Pakistan-Suudi Arabistan Stratejik Karşılıklı Anlaşması: NATO'nun 5. Maddesini Andırıyor

Fokus+’a konuşan eski Pakistan Hava Kuvvetleri Subayı Sultan Mehmood Hali, Riyad ile İslamabad arasında imzalanan anlaşmayı “NATO’nun 5. maddesini andırıyor” sözleriyle değerlendirdi. Hali, anlaşmanın ilk defa resmileştiğini ve herhangi birine yapılacak saldırının diğerine yapılmış sayılacağını belirtti. İşte ayrıntılar...
Fokus+
 Pakistan-Suudi Arabistan Stratejik Karşılıklı Anlaşması

29.09.2025 - 17:03  |  Son Güncellenme:  29.09.2025 - 17:15

Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan stratejik karşılıklı anlaşma, İslam dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İsrail'in Doha'ya yaptığı saldırının hemen ardından gelen bu anlaşma, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek nitelikte.

Bu kritik gelişmeyi değerlendirmek için Fokus+ olarak eski Pakistan Hava Kuvvetleri Subayı Sultan Mehmood Hali ile konuştuk. 1991 Körfez Savaşı sırasında Pakistan'ın Riyad'daki askeri ataşesi olarak görev yapan Hali, iki ülke arasındaki askeri işbirliğini yakından biliyor.

Bu anlaşmanın önemi nedir? Pakistan-Suudi Arabistan ilişkilerinde nasıl bir değişimi temsil ediyor?


Açıkçası, bu durum Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yetmiş yıldan fazla süredir var olan ilişkiyi resmileştirmekten ibaret. Sadece askeri bir ilişki değil, derin bir ilişki söz konusu. 1991'de Körfez Savaşı sırasında Pakistan'ın Riyad'daki askeri ataşesi olarak görev yaptığımı hatırlatmak isterim. O operasyonu yakından takip ettim.

Suudi askeri yetkilileri kara, deniz ve hava kuvvetlerinde Pakistan'da eğitim alıyorlar, biz de Suudi Arabistan'a gidip onları eğitiyoruz. Şu anda Suudi Arabistan'daki en büyük terörle mücadele gücüne emekli ordu komutanı General Raheel Şerif liderlik ediyor.

Ama sorunuza dönersek, bu husus çok ilginç bir gelişme çünkü ilk defa stratejik karşılıklı anlaşmayı resmileştirdik. Bu, NATO'nun beşinci maddesini andırıyor; herhangi birindeki saldırı diğerine yapılmış sayılır ve karşılıklı savunma yükümlülüğü ortaya çıkar.

Anlaşmanın zamanlamasının özel bir anlamı var mı?


Zamanlaması çok önemli çünkü bu anlaşma tam da İsrail'in Doha'ya yaptığı saldırının hemen ardından geliyor. Hamas liderliğine yönelik sözde operasyon belki başarısız oldu ama İslam dünyasına, özellikle Körfez'e bir uyandırma çağrısı oldu. Kimsenin İsrail saldırılarından güvende olmadığı mesajını verdi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi mevcut yapılar neden yeterli değil? Bu anlaşmanın farkı ne?


İslam dünyasının zaten İslam İşbirliği Teşkilatı var. Ama ne yazık ki çoğu Müslüman İİT'yi etkisiz buluyor. "Dişsiz" kelimesini kullanmak zorundayım çünkü hiçbir zaman önemli ya da stratejik bir şekilde hareket etmedi.

Bu durumda bile İİT toparlanmalı, İsrail'i kınamak için karar çıkarmalı ve tüm İslam ülkelerini tek çatı altında toplamalıydı ama yapmadılar. Bir İİT güvenlik konseyi önerisi olabilirdi, bu muhtemelen daha anlamlı olurdu.

Bu anlaşmanın eksik yanları var mı? Hangi ülkelerin dahil edilmesi gerekiyordu?


Şimdi olan şu: Riyad ve İslamabad bir araya gelip bu anlaşmayı imzaladılar ama şahsi görüşüme göre çok önemli bir ülke olan Türkiye'yi de dahil etmeliydi.

Türkiye sadece İslam ülkesi değil, aynı zamanda sayılması gereken bir güç. Güvenilir bir ülke. Evet, geçmişte Suudiler ve Türkler arasında sorunlar oldu, özellikle Cemal Kaşıkçı olayını kastediyorum. Ama tarihi bir kenara bırakırsak, şimdi İslam gücünü birleştirme zamanı.

Sadece iki ülke arasında değil, daha önemli ülkeleri de dahil etmemiz gerek. En önemlisi Türkiye ama İran da dahil olmalı. Katar da olmalı. Endonezya da olmalı. Mısır da olmalı.

Netanyahu'nun Pakistan'ı zikretmesi nasıl değerlendirilmeli?


Benjamin Netanyahu son konuşmasında İsrail'e yönelik tehdidi anlatırken Pakistan'ı iki kez andı. Bu da Doha'dan sonra İslamabad'ın İsrail saldırısına maruz kalma ihtimalinin olduğunu gösteriyor. Peki ne olacak?

Pakistan füzeleri.

Bu anlaşma sayesinde Pakistan füzelerini Suudi topraklarına yerleştirebilecek. Oradan İsrail'i göz açıp kapayıncaya kadar vurabileceği konum elde edecek. Bu çok büyük bir avantaj ve İsrail'i hedef alırken sürpriz faktörünü azaltacak.

Bu anlaşmanın nükleer boyutu var mı?


Bu küçük bir mesele değil. İsrail'in bunu dikkate aldığından eminim. Bu nedenle şahsen bunun sadece ekonomik değil, çok daha fazlası olduğuna inanıyorum.

Karşılıklı anlaşmada kullanılan kelime "stratejik". Bu bir strateji. Karşılıklı savunma anlaşmamız varsa ve içimizden biri nükleer silaha sahipse, diğerinin yardımına koşacağımız anlaşılıyor.

Pakistan Savunma Bakanı Suudi Arabistan'ı sahip olduğumuz her şeyle savunacağımızı söyledi. Bu "her şey" tabii ki nükleer silahları da içeriyor.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.