ABD ile İran Arasındaki Gerilim Kırılgan Mutabakatları Tehdit Ediyor

Trump’ın İran’la ateşkes ve mutabakatın sona erdiğini açıklaması, Washington-Tahran hattında askerî gerilim ihtimalini artırırken müzakere sürecinin geleceğini de belirsizliğe sürükledi. 
 Washington ile Tahran Arasındaki Gerilim Kırılgan Mutabakatları Tehdit Ediyor

10.07.2026 - 10:56  |  Son Güncellenme:  10.07.2026 - 11:29

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’dan yaptığı açıklamada İran’la varılan ateşkesin ve mutabakat zaptının sona erdiğini duyurmasının ardından, bu kararın kesin olup olmadığı yeniden tartışılmaya başlandı. Açıklamanın askerî bir saldırının zeminini hazırlayan bir adım mı, yoksa Tahran üzerindeki baskıyı artırarak müzakere şartlarını iyileştirmeyi amaçlayan bir manevra mı olduğu merak ediliyor.

Geçmişte yaşananlar ve Trump’ın gelişmeler karşısında sık sık değişen tutumuyla tanınması, ikinci ihtimali daha güçlü kılıyor. Bu nedenle Trump’ın ateşkes ve mutabakatı tamamen rafa kaldırma kararından geri adım atabileceği değerlendiriliyor.

Trump, büyük ölçüde uzlaşma seçeneğine yatırım yapmış, hatta bu tercih nedeniyle müttefiki İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kamuoyu önünde karşı karşıya gelmişti. Nitekim Trump, bugün NATO Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında İran’la yeniden savaşa girilmesi ihtimalini dışlamaya özen gösterdi.

Buna rağmen Trump’ın bu kez Tahran’la yapılan son düzenlemeleri gerçekten silmeye kararlı olduğu izlenimi öne çıkıyor. Bu ihtimali güçlendiren çeşitli işaretler bulunuyor.

Bunlardan ilki, Trump’ın İran’a yönelik söyleminde yaşanan sert değişim oldu. Trump, kısa süre önce İran’ın yeni yönetimini överek akılcı ve birlikte çalışılabilir şeklinde tanımlarken, son açıklamalarında İran için hasta ve yalancı gibi aşağılayıcı ifadeler kullandı.

Meselenin somut tarafında ise Trump yönetiminin İran petrolünün dolar üzerinden satışına yönelik yasağı kaldırma kararından hızla vazgeçmesi dikkat çekti. Önceki düzenlemeye göre petrol satışından elde edilen gelirler doğrudan İran’daki ilgili kurumlara aktarılacaktı. Ancak Washington’ın bu karardan geri dönmesi, mutabakat zaptının temel maddelerinden birinin ortadan kaldırılması ve anlaşmanın fiilen geçersiz hale getirilmesi anlamına geliyor.

Öte yandan mutabakat, son dönemde zaten çeşitli soru işaretlerinin ve kuşkuların odağındaydı. Altmış günlük sürenin üç haftası geride kalmasına rağmen, kesintisiz ve yoğun şekilde yürütülmesi planlanan müzakere turları henüz başlamadı.

Washington’da hakim olan görüşe göre İran, Hürmüz Boğazı’nda çıkardığı sorunlar üzerinden süreci bilinçli biçimde geciktiriyor. Tahran’ın bu yolla zaman kazanmaya ve iki aylık müzakere süresinin yenilenmesini sağlamaya çalıştığı ileri sürülüyor.

Bu hesaplamaya göre müzakereler tamamlanmadan ABD’deki ara seçimlerin yapılması hedefleniyor. Böylece seçim sürecinde Başkan Trump’ın partisine karşı oluşan olumsuz siyasi atmosferin devam etmesi amaçlanıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin aksaması ve ABD’nin buna askerî yollarla karşılık vermesi, Trump yönetiminin henüz başlamadan çeşitli krizlerle karşılaşan müzakerilere gereğinden fazla güven bağladığını ortaya koydu.

Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan gelişmeler, sorunlara açık bir alanın varlığını sürdürdüğünü gösterdi. Ayrıca tarafların bağlayıcı bir gündem belirlemeden altmış günlük süreyi başlatması da sürecin önemli eksiklerinden biri olarak öne çıktı. Uzmanlar ise söz konusu sürenin zaten müzakereleri tamamlamak için yeterli olmadığını belirtiyor.

Bu açıklar, tarafların varılan mutabakatın dışına çıkmasına yol açtı. Yaşananlar, askerî operasyonun tamamlanmasını savunan sertlik yanlısı çevrelere de yeniden güç kazandırdı.

Emekli General Keith Kellogg’un da aralarında bulunduğu muhafazakar isimler, Beyaz Saray’a yeniden ve ısrarla çağrıda bulunarak askerî görevin tamamlanması gerektiğini savunmaya başladı.

Bu yöndeki değerlendirmelere göre İran, Hürmüz Boğazı kozunu kullanarak aynı anda birden fazla hedefe ulaşmaya çalışıyor. Tahran’ın amaçlarından birinin, Lübnan’daki ateşkes sürecini Washington’la yürüttüğü müzakerelere bağlamak olduğu belirtiliyor.

Trump ile Netanyahu

İran’ın, Trump ile Netanyahu arasında yükselen gerilimden doğabilecek fırsatı değerlendirmeye çalıştığı da öne sürülüyor. Netanyahu’nun gelecek haftanın başında Washington’ı ziyaret etmesi bekleniyor.

Bu kapsamda ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, bugün NATO Zirvesi’ndeki temaslarını tamamlamasının ardından İsrail’e yapmayı planladığı ziyareti iptal ettiği bildirildi. Hegseth’in söz konusu ziyaret kapsamında Netanyahu ile görüşmesi bekleniyordu.

Ancak ziyaretin iptal edilmesinin İran’a yönelik askerî operasyonların yeniden başlatılması ihtimaliyle mi, yoksa Netanyahu’nun yaklaşan Washington ziyaretiyle mi bağlantılı olduğu henüz bilinmiyor.

Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kullanarak hangi hedeflere ulaşmak istediğinden bağımsız olarak, boğazda yaşanan sorunlar artık bölgenin statüsünün yeniden ele alınması yönündeki baskıyı artırıyor.

Aynı zamanda İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bölgesel ve jeopolitik kazanımlarını büyütmek için aşırı biçimde kullandığı yönündeki değerlendirmeler de güçleniyor. Bu açıdan bakıldığında, ABD’nin boğaz üzerinde askerî kontrol sağlayabilme kapasitesi daha fazla tartışılmaya başlanmış durumda.

Gelinen noktada gelişmelerin, tutumların ve verilecek karşılıkların yönü belirsizliğini korurken farklı senaryolar da çoğalıyor.

Bazı çevreler, olayların izleyeceği yolun ve varacağı noktanın belirsiz olduğu uyarısında bulunuyor. Bu çevreler, diplomasinin gelişmelerin gerisinde kaldığını ve artık işlevini yitirdiğini savunuyor.

Diğerleri ise müzakerenin, acı verici olsa bile hala en iyi seçenek olduğunu vurguluyor. Bu iki yaklaşımın arasında yer alan bir başka görüş ise ABD yönetiminin atacağı herhangi bir adımın stratejik ölçekte ve sonuç alıcı olması gerektiğini belirtiyor.

Artık başlangıç noktasına geri dönülmesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu dönüşün nasıl gerçekleşeceği ve hangi seçeneğin izleneceği, Başkan Trump’ın vereceği karara bağlı olacak.

Mevcut işaretler ise meydan okumaya dayalı bir sürece girilmesi ve buna caydırıcılıkla karşılık verilmesi ihtimalinin daha güçlü olduğunu gösteriyor.

Kaynakça : Alaraby Al-Jadeed