C5’in C6’ya Dönüşümü: Azerbaycan’ın Formata Stratejik Katılımı

Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar, Azerbaycan’ın C6 formatına katılımıyla Orta Asya-Güney Kafkasya hattında ortaya çıkan yeni jeoekonomik ve jeopolitik mimariyi Fokus+ için inceledi.
zeynep-gizem-ozpinar
C5’in C6’ya Dönüşümü: Azerbaycan’ın Formata Stratejik Katılımı

19.11.2025 - 15:19  |  Son Güncellenme:  19.11.2025 - 15:23

Taşkent’te düzenlenen 7. Orta Asya Devlet Başkanları Danışma Toplantısı, bölgesel diplomasi açısından olduğu kadar, Avrasya jeopolitiğinin geleceği bakımından da kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. 

Azerbaycan’ın C5 formatına tam üye olarak kabul edilmesiyle ortaya çıkan “Orta Asya + Azerbaycan (C6)” yapısı, hem Güney Kafkasya ile Orta Asya arasındaki stratejik kopukluğu gideren hem de bölgenin küresel güç dengeleri içinde daha bütüncül hareket edebilmesini sağlayan yeni bir siyasi-ekonomik platformun temelini attı.  

Mevzubahis gelişme, çok kutuplu uluslararası sistemde artan rekabetin ortasında bölge ülkelerinin kendi inisiyatifleriyle kapsamlı bir iş birliği mimarisi kurma iradesinin somutlaştığını gösteriyor. Bu bağlamda yeni formatın iki kritik boyutu öne çıkıyor: bölgesel jeoekonomik bütünleşmenin hızlanması ve C6’nın Avrasya güç rekabeti içinde yeni bir stratejik aktör olarak yükselmesi. 

Jeoekonomik entegrasyonun derinleşmesi 

Azerbaycan’ın C6 formatına tam üyeliği, bölgenin jeoekonomik haritasını köklü biçimde dönüştüren bir gelişme niteliği taşıyor. Mevcut görünüm, yalnızca bir ülkenin formata eklenmesinden çok, Hazar merkezli yeni bir ekonomik çekirdeğin oluşumuna işaret ediyor.  

Alat Limanı’nın yükselen aktarma kapasitesi, Azerbaycan’ın enerji ve dijital veri hatlarındaki kilit rolü, Kazakistan’ın yüksek bütçeli altyapı projelerini fonlayabilme yeteneği ve Özbekistan’ın genişleyen sanayi üretimi bir araya geldiğinde, bölgenin ticaret ve lojistik haritası daha önce görülmemiş ölçüde bütünleşiyor. 

Bu bağlamda C6 formatı, geleneksel siyasi istişare platformu mantığını geride bırakarak Orta Koridor’un yönetişim mimarisini standardize etmeye aday bir üst düzey koordinasyon mekanizması haline geliyor.  

Taşkent zirvesinde ele alınan ortak gümrük BT altyapısı, transit geçiş ücretlerinin uyumlaştırılması, dijital ticaret platformlarının geliştirilmesi ve lojistik veri akışlarının entegre edilmesi gibi hedefler, bölgenin lojistik verimliliğini artıracak yeni bir kurumsallaşma sürecinin işaretlerini veriyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, koridor bir güzergâh olmanın ötesine geçerek, ortak kurallar, standartlar ve yatırım öncelikleri etrafında şekillenen bir ekonomik bölgeye dönüşmesi mümkün hale geliyor. 

Öte yandan, ortak yatırım fonlarının kurulması (Azerbaycan-Özbekistan ve Azerbaycan-Kazakistan fonları başta olmak üzere) C6’nın sermaye hareketliliğini bölgesel ölçekte organize eden bir yatırım ekosistemi oluşturduğunu gösteriyor. Bu fonlar, büyük ölçekli altyapı projelerinin yanı sıra sanayi bölgeleri, serbest ekonomik bölgeler ve lojistik merkezlerdeki üretim hatlarını da destekleyerek bölgesel değer zincirlerinin entegrasyonunu hızlandırıyor. 

Nitekim taşımacılık hacimlerinde görülen artış, Bakü üzerinden Avrupa’ya ulaşan yük akışının genişlemesi ve Kazakistan ile Özbekistan’ın karşılıklı ticarette yakaladığı ivme, bu yatırım dinamiklerinin somut sonuçlara dönüşmeye başladığını kanıtlıyor. 

