1982'den 2026'ya Şakif Kalesi: Eski Savaşçılar Tarihî Çatışmayı Anlatıyor
03.06.2026 - 11:38 | Son Güncellenme: 03.06.2026 - 11:45
Şakif Kalesi, yalnızca yeniden gündeme gelen tarihî bir yapı olmanın ötesinde stratejik bir öneme sahip. Yüksek konumu sayesinde Güney Lübnan'ın geniş kesimlerini ve işgal altındaki Filistin'in kuzeyindeki bölgeleri gözetleme imkânı sunan kale, aynı zamanda 1982 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında yaşanan en dikkat çekici muharebelerden biriyle ilişkilendirilen sembolik bir değer taşıyor.
İsrail ordusu, 6 Haziran 1982'de Lübnan'a yönelik kara harekâtı sırasında Şakif Kalesi'nin kontrolünü ele geçirdi. Muharebe sırasında, Filistin Kurtuluş Örgütü mensupları ile diğer Lübnanlı ve Filistinli gruplar İsrail güçlerine karşı yoğun direniş gösterdi. Kale, İsrail'in Güney Lübnan'dan çekildiği 2000 yılına kadar işgal bölgesi içinde kaldı.
Şakif Kalesi, o tarihten bu yana siyasi ve askerî hafızada birçok görüntüyle yer etti. Bunlar arasında dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron ile İsrail Başbakanı Menahem Begin'in kalenin ele geçirilmesinin ardından bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretlerden kareler de bulunuyor.
Gözden Kaçmasın
Mayıs 2026'da ise İsrail ordusunun kaledeki göndere kendi bayrağını çekmesiyle benzer görüntüler yeniden gündeme geldi. Bu gelişme, Güney Lübnan'ın kolektif hafızasında yer eden eski bir sahnenin sembolik bir tekrarı olarak değerlendirildi.
Ancak kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardında, yalnızca o dönemi yaşayanların anlatabileceği saha hikâyeleri bulunuyor.
Bu kapsamda Al Araby TV, Şakif Kalesi'nde veya çevresinde görev yapan, 1982 öncesinde ve işgal sırasında İsrail ordusuna karşı çatışmalara katılan eski savaşçıların tanıklıklarına yer veriyor.
Eski savaşçılara göre, kalenin 2026 yılında yeniden İsrail kontrolüne geçmesi sıradan bir askerî gelişme olarak görülmüyor. Bu durum, geçmişte yaşanan acıların yeniden hatırlanmasına neden olurken, duvarları ve kayalıkları uzun yıllar süren çatışmaların, kuşatmaların ve direnişin izlerini taşıyan bir mekânı yeniden gündeme getiriyor.
Şakif Kalesi: Güneyin yüksek kalesi
Şakif Kalesi, Güney Lübnan'daki Arnun beldesi yakınlarında, Nebatiye kentine kısa bir mesafede bulunuyor. Arnun Kalesi, Arnun Şakifi ve Büyük Şakif isimleriyle de anılan yapı, Haçlılar tarafından ise Fransızca "güzel kale" anlamına gelen Beaufort veya Belfort adıyla tanındı.
Deniz seviyesinden yaklaşık 700 metre yükseklikte bulunan kale, konumu sayesinde Güney Lübnan, Cebel Amil, Hermon Dağı ve eteklerinin yanı sıra Golan Tepeleri, Safed çevresi, Ürdün Vadisi ve Filistin'deki Akka'ya kadar uzanan geniş bir alanı gözetleme imkânı sunuyor. Bu nedenle kale, tarih boyunca yalnızca mimari değeriyle değil, aynı zamanda stratejik bir gözetleme ve kontrol noktası olmasıyla da öne çıktı.
Kalenin inşa tarihi konusunda farklı görüşler bulunuyor. Tarihî kaynaklar, yapının ilk kurucusunun kesin olarak bilinmediğini ortaya koyarken, kaleye ilişkin açık kayıtların 12. yüzyıldan önceye uzanmadığını belirtiyor. Yapının kökenine ilişkin değerlendirmeler ise Haçlılar döneminden daha eski dönemlere kadar uzanıyor.
Haçlılar tarafından önemli bir savunma noktası olarak kullanılan kale, Haçlılarla yürüttüğü mücadeleler sırasında Selahaddin Eyyubi tarafından kuşatıldı. Daha sonraki dönemlerde ise Cebel Amil bölgesinde yönetim, hâkimiyet ve çatışmaların merkezlerinden biri olarak öne çıktı.
