Suriyeli Araştırmacı: Suriye’de Geçiş Süreci İçin İstikrar ve Uluslararası Destek Gerekli
16.12.2024 - 16:37 | Son Güncellenme: 16.12.2024 - 16:42
ABD’de bulunan “Arap Merkezi Washington DC” isimli enstitüde araştırmacı olan Radwan Ziadeh, Suriye’deki geçiş sürecinin muhalefetin başarı ve istikrara ulaşmak için üstesinden gelmesi gereken üç temel zorlukla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Ziadeh konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı açıklamada, “Bu zorluklardan ilki, ulusal egemenliği ülke topraklarının tamamına yayarken, Suriye’nin tüm bölgelerinde istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesidir” dedi.
Düzenli geçiş aşaması
Muhaliflerin karşı karşıya olduğu ikinci zorluğun düzenli bir siyasi geçişi sağlamak olduğuna vurgu yapan Ziadeh, “Yeni bir anayasa hazırlanması ve başkanlık ya da parlamenter hükümet şeklinin belirlenmesi için 1950’de olduğu gibi bir kurucu meclis oluşturulmalıdır” diye konuştu.
Demokrasi ve istikrarı sağlamak için siyaset ve medyayı düzenleyen yasaların da yürürlüğe konulması gerektiğini ekledi.
Ziadeh üçüncü zorluğun ise Suriyelilerin ekonomik ve yaşam koşullarını iyileştirmek olduğunu belirtti.
Araştırmacı, Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre nüfusun yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığına dikkat çekerek, bu durumun devam etmesi halinde halkın hayal kırıklığına uğrayacağını ve geçiş dönemine olan güvenin sarsılacağını söyledi.
Geçiş hükümetinin uzun vadede Suriye’yi yönetmede büyük zorluklarla karşılaşabileceğini dile getiren Ziadeh, “Özellikle Muhammed Beşir hükümetinin İdlib’deki başarısı gibi yerel deneyimler, Suriye büyüklüğünde ve karmaşıklığındaki bir ülkenin yönetimi için genellenemez” dedi.
Ziadeh, “Ekonomik durum aynı kalırsa, Suriye halkı hayatlarında olumlu bir değişiklik hissetmeyecek ve bu da tüm geçiş sürecinin başarısını tehlikeye atacaktır” ifadelerini kullandı.
İsrail’in saldırıları
İsrail’in Suriye topraklarına yönelik askeri operasyonlarına değinen Ziadeh, bu saldırıları Suriye’nin egemenliğinin ihlali ve geçiş hükümetini zayıflatan ve iç huzursuzluğu arttıran bir meydan okuma olarak nitelendirdi.
Henüz uluslararası tanınırlığa sahip olmayan geçiş hükümetinin bu saldırılara karşılık veremeyeceğini ya da İsrail’e saldırılarını durdurması için baskı yapılması talebiyle BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) gidemeyeceğine de dikkat çekti.
Geçiş hükümetinin uluslararası tanınırlık kazanmak için hızlı bir strateji benimsemesi gerektiğini söyleyen Ziadeh, “Bu sayede başta ABD ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere uluslararası toplumla birlikte çalışarak, İsrail’e işgal ettiği bölgelerden çekilmesi için baskı yapabilirler” diye ekledi.
YPG/PKK Suriyeli Kürtleri temsil etmiyor
YPG/PKK’nin Suriye’deki tüm Kürtleri temsil etmediğini dile getiren Ziadeh, YPG’nin daha ziyade IŞİD’e karşı mücadele sırasında silaha sarılan ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğinden yararlanan küçük bir grup olduğunu belirtti.
Suriye’nin birçok şehrinde, ana omurgası YPG olan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı gösteriler olduğunu hatırlatan Ziadeh, bu protestocuların SDG’nin ülkenin kuzeyinden çekilmesini talep ettiğini vurguladı.
SDG için tek çözümün kendini feshetmek, silahlarını Suriye Askeri Operasyonlar Departmanı’na teslim etmek ve Suriyelilerin kanını korumak için gerekli olan siyasi geçiş sürecine katılmak olduğunu da ifade etti.
Suriye’nin Dostları Grubu
Ziadeh, Beşşar Esed rejiminin Suriyelilere karşı yürüttüğü savaşı finanse etmek için merkez bankasının döviz rezervlerini tüketmesi sonucunda ekonominin tam bir çöküş halinde olduğunu söyledi.