Bu dönüşümün en kritik sonucu ise bölgenin ekonomik karakterinin yeniden tanımlanmasıdır. Orta Asya ülkeleri uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak hammadde ihracatçısı konumundayken, C6 ile birlikte koridor ekonomisine dayalı, üretim ve lojistik merkezli karma bir ekonomik modele yöneliyor. Bu da bölgeyi klasik enerji arz kaynaklarından çıkarıp, küresel tedarik zincirlerinde stratejik bir bağlantı noktası haline getiriyor. 

Yeni C6 formatının jeopolitik yansımaları 

Yaşanan gelişme, basit bir üyelik genişlemesinin ötesinde, Orta Asya ile Güney Kafkasya’nın ilk kez kurumsal bir yapı altında bütünleşmesi anlamına geliyor ve bölgenin büyük güç rekabetindeki konumunu doğrudan dönüştürüyor.  

Azerbaycan’ın formata dahil edilmesi, ülkenin Hazar havzasındaki enerji ve lojistik gücü, Türkiye ile derinleşen siyasi ilişkileri ve Batı’yla yürüttüğü stratejik iş birlikleri nedeniyle C6’nın ağırlık merkezini belirgin biçimde batıya doğru kaydırıyor. Böylece format, yalnızca Orta Asya içi iş birliği mekanizması olmaktan çıkarak Güney Kafkasya’ya uzanan daha geniş bir jeostratejik hattın koordinasyon zemini hâline geliyor. 

ABD’nin Orta Asya’ya yönelik artan ilgisinin Güney Kafkasya stratejisiyle giderek daha fazla örtüşmesi, Washington’ın C6 formatını “Orta Asya + Güney Kafkasya” şeklinde daha geniş bir bölgesel mimarinin çekirdeği olarak gördüğünü ortaya koyuyor. C5+1 platformunun kurumsallaştırılması yönündeki Amerikan yaklaşımı, Azerbaycan’ın yeni yapıya dahil olmasıyla birlikte ABD’nin bölgesel angajman kapasitesini daha da genişletiyor.  

Washington’ın hem Orta Asya ülkeleri hem de Azerbaycan ile enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında yürüttüğü iş birliği girişimlerinin kesiştiği noktada C6’nın konumlanması, bu formatı ABD açısından da giderek daha önemli bir stratejik ortaklık zemini hâline getiriyor. Böylece C6, ABD, AB, Çin ve Rusya gibi küresel aktörlerin rekabet alanlarının merkezine yerleşerek bölgesel dengeyi daha karmaşık fakat aynı zamanda daha etkili bir yapıya dönüştürüyor. 

Çin’in Kuşak-Yol girişimi kapsamında yürüttüğü Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu ile İran üzerinden ilerleyen kuzey-güney koridoru gibi alternatif güzergâhların C6’nın kararlarıyla doğrudan etkileşim içinde olması, formatın bölgesel sınırları aşarak Avrasya ölçeğinde yön verici bir koordinasyon platformuna dönüşebileceğini gösteriyor. 

Azerbaycan’ın katılımı aynı zamanda Rusya ve Çin’in onlarca yıldır belirgin etkide bulunduğu Orta Asya’da güç dağılımını yeniden şekillendiriyor. Bakü’nün bağımsız dış politika çizgisi, Türkiye ile askeri-stratejik yakınlığı ve Batı enerji güvenliğindeki kritik rolü, formatın Moskova ve Pekin eksenine sıkışmasını engelleyerek daha esnek, çok kutuplu ve kolektif çıkar odaklı bir jeopolitik denge oluşturuyor. Bu da bölge devletleri açısından dış politika manevra alanını genişleten önemli bir fırsat yaratıyor. 

Ayrıca C6’nın genişlemesi, Türk Devletleri Teşkilatı ile örtüşen yeni bir jeopolitik ve ekonomik bütünleşme hattının da oluşabileceğine işaret ediyor. Ankara’nın Orta Asya politikalarında öncelik verdiği ulaşım koridorları, enerji arz güvenliği, dijital iletişim altyapısı ve savunma iş birliği bu yeni formatla birlikte daha kurumsal ve koordineli bir yapıya taşınıyor.  

Tüm bu dinamikler birlikte değerlendirildiğinde, C6 formatı artık teknik projeleri yönetmenin ötesine geçerek, bölgenin büyük güçlerle ilişkilerinde kolektif bir pozisyon üretebilecek yeni bir stratejik aktör olarak öne çıkıyor. 

Enerji güvenliğinden su yönetimine, dijital altyapıdan lojistik hatlara kadar geniş bir alanda ortak hareket edebilme kapasitesi, Orta Asya-Güney Kafkasya hattının daha özerk bir jeopolitik kimlik kazanmasını mümkün kılıyor.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.