Şakif Kalesi'nin sahip olduğu bu coğrafi ve tarihî önem, onu modern dönemde de İsrail ile yaşanan çatışmalarda son derece hassas bir noktaya dönüştürdü. Özellikle 1982'deki İsrail işgali öncesinde Güney Lübnan'daki Filistinli silahlı grupların varlığının artmasıyla birlikte kale, bölgedeki en stratejik noktalardan biri hâline geldi.
1978-1982 arasında: Kalenin düşüşünden önce
İsrail'in Şakif Kalesi'ni ele geçirme girişimleri 1982'deki işgalle başlamadı. O döneme tanıklık eden eski savaşçılar, stratejik konumu ve sınır hattındaki hareketliliği izleme imkânı nedeniyle kalenin uzun yıllar boyunca İsrail'in hedefinde olduğunu belirtiyor. Al Araby TV'ye konuşan, Güney Lübnan'ın Hula beldesinden Lübnan Komünist Partisi mensubu "Said" ile Filistinli savaşçı "Kerem", kalenin 1978-1982 yılları arasında bölgedeki çatışmaların merkezinde yer aldığını anlattı. Said'e göre Şakif Kalesi, Güney Lübnan sınır hattını ve sınır köylerini gözetlemek amacıyla kullanılıyor, 1978'deki İsrail işgali ve Saad Haddad liderliğindeki Güney Lübnan Ordusu'nun kurulmasının ardından bölgedeki askerî hareketliliğin izlenmesinde kritik rol oynuyordu.
Lübnan ordusunda 1976'dan itibaren yaşanan bölünmeler de bölgedeki dengeleri etkiledi. Sürecin ilk adımlarından biri, Ocak 1976'da Mercayun Kışlası'nda Teğmen Ahmed el-Hatib'in öncülüğünde gerçekleşen ayaklanma olurken, daha sonra Saad Haddad da ordudan ayrılarak Güney Lübnan'da kendi gücünü oluşturdu. 1978 işgalinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 425 ve 426 sayılı kararları İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesini talep ederken, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) kurulmasını öngördü. Ancak İsrail bölgede varlığını sürdürerek bir güvenlik kuşağı oluşturdu ve yönetimini Saad Haddad güçlerine bıraktı. Haddad da 1979'da, Güney Lübnan'daki Filistinli silahlı gruplara karşı yürütülen süreçte "Özgür Lübnan Devleti"ni ilan etti.
Said, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Şakif Kalesi, Saad Haddad'ın kontrol ettiği bölgeye hâkim bir noktadaydı. Bu sayede onun güçlerinin sınır hattındaki hareketliliği izlenebiliyordu."
Said'in aktardığına göre, 1982 öncesinde kalede çeşitli gruplar konuşlanmıştı. Bunlar arasında Lübnan Komünist Partisi, El Fetih Hareketi ve Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi de yer alıyordu.
Said, "Kale, Güney Lübnan'ın geniş bir bölümüne hâkim konumdaydı ve çevresindeki bölgelerin kontrolü açısından merkezî bir öneme sahipti." ifadelerini kullandı.
Büyük işgal öncesindeki girişimler
Said, İsrail güçlerinin 1979 yılında Şakif Kalesi'ne hava indirme harekâtı düzenlemeye çalıştığını, ancak kalede konuşlu grupların bu girişimi engelleyerek operasyonu başarısızlığa uğrattığını söyledi.
Ağustos 1980'de İsrail ordusu kaleyi ele geçirmek için bir girişimde daha bulundu. Bu süreçte ilerleyen İsrail birlikleri ile kale ve çevresindeki savaşçılar arasında doğrudan çatışmalar yaşandı.
Said'in aktardığına göre İsrail ordusu bu girişim sırasında kalenin kontrolünü ele geçiremedi. Ancak çatışmalarda Halil Salih Muheymid, Ahmed Ahmed, Ferid Avvad, Muhammed el-Mağribi ve Abdurrahman'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda savaşçı hayatını kaybetti.
Ardından 1982 yılı geldi.
1982 Şakif Muharebesi
Said, Haziran 1982'de İsrail ordusunun Lübnan'a yönelik geniş çaplı işgal harekâtı kapsamında Şakif Kalesi'ne doğru ilerlemeye başladığını anlattı.
İsrail güçlerinin doğu cephesinden, özellikle Hardali bölgesi yönünden ilerlediğini belirten Said, kalede bulunan savaşçılarla İsrail birlikleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandığını ifade etti.