Bu durumun yerel para biriminin çökmesine yol açtığını vurgulayan araştırmacı, fiyatlar ve döviz kurlarının sürekli dalgalanmasıyla ülkede hiperenflasyon yaşandığını da belirtti.
Ekonominin bu kriz koşullarında yeniden inşa edilemeyeceğini söyleyen Ziadeh, bunun için döviz kuru ve temel malların fiyatlarında istikrar sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Suriye’nin sınırlı kaynakları göz önüne alındığında, bu hedefe ulaşmanın uluslararası destek gerektirdiğini belirten araştırmacı, Suriye’nin yeniden inşası ve ekonomik krizin aşılmasına yardımcı olacak ekonomik programların geliştirilmesi amacıyla “Suriye'nin Dostları Grubu’nun” yeni bir ekonomi konferansı düzenlemesini önerdi.
Rusya ve İran
Ziadeh, Moskova’daki Suriye Büyükelçiliği’ne Suriye “devrim bayrağı” çekilmesi ve İran basınının “diktatör döneminin” sona erdiğine atıfta bulunmasının, Suriye siyasetindeki önemli bir değişimi yansıttığını söyledi.
Ancak Suriye’nin, Rusya ve İran ile ilişkilerinin gelecekte büyük ölçüde geçiş hükümetinin politikalarına bağlı olacağını da ekledi.
Ziadeh, özellikle Esed rejiminin desteklenmesindeki rolleri göz önüne alındığında, bu iki ülkeyle normal ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin kolay olmayacağını vurguladı.
Bilindiği üzere İran, Suriyeli sivillerin öldürülmesi ve şehirlerin yıkılmasında rolleri olan silahlı milisleri ülkeye gönderdi.
Rusya ise Eylül 2015’ten bu yana doğrudan askeri müdahale yoluyla Esed rejiminin desteklenmesinde kilit bir rol oynadı ve rejimi korumak için BMGK’da defalarca veto hakkını kullandı.
Bu bağlamda Ziadeh, Rusya ve İran ile gelecekte yaşanacak herhangi bir yakınlaşmanın, özür dilenmesi ya da Suriyelilere verilen zararın bir şekilde telafi edilmesi koşuluna bağlı olacağını ifade etti.
Suriye’nin Rusya ve İran ile ilişkilerinin önümüzdeki dönemde çalkantılı olmaya devam edebileceğini de belirtti.
Suriye-Türkiye ilişkileri
Suriyeli araştırmacı, Türkiye’nin Suriyeli muhaliflerle hem siyasi hem de askeri açıdan ayrıcalıklı bir ilişkiye sahip olduğunu ve Ankara’nın son yıllarda onlara büyük destek verdiğini söyledi.
Türk halkının dört milyondan fazla Suriyeli mülteciye kucak açtığını ve zor koşullarda onlara büyük insani destek sağladığını hatırlatan Ziadeh, “Bu da Türkiye’yi Suriye devriminin kilit bir müttefiki haline getirdi” dedi.
Suriye ve Türkiye arasındaki uzun ortak sınırın yanı sıra güvenlik ve ticaret konularındaki bağların ikili ilişkilerin güçlendirilmesinde kilit faktörler olduğunu dile getiren Ziadeh şunları da ekledi;
“Türkiye-Suriye ilişkilerinin önümüzdeki yıllarda sadece siyasi işbirliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal açılardan da iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek önemli gelişmelere sahne olacağına tanıklık edeceğiz.”
ABD yönetimi ile iletişim
ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın son ifadelerinin, Suriye’deki olaylara ilişkin net olmayan bir algıya işaret ettiğini söyleyen araştırmacı, “Bu da yeni ABD yönetiminin Suriye meselesine olan ilgisinin azalması anlamına gelebilir” diye konuştu.
Açıklamasının sonunda Ziadeh, Suriye muhalefeti ve geçiş hükümetinin, sahadaki durumu açıklamanın yanı sıra mevcut insani ve ekonomik kriz ışığında halkın ihtiyaçlarını vurgulamak amacıyla bu aşamadan yararlanarak, yeni ABD yönetimi ve AB ülkeleriyle iletişim kurmasının önemini vurguladı.
Suriyelilerin mevcut sıkıntılarının üstesinden gelmesine yardımcı olmak ve ülkenin ekonomi ve siyasi olarak yeterlilik sağlayabilmesi için uluslararası desteğin hayati önem taşıdığını da sözlerine ekledi.