AB-Orta Asya Zirvesi: Avrupa’nın Yeni Stratejisi
04.04.2025 - 17:17 | Son Güncellenme: 11.07.2025 - 11:33
Bu hafta ilk kez, Avrupa Birliği (AB) ve Orta Asya ülkeleri, ticaret ve diplomatik bağları güçlendirmek için Semerkant'ta zirve düzenliyor. İlk görünen amaç, bölgeyi Rusya ve Çin'e bağımlılıktan kurtaracak yeni işbirlikleri tesis etmek. Ancak enerji, kritik hammadde tedariği, sanayi yatırımları, bölgesel güvenlik, turizm, Rus yaptırımlarının aşılmaması ve halklar arası programlar masadaki konuların diğer katmanları olacak.
AB, küresel ortaklıklarını güçlendirme planının bir parçası olarak Orta Asya'da daha etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Türkiye’nin süreci olabildiğince yakından takip etmesi, mümkünse Orta Asya devletlerinin de çıkarına daha kurumsal ve birleşik bir çatı olan Türk Devletleri Teşkilatı’nı bu işbirliğinin kapsamında daha önemli hale getirmesi gerekiyor.
Rusya ve Çin'in Etkisinden Uzaklaşma Çabası
Orta Asya, tarihsel ve coğrafi nedenlerle Rusya ve Çin ile güçlü ticari bağlara sahip. Bir dönem tamamen Sovyet güdümünde hareket eden Orta Asya, artık Çin’in de nüfuz alanında. Ancak AB, bölgeye alternatif fırsatlar sunarak enerji, kritik ham maddeler ve sanayi ortaklıklarında yeni seçenekler yaratmayı planlıyor.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Çin'in ticari politikalarındaki değişimler, AB-Orta Asya iş birliğini daha cazip hale getirmiş durumda. Hedef, doğrudan rekabet yerine bölge ülkelerine diğerlerinin nüfuzlarından sıyrılmayı sağlayacak projeler geliştirmek ve Avrupa adına bölgeden faydalanmak.
Enerji ve Kritik Ham Maddelerde Yeni Ortaklıklar
AB, Rus gazı ve fosil yakıtlarına bağımlılığı azaltırken, yeşil dönüşüm için Çin'den sağlanan nadir toprak elementlerine bağımlılığı sona erdirmek istiyor. Orta Asya, yenilenebilir enerji yatırımları ve kritik ham madde rezervleriyle stratejik bir tedarik noktası olarak bir cazibeye sahip. Kazakistan ve Özbekistan ile imzalanan mutabakatlarla başlayan süreç, şimdi ise daha geniş kapsamlı bir anlaşmaya evriliyor. AB bloğu, sadece hammadde ithal etmek değil, bölgedeki sanayi kapasitesini de güçlendirmek istiyor.
Bölge ülkeleri ise AB ile daha fazla sanayi ortaklığı kurarak üretim kapasitelerini artırmayı ve ihracat pazarlarını genişletmeyi amaçlıyor. Tekstil, kimya ve inşaat malzemeleri gibi sektörlerde Avrupa'ya açılmak isteyen ülkeler için en büyük engel lojistik.
Orta Koridor
Ticaretin önündeki en büyük engellerden biri ulaşım altyapısının yetersizliği. Bu nedenle Trans-Hazar Taşımacılık Koridoru (Orta Koridor), zirvede en çok konuşulacak konular arasında. Gelişmeler bu açıdan da Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa Birliği, şimdiden Küresel Geçit Girişimi kapsamında projeye 10 milyar avro ayırmış durumda. Ancak bu rakamın, rotanın tamamlanması için gereken yatırımın çok altında olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'na göre, yalnızca Orta Asya ülkelerindeki ulaşım projeleri için en az 18,5 milyar avro yatırım gerekiyor. Zirvede, Orta Koridor'un finansmanı için yeni bir Yatırımcılar Forumu duyurulması seçeneği, çözüm önerileri arasında. Ancak altyapı yatırımları kadar önemli bir diğer konu da sınır geçişlerindeki bürokratik engeller, düzenleyici uyumsuzluk ve taşımacılık sistemlerinin dijitalleşmemesi gibi "yumuşak bağlantı" sorunları. Çözüm için siyasi irade ve üst düzey bölgesel işbirliği şart. Çabaların Türkiye ile entegre edilmesi, TDT’nin blok halinde hareket ederek daha fazla taviz istemesi gerekiyor.
