine bağlı.
Son olarak, ABD yaptırımları sadece askeri tırmanışa bir tepki değil, aynı zamanda karmaşık ve yaygın ağlar tarafından beslenen Husi finansmanının köklerini vurma yönünde uzun vadeli stratejinin bir parçası haline geldi.
Ancak etkili uluslararası denetim araçları geliştirilmedikçe, bu ağların farklı yollarla yeniden şekillenmesi ihtimali oldukça yüksek.
Diğer yandan bu hamle, ABD’nin Husileri sadece siyasi değil, ekonomik olarak da izole etme planının giderek daha kararlı biçimde devreye alındığını gösteriyor. Bu da, bölgede daha sert bir döneme girileceğine işaret ediyor.