Said, "Çatışmalar saatlerce sürdü. Ancak kaledeki savaşçıların mühimmatı tükenince geri çekilmek zorunda kaldılar. Muharebe sırasında hayatını kaybedenler de oldu." dedi.
Said, kalenin ele geçirilmesi operasyonunun dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron'un doğrudan yönetimindeki planlamalarla bağlantılı olduğunu savunurken, İsrail ordusunun 2000 yılına kadar kale ve çevresindeki varlığını sürdürdüğünü kaydetti.
Kerem'in anlatımı: İsrail ilerlemesinin ilk anları
Filistinli savaşçı Kerem, İsrail ordusunun 1982'de Şakif Kalesi'ne yönelik saldırılarının 6 Haziran'dan önce yoğun bombardımanla başladığını ve İsrail güçlerinin daha sonra birden fazla eksenden ilerlediğini anlattı.
Al Araby TV'ye konuşan Kerem; kalenin çevresinin, Yahmur bölgesinin ve daha önce El Fetih Hareketi'ne bağlı birliğin konuşlandığı helikopter pistinin İsrail'in eline geçmesinin, kalenin en önemli savunma hatlarından birinin çökmesine yol açtığını ve İsrail birliklerinin ilerleyişini kolaylaştırdığını belirtti.
Kerem, çatışmaların en yoğun anlarında Yaser Arafat liderliğindeki Filistin askerî komutasının, ‘’RAKAN’’ adlı eski haberleşme sistemi üzerinden kaledeki güçlere Arnun yönüne çekilme emri verdiğini söyledi.
Savaşçıların mayınlı bir güzergâhtan geri çekildiğini belirten Kerem, Yemenli savaşçı Abdülkerim Kehlani'nin bu sırada hayatını kaybettiğini, onu kurtarmaya çalışan Fetih komutanlarından Yakub Abdülhafız Sammur'un (Rasim) yaralandığını aktardı.
Sammur'un esir düşmemeleri için diğer savaşçılardan uzak durmalarını istediğini ve geri çekilmelerini sürdürmelerini talep ettiğini ifade eden Kerem, yıllar sonra Sammur'un cenazesini Nebatiye'nin Tul bölgesindeki Şeyh Ragıb Harb Hastanesi'nden teslim aldığını, kişisel ve askerî eşyalarının da kendisine verildiğini, ardından Ayn el-Hilve Mülteci Kampı'nda cenaze töreni düzenlendiğini söyledi.
Farklı bir bakış açısı: Muin et-Tahir’in anlatımı
Said ve Kerem'in aktardıklarının yanı sıra, Fetih Hareketi Devrim Konseyi'nin eski üyelerinden ve eski Cermek Taburu komutanlarından Muin et-Tahir de Şakif Muharebesi'ne ilişkin farklı bir değerlendirme sundu.
Et-Tahir, 1982 yılında kalede bulunan Fetih gücünün üç ayrı gruptan oluştuğunu, her grupta yedi savaşçının yer aldığını ve bu grupların kalenin sağ, sol ve merkez bölümlerine konuşlandığını anlattı.
İsrail ordusunun çatışmalar sırasında savaşçıları hedef almak amacıyla zehirli gaz içeren bombalar kullandığını öne süren Et-Tahir, bu mühimmatın etkisinin sınırlı kaldığını savundu.
Et-Tahir ayrıca, Yahmur sakinlerinin çatışmaların ardından toplanan cenazelerden 30 kişiyi defnettiğini belirtti. Hayatını kaybedenler arasında Fetih ve Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi mensuplarının yanı sıra Lübnanlı ve diğer Arap savaşçıların bulunduğunu, ayrıca bir Suriyeli keşif subayının da bölgede hayatını kaybettiğini ifade etti.
Et-Tahir, anlatımında, Şakif Kalesi'ndeki tüm Fetih savaşçılarının hayatını kaybettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bazı savaşçıların çatışmalar sırasında geri çekilmeyi başardığını vurguladı.
Muharebenin İsrail anlatısı
İsrail'de yayın yapan Kanal 10’dan aktarılan anlatıma göre, Şakif Kalesi'ne yönelik operasyona Golani Tugayı, mühendislik birlikleri ve paraşütçü taburları katıldı. İsrail kaynakları, kalede bulunan 27 savaşçının teslim olmayı reddederek son ana kadar çatıştığını öne sürerken, kalenin ele geçirilmesinin ardından dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rafael Eitan'ın, daha sonra ise Savunma Bakanı Ariel Şaron ile Başbakan Menahem Begin'in bölgeyi ziyaret ettiğini aktardı.