Bölge ve Denge
Orta Asya ülkeleri, Batı ile ilişkilerini güçlendirirken Moskova ve Pekin'i karşılarına almamak için denge politikası izliyor. Ancak AB, Rusya'ya yönelik yaptırımların bölge üzerinden delinmesine dair endişeli. Almanya'nın Kırgızistan'a otomobil ve yedek parça ihracatının 2023'te %5500, Kazakistan'a ise %720 artması bu hususta dikkat çekici veriler sunuyor. Zirvede bu dolaylı ticaret yollarının kapatılması için AB'nin diplomatik baskıyı artırması bekleniyor.
Orta Asya açılımını, Avrupa Birliği’nin yeni diplomatik anlayışından bağımsız görmemek gerekiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), AB'nin otoriter yönetimlerin ifade özgürlüğünü kısıtlama girişimlerine karşı daha sert tepki vermesi gerektiğini savunuyor. Ancak AB'nin mevcut yönetimi, insan hakları konularında daha "pragmatik" bir tutum benimseyerek ilişkileri ekonomik ve stratejik çıkarlar doğrultusunda şekillendiriyor.
Zirveden Beklentiler
AB-Orta Asya Zirvesi, bölgedeki ekonomik ve diplomatik dengeleri değiştirebilecek bir dönüm noktası olabilir. Enerji, kritik ham madde, taşımacılık ve sanayi yatırımları konularında somut adımlar atılması beklenirken, insan hakları ve yaptırımlar gibi hassas meseleler daha temkinli ele alınacak.
AB'nin bölgedeki etkinliğini artırması için yalnızca yatırım yapmak yetmiyor. Diplomatik esneklik, uzun vadeli stratejik planlama ve güvenilir ortaklıklar da şart. Zirvede alınacak kararlar, tarafların karşılıklı bağımlılıklarını nasıl yöneteceklerini belirlemede kilit rol oynayacak.
Türk Devletleri Teşkilatı ve Avrupa Birliği
Bu noktada, Teşkilat’ın hem konumu hem kaynakları itibariyle Türkmenistan’ı kapsayacak şekilde genişlemesi kritik öneme sahip. Geçtiğimiz sene yapılan Şuşa Zirvesi’ni üst düzey ziyaret eden tüm üye devletlerin aksine, gözlemci üye olarak teşkilatta bulunan Türkmenistan, bu zirveyi pas geçmişti. Hazar’ın öbür kıyısıyla ilişkiler hem Türkiye hem Azerbaycan hem de Türkmenistan’ın yalnız hareket ederek kaybetmemesi açısından her taraf için öneme sahip bir konu.
Bugün Özbekistan’da gerçekleşecek olan Avrupa Birliği zirvesinde TDT üyelerinin yanı sıra Tacikistan ve Türkmenistan bulunuyor. Ancak yine geçen sene Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in de zikrettiği üzere organizasyonun bütçe ve yapısında, kuruluş hedeflerine ulaşmak için yetersizlikler baş gösteriyor. Bu sebeple geçtiğimiz sene ayrılan bütçeye ek katkıda bulunan Azerbaycan’ın yanı sıra, diğer üye devletlerin de kendi strateji çıkarları adına gerekeni yapması yönünde bir bilinç oluşması gerekecek. Ancak bu sayede, Avrupa Birliği’nin ilgisini henüz çeken bölge için kalıcı ve yapısal kazanımlar yaratmak ve bu kazanımları paylaşmak mümkün olabilir.