İsrail anlatımına göre Şaron ve Eitan, bölgeye ulaştıklarında İsrail ordusunun verdiği kayıpların boyutundan haberdar değildi. Şaron'un muharebenin etkisini küçümseyen sözlerine bir İsrail subayı, ‘’Burada, tam durduğunuz noktada altı arkadaşım öldürüldü.’’ diyerek karşı çıktı.
Daha sonra bölgeye gelen Begin'in, savaşçıların silah taşıyıp taşımadığını sorması üzerine bir asker, kalede çok sayıda silah bulunduğunu ve savaşçılardan hiçbirinin teslim olmadığını söyledi.
İsrail kaynaklarında yer alan anlatıma göre Şaron, ilk etapta muharebede İsrail askerlerinin hayatını kaybetmediğini ifade etti. Ancak bir teğmen buna karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:
"Size ne oldu? Burada, tam bulunduğunuz yerde altı arkadaşım öldürüldü."
Bunun üzerine Begin'in yerdeki izlere baktığı, yaşananların boyutunu kavradığı ve bölgeden ayrıldığı aktarılıyor. Aynı anlatıma göre Begin daha sonra ne kaleye ne de Lübnan'a geri döndü.
Bu olay, zamanla İsrail tarafının hafızasında muharebenin simgesel anlarından biri hâline gelirken, Şakif Kalesi de Filistin ve Lübnan hafızasında eski bir kalede verilen eşitsiz mücadelenin sembollerinden biri olarak yer edindi.
Şakif'in bilinmeyen yönleri: Kolay düşmeyen kale
Askerî anlatıların ötesinde Said, kalenin fiziksel yapısına ilişkin ayrıntılar da paylaşıyor.
Said, Şakif Kalesi'nde derin su kuyularının bulunduğunu ve tarihî taş mimarisinin yapıyı yoğun saldırılar karşısında dirençli hâle getirdiğini söyledi.
Said, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Kale, tamamen çökmesini zorlaştıracak şekilde inşa edilmişti. Bir bölümünün zarar görmesi diğer katların da yıkılacağı anlamına gelmiyordu. Yapıda belirli noktalar ve köşeler vardı; bunların zarar görmesi büyük çöküşlere yol açabilirdi. Ancak bu bölümler ayakta kaldığı sürece yapı da varlığını koruyordu."
Said ayrıca, savaşçıların o dönemde kalenin mimari yapısına ilişkin bazı bilgi ve araştırmalara ulaştıklarını, bu sayede savunma amaçlı kullanırken yapının özelliklerini daha iyi tanıdıklarını anlattı.
Kerem ise o dönemde aralarında İranlı ve Vietnamlı kişilerin de bulunduğu bazı yabancı savaşçıların kaleyi ziyaret ettiğini söyledi. Kerem, bu ziyaretlerin, El Fetih Hareketi'nin savunma düzenini ve tahkimatlarını incelemek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.
Kerem, ayrıca Filistin lideri Yaser Arafat'ın Şakif Kalesi'ni İsrail'e karşı direniş ve meydan okumanın sembollerinden biri olarak gördüğünü aktardı.
Sonuç
Şakif Kalesi, 1982 yılında yaşanan muharebeden 44 yıl sonra yeniden bölgedeki savaşın merkezindeki noktalardan biri hâline geldi.
Kale, yalnızca askerî bir mevzi olarak değil, Güney Lübnan'da onlarca yıla yayılan çatışmaların ve mücadelelerin hafızasını taşıyan bir mekân olarak da öne çıkıyor.
2026 yılında yeniden İsrail kontrolüne geçmesi, yapının stratejik önemini ve Güney Lübnan'daki gözetleme ile kontrol hatları üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.
Ancak bu gelişme aynı zamanda, kaleyi içeriden tanıyan, yollarında yürüyen, siperlerinde savaşan ve tahkimatlarında görev yapan savaşçıların anılarını da yeniden canlandırdı.
Eski savaşçıların anlatımları, Şakif Kalesi'nin yalnızca tarihî bir yapı olmadığını ortaya koyuyor. Kale, bir dönemin çatışmalarını kayıt altına alan canlı bir hafıza mekânı olarak görülürken, bugün yeni bir savaşın gölgesinde yeniden gündeme geliyor. Güney Lübnan'da yaşanan güncel gelişmeler de geçmişin henüz kapanmamış hatıraları eşliğinde yeniden okunuyor.
Kaynak: Alaraby